banner136
banner191

-Mükremin Söylem’den-

1963 yılında göçüp Balıkesir’e giden ve Elbistan’a 1979’da bir kere uğramaktan başka hiç gelemeyen Mükremin Söylem, 2008’in Aralık ayında misafirim olarak geldi. Birlikte Elbistan’ın özlediği ve istediği yanlarını gezdikten sonra, sınıf ve mahalle arkadaşlarının adını söyleyerek, kendisini onlara götürmemi istedi. Onlardan bir kısmı dünyada bir kısmı da Elbistan’da yoktu… Tanıdıklarıma götürdüm. Hasret giderdiler.

Çarşıda gezinirken birden hatırlamış gibi bir istekte bulundu:

‒ Arif Hoca’m beni Tekiş’e de götürür müsün?

‒ Tekiş kim ağabey?

‒ Şey yahu Hikmet, Kembeşoğlu Hikmet.

‒ Tamam, ağabey, dükkânını biliyorum; çok uzak da sayılmayız; gidelim.

Vakıfbank’ın yanından güneye doğru çıkan caddenin ortalarındaki dar bir sokaktaki berber dükkânı vardı, oraya götürdüm. Gökte ararken yerde bulmuş gibi küçücük dükkânda birçok arkadaşı vardı. Tekiş dedikleri Hikmet Sağ, sınıf arkadaşları (sonra rahmete kavuştu) Abdal Latif (Gürünlü) vardır. Ayrıca, Abdik Erol, Ali Yüce ve iki arkadaşları daha…

Hoş beşten sonra, sarmaş dolaş eski günlerden bahsedildi. Yarım saat inanılmaz bir kahkaha fırtınası estirdiler…

Bir ara Mükremin Söylem anlatmaya başladı:

‒ Tekiş Hikmet, Mayk (yani Mehmet Narin), Mehmet’in kardeşi Çapıt Ahmet ve Abdal Latif ile aynı sınıfta idik. Onlar durmadan sınıfta kaldıklarından yaşları bizlerden en aşağı üç yaş büyüktü.

Bu arada Hikmet lafa karışıp tasdik etti:

‒  Hee la valla her seneyi iki üç sene ohurduk la!

Mükremin Söylem devam etti:

 Herkesi döverlerdi. Okulda olsun, sokakta olsun milleti zar ağlatırlardı. Beni ille başkan yaparlardı. Yaramazlıkları eksik olmadığından sık sık yazardım; öğretmenimiz derse gelince onları, ders bitip teneffüs olunca onlar da beni döverdi…

Burada durdu, muzip muzip Hikmet’e kısa bir bakış attıktan sonra ekledi:

‒ Hele Hikmet’ten var ya sokak itinden daha çok korkardım valla…

Sözü biter bitmez Kembeş Hikmet dâhil herkes öyle bir kahkaha attı ki, duvarlardan biraz sıva dökülmediyse muhakkak çatlamıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmailglu 5 yıl önce

Guzel bir yazı güzelu bir hatıra kalemine rabbim guc versin.....

Avatar
RelüG 5 yıl önce

Eskiden herkes birbirinin telefonu ve sanki televizyonuydu. Gerçek yaşam oydu. Şimdi sanal dedikleri oyuncaklar çıktı. Gerçekler bir anda hayal oldu.
Kalemin güçlü ustası tebrikler.

Avatar
Memed 5 yıl önce

Gerçekten merak ediyorum..
Tarih başlığı altında bu anlatılanların gelecek için ne faydasının olacağını umuyorsunuz.
Bu anılardan gelecek adına nasıl bir ders alınması gerek...

Misafir Avatar
Arif BİLGİN 5 yıl önce @Memed

Memed Bey, önce şunu belirteyim; serlevhaya TARİH ismini ben koymadım. Öyle münasip görmüşlerdi. Daha çok tarihi yazılar yazdığım için. Son zamanlarda anılar ve fıkralar yazıyorum. İkinci olarak yazının okuyucu sayısına ve paylaşım sayısına bakarsanız size hitap etmese de sayısız insana özellikle Elbistan'ın dışında yaşayan Elbistanlılara çok şey ifade ettiğini anlarsınız. Paylaşımların altındaki yorumlar, aldığım telefonlar da cabası. Hazırladığım ve bastırmak için imkan aradığım GARNIMIN ETİ YIRTILDI LA ve GÜLE GÜLE ÖLLLLDÜK isimli Elbistan fıkralarını içeren kitaplarımda olan veya olacak anılardır bunlar. Size hitap etmese de adı geçenlere ve onları o devirlerde tanıyanlara, yakınlarına arkadaşlarına çok şey ifade ediyor. Son olarak, siz de daha güzel yazılar yazın, gönderin böylece muradınız yerine gelir...

Beğenmedim! (0)