banner136
banner191
 Şahmârân (Şah-ı Mârân) efsanesi bundan elli yıl öncesine kadar Anadolu’nun birçok yerinde yaygın olarak bilinen, çocuklara masal olarak anlatılan ve “resmi” de sayısız evlerde uğur ve bereket getirir umuduyla rengârenk işlemelerle işlenerek, boyalarla yapılarak asılan kültürel bir unsurdur.


Şah + mâr + ân = Şahmârân Farsça bir kelime olup “Yılanların Şahı” demektir.

Şah = Padişah, Kral..
Mar = Yılan.
Sondaki -an eki çoğul eki olup yılanı yılanlar yapar. İnsandaki -an eki gibi; tek bir kişi ins iken çok olunca ins + an= insan olduğu gibi.

 Şahmârân’ın boyundan yukarısı çok güzel bir kadın iken alt tarafı yılandır. Yılanlar ülkesinde yaşayan ve tüm yılanların kraliçesi olan bir varlıktır. Anadolu’nun birçok yerinde farklı anlatımları vardır. Bana da rahmetli Elif halam anlatmıştı.

 “Bir Dânyâl adında peygamber varmış. Bu peygamber kâinatın görünür görünmez ne kadar sırrı varsa bilirmiş. Demek ki Allah ona öyle bir kudret vermiş. Bir zaman sonra Dânyâl öleceğini anlamış. O sırada eşi de hamile imiş. Sandığından bir kitap çıkartmış ve eşine teslim ederken şunları söylemiş:

 ‒ Bunu doğacak oğluma ver. Bu bildiğim bütün sırları, hikmetleri yazdığım kitaptır.

 Dânyâl’ın ölümünden sonra doğan oğluna Câmasb adı verilir. Câmasb okul çağına gelir okuyamaz, sanata gönderir bir türlü meslek belleyemez. Annesi ona “Bari oduncu ol. Odun topla, onları sat, böylece geçim paranı çıkart...” der. O da öyle yapar; dağdan odun kesip getirir, şehirde satar.

 Bir gün arkadaşlarıyla odun toplamaya gittiğinde şiddetli bir yağmur yağar, gök gürler şimşekler çakar. Bir mağaraya sığınırlar. Burada sağa sola bakınırlarken bal dolu bir kuyu bulurlar. Kuyudan balı çıkartma işini Câmasb’a verirler ve onu ipe bağlayıp kuyuya indirirler. Câmasb balı bir kaba doldurup doldurup hazırlar arkadaşları yukarı çeker. Bal bitince tıpkı Hz. Yusuf’un durumu gibi arkadaşları onu kuyuda bırakıp çekip giderler. Bağırıp çağırmalarına cevap alamayan Câmasb, ne kadar çıkmaya çalışsa da başaramaz. Bunun üzerine sağa sola bakınırken kuyunun bir yerinde küçük bir delikten ışık geldiğini fark eder. O deliği parmakları ve bulduğu taşlar ile büyütür ve içeri girer. Girince de kocaman bir alanda bahçeler içinde bir saray ile karşılaşır. Burası yılanlar ülkesi imiş. Hemen yılanlar onu yakalayıp Şahmârân’ın yanına götürürler. Şahmârân sorgu sualden sonra ona çok iyi muamele eder. Hatta gönlü düştüğü bile söylenir. İkramlarda bulunur. Çeşitli tılsımlar, sırlar öğretir. Birkaç gün ya da birkaç hafta sonra Câmasb başından geçenleri anlatır ve çıkmak, memleketine, annesinin yanına dönmek istediğini söyler. Şahmârân, önce kalması için ısrar eder. Câmasb gitmek için adeta yalvarır. Şahmârân da göndermeye razı olur:

 ‒ Peki madem ille gideceğim diyorsun, göndereyim; ama kesinlikle burada gördüklerinden kimseye söz etmeyeceksin. Bana söz ver.

 Câmasb da söz verir. Çıkartıp sağ salim gönderirler.

 Bir süre sonra tellallar, şehrin ne kadar caddesi sokağı varsa gezerek halka çağrıda bulunurlar:

  Hükümdarımızı Keyhüsrev hazretleri hastalanmıştır. Hekimlerimiz Şahmârân’ın eti ile yapılacak ilaçtan başka çarenin olmadığını söylemekteler. Şahmârân’ın yerini bilen varsa hükümdarımıza haber vermesi, verenin çok büyük servetlerle ödüllendirileceği padişahımızın emridir. Bilip söylemeyenler idam edilecektir.

 Câmasb ta o zaman başından geçenleri annesine ve bir iki arkadaşına anlatmıştı. Onlardan biri söylemiş olacak ki Hükümdarın kulağına gider, o da adamlarını gönderip Câmasb’ı huzuruna ister. Hükümdar Câmasb’dan Şahmaran’ın yerini söylemesi için ısrar eder. Câmasb söylemek istemeyince ölümle tehdit eder. Bunun üzerine sırrını açıklar. Şahmaran, Câmasb’ın babasından kalma kitapta yazan bir tılsımla Şahmârân’ı yakalatır. Öldürürler ve eti ile yapılan ilacı hükümdara verirler. Onu yedikçe iyileşen hükümdar bir süre sonra bu derdinden kurtulur.

 Padişahın bağışladığı çok büyük mala ve zenginliğe kavuşan Câmasb, Şahmârân’dan öğrendiği ve babasının kendisine bıraktığı kitap sayesinde dünyanın sırlarına vâkıf büyük bir hekîm olur.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
abdullah 3 yıl önce

"Şahmaran, Câmasbın babasından kalma kitapta yazan bir tılsımla Şahmârânı yakalatır."
Bu cümleyi düzeltiniz.Saygılar