Bizim Davamız ve Derdimiz

Adnan Yılmaz
Adnan Yılmaz

“Tohum saç, bit­mez­se top­rak utan­sın!
He­de­fe var­ma­yan mız­rak utan­sın!

Hey gidi Kü­hey­lan, koş­ma­na bak sen!
Çat­lar­san, do­ğu­ran kıs­rak utan­sın!…”
Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek

Kıy­met­li Kar­deş­le­rim;
Bugün, 25 Mayıs 2022.
Üstat, Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek 26 Mayıs 1904 ta­ri­hin­de İstan­bul da doğdu. 25 Mayıs 1983 ta­ri­hin­de İstan­bul da vefat etti.
O büyük şair ve mü­te­fek­kir ol­ mak­tan öte, her yö­nüy­le bir üs­tat­tı. Eser­le­ri, sa­de­ce ki­tap­la­rı değil, yol gös­ter­di­ği ne­sil­ler­dir. Ken­di­si­ni rah­met­le, min­net ve şük­ran­la anı­yo­rum.

Şa­ir­ler Sul­ta­nı “Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek mi­lat­tır.”
Yusuf Kap­lan

“Bizim Şar­kı­mız
Kı­rı­lır da bir gün tüm diş­li­ler
Döner şanlı şanlı çar­kı­mız bizim
Gök­ten bir el yaşlı göz­le­ri siler
Şen­le­nir evi­miz bar­kı­mız bizim
Yo­kuş­lar kay­bo­lur çı­ka­rız düze
Ka­vu­şu­ruz sonu gel­mez gün­dü­ze
Sapan taş­la­rın ya­nın­da füze
Başka âlem­ler­le far­kı­mız bizim
Kur­tu­lur dil tarih ahlak ve iman
Gö­rür­ler na­sıl­mış ney­miş kah­ra­man
Yer ve gök su ver­mem de­di­ği zaman
Her tar­la­yı sular ar­kı­mız bizim
Gi­de­riz nur yolu izde gi­de­riz
Taş ba­ğır­da sular dizde gi­de­riz
Bir gün akşam olur bizde gi­de­riz
Kalır du­dak­lar­da ŞAR­KI­MIZ bizim…”
Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek

Biz son 100 yıl­lık hi­kâ­ye­mi­ze ba­kar­ken Necip Fazıl'ı milat ola­rak al­dı­ğı­mız zaman olup bi­te­ni an­la­ya­bi­li­riz.
O zaman ge­le­ce­ğe daha emin adım­lar­la yü­rü­me­ye baş­la­ya­bi­li­riz.
O diyor ki;

“Allah ıs­tı­ra­bı­nı çek­tir­me­di­ği şeyin ni­me­ti­ni ver­mez!”

Aziz Dost­lar!
“İnsan­la­rın en ha­yır­lı­sı in­san­la­ra fay­da­lı ola­nı­dır.” Hadis‐i Şe­ri­fi­ne maz­har olmuş Şa­ir­ler Sul­ta­nı Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek’i ölü­mü­nün 39.yıl­dö­nü­mün­de an­ma­yı bir görev bi­le­rek ,
Üs­ta­dı­mı­zı bir kez daha bir­lik­te yad ede­lim.
Çünkü Efen­dim!
Necip Fazıl’ın genç­ler ta­ra­fın­dan iyi an­la­şıl­ma­sı ge­rek­mek­te­dir ve top­lu­mun vic­da­nı olmuş bu ilim in­sa­nı ve mü­te­fek­ki­rin ilim irfan pı­na­rın­dan iç­me­ye müş­tak du­yar­lı ve bi­linç­li ne­sil­le­re fi­kir­le­ri­ni ve onun yer ver­di­ği ma­ne­vi de­ğer­le­ri ak­tar­mak he­de­fi­miz ol­ma­lı­dır.
Böy­le­lik­le “Genç adam! Bun­dan böyle sen­den bek­le­di­ğim şudur: Ta­bu­tu­mu öz el­le­rin­le mu­sal­la ta­şı­na ko­yar­ken Ana­do­lu kı­ta­sı bü­yük­lü­ğün­de­ki dava ta­şı­nı da ge­di­ği­ne koy­ma­yı unut­ma ve bunu tek va­si­ye­tim bil” diyen Üs­ta­dın tek va­si­ye­ti­ni ye­ri­ne ge­tir­me­ye, öz­le­nen nesil ile hep bir­lik­te gay­ret ede­ce­ğiz.
Üstat Necip Fazıl “Es­se­lam” isim­li ese­ri­nin it­ha­fın­da şunu ya­zı­yor: “Ese­ri­mi kı­ya­me­te kadar ge­lecek Mu­kad­de­sat­çı Türk Genç­li­ği­ne ithaf edi­yo­rum.”
Bu sözün üze­ri­ne başka bir şey söy­le­me­ye gerek yok diye, dü­şü­nü­yo­rum. Bu cümle, bu aziz mil­le­tin genç­li­ği­nin ve ge­lecek ne­sil­le­ri­nin kı­ya­me­te kadar bu ül­ke­de kendi millî ve ma­ne­vi de­ğer­le­ri­ni ya­şa­ta­ca­ğı­na olan inan­cı­nı ve ha­ya­tın­da en önem­li gör­dü­ğü var­lı­ğın ma­ne­vi de­ğer­le­ri­ne bağlı Türk genç­li­ği ol­du­ğu­nu ifade eden bir cüm­le­dir. Bunu söy­ler­ken iki şah­si­ye­ti, ta­ri­hi­miz­de­ki iki şairi, iki önem­li ilim ve fikir ada­mı­nı unut­ma­mak ge­rek­ti­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum. Biri Meh­met Akif, di­ğe­ri Necip Fazıl…
Meh­met Akif’in Asım’ın Nesli dü­şün­ce­si bize aynı duy­gu­la­rı ya­şa­tı­yor ve aynı şey­le­ri söy­lü­yor.
“Bir genç­lik, bir genç­lik, bir genç­lik! Zaman ben­de­dir ve mekân bana ema­net­tir!ʺ şu­urun­da bir genç­lik ile baş­la­dı­ğı “Hi­ta­be­lerʺ adlı ese­rin­de genç­li­ğe ses­le­nen üstat; genç­lik­ten bek­len­ti­le­ri­ni sı­ra­lar ve bir nevi de “Nasıl bir genç­lik?” bek­le­di­ği­ni başka bir ese­rin­de ʺÖz­le­di­ği­miz Genç­likʺ baş­lı­ğı al­tın­da in­ce­den in­ce­ye nak­şe­der.
Tüm eser­le­rin­de iş­le­di­ği ideal nesil va­sıf­la­rı; “İlahi aşk, madde ve ruh ta­ze­li­ği, üstün akıl ve sır id­ra­ki, nefis mu­ha­se­be­si, eşya ve ha­di­se­le­re hâkim olmak, ak­si­yon ruhlu olmak, fe­da­kâr­lık ve di­sip­lin, mer­ha­met ve güç, sa­mi­mi­yet ve güzel ahlak, za­ra­fet ve es­te­tik sa­hi­bi olmak” şek­lin­de sı­ra­la­na­bi­lir.
“Can ta­şı­ma li­ya­ka­ti­ni, can­la­rın canı uğ­run­da can ver­me­yi cana min­net sa­ya­cak kadar gözü kara ve o nis­pet­te usule ve st­ra­te­ji­ye uygun bir genç­lik! Ku­yum­cu Us­ta­sı bir Genç­lik!”
Türk Mil­le­ti­nin vefa duy­gu­su ile ha­ki­kat şairi ola­rak va­sıf­lan­dı­rı­lan Necip Fazıl, eser­le­rin­de öz­le­nen nes­lin va­sıf­la­rı­nı sı­ra­la­dı; ilmek ilmek bu yüce de­ğer­le­ri do­ku­du. Şa­ir­ler Sul­ta­nı üstat; ʺReis Beyʺ, ʺÇöle İnen Nurʺ, İde­oloc­ya Ör­gü­sü, ʺ Sahte Kah­ra­man­larʺ ve ʺHi­ta­be­lerʺ adlı eser­le­ri­nin ya­nın­da “Genç­likʺ adlı bö­lü­mün­de bir kez daha ideal nesle müh­rü­nü vurdu.
Onun eser­le­rin­de tarif et­ti­ği şu anını sor­gu­la­yan insan, öz­le­yip ha­ya­li­ni kur­du­ğu bir in­san­dı. Ona göre in­sa­nın aşkı, ma­ve­ra­yı kur­ca­la­yan ve ku­cak­la­yan bir akıl ol­ma­lı­dır. Top­lu­mun di­na­mik gücü ola­rak gör­dü­ğü genç­li­ğe “ya­şan­ma­ya lâyık bir hayat sun­mak” ge­rek­ti­ği­ne ina­nır. Üstat “Genç­li­ğin bir kal’a” ol­du­ğu­na ina­nı­yor­du.

Necip Fazıl’ın eser­le­rin­de an­lat­tı­ğı “Büyük Doğu Nesli”nin üç te­me­li var­dır: Ehli Sün­net inan­cı, ta­sav­vu­fî ge­le­nek ve Türk kim­li­ği. Ona göre, yeni ye­ti­şecek nesil, onur­lu, millî ve yüce de­ğer­le­re sahip, güzel ahlak sa­hi­bi, ge­le­ce­ğe güçlü bir şe­kil­de ba­ka­ca­ğı­mız bir nesil ola­cak­tır. Bir da­va­nın hem geçiş yolu, hem de ema­net­çi­si olan bu genç­lik; fe­da­kâr­lık, di­sip­lin, mer­ha­met, sa­mi­mi­yet, güzel ahlak, za­ra­fet, es­te­tik sa­hi­bi olmak zo­run­da­dır. Üs­ta­dın en büyük derdi ve ga­ye­si “Ana­do­lu ve Ana­do­lu Genç­li­ği”nin ye­tiş­me­si ol­muş­tur. Onun da­va­sı İslam da­va­sı­dır. Onun Büyük Doğu mef­kû­re­si genç­li­ğe bir kı­la­vuz olmuş, maya çal­mış, o maya da genç­lik­te tut­muş­tur.
Büyük Tür­ki­ye’de, Yeni Tür­ki­ye’de Necip Fazıl’ın izi var­dır, eseri var­dır. Alın teri, akıl teri, gay­re­ti, gözü kara mü­ca­de­le­si var­dır o inan­mış ada­mın.
Necip Fazıl Büyük Tür­ki­ye ide­ali­nin bir büyük da­va­cı­sı, mü­te­fek­ki­ri­dir. “Ben varım!” di­ye­bi­len adam gibi bir adam­dır. “Biz elif gibi dim­dik du­ra­ca­ğız.ʺ di­ye­bi­lecek ne­sil­ler adına ço­cuk­la­rı­mı­za, genç­le­ri­mi­ze daha çok ta­nıt­ma‐ mız lazım gelen bir ak­si­yon ada­mı­dır. Onun fi­kir­le­ri, onun gö­rüş­le­ri ha­ya­tı­mı­za yön ve­re­cek­tir.
Necip Fazıl; bir dava ada­mı­dır kork­ma­yan, yıl‐ mayan, pa­ra­ya pula önem ver­me­yen, inanç­la­rı­nı ne pa­ha­sı­na olur­sa olsun, tu­tuk­lan­ma, mah­kû­mi­yet ve bir­çok hapis ce­za­la­rı­na rağ­men sa­vu­nan. Ha­pis­ler­de yat­mış olan şair, inan­dı­ğı da­va­sın­dan asla ödün ver­me­miş­tir. Ce­za­ev­le­ri bas­kı­sı al­tın­da fikir çi­le­si­ni çek­miş üstat, daima ay­dın­la­tan top­lu­mun temel kut­sal de­ğer­le­ri­ni ha­ya­ta ge­çir­mek için mü­ca­de­le veren dava ada­mı­dır. Ağır be­del­ler öde­ye­rek adeta bir kutup yıl­dı­zı, dü­şün­ce ha­ya­tı­mı­za yol gös­te­ri­ci ol­muş­tur. O bizim gön­lü­mü­zü, ru­hu­mu­zu ve uf­ku­mu­zu ay­dın­la­tan biri ol­muş­tur. 1940’larda ümi­di­ni hiç­bir zaman yi­tir­me­miş, çev­re­sin­de­ki in­san­la­ra lider ol­muş­tur. Onun ak­si­yon adamı ve ce­sa­ret­li biri ol­du­ğu­na tarih şa­hit­tir. Üstat, dâhi de­ni­le­bi­lecek va­sıf­la­ra sahip eşsiz bir dü­şün­ce ada­mı­dır. 30 ya­şın­da mür­şi­di­ni ta­nı­mış ve ”Allah için sanat” an­la­yı­şı­nı be­nim­se­miş­tir. 80 yıla yakın süren çi­le­li ha­ya­tın­da, top­lu­mun de­ğer­le­ri­ni daha iyi ta­nı­mak ve ta­nıt­mak ister. Öm­rü­nü bir va­ro­luş mü­ca­de­le­si­ne ada­mış, hayat denen bu mef­hu­mu bir fikir çi­le­si üze­ri­ne tü­ket­miş­tir. Bir ana değil, tüm za­man­la­ra hitap et­miş­tir. Onun yıl­dı­zı­nı genç­lik takip ede­cek­tir, izin­den dos­doğ­ru ko­şa­rak büyük he­def­le­re ula­şa­cak­tır. İnşal­lah.
Selam olsun şa­ir­ler sul­ta­nı Üstat Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek’e… Büyük in­san­lar, öl­dük­ten sonra top­lu­mu ay­dın­lat­ma­ya devam eder­ler.
Tür­ki­ye’nin bu­gü­nün­de emeği ve payı olan Necip Fazıl’ın “Öz­le­di­ği­miz Nesil” da­va­sı­nın ge­lecek ne­sil­le­re an­la­tıl­ma­sı için bu kitap; bir reh­ber, bir yol ha­ri­ta­sı ola­cak ve mü­te­va­zı bir ha­tır­lat­ma­da bu­lu­na­cak­tır. Necip Fazıl’ın eser­le­ri­ni oku­ya­nın ken­di­si­ne “Ben kimim ve ne­re­ye gi­di­yo­rum?” so­ru­su­nu sor­ma­sı­na, kı­sa­ca­sı ken­di­siy­le yüz­leş­me­si­ne ve­si­le ola­cak­tır. Bütün genç­le­ri­mi­ze feyiz ve­recek bu ki­ta­bın dalga dalga bütün mu­kad­de­sat­çı Müs­lü­man Türk genç­li­ği­ne ulaş­ma­sı­nı, ne­sil­den ne­si­le ak­ta­rı­la­rak bir köprü ol­ma­sı­nı sa­mi­mi­yet­le arzu ede­rim.
Genç­li­ği­miz, bu ve bu gibi ki­tap­la­rı oku­duk­ça eşsiz ta­ri­hi­miz­le gurur duyup, ata­la­rı­nın hiç­bi­rin­den taviz ver­me­di­ği yüce de­ğer­le­riy­le bes­le­nip, bizi ge­le­ce­ğe bu bi­linç­le ta­şı­ya­cak; akıl te­riy­le dün­ya­da fark oluş­tu­rup kendi kül­tü­rel de­ğer­le­riy­le ye­ni­den sözde değil, özde bu­lu­şa­cak­tır.
Bu ko­nu­da en büyük so­rum­lu­luk biz ye­tiş­kin­le­re düş­mek­te­dir. İde­ali­miz­de­ki yeni bir nesle, genç­li­ğe sahip olmak için biz ida­re­ci­ler, anne ve ba­ba­lar, öğ­ret­men­ler, aka­de­mis­yen­ler, bil­has­sa da din gö­rev­li­le­ri daha etkin rol üst­len­mek zo­run­da ol­du­ğu­nu his­se­de­rek hep bir­lik­te bir ko­or­di­nas­yon için­de ol­ma­lı­yız.
Sev­gi­li genç­ler, çok ça­lı­şın, üre­tin, üret­me­nin mut­lu­lu­ğu­nu, pay­laş­ma­nın mut­lu­lu­ğu­nu gön­lü­nüz­ce ya­şa­yın. “Söz ko­nu­su va­tan­sa, ge­ri­si te­fer­ru­at­tır.” düs­tu­ruy­la ön­ce­lik­le­ri­ni­zi be­lir­le­yin.
Necip Fazıl’ın ifa­de­siy­le
“Allah’ın se­lâ­mı üze­rin[iz]e olsun”
“Surda bir gedik açtık; mu­kad­des mi mu­kad­des!
Ey kahbe rüz­gâr, artık ne yan­dan eser­sen es!”
Sul­tan‐ı Eze­lî­nin pa­yi­tah­tı­na dön­dü­ğü 39.yı­lın­da dâhi şah­si­yet Üstat Necip Fazıl’ın ru­hu­na El‐Fa­ti­ha…
Bu özet , “İdeal Genç­lik ve Dava Taşı “ adlı ki­ta­bı­mız­dan, der­len­miş­tir.

Say­gı­de­ğer Yusuf Kap­lan Ho­ca­mız ise,
Bir ko­nuş­ma­sın da;

“Ga­ze­te­ci-ya­zar Yusuf Kap­lan, ''Necip Fazıl mi­lat­tır. Biz son 100 yıl­lık hi­ka­ye­mi­ze ba­kar­ken Necip Fazıl'ı milat ola­rak al­dı­ğı­mız zaman olup bi­te­ni an­la­ya­bi­li­riz. O zaman ge­le­ce­ğe daha emin adım­lar­la yü­rü­me­ye baş­la­ya­bi­li­riz." dedi.

“Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek'in Türk­çe'yi te­fek­kür ve sanat di­li­ne dö­nüş­tü­ren to­hum­la­rı ek­ti­ği­ni söy­le­di.
Kap­lan, ''Necip Fazıl mi­lat­tır. Biz son 100 yıl­lık hi­kâ­ye­mi­ze ba­kar­ken Necip Fazıl'ı milat ola­rak al­dı­ğı­mız zaman olup bi­te­ni an­la­ya­bi­li­riz. O zaman ge­le­ce­ğe daha emin adım­lar­la yü­rü­me­ye baş­la­ya­bi­li­riz. Bir Necip Fazıl ön­ce­si var­dır bir de son­ra­sı. Üç tane Necip Fazıl var­dır. Dava adamı Necip Fazıl, sa­nat­çı Necip Fazıl ve fikir adamı Necip Fazıl. Onun milat ol­ma­sı­nın se­be­bi dava adamı ol­ma­sı­dır. İddi­ası ol­ma­yan bir ada­mın da­va­sın­dan söz edi­le­mez. Saf şiiri aşa­rak has şiire ula­şan bir sa­nat­çı­dır. Necip Fazıl ha­ki­kat­le bu­luş­tuk­tan sonra ha­ki­kat ateşi yü­re­ği­ni öyle bir yaktı ki so­nuç­ta has şiire ulaş­tı.'' diye ko­nuş­tu.
Türk top­lu­mu­nun yok ol­ma­nın eşi­ğin­den dön­dü­ğü­nü, maz­lum­la­rı da to­par­la­ya­rak on­la­ra umut ol­du­ğu­nu an­la­tan Kap­lan, bu ko­nu­da Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek'in büyük pa­yı­nın ol­du­ğu­na işa­ret etti.
''Üstad Ehl-i Sün­net Omur­ga­nın to­hum­la­rı­nı ekti''
Necip Fazıl Kı­sa­kü­rek'in, gelen teh­li­ke­nin top­lu­mun aki­de­si­ni yerle bir ede­ce­ği­ni, sa­bi­te­le­ri­ni yok ede­ce­ği­ni ve kay­gan ze­min­de pa­ti­naj yap­ma­sı­na yol aça­ca­ğı­nı gör­dü­ğü­nü be­lir­ten Kap­lan, ''Üstat Necip Fazıl, Ehl-i Sün­net vel-Ce­ma­at üze­rin­de kafa pat­lat­tı. Ehl-i Sün­net Omur­ga­nın to­hum­la­rı­nı ekti. Çağ­daş­la­rı içe­ri­sin­de ve son­ra­sın­da Necip Fazıl kadar Ehl-i Sün­ne­te bu kadar vurgu yapan ikin­ci bir adam yok.

Necip Fazıl’la bir­lik­te ilk defa Tür­ki­ye’de İslami de­ğer­ler üze­rin­den bir en­te­lek­tü­el kuşak ye­tiş­ti. O yüz­den hep şunu söy­le­rim; en­te­lek­tü­el ola­rak he­pi­miz Necip Fazıl’ın pal­to­sun­dan çık­tık!” dedi.
“Niyet Hayır Aki­bet Hayır” olur. İnşal­lah.
Kalın sağ­lı­cak­la…
Aziz Dost­lar…
25 Mayıs 2022-An­ka­ra
Adnan Yıl­maz

- Elbistanın Sesi Gazetesi, Adnan Yılmaz tarafından kaleme alındı
https://www.elbistaninsesi.com/makale/10405961/adnan-yilmaz/bizim-davamiz-ve-derdimiz