banner136
banner191

Seni Eşek Sandım Öğretmenim!..

1980 öncesinde talebelik yapanların o yıllara ait eskimeyen hatıraları vardır. İlkokula kaydı yapılırken, eğitim ve öğretimin kapısını, babasının ‘Muallim -öğretmen- bey, bu çocuğun eti senin, kemiği benim’ sözleriyle aralayanların ne de çok anlatacak anısı vardır.

O zamanlar, öğretmenin bir dediği iki edilmezdi. Öğretmenden şikayetçi olunmazdı. O hep haklıydı. Ne yapıyorsa talebesi için yapıyordu. Şimdiki gibi, ‘Öğrencisine sesini yükseltti’ diye okula baskın yapılıp, öğretmenin öğrencisinden özür dilemesi beklenilmezdi.

Bilmediğini bilene danışan, yaptığı iyiliği unutsa da yapılan iyiliği asla unutmayan neslin son halkasının anlatacağını dinleyecek kuşağa her zamankinden daha muhtacız şimdi...

Kimi hatıralar vardır ki, yaşayanı anlattığında hatırlanır, kimi hatıralar da yeri geldikçe hatırlanır. İşte, o yeri geldikçe hatırlanan ve hatırlandıkça da tebessüm ettiren hatıratlardan biri de, 1970'li yıllarda nahiye, şimdi ise mahalle olan, Afşin Tanır'da yaşanır:

Tanır Ortaokulunda Sadık Mercimek adında bir öğretmen vardır. Sadık Bey, dış görünüş itibariyle kısa boylu ve kel birisidir.

Öte yandan, işini ciddiye alan ve bir o kadar da titiz biri olup, hafta içi anlattığı dilbilgisi dersinden her cuma günü sözlü yapar. Sözlüye kaldırdığı talebe; doğru cevap veremezse başına ne geleceğini düşündüğünden çoğu kez telaşlanır, bildiğini de unutur, cevap veremezdi. Bu yüzden de, her cuma, sözlüden dayak yemeyenin kalmadığı bir ders görülürdü. Hem de ne dayak: Kümeste yakalanmış tilki muamelesi gören talebeler, o gün okula gitmeyi hiç istemezlerdi.

Bir cuma sözlüsünde dayak yiyenlerden Nabi Aslantaş, o hafta sonu, akşamın alaca karanlığında sokakta öğretmenle karşılaşır. O sırada toprak bir ev yıkıntısının bulunduğu bir köşeyi dönmekte olan Nabi, yerden bir kerpiç parçası alarak, öğretmenin arkasından fırlatır.

Kerpiç parçasının sırtına isabet ettiği Sadık öğretmen, dönüp bakar ve köşeyi dönmekte olan Nabi'yi tanırsa da, peşinden gitmeye gerek görmeyerek, ‘Nasıl olsa pazartesi okula gelecektir’ diye düşünür.

Pazartesi olduğunda, öğretmeninin kendisini tanımadığını düşünen Nabi okula gelir.

Öğretmen Nabi'ye sorar:

‘Nabi, söyle bakalım, pazar günü bana neden kesek attın?..’

Başının her zamankinden daha kötü dertte olduğunu düşünen Nabi, kekeme konuşmasına titremesi de eklenerek;

‘Öööğretmenim, seeeni e... e... eşsek saaandım da!..’ deyiverir.

Öğretmeni, özrü kabahatinden büyük olan Nabi'ye ne dedi; Nabi o gün akşamı nasıl etti... buralar bize karanlık...

Not: Bu yazıya kaynaklık eden Sayın Ramazan Akdağ'a (1963) teşekkürü borç bilirim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Haşim Kalender 5 gün önce

Nebinin yüreği serçeliden büyükmüş dersem inanın bırakın ders saatini hafta tatilinde kimse dïşarï çıkamazdı bir gün ben ilk okuldaydım o yıllar ufak kerpiçten bir odası vardı ptt nin küçk Mustafa emminin evinin altıydı Sürmeli oranın görevlisiydi talebelerde şimdiki gibi ufak tefekde değil beş altı genç ptt deydi ki kapıda Sadık gidiyor denmesiyle o altı genç etrafı kumaşla çevrili masanın altına girmişlerdi daha neler neler Vabisin yaşarı evlerinin önünde eline alıp okulun kapısına kadar tepik sille getirişi evle okul arası dört beş yüz mt var dövdüğü talebe bir hafta kendine gelmezdi kolu askıda çok talebe gördüm bir yıl kaybımın büyük sebebidir şükür ondan okumadım gittiği yıl okula yazıldım bir yıl gecikmelide olsa

Avatar
Haşim Kalender Mersin 5 gün önce

Ben okumadım Sadık hocadan.
Ha o zamanın şartlarına bakmak gerek.
Anası çocuğu yumuşa döverek zor salardı.
Tabi yapılanı tam doğru da görmüyorum.
Ama şimdiki eğitimle de çocuklar hep başı boş oluyorlar.
Biz bu işin kıvamını tam buldurtmadık.

Avatar
Ahmet Çetin Kavak 5 gün önce

Öğretmen zulmü, öğrenci zulmü derken, veli de ortak oldu zulüm işine.
Eğitim zaten bitti, öğretim Hak getire, yatarız İstikbâl düşüne.
Kaleminize, yüreğinize sağlık.

Avatar
Nermin Yılmaz Akbalaban 5 gün önce

Kalemine yüreğine sağlık hocam yaşanmış anılar senin elinde ruh buluyor. Tüm öğretmenlerin bu anlamlı gününü kutluyorum

Avatar
Seydi Kalender 5 gün önce

Kalemine yüreğine sağlık gardaşım nerelere götürdün bizi varolasin

Avatar
Erol Giryani 5 gün önce

Kardeşim maşAllahın var

Avatar
Bünyamin Bozkurt 5 gün önce

Diline sağlık kardeşim biz neler yaşadık o sadık hocadan o ateşli sozluden neler

Avatar
Mehmet Tolu 3 gün önce

Diline gönlüne kalemine sağlık emeği geçenlere teşekkür ederim nice güzel tecrübelerde buluşmak dileğiyle Allah a emanet ol