banner136
banner191

TEC­RÜ­BE İLE SABİT -9-

Afşin'in Sevin kö­yün­de ya­şa­yan Hacı Kâ­ye­le­rin* önde ge­len­le­rin­den bi­ri­nin beş-al­tı erkek ço­cu­ğu var­dır. Ağa ka­fa­sın­da olan adam, o za­ma­nın şart­la­rın­da yi­ğit­li­ği sever. Bu yüz­den­dir ki, ço­cuk­la­rın­dan vu­ru­cu-kı­rı­cı cin­sin­den olan en kü­çük­le­ri ba­ba­sı­nın gö­zü­ne ve en sev­gi­li­le­ri ara­sı­na gir­miş­tir. Vu­ku­at­sız günü geç­mez; her yıl bir adamı döver ya da ya­ra­lar, arada bi­ri­ni öl­dür­dü­ğü de olur­muş.
Bun­dan do­la­yı, baba onun­la gurur du­ya­rak "Ağan sana kur­ban!.." diye il­ti­fat eder­miş. Diğer ço­cuk­lar ara­sın­da moral bo­zuk­lu­ğu­na sebep olan ba­ba­nın bu tu­tu­mu, tabii büyük ço­cu­ğun da hiç ho­şu­na git­mez, içten içe içer­ler­miş.
Yine bir gün, küçük oğul bi­ri­ni vurur. Jan­dar­ma­lar gel­miş, olay ye­ri­ne keşfe gi­di­lecek. Baba, büyük oğ­lu­nu alıp, her za­man­ki gibi gene laf ça­kış­tı­ra­rak keşif ye­ri­ne gider. Ağa'nın canı çok sık­kın­dır. Çünkü göz­be­be­ği ço­cu­ğu tev­kif edil­miş, eli ke­lep­çe­li olay ye­ri­ne ge­ti­ril­miş­tir.
Keşif es­na­sın­da, büyük oğlan si­la­hı­nı çekip, tu­tu­mu­nu be­ğen­me­di­ği jan­dar­ma­lar­dan bi­ri­ni vu­ru­ve­rir. Ora­da­ki­ler tak­dir bek­ler­ler­ken, Ağa, sav­cı­dan da önce dav­ra­nıp "Ulan eş­şo­olu eşşek, jan­dar­ma­yı niye vur­dun?.." diye ba­ğı­rıp ça­ğır­ma­ya baş­la­ma­sın mı?!.. Her­kes şok­ta­dır. Ba­ba­sın­dan il­ti­fat ye­ri­ne azar işi­ten oğul "Âa, Âa, (Ağa Ağa)! Ne yap­sam ya­ra­na­mı­yo­rum sana! Bak jan­dar­ma­yı vur­dum gene kı­zı­yor­sun!" der. 
Bu olay, git­gi­de, be­ğe­nil­me­si ge­re­kir­ken be­ğe­nil­me­yen işler ko­nu­sun­da "Jan­dar­ma­yı da vur­sam sana ya­ra­na­mam" diye darb-ı mesel ha­li­ne gelir.

Not: Bu ya­zı­ya kay­nak­lık eden sayın Kemal Alp'e te­şek­kür ede­rim

***

Ben­zer bir olay da El­bis­tan Kü­çük­ya­pak'da geçer:

Zey­nep Bacı Koca Mus­ta­fa'yla ev­le­nir. Mus­ta­fa ol­duk­ça titiz biri ol­du­ğun­dan, Zey­nep Bacı ne yapsa ona ya­ra­na­maz.
Bu arada, es­ki­ler hanım döv­me­yi de er­kek­lik­ten say­dık­la­rı için, Mus­ta­fa da, Zey­nep Bacı'yı sık sık döv­mek­te­dir.
Tabii, Zey­nep Bacı, bu du­rum­dan ol­duk­ça muz­da­rip­tir.
Bir gün, El­bis­tan'a giden Koca Mus­ta­fa, yak­la­şan kışta ak­ma­sın diye, dama atıl­mak üzere bir çuval tuz ge­ti­rir.
Tuzun ol­duk­ça esmer ol­du­ğu­nu gören Zey­nep Bacı, "Benim adam bana kirli deyip du­ru­yor­du. Şu tuzu yı­ka­yım da, gör­sün nasıl temiz ol­du­ğu­mu!" der.
Ve tuzu alıp büyük bir le­ğe­ne (teş'e) dö­ke­rek bir güzel yıkar.
Sonra da, yı­ka­dı­ğı tuzu tuz tor­ba­sı­nın üze­ri­ne se­re­rek Koca Mus­ta­fa'nın gel­me­si­ni bek­ler.
Mus­ta­fa gelir gel­mez de, yı­ka­dı­ğı tuzu ona gös­te­rir.
Bir çuval tuz­dan ge­ri­ye ka­lan­la­rı gören Koca Mus­ta­fa "Tuzun yı­kan­dı­ğı ne­re­de gö­rül­müş?" di­ye­rek Zey­nep Bacı'yı bir daha döver.
Zey­nep Bacı ka­pı­nın önüne otu­rup ağ­la­ma­ya baş­lar. Onu böyle gören kom­şu­su "Ne oldu Zey­nep?" diye so­run­ca da "Tuzu yı­ka­dım, Koca Mus­ta­fa'ya yine ya­ra­na­ma­dım" der.
Sev­di­ği kadar se­vi­le­me­yen Zey­nep'in söy­le­di­ği şa­irin ku­la­ğı­na ula­şın­ca, aldı ka­le­mi kâ­ğı­dı ba­ka­lım neyi nasıl söy­le­di:

Ol­ma­dı

Tuzu yı­ka­ya­rak günde ku­ru­tup
He­ri­fi­ne paya sattı ol­ma­dı
Oca­ğın üs­tün­de aşı unu­tup
Bo­ra­nı­yı sıcak kattı ol­ma­dı

Kaygı ka­sa­vet­siz bir anı yoktu
Derdi de­di­ğin­den da­ha­da çoktu
Dok­tor­dan çe­kin­di ilaç­tan kork­tu
Kı­zıl­cık şer­be­ti yuttu ol­ma­dı

Çek­ti­ği çi­le­nin gel­me­di ardı
Si­ne­si­ni vura vura dağ­la­dı
Ar­mu­da alıca çaput bağ­la­dı
Gözü yaşlı dilek tuttu ol­ma­dı

Kara kader kara yazı ağ olmaz
Başı be­la­lı­nın başı sağ olmaz
Me­nek­şe süm­bül­süz gül­süz bağ olmaz
Bül­bü­lü ça­lı­da öttü ol­ma­dı

Gö­nül­süz ça­lın­maz gö­nü­lün sazı
Kış­tan fark­sız idi ba­ha­rı yazı
Of çekip in­ler­di arada bazı
Her işin ba­şın­da bitti ol­ma­dı

Balık bağrı gibi içeri yara
Yas­la­nıp ağ­lar­dı ker­piç du­va­ra
Çoban tut­ma­dı­lar o yıl da­va­ra
Ko­yu­nu ku­zu­yu güttü ol­ma­dı

Sar­dı­ğı­nı ku­ru­tul­muş sar­ma­şık
Zül­fün her te­li­ne duygu do­la­şık
Yan­ma­yan ya­ka­maz de­yin­ce âşık
Gö­zü­ka­ra'm gibi tüttü ol­ma­dı


Böy­le­ce, bu olay da "Tuzu yı­ka­dım, ama sana yine ya­ra­na­ma­dım" şek­lin­de darb-ı mesel ha­li­ne gelir.

* Kâye: Kâhya, muh­tar. 

Ez­cüm­le, "Öl­çü­nün eğri ol­du­ğu yerde doğru sonuç ala­maz­sı­nız"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bedri Özçelik 2 ay önce

Abi, şiir beni mest etti. EyvAllah.

Avatar
Salih Çiçek 2 ay önce

Hocam ağzına sağlık ama ben Koca Mustafa tarafındayım . Bende koca Mustafa gibi bir şiir yazmıştım özelden yollayayım sna .