banner136
banner191

VAHAMETİN AÇMAZI

Eleştiri yapmayacağım sevgili okurlar birazdan anlatacaklarım hakkında benden milyon kat daha tecrübe ve ehliyet sahibi onlarca insan bu ülkede nefes alıp veriyor, işlerini yapıyor veya yapmaya çalışıyorlar. Sadece benim üzüldüğüm ve sizlerin okuduğunuzda ne düşündüğünüzü merak ettiğim bir durumu sizlerle bu hafta paylaşmak istedim. Evet yazıma bu şekilde bir giriş yapmamın amacı direkt olarak ilginizi çekebilmek için, çünkü vahameti ülkem için önemli olan bu vakalar salgın ile birlikte son iki yılda tabiri yerinde ise ayyuka çıktı.

Çalıştığım iş yeri Elbistan’ın merkez sayılabilecek bir konumunda olması nedeniyle (yani ben buna bağlıyorum) günün her saati yaptığımız işler ile alakası olsun yahut olmasın herhangi bir konuda bilgi almak, bir şey istemek, bir şeyler danışmak için her kesimden insan mutlaka ortamımıza gelir, iyi ya da kötü, olumlu ya da olumsuz bilgilenir ve giderler. İki hafta kadar önce iş yerinde olduğum bir öğleden sonra kapıdan bir genç girdi. Genelin zaten yapmadığı ve bizim de alıştığımız gibi kendisini tanıtmadan hemen problemi için büroda bulunan iş arkadaşıma sorusunu sordu: Üç boyutlu çizim yaptırabileceğim bir mühendisiniz var mı? Tabi ben başka bir şeyler ile ilgilenirken mühendis kelimesinin geçmesi ile ilgim ikili arasındaki konuşmaya kaydı… İş arkadaşım durumu anlayabilmek ve karşısındakine cevap verebilmek adına nasıl bir iş için gerekli? Ne yaptırmayı düşünüyorsunuz? Benzeri soruları gence yöneltince genç kardeşimiz, makine teknikerliği öğrencisi olduğunu ve uzaktan eğitimle vermeye çalıştığı dersinin final sınavını yaptırmak istediğini söyledi. İş arkadaşım böyle bir sınavı yapıp genci dersinden geçirecek bir mühendisin bulunmadığını söylediği esnada dayanamayıp bende konuya müdahil oldum. Müdahil olma nedenim çok açık; Gelen genç o dersten kalsa ya da geçse bile bu dersin kendisine katacaklarını kendi emekleri ile belirlemesi en temel etik kurallarından bir tanesidir düşüncesindeyim. Bu düşünce ile genç kardeşime böyle bir çizimi bildiğimiz halde yapamayacağımızı en iyisi oturup bu çizimi kendisinin yapması gerektiğini ve kendi sorumluluğu olan bir dersi başkaları yardımı ile geçmesinin çok yanlış olduğunu bu ifadeler ile söyledim. İstediği cevabı alamayan ve de benim biraz sert şekilde bu cümleleri kendisine söylemem genç kardeşimde yeni nesil olmasının da etkisi ile isyanvari bir hava takınmasına yol açtı. Zaten oldukça rahat bir tavır ile kendisine çizimci arayan kardeşim şimdi tüm bahanelerini sıralayabilirdi… Dersleri tam olarak takip edemediğini söyledi önce, ben araya girerek piyasada (serbest iş ortamına piyasa deriz) kendini yetiştirmiş bir makina teknikerinin çok iyi paralar kazanabileceğini, ara elemana aç bir piyasa olduğu için iş sıkıntısı da çekmeyeceğini ve sadece çizim yaparak bile geçimini rahatlıkla sağlayabileceğini kendisine söylediğimde, maddi durumunun iyi olmadığını, bilgisayarının olmadığını ve programı hiç kullanmadığını söyledi. Bilgisayarının olmayışı kendisini dinlerken beni biraz üzdü. Ardından dersleri telefon ile takip edebildiğini ekledi, fakat ben yukarıdaki cümleyi söylediğim halde dediklerim hakkında hiç düşünmeden bana en acı memleket gerçeğini şöyle söyledi: Ben bu işi yapmayacağım zaten! Polis olabilmek için faydası olması nedeni ile bu bölümü okuyorum. Bu cümleden sonra benim gence sert bir tavır ile de olsa meslek konusunda azim ve umut aşılama çabam tamamen boşa çıktı. Boş bir şekilde birbirimize baktık ve belki çizim programı yüklü bir bilgisayar bulabilir düşüncesi ile aklımızda olan birkaç yerin ismini söyledik. Bizden sıkıntısına çare bulamayan genç doğal olarak teşekkür dahi etmeden gitti. Teşekkürün bir önemi yok zaten aramıyoruz hiçbirimiz.

Vakaya hangi noktadan bakmak istesiniz? İki yıl okuması gereken bir bölüm tamamen uzaktan öğretim ile bitirebilecek olması mı? Derslerini başkalarına yaptırıp ödevler teslim edip dersleri kendi geçmiş gibi sahiplenmesine mi? Bu şekilde mezun olup ki mutlaka olacaktır en basit mesleki bilgiye bile sahip olmaması nedeni ile tüm mesleğin algısına kötü bir izlenim vereceğine mi? Bu suallerin cevabı sizde sevgili okurlar ‘’Aman abartıyorsun ne var bunda’’ dahil tüm cevaplara eyvallah haklısınız. İşin vahim tarafı ise şunlar; Hayali makina teknikerliği olan bir gencin oturup öğrenim göreceği bir kontenjanı mesleği yapmayacağı için çöp etmesi, maddi olanaksızlıkları şu gencecik yaşında peşini bırakmadığı için hemen para kazanabileceği ve hayatını garanti gördüğü bir işe yönelme çabası ile ülkemizde sayılı olan iki yada üç meslek kolunda aşırı bir talep ve insan enflasyonu oluşturması, oluşturduğu bu insan enflasyonu nedeni ile meslek sahibi insanlarında yine kendisi gibi başka mesleklere kaymaya çalışması veya ikinci bir iş yapma peşinde koşarak ‘’gizli işsizlik’’ yaratması. Bu insan enflasyonu ve mesleki bilgi eksikliği nedeni ile mesleğini yapmaya çalışanların kazancının düşmesi, Prof. seviyesinde hoca görmeden diploma almasını zaten hiç saymıyorum bu yazıda… Bu devinim başlayalı yıllar oluyor ve bu devinim nedeni ile insanlar iş bulabilmek için hiç etik olmayan yollara başvuruyorlar. Bu devimin aklıma western kuşaklarında izlediğim ‘’Meksika açmazı’’ sahnelerini getiriyor hep. Bu açmaz ileride bizim yerlerimizi alacak nesillerin gelişimini etkiliyor ve ülkemizin sahip olduğu insan sermayesini maddi manevi tehdit ediyor. Salgının başlaması ile yukarıda anlattığım olay ile karşılaşma sıklığım giderek arttı ve sonu gelmiyor. Etik noktasında mı, gençlere hayallerinden vazgeçmemeyi aşılama noktasında mı, yoksa özgüven kısmını mı kaybettik acaba. İyi okumalar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.