banner136
banner191

Üç Maymun mu? Yoksa Erdem ve Ahlak mı?

Adalet, affetmek, alçakgönüllülük, anlayış, asalet, azim, bağlılık, birlik, cesaret, cömertlik, çaba, çalışkanlık, değişim-gelişim-yenilenme, dengeli olmak, devamlılık, dikkat, dinamizm, dinlemek, doğaya uygun yaşamak, doğruluk, dostluk, duyarlılık, dürüstlük, düzen, eminlik, fedakârlık, gerçeği aramak, güler yüzlü olmak, güven, güzel konuşmak, iç güven, ihtiyat, irade, istikrar, iyilik, iyi niyetlilik, kararlılık, kendini bilmek, kin gütmemek, kusur aramamak, merhamet, mertlik, nezaket, olgunluk, onur, örnek olmak, ölçülülük, paylaşmak, sabır, sadakat, saflık, sadelik, sağduyu, samimiyet, saygı, sebat, sessizlik, sevgi, sır tutmak, sorumluluk, şeref, umut, vicdan, vefa, yardımseverlik kavramları seçip hepsini arka arkaya sıralayarak bir demet haline getirmiş olduğum erdemlerimizdendir.

Her birisi için sayfalarca anlatım yapılabilecek bu kavramlar hayatımızın her anında iç içe olduğumuz erdemlerimizden bazılarıdır. Dinler açısından İslam dininin güzel ahlak konusuna bakışını zaten hiç kimse inkâr edemez. Peygamber Efendimiz “İslâm, güzel ahlâktır” buyurmuştur. Hz. Peygamberin insanları güzel ahlâka yönelten iki sözünü daha hatırlayalım;

“Müminlerin imanca en kâmil olanı, ahlâkı en güzel olanıdır”

“İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlaki en güzel olanlarınızdır”

Kur’an-ı Kerim’de adalet, ahde vefa, affetme, alçak gönüllülük, ana-babaya itaat, sevgi, kardeşlik, barış, güvenirlilik, doğruluk, birlik-beraberlik, iyilik, ihsan, iffet, cömertlik, merhamet, müsamaha, tatlı dilli olma, güler yüzlülük, temiz kalplilik gibi güzel ahlaki değerlerimizi emreden ve insanları bu değerlere ve hasletlere teşvik eden çok miktarda ayet bulunmaktadır. Yine bunların zıttı diyebileceğimiz kavramlardan zulüm, haksızlık, riya, haset, gıybet, cimrilik, bencillik, kıskançlık, kibir, kin, kötü zan, israf, bozgunculuk gibi kötü davranışları yasaklayan ve uzak durulması konusunda uyaran pek çok ayetin yer alması, Kur’an’da ahlaka ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir.

Dünyadaki Müslüman toplumların en yüce toplumlar olması gerektiği, huzur, refah ve insan onurunun en ulvi şekilde yaşandığı toplumlar olması gerektiği erdemlerimiz olan kavramlar ile Kur’an-ı Kerim’deki ahlak konusundaki anlatımlardan gayet açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Günümüz toplumlarına baktığımız zaman ve hatta en özelde kendi toplumumuza, ülkemize, ilimize ve ilçemize baktığımız zaman insan onurunu, haysiyeti, dürüstlüğü, iyiliği ve toplumun erdemli yaşamını görebildiğimiz söylenemez. Kötü olarak nitelendirilebilecek kavramlar olabildiğince çok ve çoğalırken iyi olarak, iyiliğe ulaşma yolunda tanımlanabilecek kavramlarımız ve erdemlerimiz yine olabildiğince az ve azalmakta ve hatta azalmaya, yok olmaya da devam etmektedir.

Toplumda var olan kötülükler, çirkinlikler, arsızlıklar, haksızlıklar, hırsızlıklar ve dahası insan kaynaklı ve insanlardan doğup, çoğalıp, yayılıyorsa toplumun güzel ahlakı nerede kalıyor. Toplumun erdemi ve erdem sahibi insanları nerede kalıyor ve bu toplumun İslamlığı ve Müslümanlığı nerede kalıyor demekten kendimizi alamıyoruz.

Eğer ki görüntü ve öz arasında farklılık varsa, eğer ki insanlar Müslüman görünüyor, güzel ahlaklı görünüyor ve temiz, emin, erdem sahibi insanlar olarak görünüyorken özünde bunların zıttı olarak yaşamsal canlılığını sürdürmeye devam ediyorsa o zaman da topyekûn münafıklık ve riyakârlık hüküm sürüyor demektir.

Olanlara, olaylara, kötü davranışlara ve toplumu temelden çökerten her türlü meseleye göz önünde yaşanmasına rağmen görüp görmezlikten geliyorsak, duyup duymazlıktan geliyorsak, bilip bilmezlikten geliyorsak ve bilmiyormuş gibi ilişkilerimize ve toplum yaşantımıza devam ediyorsak bu durumda da üç maymunu oynuyoruz demektir.

Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum olarak kullanılan Üç Maymunu Oynamak aslında çok farklı bir çıkış noktasına sahip yine erdemlerimizi anlatan çok eski bir öğretiden geliyor. Elleriyle gözlerini, kulaklarını ve ağzını kapatan üç maymun sembolü genellikle ''Üç maymunu oynamak'' diye bilinir. Oysa 8.yüzyılda Hindistan’da ortaya çıktığı düşünülen bu felsefe öğretisi Budist rahipler vasıtasıyla önce Çin ardından da Japonya’ya ulaşmıştır. Üç maymunun kökenleri, eski Japon Kōshin Folk geleneklerine dayanır ve Japonca isimleri Mizaru, Kikazaru, İwazaru olan bu üç maymun, bilge maymunlardır.

İki eliyle gözünü kapatan maymun Mizaru, kötü gözle bakmamayı,

Kulaklarını kapatan Kikazaru, kötüyü dinlememeyi,

Ağzını kapatan İwazaru, kötü söz söylememeyi öğütler.

Bazen onlara dördüncü bir bilge maymun, Shizaru da eklenir ve kollarını kavuşturan Shizaru, kötü şeyler yapmamanın sembolüdür.

Dünyanın varoluşundan beri iyiliğin ve kötülüğün savaşı vardır ki erdemlerimiz ve dinlerimiz iyiliği ve iyi olmayı öğütleyip iyiliğe teşvik ederken para, meta, nefis, hırs ise sürekli kötülüğe çağırmaktadır.

İnsan bireysel olarak tek doğar, tek yaşar ve tek ölür ancak toplumu meydana getiren insanların bir araya gelmesi ve birlikte yaşamasıyla toplumun tamamını tek tek tüm insanların iyiliği ve kötülüğü ilgilendirir ve etkiler. İyilerin ve iyiliğin toplumu etkilediği ortada iken toplumu doğru noktaya getirecek olan da erdemler ve güzel ahlaktır.

Yunan filozoflarından Sokrates’e göre “Erdem” bilgidir. Bilgi sahibi insan, bilen insan kötülük yapmaz. Bilen insan kötülük işlemez ve kötülüklerden uzak durur. Kötülükler bilgisizlikten doğmaktadır. İnsan iyi olmak için bilmeli ve bilgiye ulaşmalıdır.

Platon’a göre “Erdem” iyiyi elde etme gücüdür. Ve Platon  “Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar çirkindir.” Der.

Seneca ise “Büyük adamsın, ama nereden bileyim bunu, yazgın sana erdemini hiç sergileme fırsatı tanımamışsa.” Diyerek iyi insan olmanın, büyüklüğün ve yüceliğin erdemli olmak, erdemlerini toplum yaşamında sergilemekten geçtiğini belirtir.

Goethe ise “Tüm erdemlerin temel özelliği, yükselme yolunda sürekli bir çaba, bizzat kendinle mücadele, daha büyük ve derin bir saflığa, bilgeliğe, iyilik ve sevgiye yönelik doymak bilmez bir istektir." Demektedir.

İbn Haldun’un toplum ve insan yaklaşımı üzerine yapılan araştırmalarda ise bunların günümüz toplumuna yansımalarının “Tüketim Toplumu ve Narsist İnsan” olduğu sonucuna varılmıştır. Erdemlerden uzaklaşan insanların oluşturduğu toplumun, bilgiden uzaklaşan, iyiden ve iyilikten uzaklaşan insanların oluşturduğu toplumların varacağı nokta sevgiyi, saygıyı, iyiliği, güzellikleri sürekli tüketmek ve sonu olmayan bir bencillik, kibir, böbürlenme, büyüklenme ile kişilik bozukluklarının yığınlaştığı toplum çarpıklığı olacaktır. Erdemleri ve güzel ahlakı kaybetmenin üzerine bir de ahlaksızları ve kirli kişilikli maymun iştahlı insancıkları toplum üzerine kambur olarak eklerseniz, iyinin ve iyiliğin kötülük karşısındaki mücadelesinde nerede durulması ve nasıl irade gösterilmesinin gerekliliğinin önemi de daha iyi görülür.

Şimdi üç maymunu oynamayı sorumsuzluk ve kayıtsızlık olarak algılayıp çıkarlar odağında maymun iştahı ile yaşamaya devam etmek mi toplumu yüceltecek ve kötülükleri, kötü hasletleri toplumdan silecek? Yoksa bilginin ve iyiliğin ışığında erdemlere ulaşmak ve “Müslümanız” diyerek ki gereği olan iyi insan olma ve güzel ahlak yolunda kazanımlar elde edip edinilen erdemleri ve güzel ahlakı toplumda yaşamlarla sergileyerek mi toplum yücelecek ve yükselecek?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali 3 ay önce

yap ortaya bir karışık. suya sabuna dokunma. birazda torpilden bahsetseniz. kimler torpil yapıyor. makam mevkii sahibi oluyor lütfen yazın.

Avatar
Hakkı demir 3 ay önce

Şimdi düzen tersine döndü hırsızlar, fırıldaklar. namussuzlar toplumda söz sahibi hatırı sayılır oldu maalesef .Bir toplumda Namuslularda Namussuzlar kadar cesaretli olmazsa olacağı bu olur, Yüreğine diline sağlık Teşekkür ederim. Hocam

Avatar
Aykut yıldırım 3 ay önce

Kaleminize sağlık Hocam

Avatar
Necati Ertürk 4 ay önce

Üç maymunu oynamak, gerçekten güzel bir konu seçmişsiniz kaleminize sağlık. Görmek duymak konuşmak gerekiyor. Hatta erdemlerimiz için müdahale etmek düzeltmek gerekiyor. Bütün dinlerin öğretilerinden daha önemli Erdemli ve ahlaklı olmak. Yanlış bilinen anlamı ile üç maymunu oynayanları da toplumda arka plana atmak gerekiyor.

Avatar
Sabahattin 4 ay önce

Üç maymunun kökenleri, eski Japon Kōshin Folk geleneklerine dayanır ve Japonca isimleri Mizaru, Kikazaru, İwazaru olan bu üç maymun, bilge maymunlardır. İki eliyle gözünü kapatan maymun Mizaru, kötü gözle bakmamayı, Kulaklarını kapatan Kikazaru, kötüyü dinlememeyi, Ağzını kapatan İwazaru, kötü söz söylememeyi öğütler. Bazen onlara dördüncü bir bilge maymun, Shizaru da eklenir ve kollarını kavuşturan Shizaru, kötü şeyler yapmamanın sembolüdür.
ondan dolayı japonlar her alanda önde ve öncü
hata yapınca haya edip intihar edebilecek kadar erdemliler.
bizim toplumda ne kadar çalarsan marifet sanıyorlar.
tefeciler en önde itibar görürken insanlar siyasetçilerin önünde fırıldak oluyor
elinize sağlık teşekkürler...

Avatar
Salih sungur 4 ay önce

Tebrikler sayın hocam güzel bir konu seçmişsiniz kalemizde sağlık güzel bir yazı olmuş.

Avatar
İbrahim Yılmaz 4 ay önce

Müdürüm, ümidimiz erdemli ve güzel ahlakı herşeyin önünde tutan nesiller görmektir.

Avatar
Adem evcan 4 ay önce

Tebrik ederim