banner136
banner191

TECRÜBE İLE SABİT -2-

Elembey'in Alem İşleri

Elbistan ovasında mevsimin ilk karı Nurhak dağına düşer. O saatten sonra da kış kapıda sayılır. Birinci, ikinci, üçüncü mehricanın ardından Nurhak dağına yağan karı gören insanların dışarı işlerini bitirmedeki  telaşları hallerine yansır.
"Elembey mişavara kurana kadar Hasanköyü* bir çıhım çıkar" dedikleri orak zamanı geride kalmıştır artık.
Tezekler, kermeler yapılmış, odunlar kırılıp dulda bir yere iskif edilmiş; unluk buğdayla, koca kazanlarda kaynatılarak kurutulan bulgurluklar değirmende öğütülerek pilavlık bulgur, kıymalık, köftelik, kıl düğürcüğü birbirinden ayrılarak farklı çuvallara konulmuş; kavurgalık, hediklik ayrı ayrı hesaplanarak hazın damındaki yerlerini almışlardır. Peynir ve çökelek de yağ ve pekmez küplerinin hemen yanı başında arz-ı endam etmiştir.
Böylece, yazın çalışmaktan yorgun düşen köylüler, çalışmadan geçirecekleri kışa ayak basarlar. Hayvanlar, artık dışarı, yaylıma çıkamadığı için, yazdan keviklik denilen samanlığa basılan samanla beslenirler. Yani hem insanların, hem de hayvanların dışarıyla irtibatı en aza iner.
Ben bu yazımda, Elbistan'ın Elembey köyünde yaşanan ilginç yaşanmışlıklardan bir kaçını paylaşacağım.
1.
Kışın yiyecek bulamadığı için Elembey köyüne inerek bir kümese giren tilkiyi fark eden köylüler onu sıkıştırarak tutarlar. Tutarlar tutmasına da, tilkiye ne yapacaklarına bir türlü karar veremezler.
Nihayet, "Bu işin iyisini bilse bilse muhtar bilir" diyerek, durumu akıl danesi muhtara bildirirler. Köy heyetiyle toplantı halinde olan muhtarın "Benim biraz işim var, bitince geleceğim" demesi karşısında, "Peki efendim, sen gelene kadar tilkiyi ne yapalım?" diye sorarlar. O da "Samanlığa koyun, ben gelince tekrar tutarsınız" der.
Samanlığın kapısının olmadığını o anda düşünemeyen köylüler "Tamam efendim!.." diyerek gerisin geriye dönerler.
Muhtarın talimatını alan haberci durumu tilkiyi tutan ekibe aktarır.
İçlerinden biri, "İyi güzel diyorsunuz da, samanlığın kapısı yok ki!.." der.
Bir diğeri de "Yahu, samanlığın kapısı yok da iş mi yani, bir boyundurukla kapatırız" der.
Böylece tilkiyi samanlığa koyup boyunduruğu da çapraz şekilde kapıya boşluğuna dayayarak muhtarın geleceği saata kadar evlerine çekilirler.
Nihayet "Muhtar geliyor!" diye bir şayia olur. Köylüler tekrar bir araya gelirler ve muhtarı karşılayarak tilkiyi bıraktıkları yere götürürler.
Ve tabii, elleriyle koydukları tilkinin orada olmayışına şaşar kalırlar. Sonra da, tilkinin kaçmış olma ihtimali karşısındaki hayretlerini gizleyemeyerek durumu muhtara anlatırlar.
Muhtar "Bir de ben bakayım; bu tilki nasıl ve nereden kaçar?!.." diyerek olay mahallini incelediğinde:
-Eee, buranın kapısı yok!?
-Efendim, boyundurukla kapatmıştık?!
-Nasıl kapattınız?
-Çapraz şekilde efendim...
"O zaman nereden ve nasıl kaçar?" diye bir süre kafa yoran muhtar, sonunda, boyunduruktaki zelbe deliklerini işaret ederek "Bu tilki kaçsa kaçsa işte şu delikten kaçmıştır" diye hükmünü verir.
Köylüler de "Keşke o delikleri de bir şeyle kapatsaydık?!.." diye hayıflanarak evlerine dağılırlar.
2.
Köyün bu geçesinde bunlar yaşanırken, diğer geçesinde bir başka komşunun öküzü yularından boşalarak ahırdan çıkıp doğruca samanlığa varır. Ve kafasını; samanlığın bir tarafında duran, içinde tavuklar için ayrılmış buğday kırığının bulunduğu bir küpe sokarak başlar yemeye...
Küpteki buğdaylar biter, ama öküz kafasını küpten bir türlü çıkaramaz. Ev sahibi, kafasında küple gezen öküzün gürültüsüne uyanır. Duruma müdahele etmesine rağmen küpü çıkarmayı bir türlü başaramaz.
Yine dert babası muhtara haber gider... Öküzün başının küpten çıkmadığı haberini alan muhtar, gelen haberciye, öküzün kafasını kesmelerini söyler. Haberci gelir; öküzün kafası kesilir, ama yine küpten çıkmaz...
Durum tekrar muhtara iletilir... Bu defa muhtar, az düşündükten sonra "Küpü kırın, kafayı çıkarın!.." derken, bir yandan da kesin çözümü bulmanın haklı grurunu yaşamaktadır.
3.
Bir başka kış, bir başka Elembeyli, "Avaralıkta boş durmayayım da kış kesesinden bir tapan yapayım" diye bir kış boyu çalışarak evin içinde bir tapan yapar.
Eriyen karların altından buğusu göğe doğru çıkan toprağın çiftçiye gel gel ettiği Mart ayı geldiğinde bizimki de tapan işini bitirmiştir.
Ancak, tapanı dışarı çıkarmak istediğinde bir problemle karşılaşır: Tapan kapıdan geçmemektedir!..
Bunu gören köylüler, toplanıp bir hal çaresine bakarlarsa da işin içinden çıkamazlar. Sonunda "Bu işi bilse bilse o bilir" diyerek akıl danıştıkları muhtar, "Evin tavanını sökerek dışarıya çıkarmayı akıl edemiyor musunuz?.." diye üsten konuşunca... evin üstü sökülüp tapan dışarı çıkarılır.
*
Her ne kadar, her şeyin değiştiği günümüzde Elembeyliler de değişip serçeyi bülbül diye satsalar da, bunca yaşanmışlığın tesiri bir müddet daha devam edecekmiş gibi görünmektedir.
Bütün bu durumlar "Elembâlinin tapan yaptığına döndürme!..", "Kafayı keseceğine küpü kır" deyimlerini doğurmuştur.

*Elembey ile Hasanköy -Hasankendi köyü- Elbistan'ın, merkeze 3-4 km. mesafede birbirine komşu iki  köyüdür.

Ezcümle, "Seni işe değil de işi sana uydurursan olacağı budur!"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Feride Şahin 1 hafta önce

Birilerinin geçmişle günü bağlaması güzel sevdim bu bölümü

Avatar
Bu Toprağın Sesi 1 hafta önce

Kadim şehir Elbistan'ın bu ve buna benzer insan manzaralarından örnekler, yaşandığı devir tasfir edilerek kültür değerleri serisi devam edecek olmasını ümit ederek, yazarımızı tebrik ediyorum