Alçakların, deyyusların... hörmetine[1]

Naci Kahraman ve Mustafa Gültekin anlattı: Gözlüklü Mehmet (Karaman) Hoca, B. Yapalak’ta imam iken çok kurak geçen bir yıl, gerektiğinde yağmur duasına çıktığı bilinen Elbistan Müftüsü Reşit Efendi’ye haberciler gider; ısrarla rica edilir. Nihayet Müftü Efendi bir cevap salar:

‒ Falan gün geleceğim, ahali hazır olsun.

Reşit Efendi söylediği gün gelir. Çevre köylerden de gelenlerle oluşan kalabalık bir topluluk hazırdır. Kurbanlık alınır, yağmur duasının yapılacağı yere gidilir. Akşam yakına kadar dua edilir; hacet namazları kılınır, adaklar adanır; fakat ne bir damla yağmur vardır, ne de gökyüzünde el kadar bulut. İkinci gün yine gidilir; yağmur yok. Üçüncü gün yine gidilir, feryat figan yalvarılır, dualar okunur, kurbanlar kesilir, fakir fukaraya, yetimlere yardımlar yapılır; yine damla düşmez.

Reşit Efendi işi inada bindirmiş gibi Elbistan’a dönmez ve oradakilere yarın da duaya çıkılacağını duyurur. O gün de yine aynı kalabalık aynı hazırlıklarla katılır. Her zamanki gibi icap eden yapılır. Müftü Efendi’nin bağrına ‘tak’ eden mi, yoksa bir bildiği mi vardır, bilinmez; şaşkınlıktan fal taşı gibi açılan gözlerle öyle bakakalan halkın önünde şöyle dua eder:

‒ Ya Rab, hamd sanadır, şükür sana… Biliyorsun senden başka sığınacak kapımız yok; sana yalvardık, yakardık ve üç gün boyunca bilinen tüm muhterem zevat hörmetine dua edip yağmur diledik; ama şu ana kadar bu talebimize vasıl olamadık. Çaresiziz Allah’ım; ille bize yağmur gerek. Bunu da sen iyi bilirsin. Madem muhterem zevatın yüzü suyu hörmeti, ettiğimiz dualara yoldaş olmadı; öyleyse Elbistan havalisinde ne kadar alçak, şerefsiz, namussuz, deyyus varsa onların yüzü suyu hörmetine, falanca ihtikârcının, falanca tefecinin, yüzü suyu hörmetine bize yağmur nasip eyle…

Bu duadan sonra, Gözlüklü Mehmet Hoca’nın en büyük oğlu ve anlatan Emekli ÖğretmenNaci Kahraman’a göre yağmur yine yağmamış ama üçüncü oğlu ve bana tekrar anlatan Mustafa Gültekin’in kayınbabası Emekli Öğretmen Bahaeddin Karaman’a göre bu sefer yağmış.

&

Herkese melek, baa Şeytan[²]

Eskiden kulüplerde oynatılan tombalayı saymazsak içki, kumar, fuhuş ve pavyon gibi kötü alışkanlığı olanlar ramazan ayında ve mübarek günlerde terk ederdi. Dahası çoğu oruç tuttuğu gibi teravih namazı hatta vakit namazı bile kılarlardı.

Bunları namazda görenler, duyanlar takdir ile karışık şaşkınlıklarını belli ederlerdi:

‒ Get anam get, kimin noolacaa heç belli deal gı; bir gün bile ayık gezmeyen, başını humardan galdırmayan falan bile namaza başlayık. Hepini gılıyormuş tama!

Cebrail Çatalbaş anlattı: Böyle biri olan Topal Hasan (Çelikkan) bir kandil gecesi elini eteğini her şeyden çekmiş, evinde radyodan çoluk çocuk mevlit dinlerken kapı vurulur. Vakit yatsıyı epey geçtiği için Topal Hasan ‘misafir değildir, amma kimdir’ diye düşünerek merakla inip kapıyı açar. Açınca da karşısında, elinde bir rakı şişesi ile Şeytan Ahmet’i görür. Şaşkınlıkla bir şişeye bir de Şeytan Ahmet’in yüzüne bakar; sonra ellerini açıp seslenir:

‒ Hey Allah’ım, şu mübarek günde, cümle Muhammet ümmetinin evine melek gönderirken benim evime Şeytan’ı mı münasip buldun!

....................................................................

[¹] Garnımın Eti Yıltıldı la, Elbistan Fıkraları, Cilt: 1, Saya 80-81

[²] Güle Güle Öllldük, Elbistan Fıkraları, Cilt: 2, Sayfa: 23-24

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

06

Yakup kilitcioglu elbistanda kupculerdenim - Arif hicam Allah razi olsun sizde olmasaniz Allah rahmet eylesin topal hasan benim bibimin ve musluman bekirin ogludur. Rahmetl babasi namik kemal gibi biri derlerdi cook yasanmis fikra gibi hikayesi vardir rahmetlinin delikanlligi ve kabadayiligi ta adanaya kadr duyulmusdur adanaya eglenmeye gelirler oguz sogutlu ile zamanin behrinde eski adi ile pavyona giderler icmeye eglenmeye baslarlar sarki okuyan bayani garsona masamiza cagir der garson aman efendim olmaz o bayan asvalt rizanin dosdu derler hasan agam gabil etmez illa gelici der israr eder kadin caresiz gelir masalarina oturur kadin tedirgindir olay cikmasin diye ama omeyanda asvalt riza adananin en unlu kabadayisidir garsonlar soyler ama hasan abim kimkilan rizadergarsonu kovar yanindan bu sefer riza gelir masaya hasan abi belin hic eksik etmedigi cifte tabancasini cikartir avratla betabercifte telli oynatir tabi mustwriler korkudan kacarla riza oynar masaya oturur hasan aga bana simdiye kadar ilkdefa delikanli bir kabadayi silah cekip oynatdi korkudan oynamadim seningibi yigit sozunun eru adamin karsisinda oynadim der aman ha kimse duymasin der ve adananin unlu kabadayisi asvalt riza ile dost olurlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 13:17
05

Arif Bilgin - Teşekkür ederim. Eğer ELBİSTAN FIKRALARI-3'ü çıkartmak nasip olursa orada yerini alacaktır. Siz ve ailenizin diğer üyeleri ailenizde veya çevrenizde yaşadığınız fıkra tadında anılarınız varsa lütfen yazın... selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 13:17
02

Arif Bilgin - Maalesef yaşayıp yaşamadığı hakkında bir bilgim yok.. Selamlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 13:17
01

ahmet - Şeytan Ahmet esrarı çeker, Topal Hasana gelir, usta bana bir şey öğretmiyorsun der, Topal Hasan Şeytana uzun uzun bakar, oğlu der, içki içiyordum, kuru çekiyordum, kabadayılık yapıyordum, hepsini öğrettim, ben sarraf dalim ki sana Altın satmayı öğreteyim. bunlara merakın varsa Aptiklerin kapısa get der. Allah Rahmet etlesin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 13:17