banner136
banner191

Nerede kalmıştık?

Köprübaşı tarafından gelip sağdan bugünkü Candar Gazi İşhanı’na, soldan Foto Üstel’e dayanmıştık.

Candargazi’nin batı (fotoğraftaki beyaz arabanın gittiği sokak) Doğuç Sokak’tır. O sokağın bu tarafında, bugünkü fotoğrafçı dükkânının olduğu binanın tamamında Çankaya Hastahanesi açılmış, epey hizmet vermişti. Daha önce o sıra boydan boya evler vardı; öte baştaki Solaklara ait idi; ama bu taraftaki acaba Doğuçlara mı aitti, yoksa Boynueğri’lere mi emin değilim! Belki bir arkası Boynueğrilere ait olabilir. Buna rağmen oralarda bir zamanlar Doğuçlara ait bazı mülklerin olduğu biliniyor...

Candargazi İşhanı’nın yerinde hal vardı; ondan önce de Çebişoğlu’nun Hanı... Hal iken dıştan iki (doğu ve batı) tarafı (hale girişler hariç) tamamen dükkândı. Mesela sağ baştaki Kurt Yusuf’a ait lokantaydı. Devamında çeşitli dükkânları; Yavan Hasan’ın (Başaran) kap kacak ve daha çok bakır eşya sattığı dükkân, Anteplilerin lokantası, Kamyon Hacı’nın bakkal dükkânı, manavlar (mesela komşum, arkadaşım rahmetli Nazmi Keriöz’ün manav dükkânı), Kaptan’ın dükkânı, bakkallar ve en sonda da Kasap Bodov Duran’ın kasap dükkânı vardı. Hal’in doğu tarafı baştan birkaç dükkân hariç nenedeyse tamamı boştu. Ortaya yakın yerde “Hal Müdüriyeti” diye resmi bir oda vardı. Ümmet Baba tarafındaki iki üç dükkânın önünde Ekinözü, İçmeler, Nergele, Çiftlik, Ambar, Alışar, Hacınınoğlu gibi o zaman Elbistan’a bağlı köylere giden kamyonlar ve cipler bekler yolcular tamamlanınca ikindi sonu yola çıkardı.

Hal’in girişi kuzey (Sırrı Yinanç Parkı’nın olduğu) taraftaydı. Demir parmaklıklarla tamamen kapatılmıştı. Ortasında yine demir bir kapı vardı; orada özellikle pazartesi günleri Belediye Zabıta memurları oturarak (acaba rüsum adında bir fiş keserek “bazı” satıcılardan vergi almak için mi, hatırlayamadım) beklerlerdi. Bu demir parmaklıklarının dış tarafına o hafta sebze ve meyvelerin satılacağı en az ve en yüksek fiyatı belirlenip bunlar NARH[¹] TAHTASI asılırdı. Kara tahtaya tebeşirle alt alta; Üzüm: 50-60 kuruş, Elma: 25-30 kuruş, Armut: 30-40 kuruş, Domates: 15-20 kuruş.. gibi yazılırdı. Bu fiyatlar, pazartesi günleri sabahleyin belediye hoparlöründen de ilan edilirdi.

Halin içinde de esnaflar mevsimlerine göre Adana, Hatay ve Antalya’dan sebze meyve getirirler, köylülerden aldıkları bazı ürünleri de satarlardı. Pazartesi günleri, üst baştan birisi diyelim ki bir kasa üzüm alsa onu halden çıkartıncaya kadar akla karayı seçerdi; zira tıklım tıklım insanla dolardı, ayrıca onların getirdikleri ürünler de kimi sepetlerde, kimi zembillerde, kimi “tay” denilen sandıkların içinde kimi de çuvallarda önlerinde olurdu. Ortalık sakinleşinceye kadar alış veriş yapmak adeta işkence olurdu... Hal esnafından Harınların Mamet (Baykal)’ı sonra oğlu rahmetli Gedik Ahmet’i, Gazi Mercan’ı, Durdu Doğan’ı, Ali Kurtdede’yi hatırlıyorum...

Halin yerinde Çebişoğlu’nun Hanı vardı, dedik. Hanlarda malum köylerden ve uzak yerlerden gelip de Elbistan’da yakın akrabası olmayan insanlar ve hayvanları konaklardı. Elbistan’da sekiz on kadar han vardı. Çebişoğlu hanının güney tarafı iki katlıydı. Genellikle üst katında insanlar, alt katında hayvanlar yatardı. Üst katı pahalı bulan, dilerse hayvanının olduğu yerde ve çok ucuz fiyatla geceleyebilirdi. Yıkılmadan önceki yıllarda ikinci katta olan ve bugünkü Tekbir Giyim’e bakan arka arkaya iki oda Elbistan’ın ikinci Polis Karakolu idi. Birincisi Foto Rengin karşı tarafındaki Uğurlu Konağı olduğunu yazmıştık. Üçüncüsü ikincinin tam karşısında Foto Üstel’in hemen bitişiğinde (sanıyorum bir ara kebapçı olmuştu) dar ve iki katlı olan dükkân karakol oldu; dördüncüsü de yine önceki yazımızda yazdığımız ve fotoğrafın da verdiğimiz Teber Kral’a ait binanın üst katıydı. Sonra Çarşı Karakol’u yapıldı...

Başa dönelim; sol taraftaki Kale’ye çıkan sokağın öte başında Foto Üstel var. Uzun yıllardır var ve Allah diledikleri kadar da var olmayı nasip etsin. Bitişiğindeki dar dükkân kebapçı (hani üstüyle birlikte karakol olan dükkân), onun da bitişiğindeki (Tekbir Giyim ve sonraki üç dört dükkânın yerinde) tek katlı büyük bir kahve vardı. Bu kahvede bana anlatıldığına göre (bugünler ile imkân bakımından mukayese edilmesi için yazayım) Elbistan’da ilk defa kurulan Milli Nizam Partisi’nin kongresi yapılmış ve başkanlığına da emekli öğretmen Ali Rıza Kışlal seçilmiş. Kahveden sonra da iki basamakla çıkılan bir dükkânda güven veren yüzü, nazik tavırları ve makinası ile ayakkabı tamircisi yaşlı bir amca vardı. Sonrası boşluk (ören), sonrası da (bugünkü Kuzey Mobilya’nın yerinde)rahmetliler Zekeriya Pişkin ile Ulu Camiye dönen köşede de dedemin ahbabı Muhittin Pişkin’in bakkal dükkânları vardı. Bu dükkânın yanından Ulu Camiye döner dönmez devamındaki dükkânda mavi gölü birisi tuz satardı. Sadece tuz...

Bir hatıra aklıma düştü, aktarmak istedim. 1977 yılında daha önce çalıştığım Tufanbeyli’nin Karsavuran köyünde balcılık yapan dostum Musa Andıç (Dede Çavuş derler), haber bile vermeden yarım tondan fazla bal getirmişti. Elbistan’da satmamı istiyordu. Asla benim yapacağım şeylerden değildi. Halin içindeki esnaflardan biri olan rahmetli Ali Kurtdede’ye götürdüm. Pek gönüllü davranmadı. Tarttı ve “Tenekeleri şuraya koyun” diye dükkânının dış önünü gösterdi. Oraya sıraladık. Fiyat bile sormadı. Arkadaşım ertesi günü “Satılırsa sızmaya 18, petekliye 20-22 lira de” diyerek gitti. Birkaç ay geçtiği halde Ali Kurtdede’den hiçbir haber gelmedi. Arada bakıyordum; tenekeler olduğu gibi duruyordu. Arkadaşımın “Ne oldu?” diye sonuç bekleyen ikinci mektubundan sonra tekrar gidip sordum; “Müşteri çıkmıyor, çıksa satarım...” dedi. Nihayet umudunu kesmiş olacak ki yine çıkıp geldi ve “satılmaz ise bari götüreyim” dedi. Son bir ihtimal, bal sattığını bildiğim Zekeriya Pişkin’e de sormayı düşündüm.

İçeri girdik. Bir tepsi içinde petekli bal vardı ve üzerinde 55 lira yazıyordu. Sordum:

‒ Zekeriya amca, yarım ton kadar balımız var, almak ister misin?

‒ Gördüm, Ali Kurtdede’nin dükkânını önünde. Tadına da baktım; fena değil. Bir şartla alırım; bir daha bal satmak niyetiyle getirmeyeceksin!

‒ Yok amca, bunu da ben getirmiş değilim, arkadaş Tufanbeyli’den getirmiş. Bir daha getirmez...

‒ Peki, ne diyorsunuz?

‒ Sen ne veriyorsun, onu söyle?

‒ Petekliye 35 sızmaya 30 lira veririm. İşinize gelirse getirip dükkânın önüne koyun...

‒ Peki...

‒ Yalnız, parayı şimdi veremem, bana iki ay müsaade edin.

‒ Olur.

Gazete kağıdından el kadar boş bir yer yırttı ve üstüne tükenmez kalem ile “Arif Bilgin’e ..... lira borcum var. İki ay sonra ödeyeceğim.” yazdı, tarih attı imzaladı ve verdi. Vermeden önce, “Ben arkadaşını tanımam, senin adına yazdım” dedi.

Arkadaşım senet yazılan kağıdı beğenmemiş olacak ki bana yavaş sesle:

‒ Yav böyle senet mi olur?

Hemen ikna etmek için şunları söyledim:

‒ Senet vermese de Zekeriya amcanın sözü senettir. Ben kefilim...

Vakti gelince Zekeriya amcanın dükkânına gittim; o da parayı avucuma saydı. Götürüp arkadaşıma postaladım...

Muhittin Pişkin’in yanındaki Ulu Cami’ye dönen yolun karşısında toprak dükkânlar vardı. Baştan birinci dükkânın önceleri iki katlı imiş ve üstü o zaman kahve imiş. Bunun altında, baştan ikinci dükkânda rahmetli Mehmet Bilgin (Ali Baba’nın oğlu diye bilinirdi) amcam zaman zaman köylülerden toptan aldığı peynir, yağ, çökelek gibi gıdalar satardı. Bir iki dükkan ötesinde  Cehizlerin evine giden dar bir giriş, ondan da sonra Cehiz Mevlit’in, Cehiz Abdullah’ın, İspir Ali’nin ve hatırlamadığım esnafların dükkânları vardı ve devamı Uzun Çarşı idi; bugünkü Uzun Çarşı’nın berisindeki Ulu Camiye doğru giden cadde yoktu.

Candargazi’nin kuzey tarafındaki Sırrı Yinanç Parkı’nın yerinde ve çevresinde olanları önümüzdeki yazıya bırakalım inşallah.

Andıklarımızdan ölenlere rahmet, kalanlara sağlıklı uzun ömür dileklerimle...

............................................................................................................

[¹] Narh: Bir ürünün satılabileceği en düşük ve en yüksek fiyat demektir. Satışa çıkarılan ürünlerin narhın üstünde ya da altında satılması yasaktır. Bu yasağa uymayanlar para cezasına çarptırılır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adem Bakırcı 4 ay önce

Foto Renk ve Poturlar'ın binasının yanında bu gün de mevcut olan dar sokakta hal esnaflarından rahmetli Kadir Doğan ve rahmetli marangoz Atayı Amca'nın damadının evleri vardı. Bahsettiğiniz güler yüzlü ayakkabı tamircisi rahmetli amca , eczacı Memduh ve öğrt. Mesut Karaoğlan'ın babasıdır.Foto Renk'in yeri, Cehizler'in marangoz dükkanı ve Özgençler'in berber dükkanı olarak hizmet vermişti. Zekeriya'nın dükkanı yanında Fırıncı İsmet'in işyeri vardı.Hal'in batı köşesi lokanta arkasında kahve vardı.Hal esnaflarından Bekmezci Hacı rahmetliyi de anmak gerek. H. Ali Yekreç'in bakkal dükkanı, Sınıkçı Nurhaklı bir esnaf, bakkal Yahya (Kurtuluş) Ağa, " kap getir, tut götür / üzüm-çökelek var / yağlı yoğurt " satışıyla Cehiz Mevlüt. Bir sonraki yazınıza aktaracağınızı sandığım Çamancı Çapar Mustafa ve o civardaki tarihi çeşmeyi de hatırlatmak istedim. Bir de o çevrede dondurmacı vardı. Fırıncı İsmet'in fırını daha öncelerde , şimdi park olan yerde bedesten içindeydi. Hepsini rahmetle anıyorum.

Misafir Avatar
Arif Bilgin 4 ay önce @Adem Bakırcı

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Evet o tarihi çeşme ve üstündeki camiden, sağındaki solundaki esnaflardan vs söz etmeye çalışacağım...

Beğenmedim! (1)
Avatar
Muhammet 4 ay önce

Burda falan dükkan,şurda filan dükkan vardı.Bunların ne önemi var Allah aşkına.Sanki tarihi estetik binalar varmış ve yok edilmiş gibi bir hava yaratmışsıniz.Geçmişe özlem duyduğunuz kesin ki hepimiz zaman,zaman böyle duygulara kapiliriz ancak günümüze dönelim.Candargazi işhani bir ucube,ordaki sokaklar,caddeler,işhaninin karşısindaki kerpiç dükkanlar ucube,eli kalem tutan birisi olarak kamuoyu oluşturun en kısa sürede buraların düzelmesi için merkezi ve yerel yönetime çağrı yapın.Elbistanda göze hoş gelen caddeler,dükkanlar var buraflarda düzelsin.
Saygılar

Misafir Avatar
Arif Bilgin 4 ay önce @Muhammet

Eğer değişmediyse belediyenin planında Çarşı-Ulu-Ümmet Baba arasındaki binaların tamamına yakını yıkılacak, böylece hem tarihi eserler ortaya çıkartılacak hem de geniş bir meydanlık yapılacaktı... Öte yandan bu tür yazılarım halkın isteğine cevap verme adınadır. İsimleri geçen insanların hemen hepsi kiminin babası, dedesi, akrabası veya bir şekilde hatıralarında yer alan insanlardır.. Yorumlardan anlayabilirsiniz...

Beğenmedim! (0)
Avatar
Nuh dağlı 4 ay önce

Güzel bir çalışma,tebrik ediyorum hocam...

Avatar
Atilla Sezer 4 ay önce

hocam Allah razı olsun çocukluğuma gittim çarşı caminin karşısında aptik arif ustamın kuyumcu dükkanı vardı ufak çaplı altın gümüş satar asıl onların tamirini yapardı öğleye kadar okula gider öğleden sonar aptik arifin dükkana giderdim 77 78 79 yılları idi ölenlere rahmet kalanlara sağlık diliyorum.

Misafir Avatar
Arif Bilgin 4 ay önce @Atilla Sezer

Evet Atilla Bey, daha uzun çarşıya gelmedik. İnşAllah oraya gelince köşkerler çarşısı ile birlikte yazmayı planlıyorum... (Bu arada o beklediğin fıkra kitabı inşAllah haftaya çıkmış olacak, haberin olsun... Elbistan dolusu selamlar.)

Beğenmedim! (1)
Avatar
Aydemir ünlü (Denizli) 4 ay önce

Rahmetli yoğurtçu haceli vardı dedem itotuların yogurdunuda satardı.

Avatar
OSMAN ŞAHİN İZMİR 4 ay önce

Halin girişinde zabıtalar, çıkan ürünlerin fişini kontrol eder,fişsiz çıkarmazlardı,halin içinde yer kalmadıysa,kuzey girişte dışarıda satılan ürünlerden işgaliye adı altında makbuz kesilir satıcıdan parası alınırdı.Kontrolleri yapan Suphi Abiyi hatırlıyorum.
Halin Kuzey giriş sol(doğu)tarafında 1.dükkân Gürün Komisyon Evi Ömer Gürz ve Nuri Abinin,2.dükkân Seydi Özkan Abinindi. Köylülerin getirdiği ürünleri%5-8 oranında komisyon karşılığında satarlardı.Domates ve salatıkları genelde burda satardık.

Misafir Avatar
Arif Bilgin 4 ay önce @OSMAN ŞAHİN İZMİR

Osman Bey çok teşekkür ederim, elimdeki yazıya eklemek üzere aldı. Var olasınız. Selamlar.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ömer 4 ay önce

İnsan yaşlanınca hatıralarıyla yaşarmış.Siz de bizim hatıralarımızı depreştiriyorsunuz.Sizinle sokak ve caddeleri geziyoruz.Önceki yazınızda eksik kalanlar vardı.Onları hatırlatmak isterim.Hamamın önünden başlarsak.çarşıya doğru; solda terzi Fahri Güzelöz,Terzi ilhan akşamları buluşma yerimiz olan bir çayhane vardı sanırım “Ağır Dönüm”den önce,bu sırada dahasonraları ; Okullar Pazarı,Narinler konfeksiyon,BerberGazi çalıştı.Karşı sıranın başında Terzi Sami Doğuç vardı.Bekçi Rasık Ağa’nın oraya gelince;Rasık Ağa dan söz edelim;gür kaşlı keskin bakışlı heybetli birisini hatırlarım ki;bekçi değil ! BEKÇİ BAŞI idi.Rozetinde iki “BB”yazardı.Sağ taraf içeri doğru Ören yerdi müftülüğün olduğu taraf burada terzi Nihat Güzelöz abimizin yeri vardı sonra kitapçı oldu karşıda;Tevfik Usta dışında Saatçı Nazmi,sonra Saatçı Fadıl Ustanın dükkanı vardı.Özgençler Kırtasiye sonra…Devamında Sıddık ustanın dışında Gabak Hikmet abinin de ayakkabı imalathanesi vardı.Karşıda kısa sürede olsa Ağır Dönümden önce el yapımı mobilya dükkanını Tahsin Abi çalıştırdı.Karşıda karakolun altında Terzi Turaç Yüksek abimizi unutmayalım…Sonraki yazıya geçmeden burada kalmıştınız…

Misafir Avatar
Arif BİLGİN 4 ay önce @Ömer

Ömer Bey, harikasınız. Çok teşekkür ederim. Sizin yazdıklarınızı okurken biraz mahcup oldum; zira bazılarını iyi biliyordum ve unutmuşum... Yazılarıma eklemek üzere aldım. Selamlar...

Beğenmedim! (0)
Avatar
Hasan Başaran ( Yavan Hasan) 4 ay önce

Çok uzaklara gittik geldik emek verip hazırlayan dan Allah c.c razı olsun dedem yavan Hasan ve ahirete intikal etmiş tüm ölmüşlerimizin ruhları şad olsun

Misafir Avatar
Arif BİLGİN 4 ay önce @Hasan Başaran ( Yavan Hasan)

Hasan Bey, sizinle konuşmuştuk. Bazı bilgiler vermiştim.. Siz de ailenizle ilgili ne biliyorsanız bana yazar mısınız? Selamlar.

Beğenmedim! (0)