banner136
banner191
Yeni Sayfa 1

MÜJDE;

BEKLEDİĞİNİZ KİTAPLAR ÇIKTI!

TERK EDEN ELBİSTAN 1

(Genişletilmiş ikinci baskı. 272 sayfa, 21x13,5)

TERK EDEN ELBİSTAN 2

(272 sayfa, 21x13,5)

TERK EDEN ELBİSTAN 3

(272 sayfa, 21x13,5)

(DAHA ÖNCE 1. CİLDİ ALANLARIN MAĞDUR OLMASINI ENGELLEMEK

VE ONLARIN DA BU KALİTELİ VE BENZER FORMATTA (TAKIM OLARAK) BASILAN SETE SAHİP OLMALARI İÇİN FİYATI;

TEK CİLT 8 YTL, ÜÇÜ BİRLİKTE 20 YTL OLARAK BELİRLENMİŞTİR.)

İSTEME VE İLETİŞİM ADRESİ:

Arif Bilginin

İŞ BANKASI ELBİSTAN ŞUBESİ: 6420 0575196 NUMARALI HESABINA

VEYA

5185615 NUMARALI POSTA ÇEKİ HESABINA

KİTAP BEDELİ YATIRILDIKTAN SONRA

GÖNDERİLMESİ İSTENEN ADRESİN

AŞAĞIDAKİ

E-MAİL ADRESLERİNE VEYA TELEFONLARA BİLDİRİLMESİ YETERLİDİR.

İKİ GÜN İÇİNDE OKUMAYA BAŞLAYACAKSINIZ

[email protected]

[email protected]

0 505 498 59 41

0 344 415 22 82

MAMO DAYI İLE FATEY BACI, ELBİSTANLILARDAN İNTİKAM MI ALMAKTA!

ların sonuna kadar Elbistan Elbistandı

Şu mahalledeki ağaları, öteki mahalledeki yaramaz çocukları herkes bilir, kim bey, kim esnaf, kim fakir kim kalender eniinden cücüuneaçir insanlar tanırdı

Sokaklarda gezinen çapkınları, ona buna çatan bıçkınları, terbiyesi ve efendiliğiyle belirginleşmiş seçkinleri tanımayan yok gibiydi 

Yaramazlık yapanlar herkes azarlayabilir, gerektiğinde bir tokat atarak terbiyesini verebilirdi.. Hele uzaktan akraba veya komşu ise eşşek sudan gelinçiye gadar zopa atsa anası babası elea saalık..dan başka bir şey demezdi (Şimdi, öğretmenlerin bile on-on iki yaşındaki bir çocuğa höst demekten çekindiğine bakmayın siz)

Çarşıya çıksanız, hele de Ulubazar, yani tüm köylülerimizin gelip alış-veriş yapabilecekleri Pazartesi günü Köprübaşındaki Şire Bazarından başlayıp enmen aşşadaki Ehsan (Davdav) Usdanın tamirhanesine varanaaçir şeyle bir gezinseniz, çarşıda gördüğünüz her erkea, birbirinin aynısı sanırdınız. Avratlarını da Erkekler, şapkalı, şalvarlı, gri ya da beyazımsı köynekli, cekatlı, lasdik ayakgabılı, yün çoraplı; tembel sakallı, ortası sigara dumanından sararmış palaya yakın bıyıklı; kiminin ya omzunda, ya kolunda heybesi, kiminin elinde torbası veya çıkın yaptığı yaalığı ile çarşı içinde gelirler giderler, giderler ve gelirlerdi O zamanlar, çarşı sadece Köprübaşından aşşa meydanlığa kadar olan yerdi; biraz da Çarşı camiinin öteki (Doğu ve Kuzey) taraflarına yapılmış demirci, marangoz, nalbant, kalaycı ve köşker çarşıları vardı.

Bu dar alanda sanki bir yarış varmış gibi insanlar gelip gelip giderlerdi Öyle ki var olduğu duyduğum, ama maalesef elde edemediğim bir de fotoğraf varmış, Kuyumcular Çarşısının aşağısından çekilmiş ve taa Uzun Çarşıya kadar bir insan seli görünüyormuş; tamamı erkek ve tamamı şapkalı insanlar; sanki çarşıyı şapka seli kaplamışçasına vıngırık gimi şapga görünüyormuş ((Bu resmi bana ulaştırana üç ciltlik bir takım (TERK EDEN ELBİSTAN123) hediye edeceğim.)) Bu insanlar ürkekti, fakir gibiydi tamamı, şeherli çocuktan bile çekinirlerdi; yerli esnafın olmadık şakalarına, hatta onur kırıcı laf ve (mesela arkasından sessizce yaklaşıp şapkasını likletmek gibi) hareketlerine bile -zoraki- katlanırlardı Çoğu dağ köylerinden gelmişti, şehere uzaktı, medeniyete, okula, dövletin şefkatli ellerine uzaktı. Dil bilmezler, diş bilmezler; haklarını savunacak yol bilmezler; bilseler bile zararlı çıkacaklarından korkarlardı; üstelik korkmakta da haklı idiler Sanki onlar hep itilip kakılacak insanlar olarak kabul edilmiş gibilerdi

Kadınlara gelince, hemen hepsi de uzun (veya üç) etekli, beli kuşaklı, eteklerinin altından görünen uzun donlu, yelekli veya ceketli (zenginleri kaftanlı), başları poşulu, sarıklı, tepelikli, bürgülü; ayakları mavi veya yeşil renk naylon ayakkabılı, çoğunun çenesi, burnu, alnı veya ellerinin üstü mavi renk ve acayip işaretlerle dövmeli idi. Çarşıda azdılar ve o kadar sessizdiler ki, onları yok sanırdınız veya konuşma bilmez sanırdınız.. Eğer, gişisi azıp şaşıp avradına alış-veriş için müsaade ederse, esnaftan isteyeceğini bile söyleyemez; onun Ne diyorsan dooru dürüs desene yav!.. diye azarını işitince iyice utanır, içine kapanır, adeta feleği şaşardı Alacağı naylon ayakkabıyı, elbiseliği her ne ise onu kendisi seçemezdi, adını söylerse tamamdır artık, esnaf arkadaş dükkânda olanından kendi zevkine göre verir; beğenmezse bir daha azarlardı Yanında herifi olmuş olmamış fark etmez, esnaf azarlayacağı zaman azarlardı, kimse karışamazdı

()

Bugün şöyle bir çarşıya çıkın bakalım; bahsettiğimiz çarşıya paralel üç dört caddeye ve ara sokaklarına, hatta eski Elbistanın merkezinin tamamına yayılmış caddelerde gezinin bakalım ne göreceksiniz

Hele de yaz aylarında, modern bir şehirde geziniyorum sanırsınız; çarşıyı pazarı, dapdaracık kotu, mini eteği, askılı ve göbeği açıkta bırakan bluzu; saçı, makyajı bakımlı hali ile eskiden yalıız sinamalarda görülen moderen hanımlardan, varlıklı ve ohumuş gızlardan hiç farkları olmayan bayanlarla doldurmuşlar sanırsınız

Hiçbir şeyi de umursamazlar hani Alış-verişlerini kendileri yaparlar, hem de çatır çatır pazarlıkla, en iyi şeyleri arayıp bulmaya çalışarak

Dünkü Mamo dayı, dünkü İrbaam son maodel arabalarla gezinmekte, marka giyinmekte, yiyeceğin, içeceği ve giyeceğin en pahalısını hem de pazarlık yapmadan alıp götürmektedir Hiçbir esnafa eyvallahı yoktur; canının istediği yerden ve insandan alış-verişini yapmakta, adeta daha gerilemiş, sınıf düşmüş ve fakirleşmiş şeherliden intikamını almakta (Gerçi esnaflıkta da şehirli tükenmek üzere ya).

Dün, dağ köylerinden gelirdi; ağzı var dili yok gibiydi; sessizdi, kimsesizdi, sabırlıydı Bugün de dağ köylerinden gelmekte (Alamanyayı görmüş, izine gelmişse de) yerli insandan daha modern, daha sağlıklı, daha iyi konuşuyor, dil biliyor, parayı su gibi harcıyor, hem köyüne ve hem de şehre ev yaptırıyor, inanılmaz yatırımlar yapıyor

Şimdi Elbistan çarşısında şalvarlı bir tek insanı bile zor bulursun (ikisi de yedi göbek şeherli Köşker Topal Ali Emmi ile Kahveci Göoşen İmamdan başka), hatta yine aynı kişilerden, belki yaşlı Elbistanlılardan başka şapkalı insana bile zor rastlanır oldu Hele Pala (Zekeriye) Dayıdan başka pala bıyıklı, hatta palaca bıyıklı insana zor rastlarsınız; dahası, esnaftan azar işitecek, istediği şeyi beğenip alamayacak köylü hanımı göremezsiniz artık Sevdiği ile el ele, yapış yapış olmuş halde caddelerde dolaşmaktan çekinmiyor artık genç kızlar ve erkekler; dahası onlara kimse yan gözle, öfkeli ve ters gözle bakmıyor Bakanlar varsa eğer, hiç mi hiç belli etmiyor/edemiyor

()

Dün, şehir hayatının vasatını, giyimde, kuşamda, törenlerde, alış-verişte ve sair ilişkilerinde ancak kendisini köylüden ayıracak kadar farklılıklarla yaşamaya çalışan Elbistanlıların çoğunluğu, modernlikte, modayı takip etmekte, batılı hayatı yaşamaya çalışmakta, bugün, dünkü poşulu, uzun donlu, üç etekli, ceketli köylü hanımlardan, şapkalı, şalvarlı, tıraşsız, sararmış pala bıyıklı beli kuşaklı köylü erkeklerden daha köylüdür, daha mutaassıptır, daha muhafazakârdır

Kırk yılda, yaklaşık bir veya iki nesil değişimiyle meydana gelen bu inanılmaz farklılık, sayısız sosyolojik araştırmaları gerektirmektedir...

elbistanca

Arif Bilgin

Büyük Boy, 350 Sayfa

3001 MADDE

10 YTL

İSTEME VE İLETİŞİM ADRESİ:

Arif Bilginin

İŞ BANKASI ELBİSTAN ŞUBESİ: 6420 0575196 NUMARALI HESABINA

VEYA

5185615 NUMARALI POSTA ÇEKİ HESABINA

KİTAP BEDELİ YATIRILDIKTAN SONRA

GÖNDERİLMESİ İSTENEN ADRESİN

AŞAĞIDAKİ

E-MAİL ADRESLERİNE VEYA TELEFONLARA BİLDİRİLMESİ YETERLİDİR.

İKİ GÜN İÇİNDE OKUMAYA BAŞLAYACAKSINIZ

[email protected]

[email protected]

0 505 498 59 41

0 344 415 22 82

POSTA MASRAFLARI ALICIYA AİTTİR.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
gönül tangut 13 yıl önce

ben halis malis elbistanlı emekli ögretmenim. yazılarınızı devamlı okurum, şehitlik konusunda çok haklısınız, artık bu insanların üzerlerindekii ölü topragını atmaları gerek, her şey çok geç olmadan... ( Gönül Turgut)

Avatar
DAĞLIOĞLU 13 yıl önce

Demek eskiden köyden gelenlerle dalga geçerdiniz ha.. Şimdi şehrin yerlileri ellerindeki son arsaları satıyorlar köy kökenlilere. Varmı öyle köylünün gururuyla, şapkasıyla oynamak. Şimdi o eski yerli ağaların torunları köylülerin evlerine temizliğe gidiyorlar. Darendeli esnafın neden bu denli başarılı olduğu da anlaşılıyor haliyle. Köylü milletin efendisidir... (Dağlıoğlu)

Avatar
pervin cerit 13 yıl önce

Sayın Dağlıoğlu, yorumunuz sizce elbistanlıyı incitici değil mi. elbistanlı aç kalır ama grurunu elden bırakmaz. son topraklarını da sizlere satmaları, daha iyi yerleşim yerlerinde yaşamak için gitmek maksatlıdır. zira elbistanlının çoğunluğu okumuş kendini aşmış artık istemedikleri yerlerini de sizlere bırakmışlardır. elbistanlıyı küçültmek maksatlı köylüye temizliğe gidiyor demediz çok yanlış. (Pervin Cerit)

Avatar
mehmet ağcadağ 12 yıl önce

arif bilgin hocam sizin yazılarınız cok uzun ve sıkıcı bence daha kısa ve ilgi cekici bi tabirle yazılarınızı düzenlerseniz daha cok okunur ve daha buyuk kesimlere hitap edersiniz yanlışım varsa affola ..(Mehmet Ağcadağ)