TEC­RÜ­BE İLE SABİT-29-

‘He­pi­mi­zin derdi çok, Der­di­çok he­pi­mi­zin’

Bir me­kâ­nı -şeh­ri, ka­sa­ba­yı, köyü- güz­leş­ti­ren, orada ya­şa­yan­lar­dır. Ya­şa­dık­la­rı bel­de­ye, gönlü güzel, ke­la­mı kibar irfan sa­hi­bi in­san­la­rın sev­gi­siy­le hoş gö­rü­nün şavkı yan­sır.

Güneş ışı­ğı­na ben­ze­yen bu yan­sı­ma dost-düş­man, gü­zel-çir­kin, soy-sop, din-mez­hep ayırt etmez.

Ana­do­lu’nun her köyü, hatta in­sa­nı üç aşağı beş yu­ka­rı bir­bi­ri­ne ben­zer. Ha­ya­tı yatay ya­şa­yan in­san­la­rın hi­kâ­ye­le­ri, dikey ya­şa­yan­la­rın­kin­den çok fark­lı­dır.

Ben Tanır di­ye­yim, siz Ber­çe­nek, Ha­ya­ti de­di­ğim­de de Mah­zu­ni an­la­yın. Ana­do­lu; ka­de­rin elin­den kaç­ma­ya ça­lış­mak­tan ko­va­la­ma­ya fır­sat bu­la­ma­yan ve sü­kû­tun­da söz giz­le­yen hâl ehli, der­viş gö­nül­lü in­san­la­rın irfan mec­lis­le­rin­de yak­tık­la­rı çerağ ile ay­dın­la­nır. Onlar hi­kâ­ye et­me­yi şi­ka­yet­len­me ola­rak al­gı­la­dık­la­rın­dan tür­kü­ler ya­kar­lar. ‘Yan­ma­yan ya­ka­maz’ ha­ki­ka­tin­den yola çı­ka­rak, hal­le­ri­ni tür­kü­le­re söy­le­tir­ler. Sa­mi­mi­yet ve ya­şan­mış­lı­ğa da­ya­nan her türkü de gönle do­ku­nur.

İşte, böyle, söy­le­dik­le­ri gönle do­ku­nan­lar­dan bir ta­ne­si de, ya­zı­mı­za konu ola­rak seç­ti­ği­miz Ömer Lütfü Piş­kin, nâm-ı diğer Der­di­çok'tur.

‘Tec­rü­be ile sabit se­ri­miz’in 23 nu­ma­ra­sın­da, Afşin'in Tanır ma­hal­le­sin­de med­fun Der­di­çok’tan bir cüm­ley­le bah­set­miş­tim. Sev­di­ği kızın baş­ka­sı­na gelin git­me­sin­den do­la­yı ken­di­ni ka­der­siz­ler­den ad­de­de­rek şi­ir­le­rin­de 'Der­di­çok' mah­la­sı­nı kul­la­nan Ömer Lütfü Piş­kin (1873-1937), El­bis­tan’ın Kı­zıl­co­ba ma­hal­le­sin­de doğdu. Hacı Tı­fı­lo­ğul­la­rı (Piş­kin­ler) ka­bi­le­sin­den Hafız Meh­med Efen­di’nin oğ­lu­dur.

İrti­ca­len şiir söy­le­me ye­te­ne­ği de olan Hafız Meh­med Efen­di, bir gün, Pı­nar­ba­şı'na ek­tik­le­ri kar­puz­la­rı ça­pa­lar­lar­ken, ya­kın­la­rın­dan geçen bir ge­li­nin oğlu Ömer Lütfü’ye iş­vey­le bak­tı­ğı­nı, oğ­lu­nun da aynı iş­ve­li ba­kış­la kar­şı­lık ver­di­ği­ni fark eder. Olan­la­rı büyük bir dik­kat­le iz­le­yen Meh­med Efen­di, bir yan­dan da oğ­lu­nun yap­tı­ğı ça­pa­yı göz­le­mek­te­dir. Ge­li­nin hal ve ha­re­ket­le­ri­ni af­sun­lan­mış gibi takip et­mek­te olan Der­di­çok, ke­se­ri­nin önüne gelen bir kar­puz te­ye­ği­ni de kes­ti­ği­ni far­ke­de­mez. Bunu gören Meh­med Efen­di, elin­de­ki ça­pa­yı fır­la­tır ve Der­di­çok’un kolu kı­rı­lır.

Bu durum kar­şı­sın­da ya­pa­cak fazla bir şey kal­ma­mış­tır. İlk sözü baba alır:

Ôlum niye mec­nun gezeñ?

Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi

Ca­hil­siñ canıñdan bezeñ

Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi

İçinde bu­lun­du­ğu ruh ha­li­ni, se­bep­le sonuç ara­sın­da bağ­lan­tı ku­ra­rak izah et­me­ye ça­lı­şan Der­di­çok da şu kar­şı­lı­ğı verir:

Baba ben gaz­mam bos­da­nı

Yar giy­miş mavı fıs­ta­nı

Bütün değer Al­bıs­tan'ı

Be­nim­ki naz­lı­nıñ derdi.

Oğ­lu­nun ak­lı­nın akıp git­ti­ği­ni gören baba da, na­si­hat et­mek­ten başka ça­re­si­nin ol­ma­dı­ğı­nı gö­re­rek şun­la­rı söy­ler:

Gur­ban olam ôlum ohu

Ohur­san olur­suñ sofu

Ôlum bu ce­hen­nem tohu

Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi

Oğ­lu­nun da ken­di­si gibi oku­yup hafız ol­ma­sı­nı arzu et­ti­ği­ni her fır­sat­ta ale­nen söy­le­mek­te beis gör­me­yen Meh­med Efen­di bunu bir kez de şi­ir­le dile ge­tir­mek­te­dir.

Çorap almış do­hu­ma­ya

Bül­bül gibi şa­hı­ma­ya

Dilim tut­maz ohu­ma­ya

Gez­di­ren (be­nim­ki) naz­lı­nıñ derdi

Ger­çek­ten de, Der­di­çok, baş­la­mış ol­du­ğu ha­fız­lı­ğı ta­mam­la­ya­ma­ya­cak; ancak, al­dı­ğı eği­tim­le imam­lık ya­pa­cak se­vi­ye­ye eri­şe­cek­tir.

Ba­ba-oğu­lun ir­ti­ca­len kaç kıta atış­tık­la­rı­nı bi­le­me­sek de, eli­mi­ze ula­şan yirmi kı­ta­lık atış­ma­nın son iki kı­ta­sı­nı da siz­ler­le pay­la­şa­rak, şi­ir­de­ki is­ti­dat­la­rı hak­kın­da fikir ver­mek is­ti­yo­rum:

Mem­med'dir ba­ba­yıñ adı

Çe­ki­lir gö­ze­liñ dadı

Oğlum etme bu inadı

Gez­di­ren (vay yav­rum) aş­kı­yıñ derdi

Bu kı­ta­da ‘çe­ki­lir gö­ze­lin dadı’ mıs­ra­ın­da­ki ‘çe­ki­lir’ ke­li­me­si ‘kay­bo­lur’ ma­na­sın­da kul­la­nıl­mış ol­ma­lı­dır. Bunu, yergi şi­irin­de övgü ola­ma­ya­ca­ğın­dan ha­re­ket­le söy­lü­yo­ruz. ‘Ku­yu­nun suyu çe­kil­di’ cüm­le­sin­de de aynı durum söz-ko­nu­su­dur.

Der­ken, aldı sözü Der­di­çok:

Ara Der­di­ço­ğum ara

Babam benim bah­dım gara

Bir der­di­mi biñ def­te­re

Yaz­dı­ran naz­lı­mıñ derdi.

Dav­ra­nı­şı­nın ge­rek­çe­si­ni do­ğaç­la­ma şi­ir­le dile ge­ti­ren ba­ba­ya, oğ­lu­nun aynı üslup ve yön­tem­le cevap ver­di­ği­ni gö­rü­yo­ruz.

Baba öğü­dü­nün kâr et­me­di­ği, Der­di­çok'un ha­ya­tıy­la or­ta­da­dır. Şöyle ki:

Der­di­çok, genç yaşta Gü­li­zar adın­da dul bir ka­dın­la ev­le­nir. Ve bu ev­li­lik­ten Fâdıl is­min­de bir oğlu dün­ya­ya gelir. Gü­li­zar’ın erken ölü­müy­le Fâdıl öksüz kalır. Der­di­çok, bu defa da, yine bir dul olan Fatik’le ev­le­nir. Bu ev­li­lik­ten de üçü erkek, altı ço­cu­ğu olur. Ha­ya­tın­da altı dul ka­dın­la ev­le­nen Der­di­çok top­lam yedi çocuk ba­ba­sı­dır.

Der­di­çok, öm­rü­nün son de­min­de önce Hacı Fâdıl'ı, ar­dın­dan da evli iki oğ­lu­nu kay­be­der. Bu acı­lar kar­şı­sın­da dili bül­bül, gözü ırmak ke­si­len Der­di­çok daha bir yanık söy­le­me­ye baş­la­ya­rak, din­le­yen­le­rin içini yakan ağıt­lar yakar:

Ben gışa du­tul­dum bahar ayın­da

Coş­kun sular gibi ahar âla­rım

Umu­dum yok yôsu­lun­da, ba­yın­da

Han­çe­ri sî­ne­me çahar âla­rım

Bulur muyum'ola gez­sem ovayı

Bu­la­ma­dım gu­zu­la­ra de­va­yı

Güç­lük ile yap­tı­ca­ğı yu­va­yı

Veriñ gazma kürek yıhar âla­rım

Gayrı gel­mez umud­cu­ğum ke­si­li

Gu­zu­la­rım ana ile kü­sü­lü

İki şapka iki yelek asılı

Çı­har­dır gar­şı­ma tahar âla­rım

Çifde yiğit ver­dim Efsus elin­de

Ba­ba­nıñ el­le­ri galdı be­lin­de

İki şapka ana­sı­nıñ elin­de

Evde otu­ra­mam gahar âla­rım

De­di­çoğ’um yana yana gav­rıl­dım

Kül oldum da yel es­dik­ce sav­rıl­dım

İki gelin, çifd yi­id­den ay­rıl­dım

Ci­ğe­rim ataşa yahar âla­rım

Bir başka ağı­dın­da da şöyle ağlar:

Derd­li­yim âla­rım yavru yi­tir­dim

El­le­rim goy­nu­ma sohar âla­rım

Hey ağa­lar ıssız eve gi­rin­ce

Vi­ra­ne gön­lü­mü yıhar âla­rım

N’oldu bi­le­mi­yom amanıñ n’oldu

Felek yi­idi­mi elim­den aldı

Fe­si­nen püs­gü­lü mey­dan­da galdı

Bahar göz­ya­şı­nı döker âla­rım

Ağ­la­yı ağ­la­yı gan oldu göz­ler

Yeter Der­di­çoğ’um hatm’oldu söz­ler

Va­ra­mı­yom eve anası sız­lar

Otu­rur boy­nu­mu büker âla­rım

Şa­ir­li­ği imam­lı­ğı­nın önüne geçen Der­di­çok, ba­ba­sı­nın is­te­ği ile bir hayli iler­let­me­si­ne rağ­men ha­fız­lı­ğı ta­mam­la­ya­ma­sa da, ek­me­ği­ni, bu yolda al­dı­ğı eği­tim ve edin­di­ği dinî bilgi ile yap­tı­ğı imam­lık­la ka­za­nır. Dram dolu bir hayat süren Ömer Lütfü Piş­kin, ‘Gadir Mevla’m sen­den bir di­le­ğim var/ Beni imam­lık­dan kur­tar Ya­ra­dan’ ben­ze­ri iç ge­çir­me­le­riy­le Ba­lık­çıl, Ma­ra­ba, Ave­ren ve İğde köy­le­ri­nin ya­nı-sı­ra o va­kit­ler El­bis­tan’a bağlı bir na­hi­ye olan Yar­puz/Efsus'a (Afşin) bağlı Tanır kö­yün­de imam­lık yapar.

Ömer Lütfü, ço­cuk­lu­ğun­da baş­la­yan baht­sız­lı­ğın ha­ya­tı­nın her ânına adeta iğne oya­sıy­la iş­len­di­ği­ni gös­te­ren 'Der­di­çok' mah­la­sı­nı tam ma­na­sıy­la hak eden bir şa­iri­miz­dir. İste­me­di­ği bir mes­le­ği sür­dür­mek du­ru­mun­da kal­dı­ğı ha­yat­ta; hüzün, has­ret, gam-ka­sa­vet, acı, ay­rı­lık, yok­luk ve göz­ya­şı na­mı­na her ne varsa hep­sin­den kıs­me­ti­ne dü­şe­ni faz­la­sıy­la al­mış­tır. Bu denli acı­ma­sız bir ha­ya­ta sahip olan Der­di­çok'un, gamlı gön­lü­nü şen­len­dir­mek için olsa gerek, fır­sat bul­duk­ça güzel -ne hik­met­se kız­la­ra değil de- ge­lin­le­re gü­zel­le­me koş­ma­lar söy­le­di­ği­ni de gör­mek­te­yiz.

İşte bir örnek:

Gak gedek Ay­ran­de­de'ye

Gezek göz­le­rin sev­di­ğim

Orda gövel ördek olak

Yüzek göz­le­rin sev­di­ğim

Kocañ gelir sa­hın­sa­na

Sağa sola ba­hın­sa­na

Baş bâ­la­yıp ta­hın­sa­na

Tozak göz­le­rin sev­di­ğim

Mayıs deper beyaz bal­dır

İnci­nir­sin yavaş gal­dır

Ef­ka­rın ne ise bil­dir

Yazak göz­le­rin sev­di­ğim

Yu­ma­ğı almış des­ti­ne

Bil­mem ki kimin kas­ti­ne

Siyah per­çem kaş üs­tü­ne

Düzek göz­le­rin sev­di­ğim

Der­di­çoğ’um çok­dan duydu

Çok­dan ter­key­le­di yurdu

En­gel­ler araya gurdu

Duzak göz­le­rin sev­di­ğim

Âşık­la­rın gü­zel­le­ri met­het­mek üzere söy­le­dik­le­ri gü­zel­le­me, Der­di­çok'un ya­şa­dı­ğı mu­hit­te de hoş kar­şı­lan­mış­tır. Dü­şü­nün bir kere: Tanır gibi bir yerde, derdi ba­şın­dan aşkın garip bir imam bir gü­ze­le koşma söy­lü­yor ve de o köyde ya­şa­ma­ya devam edi­yor.

Ara not: Söz-ko­nu­su koş­ma­nın ya­kıl­dı­ğı ge­li­nin on bir oğ­lun­dan bir to­ru­nu benim çok yakın ar­ka­da­şım­dır. Zaman zaman söz açıl­dık­ça, ‘Ar­ka­daş, benim aklım al­mı­yor. On bir oğlun ola da, elin imamı sana türkü yaka. Ve bunu da her­kes ka­bul­le­ne!?..’ der.

Her ne kadar kar­şı­sın­da­ki­le­rin de­yiş­le­ri eli­miz­de ol­ma­sa da;

Der­di­çok, başta Şey­dâi Baba olmak üzere o dev­rin âşık­la­rın­dan bir­ço­ğuy­la kar­şı­laş­mış ve on­lar­la, kimin daha yet­kin ol­du­ğu­na işa­ret eden atış­ma­lar yap­mış­tır. Bu ka­na­ate, Der­di­çok’un ver­di­ği ce­vap­lar­dan va­rı­yo­ruz.

Şi­ir­le­rin bü­tü­nü­ne bak­tı­ğı­mız­da kendi der­di­ni dil­len­dir­me­si­nin ya­nın­da, top­lum­sal ha­di­se­ler kar­şı­sın­da hak ve hu­kuk­tan yana tavır al­dı­ğı­nı gö­rü­yo­ruz.

Der­di­çok, şi­ir­le­rin­de, halk şi­iri­nin 8, 11 ve 15'li hece ka­lı­bı­nı kul­lan­mış­tır.

Ba­ba­sı Meh­med Efen­di­nin yaz­dı­ğı şi­ir­ler hak­kın­da ise, -Der­di­çok’la yap­tı­ğı atış­ma dı­şın­da- eli­miz­de ma­ale­sef fazla bilgi bu­lun­ma­mak­ta­dır.

İçinde ya­şa­dı­ğı­mız bu bâkir coğ­raf­ya; sevip de sev­di­ği­ni söy­le­ye­me­den ölüp giden âşık­la­rın ya­nı-sı­ra, şair olup da şi­iri­ni bir son­ra­ki dö­ne­me ak­ta­ra­ma­dan gö­çen­le­rin me­zar­la­rıy­la do­lu­dur.

El­bis­tan için söy­le­nen ‘Her üç ka­pı­nın iki­sin­den şair çıkar’ sö­zün­den ha­re­ket­le, ‘Her üç me­zar­dan ikisi şair me­za­rı­dır’ hük­mü­nü ver­mek bana daha ger­çek­çi ge­li­yor.

Büğet kö­yün­de bir dü­ğün­den dö­ner­ken za­tür­re­ye ya­ka­la­nan Der­di­çok, 1937 Ocak'ının ikin­ci haf­ta­sın­da Tanır'da vefat eder. Me­za­rı ikin­ci -ki altı dul ka­dın­la ev­len­miş­tir- ha­nı­mı Fatik’in ya­nın­da­dır.

‘He­pi­mi­zin derdi çok, Der­di­çok he­pi­mi­zin’. Büyük ba­lık­lar küçük gölde ya­şa­ya­maz. Sözün da­ra­sı­nı dü­şe­rek, had­de­li­si­ni söy­le­yen Ha­ya­ti Vas­fi­le­ri, Âşık Hacı Ye­ner­le­ri, Âşık Mah­zu­ni Şe­rif­le­ri, Ab­dur­ra­him Ka­ra­koç­la­rı, Ba­ha­at­tin Ka­ra­koç­la­rı, Ahmet Çı­tak­la­rı ma­hal­lî bir böl­ge­ye hap­se­decek olur­sak, ismi ge­çen­le­re zul­met­miş olu­ruz. Sa­hip­len­me­den be­nim­se­me­yi bil­me­li­yiz. Gü­zel­lik­ler pay­la­şıl­dık­ça ço­ğa­lır…

Prof. Dr. M. Fuat Köp­rü­lü; Der­di­çok hak­kın­da­ki ka­na­ati­ni ‘1937 yı­lı­nın ilk ay­la­rın­da ölen El­bis­tan­lı âşık Der­di­çok da, bazen asıl halk zev­ki­ne yak­la­şan şi­ir­le­riy­le âşık ede­bi­ya­tı­nın as­rı­mız­da­ki son de­ğer­li mü­mes­sil­le­rin­den sa­yı­la­bi­li­nir’ şek­lin­de beyan eder­ken; Arif Nihat Asya, Adana’da çı­kar­dık­la­rı Gö­rüş­ler der­gi­si­nin ilk sa­yı­sın­da ‘Der­di­çok za­ma­nın en büyük halk şa­iriy­di. De­ğe­ri Dert­li­ler­le, Gev­he­rî­ler­le, hatta Ka­ra­ca­oğ­lan­lar­la mu­ka­ye­se edi­le­bi­lecek kadar yük­sek­tir. Bu hükmü, me­su­li­ye­ti­ni kabul ede­rek ve­ri­yo­rum’ de­mek­te­dir.

Der­di­çok, oto­ri­te­le­rin­den 'Ça­ğı­mı­zın Ka­ra­coğ­la­nı' un­va­nı­nı ka­za­na­cak de­re­ce­de güçlü bir şair olup bir­çok şiiri şarkı ve türkü ola­rak bes­te­len­miş­tir

Ez­cüm­le, bize düşen sa­hip­len­me değil, sahip çık­ma­dır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Gözükara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

29

Feride Şahin - Sen de nadide bir şair bulunmaz bir yazarsın kalemin var, yüreğin sağ olsun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
27

Sündüs Tatar - Canım diline emeğine sağlık. Çok güzel anlatmışsın

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
26

Fuat Bostancı - Kalemine kelâmına gönlüne sağlık abim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
25

Celalettin Arslan - Emeğine sağlık abi. Saygılar selamlar olsun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
24

Derviş Kanat - Karışığı olmayan arısili hayatlar... Kaleminize sağlık...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
23

Haşim Kalender - Yazılarınız tam bizim yörenin gerçek kesitidir.

Ağdalı dili sevmem ve kullananı da çok kale almam.

Yakın zamanımızın en kıymetlilerindesiniz.

Bu gönül ve anlayışla devam inşAllah.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
22

Ömer - Yorum yapmıştım ama çıkmamış.Neden?Gönlüne kalemine sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
20

Sezai Çiçek - Üstadım, güzel anlatımınız ve söylendiği vakti kelimelerle bezemeniz sayesinde şiir okunan çapa tarlasını aynen yaşadık. Baba-oğul atışmasını kenardan dinledik. Bestelenen şiirleri de yazmanız mümkün mü acaba? Teşekkür ederiz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
19

Fuar Bostancı - Kalemine kelâmına gönlüne sağlık abim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
15

Halil İbrahim Kahraman - Yüreğine sağlık. Sizi geçmişi günümüze bağlayan bir kültür köprüsü olarak görüyorum. Allah razı olsun.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
14

Ruhi Önalan - Eline diline yüreğine sağlık Allah'ım sağlıklı mutlu huzurlu hayırlı ömürler versin üstadım

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
13

Şevket Çiçek - Sn.Gözükara muhteşemsiniz bunu hakettiginiz için söylüyorum. Gönderilerinizi çok seviyor noktasi-virgülüne kadar okuyorum. Devam edin lütfen Elbistan -Afşin sensiz olmaz artık. Derin saygı sevgi muhabbetlerimle

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
12

Osman Uzunlu - Kalemin susmasın değerli kardeşim ömrüne bereket versin

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
11

Yusuf Gülden - Kıymetli arkadaşım Mehmet. Derdi çok aşığımızı çok güzel anlatmışsın. Diline gönlüne kalemine sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
10

Hülya Salt Taş - Üstadım emeğine yüreğine sağlık olsun , güzel günler yanında olsun.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
09

Bünyamin Bozkurt - Şairi ve şiiri ta o zamanlardan beri anlayan his gören şairin şiirini yazarken söylerken naz makamından söylediğini bilecek kadar erdeme hoş görüye ulaşmış bir topluluk, şimdi bırak dokuz çocuklu bir kadına hatta baldirina şiir yazmak kimsesiz birine bile yazamassiniz yazarsanız başınız belaya girer, şair de içinde yaşadığı toplumun kültürünü hoş görüşünü biliyordur, kısaca kültürel olarak geriledigimiz ortaya çıkmış gardaş. Tanır'ın şiir mayası da Derdiçok'tan gelmiş demek ki. Dilinize sağlık emeğinize sağlık selamlarımla

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
08

Sefa Doğan - Teşekkürler kardeşim kalemine yüreğine sağlık

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
07

İsmet Taşyürek - Değerli Üstadım, emeginize kaleminize saglık. Unutulmayacak güzellikleri duyguları yaşanmışlıkları, unutulmasın diye günümüze taşıyorsunuz. Tebrikler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
06

Hacı Aygün - Kalemine yüreğine sağlık arkadaşım kutluyorum Geçmişten geleceğe atmış olduğun köprü ile can bulacaktır selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
04

Oğuz Alp Paköz - Emeğini takdir ediyorum. Derdiçok'a ve yörenin ötelere göçen tüm ozanlarına rahmet diliyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
03

Erol Giryani - Teşekürler kardeşim derdi çok ancak böyle anlatılır. Allah rahmet eylesin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
02

Seydi Kalender - Kalemine yüreğine sağlık kıymetli gardaşım. Unutulmaya yüz tutmuş konuları gün yüzüne çıkartıyosun. Allah razı olsun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00
01

Ramazan Kılıç - "Kalem kelamın şahididir" kardeşim.

Kalemine, kelamına, yüreğine sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Aralık 12:00