ELBİSTAN TAVA

Güvercinler yine balkona konmaya başladılar. Korkuluktan bana bakarlar, öterler, cama tıklatırlar. Üzgünüm bulgur kalmadı. Son ekmek kırığını da dün yediniz. Sizin yüzünüze Mustafa’dan azar işitiyorum: “Evde ne bulgur kaldı ne ekmek! Biz ne yiyeceğiz?” Doğru söylüyor; biz ne yiyeceğiz. Acımızdan ölmeyiz ya bir şeyler yeriz vakti gelince. Akşam et alalım da güzel bir Elbistan Tava’sı yapayım. Kuzu etinin kilosu altmış bir lira ben dana eti alayım. O da ellilerde filan ama karın eti ucuz. Tavaya adam başı yüz gram et olsa kafi. Yanına da bulgur pilavı yapalım.

Markete gidiyorum malzeme almaya. “Abi şu etten üç yüz gram versene, ama kuşbaşı doğranacak”. Adam doğradığı eti tartmaya götürürken tartının karşısında bekliyorum:” abi o yirmi gramı al, tam üç yüz gram olsun” diyorum alıyor, poşete koyup barkotu yapıştırıp bana uzatırken ters ters bakıyor. Manav reyonundan bir soğan, iki patlıcan, beş biber, bir baş sarımsak, üç domates alıp tarttırıyorum görevliye. Hepsini bir poşete koyup barkotları yapıştırıyor, bana uzatırken o da ters ters bakarak veriyor. Ters ters bakması iyi, pazarda adam geri bıraktırıyor:” yarım kilodan aşağı yok!”. Pazarcı domatese yazmış:” tarla domatesi, dalından yeni koptu” ama fiyat yok. Abi fiyatı kaça:” ne kadar alacaksın?”. Sonunda iyi bir strateji ile fiyatı öğreniyorum. “Abi domateslerin gerçekten çok güzelmiş”. Tavalık malzemeler alındıktan sonra bir pakette bulgur alıyorum. Eve geçerken Halk Ekmek’ten iki tane de ekmek alıyorum.

Ankara’da oturduğumuz semtte bir tane fırın bulamadım. Bu yüzden tavayı evde pişiriyorum. Fırında erik odunuyla pişirilen tavanın tadını bulamıyorum ama yemeği Mustafa’nın beğeniyor olması ve her defasında: “tavayı fazla yapta doya doya yiyelim” demesi beni mutlu ediyor bu durumun göz ardı edilmesine sebep oluyor. Fırın demişken evdeki fırını kullanamıyorum. Ertuğrul kapağını kırmış. Tavada yapıyorum. Eti tavaya koyup pişiriyorum. İyice pişip suyunu çekince içerisine sıvı yağ koyup doğradığım soğanları atıyorum. Soğan biraz ölmeye başlayınca, sarımsağı ve suya koyduğum doğranmış patlıcanları süzüp içerisine koyuyorum. Yarım bardakta su döküyorum. Patlıcanlar pişmeye yakın biberi, arkasına domatesi, sonunda tuzu ve baharatı atıp pişmesini bekliyorum. Bu aşamadan sonra küçük bir tencere çıkarıp yağ ile birlikte şehriyeleri kızartıyorum, arkasına bir su bardağı bulgur döküp hafiften kavurduktan sonra dolaptan getirdiğim tavuk bulyonu içerisine atıp, arkasına iki su bardağı suyu bırakıyorum. Tuzunu da ilave edip karıştırıyorum ve kapağını kapayıp tavaya bakıyorum. Tava karıştırılıp ardına pilavın suyu kaynamaya başlayınca ikisinin de altını kısıp biraz dinlenmek için odaya geçiyorum. Balkonda güvercinleri görünce hemen bir avuç bulgur getirip önlerine döküyorum. Seyrediyorum sonra. Karnını doyuran güvercinler birbiriyle kavga etmeye başlıyorlar. Sonrasında yavrularına kusmak üzere yol alıyorlar. Bende mutfağa girip pişen tavanın ve pilavın altını kapatıyorum. İşte yemek hazır. Mustafa ve Ertuğrul eve geldiğinde sofrayı kurup, yemeye başlıyoruz. Lakin Ertuğrul pek sevemedi Elbistan Tavası’nı. Antepli olduğu için farklı geliyor. Patlıcan oturtma, soğan kebabını da bilirim lakin et lazım, fırın lazım… Şükürler olsun bugün de karnımız doydu. Yarın ne yiyeceğiz?

“Mustafa, ben çaydanlığı yıkayıp suyu koydum sen demle olur mu?”. Mustafa gibi çay demleyeni görmedim daha. “Çay demlemek sanattır” diyor Mustafa. Gerçektende demlediği çaya doyum olmuyor. Osman Emmi demlesin de böyle çay görelim. Çay, çay içmek için demlenir. Böyle demledin mi çayı o vakit başkaları da beğenir. Osman Emmi bu işin ticaretini yapıyor. Ufacık bardaklarda kaynamış çay sunuyor müşterilere, halbuki demlenmesi lazım...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eprar Meydanaçar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.