banner136
banner191

Bir geçiş noktasında bulunması, pek çok kavim ve kültürlerin buluşma noktası ve her dönemde önemli bir merkez olması hasebiyle, memleketimiz Elbistan, dil-edebiyat ve tarih açısından olduğu kadar folklorik unsurlar açısından da alabildiğine zengindir.
İslâm kültürü, Türk gelenekleri ve yerli an‘anelerin harmanlanmasından oluşan bu unsurların pek çoğu artık tarihe intikal etmiş ve unutulmaya yüz-tutmuştur.
İşte, belki de seksen-yüz yaşlarındaki tek tük ihtiyarların –o da ana hatlarıyla- hatırlayabileceği bu unsurlardan bir tanesi de, Maraba köyünde –yeni adıyla Çatova mahallesinde– 1950'li yıllara kadar yaşamış olan “Dua ekmeği/yemeği” geleneğidir.
Bu yazımızda, 28 Mart 1950 tarihli Engizek gazetesinde yayımlanmış bir makaleden hareketle, –İstanbul'da yaşamam sebebiyle tahkik etme imkanı bulamadığım– bu geleneği sizlere tanıtmaya çalışacağım:
Elbistan'ın çalışkan ve büyük köylerinden Maraba'da, ilkbahar mevsiminde yazlık tohumun ekimine, güzel bir törenle başlanırdı.
Şöyle ki:
Çok eski zamanlardan kalma bu âdete göre, ilkbaharda tüm köylüler umumi bir toplantı yaparak, burada, “Dua ekmeği/yemeği” adı verilen bir yemek yerler.
Her ilkbaharda, ekime başlamazdan önce, bir-iki gün, kapan vs. ile çüt (çift) hayvanlarının hamlığı alınır. Ekime başlanılacağı gün de; köyde bir sığır kesilerek eti köylüler arasında paylaşılır. Yine o gün, muhtar tarafından bir dellal çağırtılır. Bu dellal üzerine, her ev dua yemeğine hazırlanarak yemek yapar. Ve köylülerce, uygun görülen bir harman yerine caminin kilimleri serilir. Bütün köylü toplanır, namaz kılınıp Kur’an okunur. Bu sırada, halk namazda iken, hazırlanmış olan yemekler –yapılan bir işaretle– getirilir, sofralar serilir,
O gün, beş yaşından yüz yaşı­na kadar, köyde ne kadar garip gurabâ, yabancı, muhacir/göçmen, yetim... varsa, hepsi halkla birlikte “dua yemeği”nden yer. Yemeğin ardından, köyün imamı uzun bir dua okur, halk da “Âmin!..” der. Peygamberlere salât ü selamdan sonra eller yüze sürülür. Yemeklerden artanlar fakir­lere verilir. Usulen, sofralarda bir miktar ekmek, tepsilerde de biraz pilav bırakılır; bu kalan ekmek parçasını evdeki kadınlar yerler, pilav da evdeki zahirelerin üzerine saçılır.
Yemek bittikten sonra, çiftçi olan her ev, ambarlarından çuvallara 20-30 kilo tutarında bir kaçar çelik/silme tohum koyup tarlalarına çeker ve sürerler. O günden itibaren ilkbahar ekimi başlayıp devam eder. O gün itibariyle yüzelli haneli ve 800 nüfuslu bu köyün eskiden beri devam edegelen “dua yemeği” merasimi, çok güçlü ve adeta dinî bir gelenek halini almıştır.
Bu bilgileri aktaran gazete yazısı şu sözlerle bitmektedir:
“Başka köylerde perişanlık olur, bu köy tertipli ve bereket­lidir. Aç kimse görülmez.Marabalıların bu ‘Dua yemeği’ gününü kutlular (kutlar), yurdun diğer köylerine de tavsiye ederiz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa ÖZCAN-İslahiye-Gaziantep 4 yıl önce

Gerçekten duygulandım helede yağmur duası bir başka idi bizim köyde

Avatar
Aaa 3 yıl önce

Güzel

Avatar
Göcmen zobasi 3 yıl önce

Geldi gecti hepisi yalanimis be

Avatar
Leyla başaran .elbistan 2 yıl önce

Rahmetli babam anlatırdı bu geleneksel yemeği .geçen senede yağmur duası için bütün köy bu dua yemeği yaptı.keşke bu gelenek devam etse imiş birlik ve beraberlik hâlâ devam ederdi.