banner136
banner191

            Çocuklar eninde sonunda anne ve babalarının dizi dibine düşerler. Tıpkı armudun dibine düştüğü gibi. Ve çocuklar ebeveynlerinin tomografisini çekerler, kendilerini ona göre ayarlarlar.  Dominant olan anne ise onun etkisinde, baba ise onun etkisinde kalırlar. Onlara göre yol alırlar. İşte o hayat yolunda çocuklar ya ödül ya da ceza olurlar.  Övülecek evlatlar, düzgün insanların ödülü, utanılacak evlatlarda yanlış insanların cezasıdır. İstisnalar olsa da bu gerçeği yaşayarak öğrendim.

            Onun için diyorum ki; Her istediği yerine gelen çocuklar mutsuz olurlar.  Bazı şeyleri ulaşılmaz yapmak gerekir.  Az yada çok muhakkak bir emekle ulaşmalı. Değilse topluma yük olurlar. Ebeveynler yapar çocuklar yatarsa, egolar şişirilir ve konfora alıştırılırsa çocuklar özgüveni olmayan, bencil ve kibirli olurlar. İşte böyle emeksiz yetişenler hep talepçi olurlar, ailesi ve hatta yakınları çok şeylerden vazgeçmek zorunda kalırlar. Burada diyorum ki; Hayatta çalışma yoksa, hak etme yoksa, bedel yoksa insan neye yarar!?

            Güçlü olanın haklı görüldüğü; çıkarını kollayanın akıllı, uyanık kabul edildiği bir toplumda yetişen çocuklar da aynı şekli alırlar. Onlar, objektif düşünmeyi değil, menfaate göre düşünme ve davranış geliştirirler. Öyle bir kültürde yetişenlerde enayi yerine konmamak ve itibarlı görünmek için kolay ve cazip yolları seçerler. Sonuçta doğru olanı değil, işlerine geleni seçerler. Böyle çürümenin olduğu yerde; bırak çocukları büyükler bile ‘’iyi kalmakta’’ zorlanırlar.  

          Her şeye rağmen insanın kaçamayacağı en büyük otorite kendi vicdanıdır der, rahmetli Doğan Cücelloğlu. Demek ki; insan başkalarından kaçıp kurtulabilir, ama kendisinden kaçıp kurtulamıyor. Bu yazıyı yazarken Doğan Cüceloğlu’nun vefat haberini aldım. Allah rahmet eylesin.  İyi bir insandı.

            Mesleğin ne olursa olsun insan olmanın yolunun insanları sevip saymaktan geçtiğini, gerçek tevazunun insana değer vermek olduğunu ve tevazunun insanı yücelttiğini, güzel sözlerin ancak güzel bir hayatla etkili olabileceğini sonunda öğrendim. Burada ‘’Nefsimde tecrübe etmediğim işi aleme tavsiye etmem ‘’diyen Kerküklü Türkmenin atasözünü hatırlatmak isterim.

            Kul hakkının sadece para olmadığını; kalp kırmanın, sığara dumanının, kötü bakışın, kötü sözün, aşağılamanın, makam çalmanın, kamu da görevi savsaklamanın vs kul hakkı olduğunu anlamış oldum.

      Kısa yoldan haksız kazanç yolları kapatılıp, ahlaklı insanın kazandığı ahlaksızın kaybettiğini herkes görmeden güvenin ve huzurun sağlanamayacağını öğrendim.

             Anlıyorum ki; Dünya malı ’’benim değil’’ sadece yanımda o kadar. Öldükten sonra en çok hatırlananlar, hayattayken kendilerini unutanlardır.  Sonunda onu da öğrendim.

Günün sözü: Gerçek acı, gerçek anlamda paylaşılamayacak kadar derinde yaşanan, tanımlanması zor bir duygudur; üretilmiş acı ise seyirciden ve dinleyicilerden hoşlanır.(Engin Geçtan /Kimbilir)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa KÖK 4 ay önce

Güzel bir hasbihâl.... Bu anlamda insan oğlu insan, kendini ve toplumu aşmak istiyorsa, sürekli iç muhasebesi yapmalıdır. Kutlarız.

Avatar
aykut yıldırım 4 ay önce

Çok güzel nasihatler ile dolu bir yazı olmuş hocam, Emeğinize sağlık.

Avatar
Nazife 4 ay önce

Harikasınız hocam.

Avatar
Janset kuşcu 4 ay önce

Her zaman ki gibi mükemmel tesbitler, tebrikler abiciğim