banner136
banner191

        Zaman zaman kendimi sorgular ve yargılarım. Acaba herkes kendisini yargılasa kaç kişi ceza alırdı!? Başkalarını yargılarken ne kadar rahatızdır. Aslında doğru olan kendimize bakarken titiz olabilmektir. Başkalarının kusurlarına odaklanınca kendi kusurunu görmüyormuş insan. Ama başkalarının iyiliğini istedikçe kendi kusurlarını görmeye başlıyormuş. İyiliğe ve huzura erişim o zaman başlıyor. Demek ki; gönül iyiliğe nefis ise kusurlara meyillidir. 
        Hiçbirimiz diğerine benzemiyor. DNA’mız ve el izlerimiz gibi farklıyız. O zaman nasıl olurda toplumsal farklılıklara bu kadar anlayışsızlıklarla yaklaşabiliyoruz. Farklılıklara neden tahammül gösteremiyoruz? İnsanlık tornadan çıkabilir mi? Hayır. Öyle olsa İbn-i Haldun, İbn-i Sina, Mevlana, Edison, Aristo, Einstein gibi kişiler farklılıklara rağmen insanlığa bu kadar faydalı olamazlardı. Önemli olan iyiliklerde ve güzelliklerde birleşebilmektir. Mesela Hitler, Musolini tornadan geçen bir toplum istedi. Sonuçları yıkım ve felaket oldu. Onun için farklılıkları insanlık için zenginlik olduğunu kabul edebilmeliyiz. Ve beraber yaşamanın ve birbirimize tahammül yollarını bulmalıyız. Gelişmenin en temel nedeni farklı olmaktan, farklı ve faydalı düşünmekten geçtiğini kabul etmeliyiz. Aksi halde kavgalar, çekişmeler ve huzursuzluklar hiç bitmez.
                       GEÇ HOCA
       Görev yaptığım yılarda ara sıra okulda boşa yanan gereksiz ışıkları söndürür ve boş akan suları kapatırdım. Bir gün yine ışıkları kapatmaya gittiğimde orada bulunan iki öğretmen geç hocam, yukarıdakiler deveyi havuduyla götürüyor sen bunlarla ne uğraşıyorsun dediler. Söyleyenlerin birisi milliyetçi geçinen diğeri de Kemalist geçinen kişilerdi. Ülkemizde 68 589 okul var. O kadar okuldaki israfı bir düşünün. Herkes konumuna göre sorumludurlar. Ben de diyorum ki; olumsuzlukları örnek alacağımıza olumluları örnek almalıyız. Hatalar hatalarla düzelmez ki... Düzelmiyor da... Olumsuz insanlar seni kendilerine benzetebilirler, dikkat et! 
                     DÜN VE BUGÜN  
 Dün kırılan şeyler tamir edilirdi, şimdi ki gibi çöpe atılmazdı. Dün kanaat vardı ve ihtiyaçlarla yetinilirdi. Bugün ise istekler sınır tanımıyor. Öyle olunca da huzur olmuyor.  
       Sevgi bir gün değil, her gün olur. İçten ve daimi olur. Esasında sevginin verdiği haz ve mutluluk insana ücret olarak yeter. Ama bugün öyle olmuyor. Sevgisizlikleri maskeleme günleri oldu. Duygusal makyajla ambalaja girdi ve belli günlerde sahnelenir oldu. Bugün 364 gün olmayan sevgi bir güne indirgendi. Sevgi riya ve ticarete alet edilir oldu. Kelimeleri hak etmeyen insanlara cümleler kurulur oldu. Peki saygı günü var mı!? Yok tabii. Saygı tedavülden kalkarsa oda olur. 
        Günün sözü: Rızık denince hep maddi boyutunu anlıyoruz. Oysa sevmek, sevilmek, iyi insanlara denk gelmekte bir rızık meselesi değil mi!? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin KÜLEKCİ 1 hafta önce

Güzel Elbistan ımızın temiz yürekli kanaat önderi; bu güzel ve bütünleştirici yazımızdan dolayı sizi ta gönülden saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Elinize sağlık.

Avatar
Süleyman 1 hafta önce

Kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam

Avatar
Can UĞUR 1 hafta önce

Emeğine yüreğine sağlık hocam.
Çok güzel yazmışsın.Allaha emanetin

Avatar
Gökhan 1 hafta önce

EyvAllah hocam. Allah razı olsun.

Avatar
Eyyup ceren 7 gün önce

Kaleminize yüreğinize sağlık hocam.