banner136
banner191

Sultan Süleyman'la bir akrabalık var amma...

Eskiden böyle değildik...

Burada, 'eski' dediğimiz  zaman dilimi ile;

Elektriğin olmadığı,  gaz lambasının kırılan cıncığının şehirden iple boyunda taşındığı, ham çarığın yerini karalastiğin -gıslavetin- aldığı, parayı geçin, unun, samanın, bulgurun dahi ödünç verilip alındığı, hasta komşuya hedâye olarak götürülüp yastığının altına sokulan portakalın yenilmeyerek bir başka hasta komşuya geçmiş olsuna götürüldüğü, ümmeci (imece) usulüyle işlerin kolaylaştırıldığı dönemi kast ediyoruz.

Komşunun komşusunun külüne muhtaç olması bir yana, dostluğuna bile ihtiyaç duyulmadığı bu dönemde yazdığım bu yazıların gayesi, eskiyle yeninin kıyası değil, temasını ve devamlılığını amaçlamaktır.

Başarının tebrik, çalışmanın takdir ve hakkın teslim edildiği o günlerde kurt kuşla birlikte, bizim Mustafa Emmi de kısmetinin peşindedir...

Mustafa -Ekici- Emmi'nin (Afşin) Tanır'ın güney yamaçlarında yetiştirdiği üzüm teyeklerinde sarı bannı üzümlerin yavaş yavaş kızarmaya yüz-tuttuğu günlerde, bağa dadanan serçe sürüleri oldukça fazla hasar vermektedir. Bu durumdan muzdarip olan Mustafa Emmi bir gün, alır tüfeğini omzuna, düşer bağın yoluna....

Oraya vardığında ne görsün... bağın içi serçe sürüsünden geçilmiyor. Hareket halinde olmalarının yanı-sıra, durumdan memnun oluşlarını gösteren cıvıltıları Mustafa Emmi'yi deli etmeye yeter de artar bile...

Ve omuzundan çıkardığı tüfeği havaya doğrultarak bir el ateş eder. Tüfeğin sesinden ürkerek havalanan serçeler iki gruba ayrılır. Bir grubu bağın içerisindeki alıç ağacına, diğeri ise bağın kenarındaki payam çalılıklarının üzerine konar. Ve başlarlar ötmeye...

Mustafa Emmi'ye öyle gelir ki, alıç ağacının dallarındaki serçeler "Hış ettik... hış ettik... hış ettik... hış ettik..." derken, çalılardaki serçeler "Haşim!.. Haşim!.. Haşim!.. Haşim!.." diye seslenmektedirler. Yani "Bu bağın hışını çıkardık, sırada kardeşin Haşim'in bağı var!.." demektedirler. Tabii bu durum bizim Mustafa Emmi'yi daha bir dellendirir.

*

Bir keresinde de, Mustafa Emmi'nin oğlu Eflatun Ekinci, Tanır Bozyer'den kalkarak, Kangal köyündeki teyzesini ziyarete gider. Söz uzar, Eflatun yatıya kalır.

Hurman çayının üstünde kurulu olan Kangal köyü, oldukça yeşillik ve bir o kadar da ağaçlıklı bir yerleşim yeridir. Dolayısıyla da sivrisineği bol olur.

Yatması için hazırlanan odaya geçen Eflatun'un, lambayı söndürüp yastığa başını koymasıyla birlikte sivrisinekler saklandıkları yerden çıkarak başlarlar, bu yeni gelen misafirlerinin başında halay çekmeye...

Halay arasında da, seslerini titreterek sordukları "Adınnn...neyyy?! Nerdennnn...geldinnn?.. Nirelisinnn, kimsinnnn?.." şeklindeki soruların uzayıp gitmesi karşısında uyuyamayan Eflatun kalkıp yastığın üzerine oturur. Ve başlar sivrisineklerin sorularına cevap vermeye:

"Adım Eflatuuunnn!.. Bozyelliyimmm!.. Bozyer'den geldimmm!.. Sabaha Bozyer'e gideceğimmm!.."

Tek başına yatmakta olan Eflatun'un odasından gelen sesler üzerine içeri giren teyzesi "Kimle konuşuyorsun?.." diye sorar. Eflatun'un "Kimle olacak... sivrisineklerle!.." demesi karşısında da şok olur.

Ve "Senin baban da serçelerle konuşurdu. Bizde Sultan Süleyman'la bir akrabalık var amma tam çıkaramıyom..." diyerek kapıyı çekip çıkar.

Ezcümle: Mevcut durumun tesbiti için aynı dili konuşmaya fazla gerek yoktur. Akledin yeter!..

Not: Bu yazıya kaynaklık eden sayın Şeref Topaktaş'a teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Rukiye Gözükara Ceren 3 ay önce

İnsan yaşadıklarını düşüne düşüne hış oluyor biliyor musun Mehmet’im?

Avatar
Taner Sayın 3 ay önce

Akıl dili,beden dili,hâl dili bazan ağızdaki dilden öne geçer , sukutla anlatır insan derdini , meramını,anlayan varsa tabi.

Avatar
Haşim Kalender 3 ay önce

Ben öğretmenlik yaparken Bozyer’de iyi konuşurduk Eflatunla.
Allah ölenlere rahmet eylesin

Avatar
Neriman Yılmaz Akbalaban 3 ay önce

Hocam muhteşem
Su gibi okudum kalemine yüreğine sağlık

Avatar
Abdulhakim Eren 3 ay önce

Eline diline sağlık üstad.Eflatun'un soyadı Ekici . Haşim Kalender iyi bilir.Ali Ekici ve Eflatun arkadaşım.
Eflatun'un anası eşek ten düşüp kolu kırılmış.
Mustafa amca binmiş eşeğe düşmüş ,hani kolum kırılmadı diye kızmış ve tekrarlamış üçüncü düşüşte eşekten Mustafa Amcanın da kolu kırılmış.

Avatar
Halı Ömer Coşkun 3 ay önce

Çok severek okudum.

Avatar
Feride Şahin 3 ay önce

Kalemle atılan düğüm sağlam olur emeğiniz için teşekkürler, kaleminize sağlık...

Avatar
Cengiz. 2 ay önce

Gangalda eflatun abinin bibisi
Var. Dezesi yanlış anlaşılmış olmalı.