SLOGANİK VE SEMBOLİK KAFALAR İLE DÜŞÜNEN BEYİNLER

Sloganik ve sembolik kafalar

Sloganik ve sembolik kafalar, slogan ve sembollerle düşünürler. Sığ bir düşünceye sahiptirler. Fikrî derinlikleri yoktur. Düşünsel besin kaynakları sadece ve sadece slogan ve sembollerdir.

Durmadan slogan ve sembol üretirler ya da başkalarının ürettikleri slogan ve sembollerin esiri ve kölesi olurlar. Ayakta kalmaları slogan ve sembollere bağlıdır.

Sloganik ve sembolik kafalar şabloncudur. Kafalarında oluşturdukları dar ve sığ şablonlara göre düşünürler. Kendi dünyalarında oluşturdukları ideolojik, politik ve dînî şablonlara uymayan ve uyum sağlamayanları mahkûm ve bertaraf etmek için ellerinden ne geliyorsa onu yaparlar. Buna, iftira, şantaj, karalama, kötüleme, aşağılama, itibar suikastı, şiddet uygulama, iktidar gücünü kullanma ve her türlü cezalandırma yöntemleri de dâhildir.

Ancak, slogan ve semboller, iletişim ve dezenformasyonda çok önemlidir. Kitleleri ve kütleleri yönetme, yönlendirme ve manipüle etmede oldukça etkilidir. Algı operasyonlarında çok işe yarar.

Sloganlarla idâre edilen toplumlar adam olamazlar. Bu kafalarla hiçbir yere varılamaz. Çünkü düşünce, fikir ve bilimin üretilemediği toplumlarda slogan ve semboller geçer akçedir. Kitleler bunlar üzerinden manipüle edilerek birbirine düşürülür. Düşüncenin, fikrin, bilimin üretildiği toplumları ise hiçbir kuvvet yıkamaz.

Düşünen beyinler ve medenî toplumlar

Çünkü düşünce, fikir ve bilim, insanlığa, “İnsanlık medeniyet projeleri” sunar. Bir medeniyetin inşâsında düşünce, fikir ve bilim “olmazsa olmaz” temel parametrelerdir. Düşünce, fikir ve bilimi, düşünen beyinler, yâni mütefekkirler, münevverler, âlimler (bilim insanları) üretir.

Âlimleri, mütefekkirleri, münevverleri bol olan toplumlarda kalite yüksektir. Böyle toplumlar, medenî toplumlardır. Çünkü medeniyet, ilimle, fikirle, tefekkürle inşâ edilir. Medenî toplumlar, sürekli okuyan, çalışan ve kendini geliştiren toplumlardır.

Medenî toplum insanları dedikodu yapmaz, boş ve basit şeylerle uğraşmaz, sloganik ve sembolik düşünmez. Zâten bunlarla uğraşacak vakitleri de yoktur. Çünkü sürekli olarak çalışırlar, insanlığa faydalı olacak ilim, düşünce, fikir ve teknoloji üretirler. Tekâmül içinde olmak, medenî toplumların bâriz vasıflarındandır.

Medenî insanlar, zamanlarını iyi değerlendirirler, zaman israfı yapmazlar, katma değer üretirler. Medenî insanların ufku geniştir. Vizyon ve misyon sahibidirler. İnsanlık adına hayâlleri ve ideâlleri vardır.

Medenî insanlar kibardır. Medenî insanlar anlayışlıdır. Medenî insanlar, başkalarının düşünce ve fikirlerine saygı gösterirler.

Medenî insanlar konuşma, dinleme, anlama âdâbına uyarlar. Medenî insanlar zevk ve estetik sahibidirler. Medenî insanlar sanat ve sanatkâra saygı duyarlar.

Tarihe bakıldığı zaman, medeniyet inşâ eden toplumlar hep böyle yapmış ve böyle davranmışlardır. Medeniyet Tarihi, Bilim Tarihi, Arkeoloji, Antropoloji, Sosyoloji gibi bilim dalları bunların örnekleriyle doludur.

Sloganik ve sembolik kafaların yaptıkları

Sloganik ve sembolik kafalar medeniyet üretemezler. Çünkü işin kolayına kaçarlar. Zora tâlip olmazlar. İlmî araştırmalar ve bilimsel çalışmalar yaparak kendilerini geliştirmezler. Dolayısıyla düşünce ve fikir üretemezler.

Zamanı hep israf ederler. Neredeyse sabahtan akşama kadar yan gelip yatarlar. Topluma katma değerleri yoktur. Tek sermayeleri vardır, o da dedikodu yapmak. Çünkü bu, işin en kolay tarafıdır.

Sürekli olarak birbirlerini çekiştirip dururlar. İşleri güçleri ideolojik ve politik slogan atmak ve kutsadıkları sembollerin esiri olmaktır. Sembolleri kutsamak ve kutsanmış semboller üzerinden dokunulmazlıklar üreterek başkalarını yargılamak, toplumdaki ideolojik, politik ve çok sayıdaki dînî grubun yaptığı işlerdendir.

Batı ve Doğu toplumlarında yapılan engizisyonlar, bu uygulamaların şahitleridir. Sokrates’in, Galileo’nun, Roger Garaudy’nin başına gelenler ile İmam-ı Âzam Ebû Hanife’nin, Taberî’nin, Kindî’nin, Fuat Sezgin’in başına gelenler de bu türdendir.

Dün ve bugün

Dün böyleydi, bugün de böyledir. Değişen pek bir şey yoktur. Değişen tek şey, güncel yöntemlere uygun olarak, bunları usûlüne uygun bir şekilde “update (güncellemek)” etmektir.

Nasıl ki dün, Orta çağın “çağdışı” ruhbanları bunları yapıyor idiyse, çağımızın “çağdışı” ruhbanları da aynı şeyleri yapıyorlar. Dolayısıyla Doğu’da olsun, Batı’da olsun, fark eden pek bir şey yoktur. Tabiatıyla bu tip kafaların yoğun olduğu toplumlar, sosyolojik ve antropolojik olarak medenî değil, bedevî toplum özellikleri gösterirler.

24 Ocak 2022

İlhan AKAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

İlhan Akar - Teşekkür ediyorum Ali Osman ve Muammer beyler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Ocak 12:08
02

Ali osman oğuz - Fevkalade güzel tesbitler...yüreğine sağlık hocam..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Ocak 12:08
01

Muammer Avşar - Medenî insanlar, zamanlarını iyi değerlendirirler, zaman israfı yapmazlar, katma değer üretirler. Medenî insanların ufku geniştir. Vizyon ve misyon sahibidirler. İnsanlık adına hayâlleri ve ideâlleri vardır.* EYVALLAH HOCAM. TEŞEKKÜR VE DUA İLE...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Ocak 12:08