banner136
banner191

Köy­ler­de ya­pı­lan ve tam yedi gün süren dü­ğün­le­re, okun­tu gön­de­ri­le­rek tüm komşu köy­le­rin davet edil­di­ği; et­raf­tan top­la­nan mi­sa­fir köy­lü­le­rin, köy hal­kın­ca -im­ka­nı­na göre- ‘Şu köy­den ge­len­ler bizde...’, ‘Şu köy­den ge­len­ler fa­lan­ca­lar­da ka­la­cak’ diye mi­sa­fir edil­di­ği, bir başka de­yim­le ‘mi­sa­fir­le­rin mi­sa­fir alın­dı­ğı’ dü­ğün­ler artık çok ge­ri­ler­de kaldı.
Uzak­ta kalan bu dü­ğün­ler­le bir­lik­te şav­lar gü­reş­le­ri, sin­sin oyun­la­rı, ge­ce­le­ri oy­na­na­rak ye­nen­le­rin ye­ni­len­le­re to­ra­man çalıp deve diz­di­ği yüzük oyunu, te­ma­şa eden­le­re ina­nıl­maz zi­ya­fet­ler sunan ve bazı köy­ler­de 'serçe', ba­zı­la­rın­da ise 'kar­tal' de­ni­len -oyun- gös­te­ri­de ge­ri­de kaldı.
Bu tür et­kin­lik­ler sa­ye­sin­de bir­bir­le­riy­le büyük sa­mi­mi­yet kuran komşu köy­ler, adeta tek bir köy gibi olur­du. Hasta zi­ya­ret­le­ri gibi ölüm me­ra­sim­le­ri de ol­duk­ça ka­la­ba­lık olur­du.
Demem o ki, her­kes, iyisi ve kö­tü­süy­le bir­bi­ri­ni tanır; acı­sın­da ve tat­lı­sın­da bir arada olur­du.
Komşu köy­le­rin halk­la­rı ara­sın­da fazla prob­lem ya­şan­maz­dı. Ya­şa­na­cak olan­la­rın da ilk fır­sat­ta önüne ge­çi­lip olay bü­yü­tül­mez­di.
Bil­di­ği­niz gibi, Ça­to­va (Ma­ra­ba) ile Kü­çük­ya­pa­lak bir­bi­ri­ne komşu iki kö­yü­müz­dür. Za­ma­nın bi­rin­de, bir Ma­ra­ba­lı ile bir Ya­pa­lak­lı ara­sın­da su nö­be­ti­nin bö­lü­şü­mü ko­nu­sun­da an­laş­maz­lık çıkar. Ağız can­ga­ma­sı sı­ra­sın­da, bir ara, Alevi olan Ya­pa­lak­lı Sünni Ma­ra­ba­lı­ya ‘Alevi!..’ de­yi­ve­rir. Bunun üze­ri­ne Ma­ra­ba­lı­nın öf­ke­si bir anda kay­bo­lur. Ve ‘Komşu, benim sana karşı de­ni­lecek bir sözüm vardı. Onu da sen bana söy­le­din! Şimdi ben sana ne di­ye­yim!..’ di­ye­rek işi tat­lı­ya bağ­lar.
O gün bu gün­dür, ken­di­ne ait bir sı­fa­tı kar­şı­da­ki­ne ya­kış­tı­ran kim­se­le­re ‘Se­nin­ki, Ma­ra­ba­lı ile Ya­pa­lak­lı­nın işine döndü’ di­ye­rek bu olaya atıf­ta bu­lu­nu­lur.
***
Bir ke­re­sin­de de, aynı Ma­ra­ba­lı, Geçit kö­yün­den bir grup ar­ka­da­şın Çu­ku­ro­va'ya pamuk su­la­ma­ya gi­de­cek­le­ri ha­be­ri­ni alır. Ve ken­di­si­nin de ih­ti­ya­cı olup uygun gö­rür­ler­se bir­lik­te gi­de­bi­le­cek­le­ri­ni söy­ler­di. Onlar da ken­di­le­ri için bir mah­zu­ru ol­ma­dı­ğı­nı, is­ti­yor­sa ka­tı­la­bi­le­ce­ği­ni söy­ler­ler.
Ne ise, so­nun­da Ma­ra­ba­lı, la­kap­sız kim­se­nin ol­ma­dı­ğı Ge­çit­li­ler­le bir­lik­te Çu­ku­ro­va'nın yo­lu­nu tutar.
Oraya var­dık­la­rın­da, daha ön­ce­ki yıl­lar­dan işini yap­tık­la­rı ve kar­şı­lık­lı bir­bir­le­rin­den mem­nun kal­dık­la­rı bir Ağa'nın ya­nın­da işe baş­lar­lar. Baş­lar­lar baş­la­ma­sı­na da, Ge­çit­li­le­rin kendi ara­la­rın­da yap­tık­la­rı la­ti­fe­ler Ma­ra­ba­lı­nın mi­za­cı­na pek uymaz. Zaman zaman kendi kıs­me­ti­ne de bir şey­le­rin düş­tü­ğü bu şa­ka­lar­dan ra­hat­sız ol­ma­sı­na ve fazla ses et­me­me­si­ne rağ­men, du­ru­mu ka­bul­len­me­de de zor­lan­mak­ta­dır.
Ses çı­kar­ma­ma­sı­nın bir ne­de­ni de, ka­fi­le­ye kendi ta­le­biy­le ka­tıl­mış ol­ma­sı­nın ge­tir­di­ği mah­cu­bi­yet­tir.
Bir gün, kal­dık­la­rı hû'da (tarla baş­la­rın­da, üstü dal­lar­la ka­pa­tıl­mış hay­ma­va­ri basit kalma yeri) bir fare or­ta­ya çıkar. Fa­re­yi ya­ka­la­yan Ge­çit­li­ler­den biri so­lu­ğu su çeken mo­to­run ya­nın­da alır. Ve ya­ka­la­dı­ğı fa­re­yi, mo­tor­dan akıt­tı­ğı ma­zo­ta bir iyice bular. Ve çak­ma­ğı ça­la­rak, kuy­ru­ğun­dan tu­tuş­tur­du­ğu fa­re­yi bı­ra­kır. Fare hem yan­mak­ta, hem de can hav­liy­le kaç­mak­ta­dır.
Olup bi­ten­le­ri sey­re­den ve o güne dek ya­pı­lan­la­ra ses çı­kar­ma­yan bizim Ma­ra­ba­lı:
‘Ula alçak fare!.. Hadi ben bun­la­rın içine da­ra­lıp düş­tüm, peki sana ne de­me­li?!.. Bunca ya­zı­da gelip de bun­la­rın eline düş­tün!..’ demek su­re­tiy­le, fare üze­rin­den kendi ha­li­ni te­ren­nüm eder. Bu te­ren­nüm; 'ede­bi­yat dün­ya­sı­nın ha­ka­nı, nazım ve nesir ül­ke­si­nin sul­ta­nı, gönül di­li­nin ter­cü­ma­nı' olan şiiri de be­ra­be­rin­de ge­ti­rir.
İçinde bu­lun­du­ğu hâli te­ren­nüm et­ti­ği şiiri oku­ya­lım ba­ka­lım neyi nasıl demiş:

Gün-gün azar ya­ra­la­rım
Ah et­mek­le sızım geç­mez
Tüm ol­mu­yor iki yarım
Ömür geçer arzum geç­mez

Kaygı rahat ya­tır­mı­yor
Her dal meyve ye­tir­mi­yor
Bulut rah­met ge­tir­mi­yor
Sev­di­ği­me nazım geç­mez

Olan­la­ra şa­şı­yo­rum
Gam yü­kü­nü ta­şı­yo­rum
Ne­ti­ce­de ya­şı­yo­rum
Lakin bir tek sözüm geç­mez

Eme­ği­mi yel gö­tü­rür
Ka­zan­cı­mı sel gö­tü­rür
El kış günü gül gö­tü­rür
Kar bo­ran­sız yazım geç­mez

Ben ki kara ka­der­li­yim
Her gün daha ke­der­li­yim
Gözüm akar siyim siyim
Ak­lım­dan bir çözüm geç­mez

Şair, edip na­za­rın­da
Metam yok­tur pa­za­rın­da
Gö­zü­ka­ra'm me­za­rın­da
Aslım turap özüm geç­mez


Tabii, Ge­çit­li­le­rin ne fa­re­nin yan­ma­sı, ne de Ma­ra­ba­lı­nın söy­le­di­ği şiir umur­la­rın­da­dır!..

Ez­cüm­le: ‘Var­dı­ğın yer körse tek gö­zü­nü kırp, to­pal­sa biraz aksa’ diyen ata­la­rı­mız ne güzel söy­le­miş.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bedri Özçelik 3 hafta önce

Çok velud bir yazar olarak kendinizle gurur duyabilirsiniz. Gönlünüze sağlık.

Avatar
Salih Çiçek 3 hafta önce

Bazen şiirlerinde öyle kendimi buluyorumki hocam . Şaşırıyorum . Ağzına kalemine sağlık

Avatar
Durmuş Öztürk 3 hafta önce

Bir Marabalıdan tüm komşu köyelerimize, dostlarımıza selam ve sevgiler olsun.. yüreğine sağlık Mehmet hocam ne güzel yazmışsın...

Avatar
Nermin Yılmaz 2 hafta önce

Değerli hemşerim
Tek kelime ile muhteşem yazı ve şiirin ,su gibi okudum kalemine yüreğine sağlık