banner136
banner191

                                 

  Harfler tutuşarak kelimeleri, kelimeler yan yana el ele vererek anlam kazanıyor. Bizlerde el ele gönül gönüle vererek,  nezaketle çalışarak hayatımıza, kurumlarımıza anlam kazandırmalıyız.  Elbette çalışmak zor, sıkıcı ve yorucu olabilir. Şan, şöhret, zenginlik, yeme- içme ve eğlenme hoş, ama duygular da olgunluk ve denge gerek. İşte o denge hayatı değerli ve anlamlı kılar. Burada kendi içimize bakıp kendimizi görebilmeliyiz. Zira insanın gördüğü en zor şey kendisidir. 

Yıllardır yasalarda değişiklikler ve reformlar yapılıyor, ama istenilen iyi sonuç alınamıyor. Bu durumu araştırınca anlıyorum ki; en güzel yasalar bile kötü uygulayıcıların elinde zulme dönüşebiliyor! Hilekar, düzenbazların elinde yasalarda, kurallarda kevgire dönüştürülebiliyor. Sorun yasalarda değil, zihniyettedir. Her şeyde güvenirlilik ve inandırıcılık olmalı. Demek ki; azgınlaşmaya yatkın yapıda olan insan, dizginlenmeye muhtaçtır. Bu nu yapmak için insanları değerlerle donatıp, sınırlandırmak gerekiyor. Sınırlandıramazsak, sağlıklı bir toplum oluşturamayız.

 Okullarda kurallar, yönetmelikler ve sınavlar var, ama soru çalanlar, kopya çekenler bitmiyor. Çalışanla yatanlar bir olmamalı. Oluyorsa, orada yanlışlık ve kirlilik var demektir. Düzelmesi için kurumlarda nitelikli, güvenilir yöneticilerin olması şarttır. Yöneticiler kaliteliyse, çalışanların iş kalitesi o kadar artar ve orada huzur alanı oluşur. Önü açılan çalışanlar, iş yapmaktan üretmekten haz almaya başlarlar. Değilse reklam olur, zaman kaybı olur, huzursuzluk ve verimsizlik olur.  

Toplumda öyle beleşçiler var ki; Herkesi kendilerine hizmetle yükümlü görüyorlar. Hizmetler birazcık aksadı mı, herkese ve hatta devlete-vatana düşman kesiliyorlar. Sanki vatanın dağı, taşı, toprağı, suyu, köyü, kenti ve her şeyin sahibi kendileri!

Özellikle siyasetle- helikopter ile koltuğa oturan kişiler, değerlerle donanımlı değilse, ahlaken zayıf ise... yanar ortalık. Bilinçaltında aşağılık kompleksi varsa, ulaşılamaz olurlar. Özgüveni olmayan zayıf karakterli amirler, hatır senedi gibi olurlar. Devlet imkanlarıyla yetkilerini kötüye kullananlar, devlete en büyük kötülüğü yaparlar. Ben neymişim demeye başlarlar. Hiç bir şey olmadan çok şey olurlar, başkalaşırlar ve hemen her şeyi bilmeye başlarlar! İlginç değil mi? Makam sevdası, nefis belası!      

Kamuda görev dağılımı yapılırken amirlerin keyfi isteklerine göre değil, hakkaniyet ölçüsünde olmalı. Basit işlerde çok nitelikli insanlara yaptırılması ne kadar yanlış ise nitelik gerektiren işleri niteliksiz personele yaptırılması da yanlıştır, haksızlıktır ve adaletsizliktir. 

 Yöneticilerin doğru kararları; eğitim, sağlık, yol, su, elektrik ve huzur olarak millete dönecektir. Tersi olursa da eğitimsiz, yolsuz, susuz, sağlıksız ve huzursuzluk olarak millete fatura edilecektir. Onun için doğru olana ödül verilmeli, yanlış yapanlara da mutlaka bedel ödetilmelidir.

 Kontrolsüz, sınırsız ve sorumsuz güç; kişileri ve devlet kurumlarını kirletiyor ve çürütüyor. Kendilerini doğru yönetemeyen ve kendilerine söz geçiremeyenler huzuru bozuyorlar. Bozmaması içn reklama değil, ahlak reformuna ihtiyaç vardır. Çanakkale ruhuna ihtiyaç vardır. 

 Bugün 18 Mart 1915 Çanakkale zaferinin 106. yıldönümü. Bu vesileyle her işte Çanakkale ruhu yaşamalı ve yaşatılmalı. Vatanı bize bırakanların bize verdiği ödevi tam yapmalıyız. Vatan sevgisi, edebiyatını yapmak değil, emek vermektir, fedakarlıktır. Ruhları şad mekanları cennet olsun.

    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.