banner136
banner191

İnsanlık tarihi boyunca muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış güçlü ve küresel sistem içerisinde söz sahibi olan ülkelerin en önemli özelliklerinden biri sahip oldukları kamu yönetim sistemidir. Bu ülkelerin kamu yönetim sistemindeki yönetici atamaları incelendiğinde liyakatin esas alınarak belirlenen objektif kriterlerin sistematik hale getirildiği ve kurumsallaştırıldığı görülmektedir. Bu kurumsal yapı içerisinde kamudaki yönetici atamalarının siyasal iktidarların değişimine bağlı olmadığı, tam aksine her siyasal iktidarın kurumsallaşmış bu yapı içerisinde liyakat temelinde belirlenen adil ve objektif kriterleri dikkate alarak atama mekanizmasını işlettiği görülmektedir. Bu mekanizmanın işletilmesi ile kamu yönetimi başarılı kılınmakta, hizmetler aksamadan devam etmekte, kamu kaynakları verimli kullanılmakta, halkın problemlerine kısa sürede çözüm üretilmekte, kamu idaresi gelişim ve değişimlere hızlıca adapte edilmekte, vatandaşın devlete ve kamu yönetimine olan güveni, inancı sarsılmamaktadır. Ayrıca oluşturulan denetim ve kontrol mekanizması ile de görev ve yetkisini kötüye kullanan kamu yöneticileri tespit edilerek hesap sorulmaktadır. Bu işleyiş hem kamuda görev yapan yöneticilerin daha dikkatli ve verimli çalışmalarını sağlamakta hem de hiç kimsenin yaptığının yanına kar kalmayacağını, herkesin üstlendiği görev ve sorumluluktan dolayı mesul ve hesap verebilir olduğunu göstermekle birlikte kamu yönetimindeki keyfi uygulamaları, adaletsizliği, adam kayırmacılığı vb. uygulamaları da ortadan kaldırmaktadır. Bu yaklaşım bürokraside görev yapan yöneticileri, problemin bir parçası değil çözümün bir parçası haline getirmekte ve her türlü problemin kısa sürede çözülmesini sağlamaktadır. Bu yönetim sistemini uygulayan toplumların refah düzeyi, kişi başına düşen milli geliri, yatırımı, istihdamı, eğitim kalitesi, yargısı, kaynakların verimli ve etkin kullanımı, ekonomik yapısı vb. güçlü olduğundan dolayı halk huzur ve barış içerisinde mutlu ve mesut bir şekilde yaşamını sürdürürken, ülkelerin oluşturduğu sürdürülebilir gelişim süreçleri de devam etmektedir.

Fakat geri kalmış toplumlarda durum tam tersidir. Bu toplumlarda, kabile zihniyetinin etkin olduğu bir anlayış hala devam etmektedir. Bu anlayıştan dolayı kamu yönetimindeki yönetici atamaları için liyakat temelinde oluşturulan adil, şeffaf ve objektif kriterler ile belirlenen bir atama sistemi yoktur veya uygulanmamaktadır. Her siyasal iktidar kendine göre oluşturduğu kriterleri dikkate alarak kamudaki yönetici atamalarını yapmaktadır. Bu yaklaşım liyakatten ziyade kabile zihniyetinin temelini oluşturan tarafgirlik taassubu ile “bizden olsun kim olursa olsun” anlayışını ortaya koymakta, atamalarda liyakat değil mensubu olunan dil, din, ırk, mezhep, cemaat, aşiret, siyasi düşünce, üye olduğu STK vb. kriterler daha çok etkili olmaktadır. Atama kriterlerinde mensubiyet etkili olunca bu sefer birçok insan bu mensubiyetinden dolayı kendisini her makama layık görmekte ve her göreve talip olmaktadır. Neticede ne yazık ki hiçbir yeterliliği olmayan birçok insan, kabilecilik anlayışının sağladığı bu avantajları kullanarak kamuda çok önemli görevlere atanabilmektedir. Kamu hizmetleri bu beceriksiz insanlar ile yürütülürken hiçbir probleme çözüm üretilemediği gibi mevcut problemlere yenileri eklenmektedir. Bu anlayışa sahip birçok ülkenin hala en temel problemlerini bile çözemediği, yolsuzlukların, haksızlıkların ve adaletsizliklerin devam ettiği, halkın açlık ve sefalet içerisinde yaşamını sürdürmeye çalıştığı da hepinizin malumudur.

Oysa Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de “Allah size, mutlaka emanetleri [işleri] ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder.”  [Nisa 58]. Ayeti ile kimlere görev verilmesi gerektiğini açık bir şekilde belirtmiştir. Bugün, batı dünyasının bu düsturu uygulamasına rağmen, İslam dünyasının bunu göz ardı ediyor olmasını siz değerli okuyucularımın takdirine bırakıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
M.Emin ELAGÖZ 3 hafta önce

Görüş ve düşüncelerine aynen katılıyorum. Ülkemiz yıllardır bunun sıkıntısını yaşıyor. Güzel insanlarımız yönetimde yer alamıyor. Yüreğine sağlık. Selam, sevgi ve saygılar....

Avatar
Yemliha Gürlek 3 hafta önce

Kalemine sağlık sayın hocam.

Avatar
Eyyüp Hoca 3 hafta önce

Teşekkür ederiz Hocam. Güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık…