KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLLERİ: SAYIN MAHİR ÜNAL, SAYIN CELALETTİN GÜVENÇ, SAYIN AHMET ÖZDEMİR, SAYIN SEFER AYCAN, SAYIN HABİBE ÖÇAL, SAYIN ALİ ÖZTUNÇ'A; EDİP, ŞAİR VE YAZARLARIMIZ ADINA, AÇIK MEKTUP:

KAH­RA­MAN­MA­RAŞ MİLLET­VEKİLLERİ: SAYIN MAHİR ÜNAL, SAYIN CE­LA­LETTİN GÜ­VENÇ, SAYIN AHMET ÖZDEMİR, SAYIN SEFER AYCAN, SAYIN HABİBE ÖÇAL, SAYIN ALİ ÖZ­TUNÇ'A; EDİP, ŞAİR VE YA­ZAR­LA­RI­MIZ ADINA, AÇIK MEK­TUP:

Muh­te­rem Be­ye­fen­di­ler ve Ha­nı­me­fen­di:

Yük­sek ma­lû­mu­nuz, Edip, Şair ve Ya­zar­lık yö­nün­den, yur­du­mu­zun en güçlü kül­tü­re sahip İlimiz Kah­ra­man­ma­raş'tır. Bu bi­linç, his ve duy­gu­nuz­dan­dır ki; evvel Allah, siz­le­rin gi­ri­şim­le­riy­le, Bir­leş­miş Mil­let­ler Eği­tim, Kül­tür Ör­gü­tü (UNES­CO)'ya, aday ol­ma­mız için baş­vu­rul­du. Bunun için, Siz Sayın Ve­kil­le­ri­mi­ze, tüm hal­kı­mız adına te­şek­kür edi­yor, Allah siz­ler­den razı olsun diyor, sa­de­de ge­çi­yo­ruz iz­ni­niz­le:

Bi­lin­di­ği gibi Necip Fazıl KI­SA­KÜ­REK bu ca­mi­anın önde ge­len­le­rin­den. Tü­mü­nün sa­yı­la­rı­nı isim isim yaz­ma­mız zaid olur. Zira isim isim sı­ra­lar­sak büyük bir kitap olur. Sade, bir ka­çı­nı söz ede­lim; sa­zı-sö­zü ve gö­nül­le­re do­ku­na­cak gev­rek sesi ile dün­ya­ya ün salan Mah­sû­ni Şerif, 7 güzel adam, ad­la­rı ta­ri­he geçen Ahmet Çıtak, Der­di­çok ve daha ni­ce­le­ri; uzar gider.

"Ne mi demek is­ti­yor­sun, söyle ba­ka­lım?!" di­ye­cek­si­niz. Ce­va­bı­mız; Yüce Türk Mil­le­ti­nin top­lu­ca kül­tü­rü­nün har­man­la­nıp bir yum­ruk ol­ma­sı, ba­sı­lan-bas­tı­rı­lan ki­tap­la­rın: Edir­ne’den-Hak­ka­ri’ye, Şan­lı­ur­fa'dan Er­zu­rum'a, diğer de­yim­le: 81 ili­miz ve 930 il­çe­le­ri­mi­zin muh­te­rem hal­kı­na ulaş­tı­rı­lıp okun­ma­sı ile müm­kün­dür. Amma ve­lâ­kin, sözü geçen şair, edip ve ya­zar­la­rın yaz­dık­la­rı ki­ta­bı ora­la­ra ulaş­tır­ma­la­rı, müm­kün ol­ma­mak­ta­dır.

Yine di­ye­cek­si­niz ki; "NEDEN?" Evet so­ru­nuz isa­bet­li. Cevap: O ki­ta­bın posta mas­ra­fı, ki­ta­bın ma­li­ye­tin­den çok daha pa­ha­lı ol­du­ğu için, bu ku­cak­laş­ma, bu har­man­lan­ma müm­kün ol­ma­mak­ta­dır.

İşte bu durum, kül­tü­rü­mü­ze en büyük dar­be­dir. Bu dar­be­nin kal­dı­rı­lıp yurt ge­ne­li, bir yum­ruk ol­ma­mız için, siz muh­te­rem­le­ri­miz­den des­tek talep edi­yo­ruz şöyle ki: Var olun; bu günkü hü­kü­me­ti­mi­zin mil­le­ti­mi­ze; eşan­ti­yon mi­sa­li des­tek­le­ri, eko­no­mik kat­kı­la­rı bütün teb­rik ve tak­dir­le­rin üs­tün­de­dir. Bunu inkâr etmek nan­kör­lük olur. Demek is­te­di­ği­miz: ga­ze­te pos­ta­lan­ma­sı­na ta­nı­nan in­di­rim, ki­tap­la­rın pos­ta­lan­ma­sı­na da ta­nın­ma­sı için, il­gi­li Sayın Bakan beyle mi, Sayın Cum­hur­baş­ka­nı­mız­la mı gö­rü­şü­lür? Bil­mem. "Te­re­ci­ye tere" sat­ma­ya­lım, ba­ğış­la­na­ca­ğı­mı uma­rak ifa­de­ler arz ettim.

Sayın Mil­let­ve­kil­le­ri­miz Bey­ler ve Ha­nı­me­fen­di;

Yurt ge­ne­li bin­ler­ce; Edip, Şair ve Ya­zar­la­rı­mız adına, Allah rı­za­sı için, siz­ler­den arz ve is­tir­ha­mı­mız; kül­tü­rü­müz yö­nün­den ol­duk­ça önem­li bu ko­nu­yu ele ala­rak, ge­re­ke­nin ya­pıl­ma­sı!.

Buna sebep ol­ma­nız, bin­ler­ce: Edip-Ya­zar ve Şa­ir­le­ri­mi­ze Dü­ğün-Bay­ram; siz­le­re, do­la­yı­sıy­la da hü­kü­me­ti­mi­ze DUA et­ti­re­cek­tir şüp­he­siz..

Du­ru­mu, bilgi ve tak­dir­le­ri­ni­ze su­nu­yor, idrak etmek üzere ol­du­ğu­muz mü­ba­rek Ra­ma­zan ayı­nı­zı, ta­ki­ben Ra­ma­zan Bay­ra­mı­nı­zı; bin­ler­ce Edip, Yazar ve Şa­ir­le­ri­miz adına teb­rik edi­yor, nice yıl­lar bu ha­yır­lı ay ve yıl­la­ra ka­vuş­ma­nı­zı Yüce Allah'tan di­li­yo­ruz. Kalın sağ­lı­cak­la ve de du­ala­rı­mız­la. Ma­as­se­lam! 25/03/2022

...................................................................................................................................................................

AK PARTİ ELBİSTAN İLÇE BAŞ­KA­NI AHMET TIRAŞ MÜJ­DEYİ VERDİ: "ELBİSTAN'A AĞAÇ­LAN­DIR­MA VE TOP­RAK MU­HA­FA­ZA ŞEFLİĞİ İMZA­DAN ÇIKTI!"

BU HU­SUS­TA, TARIM VE ORMAN BA­KA­NI­MIZ Prof. Dr. SAYIN VÂHİT KİRİŞÇİ BE­YE­FENDİYE, ONA DU­RU­MU İLETEN MİLLET­VEKİLİMİZ SAYIN MAHİR ÜNAL'A; HAL­KI­MIZ ADINA TE­ŞEK­KÜR EDİYORUZ!

Muh­te­rem El­bis­tan halkı kar­deş­le­ri­miz: bu müjde sağ­lı­ğı­mız açı­sın­dan önem­li­den de önem­li. Çünkü ok­si­jen ol­ma­yan yerde ha­yat­ta yok de­mek­tir. Orman ise, en güçlü ok­si­jen kay­na­ğı­dır. Tabiî, diğer ağaç­lar da dahil. Ancak, orman ağaç­la­rı fark­lı, çünkü her dem yeşil. Tek ke­li­mey­le orman, ner­dey­se akar­su kadar önem­li. Zira ikisi de hayat kay­na­ğı.

Bi­lin­di­ği gibi, üç yılı aşkın önce; El­bis­tan'a Ağaç­lan­dır­ma şef­li­ği açıl­mış, aka­bin­de: Şar­da­ğı’nın batı ke­si­mi te­pe­le­re, resmi tö­ren­le bin­ler­ce orman fi­da­nı di­kil­miş­ti. (o fi­dan­la­rın yüzde 85'inin tut­tu­ğu er­te­si yıl öğ­re­nil­miş­ti.)

Ne var ki, bu güzel ahenk, se­vin­di­ri­ci ge­liş­me devam eder­ken, gö­rül­me­den, araş­tı­rıl­ma­dan; "ELBİSTA­NIN ŞAR­DA­ĞI; "TAŞ, KAYA, ORMAN DİKİLMESİNE MÜSAİT DEĞİL" diye tu­tu­lan zabıt, diğer de­yim­le rapor, Orman Genel Mü­dür­lü­ğü­ne gön­de­ril­me­si üze­ri­ne, El­bis­tan Ağaç­lan­dır­ma Şef­li­ği ka­pa­tıl­dı. Rapor, dos­ya­sın­da, tet­kik edi­lir­se gö­rü­le­cek­tir.

Kaldı ki; İlimiz Orman Müdür Yar­dım­cı­sı iken emek­li­ye ay­rı­lan Fevzi Ta­şo­lar ve El­bis­tan Orman Şefi iken emek­li­ye ay­rı­lan Hacı Ahmet Gö­tür­ler bir­lik­te, adım adım in­ce­le­dik­le­ri Şar­da­ğı­nın: "Yüzde 75'inde, orman fi­da­nı di­ki­lir" ifa­de­le­ri ga­ze­te­miz­de vaki haber ol­muş­tur.

Sa­de­de ge­le­lim; El­bis­tan Ağaç­lan­dır­ma Şef­li­ği­nin ye­ni­den açıl­ma­sı­nı ele alan, Mil­let­ve­ki­li­miz Sayın Mahir ÜNAL, du­ru­mu, Tarım ve Orman Ba­ka­nı­mız, de­ğer­li Hem­şeh­ri­miz Prof. Dr. Sayın Vâhit KİRİŞÇİ Be­ye­fen­di­ye arz etmiş, O da sağ olsun, der­hal dos­ya­yı in­ce­le­miş ve onay­la­mış­tır. Bu müj­de­yi, AK Par­ti­si ilçe Baş­ka­nı Ahmet Tıraş verdi. Bizim gö­re­vi­miz de sayın hal­kı­mı­za du­yur­mak.

Tarım ve Orman da­lın­da süper uzman; or­man­cı­lı­ğı­na ilâ­ve­ten, ta­rı­mın yurt ge­ne­lin­de ve­ri­mi ar­tır­mak için, eli öpü­le­si çift­çi­le­ri­mi­ze em­po­ze ede­ce­ği ye­ni­lik­ler ve des­tek­ler sa­ye­sin­de adın­dan bah­set­ti­re­ce­ği kuş­ku­suz, Tarım ve Orman Ba­ka­nı­mız, de­ğer­li Hem­şeh­ri­miz Prof. Dr. Sayın Vahit KİRİŞÇİ Bey'e, Ağaç­lan­dır­ma ve Top­rak Mu­ha­fa­za Şef­li­ği­nin açıl­ma­sı­nı onay­la­dı­ğın­dan do­la­yı ve de Mil­let­ve­ki­li­miz Sayın Mâhir ÜNAL'a, hal­kı­mız adına te­şek­kür edi­yor, idrak etmek üzere ol­du­ğu­muz mü­bâ­rek Ra­ma­zan ayı, ta­ki­ben (İnşAl­lah yurt­ça ka­vu­şu­ruz) Ra­ma­zan Bay­ram­la­rı­nı şim­di­den teb­rik ve Yüce Allah'a ema­net edi­yo­ruz. Ma­as­se­lâm. Kalın sağ­lı­cak­la ve de du­ala­rı­mız­la. 26/03/2022.

………………………………………………..

CUM­HUR­BAŞ­KA­NI­MIZ SAYIN RECEP TAYYİP ER­DO­ĞAN'I, DAL­LA­RI, KOL­LA­RI ERKÂN VE EKİBİNİN, BAŞ­LAT­TI­ĞI BAŞ DÖN­DÜ­RÜ­CÜ HİZMET­LERİN; AK­SA­MA­DAN DEVAM ETMESİ İÇİN DES­TEK­LE­MEMİZ; ÇO­CUK­LA­RI­MI­ZIN ÇO­CUK­LA­RI­NA ESER­LER BI­RA­KI­LI­YOR DEMEK OLA­CAK!

Şu bir ger­çek ki, Ata­la­rı­mız, hiç mi hiç boş ko­nuş­ma­mış. Bun­lar­dan biri de: "BİN İŞÇİ, BİR BAŞÇI!" ifa­de­si. Bu kap­sam­da, Yüce Türk Mil­le­ti: 20 yıl önce, Sayın Recep Tay­yip Er­do­ğan'ı se­çe­rek, başa taç eder­ce­si­ne, Baş­ba­kan­lı­ğa tayin etti; "Sen, bu kol­tuk­ta, bize hiz­met et!" dedi.

Bu Zat-ı muh­te­rem, önce; ba­kan­la­rı­nı se­çe­rek hü­kü­me­ti kurdu. Aka­bin­de kol­la­rı sı­va­yıp; hiz­met et­me­ye baş­la­dı. Ya­pıl­ma­sı ge­re­ken­le­ri sı­ra­la­dı. Bir in­şa­at­çı­nın işe baş­la­dı­ğı gibi, işi, iş­le­ri ku­cak­la­dı. Der­ken, baş dön­dü­rü­cü bir hızla ça­lış­ma­la­rı baş­lat­tı, yurt ge­ne­lin­de.

Bu ça­lış­ma­lar, se­me­re­si­ni gös­ter­me­ye baş­la­dı. Önce; sıkça, tra­fik ka­za­la­rı­na sebep olan, bin­ler­ce can kay­bet­me­mi­ze sebep olan Ka­ra­yol­la­rı­nı ele aldı; 20 bin ki­lo­met­re­yi aşkın bul­var yol yap­ma­sı­na ilâ­ve­ten: çok sa­yı­da da dağ­la­rı de­le­rek tü­nel­ler açtı, uzak me­sa­fe­nin kı­sal­tıl­ma­sı­nı da ger­çek­leş­ti­rip, hep­si­ni de sıcak as­falt­la kap­la­dı. Tabiî ki, bu hiz­met ve eser­ler­den mil­le­ti­miz, se­vin­di-mut­lu oldu, ken­di­si­ne dua ve de des­tek­le­me­ye devam etti.

Mil­le­ti­mi­ze, eser ve eser­ler zin­cir­len­di, hal­ka­lar bir­bi­ri­ne ek­len­me­ye baş­la­dı. 81 Vi­la­yet­ten, Üni­ver­si­te­si ol­ma­yan­la­ra; bi­na­la­rı­nı da yap­tı­ra­rak Üni­ver­si­te açtı. Ay­rı­ca, il­ko­kul, or­ta­okul, lise ve yük­se­ko­kul bi­na­la­rın sa­yı­sı­nı ar­tır­dık­ça ar­tır­dı, ders­lik­ler ilave etti: Ne var ki, bun­la­rın bizce sa­yı­sı­nı say­ma­mız, bil­me­miz zor.

Hele, öğ­ret­men kıt­lı­ğı had saf­ha­day­dı. Her branş­ta olmak üzere, bin­ler­ce kadro aça­rak, bin­ler­ce öğ­ret­men alıp, yurt ge­ne­li bütün okul­la­ra ta­yin­le­ri ge­çek­leş­ti, boş­luk bı­rak­ma­dı. Çünkü eği­tim ol­ma­dan, hiç bir iş ya­pı­la­ma­ya­ca­ğı­nı bi­li­yor­du, Sayın Recep Tay­yip ER­DO­ĞAN!

Daha sonra SAĞ­LIK ko­nu­su­nu ele aldı. On do­ku­zu şehir has­ta­ne­si, bir­çok üni­ver­si­te­ye, tıp fa­kül­te­si olmak üzere, yine yurt ge­ne­lin­de yüz­ler­ce aç­tı­ğı Dev­let Has­ta­ne­le­ri ile bin­ler­ce is­tih­dam ger­çek­leş­tir­di. Ge­çen­ler ga­ze­te­miz­de sözü geç­miş­ti: bir şehir has­ta­ne­sin­de 30 bin gö­rev­li hiz­met edi­yor­muş insan sağ­lı­ğı­na. Ge­ri­si­ni siz he­sap­la­yın. Bu durum uzar gider. Biz, say­mak­la bi­ti­re­me­yiz!.

Dün­ya­nın dik­ka­ti­ni çeken,; deniz üs­tün­de ya­pı­lan 4.5 km.​ye yakın uzun­luk­ta, ASYA ve AV­RU­PA’yı bir­bi­ri­ne bağ­la­ya­rak: 1.5 sa­at­lik yolu 6 da­ki­ka­ya in­di­ren, 18 Mart 2022 günü muh­te­şem bir tö­ren­le hiz­me­te açı­lan "1915 MART ÇA­NAK­KA­LE KÖP­RÜ­SÜ'nü mü der­sin, Ha­va­alan­la­rı­nı mı der­sin, Yurt ge­ne­li olmak üzere, köy ve ma­hal­le­le­re içme su­yun­dan tut, elekt­rik, okul, yol, te­le­fon ve su­la­ma hiz­met­le­ri­ni ger­çek­leş­tir­me­si tak­di­re şa­yan­lar­dan. Bun­la­rın hep­si­ni; yerel basın ola­rak; sı­ra­la­yıp yaz­ma­mız gü­cü­mü­zün üs­tün­de. Sa­de­ce, Tokat vi­lâ­ye­tin­de, geç­ti­ği­miz hafta on­lar­ca te­si­sin açı­lış tö­re­nin­de, Sayın Cum­hur­baş­ka­nı­mı­zın yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da özet­le­di­ği, yurt ge­ne­li eser ve hiz­met­ler din­len­miş­se ye­ter­li.

Şu bir ger­çek ki, 20 yıl zar­fın­da, yur­du­mu­za ya­pı­lan hiz­met ve eser­ler: Cum­hu­ri­yet ku­rul­duk­tan be­ri­ki hü­kü­met­ler dö­nem­le­rin­de ya­pıl­ma­mış­tır. Zira "Gö­rü­nen köy kı­la­vuz is­te­mez" Ata sözü kap­sa­mın­da ifade edi­yo­rum.

Genel seçim at­mos­fe­ri­ne gi­ril­di­ği­ne göre, sa­nı­yo­rum; bun­lar sı­ra­la­nır, büyük bir ki­tap­ta top­la­na­rak, Türk Mil­le­ti­nin bi­rim­le­ri­ne da­ğı­tı­lır. Bu ki­ta­bın son pa­rag­raf ve sa­tı­rın­da:

"Sayın Va­tan­da­şım, bun­la­rı oku­yup de­ğer­len­dir, elini göğ­sü­ne koy, oyunu AK Parti’ye ver, yine tak­dir senin" di­yecek; Ada­let Kal­kın­ma Par­ti­si (AK Parti) Genel Baş­ka­nı ve Cum­hur­baş­ka­nı­mız Sayın Recep ER­DO­ĞAN.

Ma­as­se­lâm, kalın sağ­lı­cak­la ve de DUA'la­rı­mız­la. 26/03/2022

…………………………………………

GÖNÜL EHLİ DOST­LAR, BİLMEDİKLERİ VARSA BİLSİNLER; OKU­YUP İBRET AL­SIN­LAR DİYE:-49-

Malûm: yu­ka­rı­da­ki baş­lık al­tın­da, Pey­gam­ber­ler ta­ri­hi­ni ya­zı­yo­ruz. Ön­ce­ki sa­yı­da YÛNÜS Pey­gam­be­rin ha­ya­tı­nın son bö­lü­mü­nü de yazıp ta­mam­la­mış­tık. Bu sa­yı­dan iti­ba­ren ŞE­MÛ­YEL Pey­gam­ber Aley­his­se­lâ­mın ha­ya­tı­nı yaz­ma­ya baş­lı­yo­ruz: (Pey. ta­ri­hi 2. cilt s. 163, 164, 165'ler.)

Şe­mû­yel Aley­his­se­lâm; İsrâil oğul­la­rın­dan Hârun Pey­gam­be­rin zür­ri­ye­tin­den. An­ne­si Hanne olup Lâvi b. Yâkub Aley­his­se­lâ­mın Hâ­ne­da­nı­na men­sup­tu.

ŞE­MÛ­YEL PEY­GAM­BERİN DO­ĞU­ŞU; PEY­GAM­BER OLUŞU VE BAZI FAZİLET­LERİ:

İsra­ilo­ğul­la­rı; bi­dat­la­rı ço­ğal­tıp gü­nah­la­rı­nı bü­yüt­tük­le­ri zaman; Allah'a ver­miş ol­duk­la­rı sözü terk et­ti­ler. Yüce Allah da, Gazze. As­ka­lan ve kral ida­re­si al­tın­da bu­lu­nan ve Mısır'la Fi­lis­tin ara­sın­da­ki sa­hil­ler­de otu­ran Amâ­lı­ka kav­mi­ni, on­la­ra mu­sal­lat etti. İsra­ilo­ğul­la­rı’nın yurt­la­rı çiğ­nen­di, er­kek­le­ri öl­dü­rül­dü, pek çok ço­cuk­la­rı esir edil­di. Esir­ler ara­sın­da kra­lın oğul­la­rın­dan; 440 çocuk da bu­lu­nu­yor­du.

İsra­ilo­ğul­la­rı, her yıl, Amâ­lı­ka hü­kü­me­ti­ne Cizye öde­mek zo­run­da kal­dı­lar. İsra­ilo­ğul­la­rı’nın, Kut­sal ki­tap­la­rı olan Tev­rat­la­rı, el­le­rin­den alın­dı. Düş­man­la­rıy­la kar­şı­laş­tık­ça, sa­ye­sin­de, yar­dı­ma ka­vuş­tuk­la­rı ve için­de Hz. Mûsâ ve Hz Harun'un ha­ne­dan­la­rın­dan kalan bir takım mu­kad­des ema­net­ler bu­lu­nan Tâ­bü­tüs­se­ki­ne'leri de Amâ­lı­ka­la­rın eline geçti.

İsra­ilo­ğul­la­rı, düş­man­la­rıy­la sa­va­şır­ken, yan­la­rın­da bu­lu­na­cak bir Pey­gam­ber gön­de­ril­me­si­ni, Allah'tan di­le­me­ğe baş­la­dı­lar. Lavi b. Hz. Yakub'a da­ya­nan Nü­büv­vet Ha­ne­dan­la­rın­dan ancak hâ­mi­le bir kadın kal­mış­tı. İsra­ilo­ğul­la­rı için­de 2 ha­ne­dan vardı ki; biri Nü­büv­vet (Pey­gam­ber­lik) ha­ne­da­nı, di­ğe­ri de hü­küm­dar­lık ha­ne­da­nı idi. Nü­büv­vet ha­ne­da­nı:Lavi b. Yakub Aley­his­se­lâ­ma da­ya­nan ha­ne­dan olup Mûsâ ve Harun Aley­his­se­lâm­lar on­lar­dan­dı.

Hü­küm­dar­lık Ha­ne­da­nı da, Ye­hû­za b. Hz. Yakub'a da­ya­nan ha­ne­dan­dı. İsra­ilo­ğul­la­rı; Lâvi b. Yakub Aley­his­se­lâm ha­ne­da­nı­na men­sup olan ha­mi­le ka­dı­nın, bir oğlan ço­cu­ğu do­ğur­ma­sı hak­kın­da gös­ter­dik­le­ri ar­zu­ya bakıp, kız do­ğur­du­ğu hak­kın­da gös­ter­dik­le­ri ar­zu­ya bakıp, kız do­ğur­du­ğu tak­dir­de, onu, bir oğ­lan­la de­ğiş­tir­me­sin­den kor­ka­rak, ken­di­si­ni, bir evde gö­zal­tın­da tut­tu­lar. Kadın ise, ken­di­si­ne, bir oğlan ço­cu­ğu ihsan et­me­si için, Allah'a yal­var­mak­ta idi.

Oğlan do­ğun­ca: "Allah duamı kabul etti!" dedi ve ona -ŞE­MU­YEL- adını verdi. Hz. Şe­mu­yel bü­yü­dü. An­ne­si; onu, Tev­rat öğ­ren­sin diye Bey­tül­mak­dis'e tes­lim etti. Bey­tül­mak­dis Bil­gin­le­rin­den Sâlih bir zat olan Şeyh, onu ye­tiş­tir­me­yi; üze­ri­ne aldı ve oğul edin­di. Hz. Şe­mû­yel, er­gin­lik ça­ğı­na basıp onu; Yüce Allah İsra­ilo­ğul­la­rı’na pey­gam­ber ola­rak gön­de­re­ce­ği zaman, Ceb­râ­il Aley­his­se­lâm O'nun ya­nı­na vardı. Hz. Şe­mu­yel, o sı­ra­da, şeyh ba­ba­sı­nın ya­nın­da uyu­mak­ta idi ve şeyh ba­ba­sın­dan başka hiç kim­se­ye gü­ven­mez­di.

Ceb­râ­il Aley­his­se­lâm da, ona, şeyh ba­ba­sı­nın se­siy­le: "Ey Şe­mu­yel!" di­ye­rek ses­len­di. Şe­mu­yel korku ve te­laş­la, dö­şe­ğin­den fır­la­yıp Şeyh'in ya­nı­na vardı ve "Ey Ba­ba­cı­ğım! Beni sen mi ça­ğır­dın? diye sordu. Şeyh baba; "Hayır! Seni ben ça­ğır­ma­dım!" deyip onu, kor­kut­mak is­te­me­di ve: "Ey Yav­ru­cu­ğum! Dönde dö­şe­ğin­de uyu!" dedi. Hz. Şe­mu­yel, dönüp tek­rar uyudu. Ceb­râ­il Aley­his­se­lâm, 2. kez gelip aynı şe­kil­de ses­len­di. Şe­mu­yel uya­nıp, korku ve te­laş­la Şeyh'in ya­nı­na vardı. "Ba­ba­cı­ğım, beni sen mi ça­ğır­dın?" so­ru­su­na: "Ben ça­ğır­ma­dım. Dönde dö­şe­ğin­de uyu! Ben seni, 3. kez ça­ğır­sam bile al­dı­rış etme, bana cevap verme!" dedi.

Ceb­râ­il Aley­his­se­lâm, 3 ge­li­şin­de, Hz. Şe­mu­şel'e gö­rü­nüp: "KAVMİNİN ya­nı­na git! On­la­ra: "RABB'ın ta­ra­fın­dan el­çi­lik­le gö­rev­len­di­ril­di­ği­ni teb­liğ et! Çünkü, Allah; on­la­rın için­den seni pey­gam­ber ola­rak gön­der­miş bu­lu­nu­yor!" dedi.

Hz. Şe­mu­yel Aley­his­se­lâm, İsra­ilo­ğul­la­rı’nın ya­nı­na varıp; Allah ta­ra­fın­dan, ken­di­le­ri­ne, Pey­gam­ber ola­rak gön­de­ril­di­ği­ni söy­le­di­ği zaman onu ya­lan­la­dı­lar ve: "Sen, Pey­gam­ber­li­ğe özen­mek­le, acele ettin! Biz, senin sö­zü­ne önem ver­me­yiz. Eğer, doğru söy­lü­yor­san; Pey­gam­ber­li­ği­ne, bir delil ve alâ­met olmak üzere, bize bir hü­küm­dar gön­der (tayin) et de, Allah yo­lun­da sa­va­şa­lım!" de­di­ler. O da, on­la­ra: "Ya üze­ri­ni­ze bir mu­ha­re­be farz kı­lı­nıp ta, sa­va­şı tut­ma­yı­ve­rir­se­niz?" dedi.

Onlar: "Biz, Allah yo­lun­da ne diye sa­vaş­ma­ya­lım! Hem yurt­la­rı­mız­dan çı­ka­rıl­dık, hem ev­lat­la­rı­mız­dan mah­rum olduk! Hem de, ciz­ye­ye mah­kum edil­dik!"

Hz. Şe­mu­yel, İsra­ilo­ğul­la­rı’ndan: itaat, ce­ma­at ve cihat hak­kın­da kesin söz al­dı­ğı zaman, on­la­ra, bir hü­küm­dar gön­der­me­si için Yüce Allah'a dua etti. Ken­di­si­ne, bir Asa, bir de, için­de başa sü­rü­len yağ bu­lu­nan bir boy­nuz ve­ril­di. "İçinde, başa sü­rü­lecek yağ bu­lu­nan boy­nu­za bak! Boy­nuz­da­ki yağ, kay­na­ma­ğa baş­lar­sa, ya­nı­na gi­recek olan o adam, İsra­ilo­ğul­la­rı’nın hü­küm­da­rı­dır. Ya­nı­na gir­di­ği zaman, yağ­dan, onun ba­şı­na sür ve ken­di­si­ni, İsra­ilo­ğul­la­rı’na hü­küm­dar yap!" de­nil­di.

Bu teb­li­ği alan Şe­mu­yel Pey­gam­ber, kısa bir se­ren­cam­dan sonra Tâlût'a rast­la­dı ve: "Sen İsra­ilo­ğul­la­rı’nın hü­küm­da­rı­sın. Rabb'im böyle em­ret­miş­tir!" dedi.

Tâlût: "Demek ben, İsrâil oğul­la­rı­na hü­küm­dar ola­ca­ğım ha!?" dedi. Hz. Şe­mû­yel: "Evet!" dedi. De­va­mın­da­ki se­ren­ca­mın ar­dın­dan, İsra­ilo­ğul­la­rı: "Biz daha la­yı­kız!" deyip iti­raz­la­rı üze­ri­ne, Şe­mû­yel Pey­gam­ber; "Şüp­he­siz ki. Allah, onu, sizin üs­tü­nü­ze be­ğe­nip seç­miş­tir. Allah hük­mü­nü, kime di­ler­se, ona ve­rir­dir! Allah'ın rah­me­ti, ilmi her şeye yay­gın ve lütfu ke­re­mi bol­dur. Ger­çek bi­li­ci­dir" dedi. Onun bo­yu­nun uzun­lu­ğun­dan do­la­yı: "Tâlut" de­nil­miş­ti. Omuz­la­rı ve başı, hal­kın için­de gö­rü­nür­dü.

DE­VA­MI GE­LECEK SA­YI­DA: İnşal­lah.

...............................................................................................

PEY­GAM­BERİMİZ HZ. MU­HAM­MED'İN HADİSLERİNİ, BİLGİNİZE SU­NU­YO­RUZ:

(Kay­nak: Ab­dul­bâ­kî Göl­pı­nar­lı'nın:"Sa­hih-i Bu­ha­rî, İbni Mâce" gibi önem­li Hadis ki­tap­la­rın­dan se­çe­rek to­par­la­yıp: Hz. Mu­ham­med ve Ha­dis­le­ri Ki­ta­bı)

112- Ölümü is­te­me­yin!

113- İman eh­lin­den bir mümin, bir be­den­de­ki baş me­sâ­be­sin­de­dir: beden, baş ağ­rı­sın­dan nasıl hasta dü­şer­se, mümin de iman eh­li­nin uğ­ra­dı­ğı dert yü­zün­den hasta düşer, elem­le­re dalar.

114- İnsan­la­ra ka­rı­şıp ezi­yet­le­ri­ne kat­la­nan mümin; kat­lan­ma­yan mü­min­den üs­tün­dür.

115- Müs­lü­man­lar kar­deş­tir; hiç bi­ri­nin öbü­rü­ne karşı üs­tün­lü­ğü yok­tur! Ancak; Allah'tan çe­kin­mek­le üs­tün­lük elde edi­le­bi­lir.

116- Düşün de bak; sen kızıl yahut sim­si­yah ren­gin­den do­la­yı, hiç­bir kim­se­den ha­yır­lı de­ğil­sin. Üstün olmak is­ter­sen, ha­yır­lı olmak is­ter­sen, çekin Allah'tan.

117- Müs­lü­man­lar, şart­la­rı­na vefa eder­ler.

118- Mümin kar­de­şi­ne, zalim olsun, maz­lum olsun, yar­dım et. "Zalim olun­ca, nasıl yar­dım ede­yim?" dendi. Dedi ki; "onu zu­lüm­den men eder­sin, işte bu da ona bir yar­dım­dır.

119- Mümin mü­mi­ne nis­pet­le, âdeta bir ya­pı­dır. Du­va­rın taş­la­rı nasıl bir­bi­ri­ni pe­kiş­ti­rir­se, mü­min­ler de bir­bir­le­ri­ni pe­kiş­ti­rir­ler.

120- Bi­ri­niz, bir din kar­de­şi­ni sevdi mi? sev­di­ği­ni ona bil­dir­sin.

121- Şüp­he­siz, her bi­ri­niz kar­de­şi­nin ay­na­sı­dır, onda bir ezi­yet, bir me­şak­kat gördü mü? o me­şak­kat­ten kur­tar­ma­lı onu.

122- Mu­ha­cir, kö­tü­lük­ten ge­çen­dir, fe­na­lık et­me­yen­dir.

123- Kav­mi­nin, bo­yu­nun ta­ra­fı­nı güdüp gö­ze­ten, halkı o yana ça­ğı­ran biz­den de­ğil­dir. Kav­mi­nin, bo­yu­nun ta­ra­fı­nı gü­de­rek sa­va­şan, biz­den de­ğil­dir. Kav­mi­nin, bo­yu­nun ta­ra­fı­nı gü­der­ken ölen biz­den de­ğil­dir.

124- İnsan­lar, ta­ra­ğın diş­le­ri­ne ben­zer; bir­bir­le­ri­ne eşit­tir.

125- Müs­lü­man­lık­ta ne şunun, ne bunun so­yun­dan gel­mek­le övün­me, ye­rin­me var­dır; ne şu yahut bu boy­dan ol­mak­la övün­me, ye­rin­me.

126- Allah; bütün in­san­la­rı bir top­rak­tan top­lar.

127- İnsan­lar Âdem ev­la­dı­dır. Âdem­se top­rak­tan ya­ra­tıl­dı.

128- He­pi­niz de Âdem ev­lâ­dı­sı­nız. Âdem­se top­rak­tan ya­ra­tıl­mış­tır. Artık, soyla, sopla, ba­bay­la, de­dey­le övü­nen kav­min devri bit­sin; yoksa Allah ka­tın­da bok bö­ce­ğin­den de aşağı olur­su­nuz

129- Ne mutlu Allah için se­vi­şen­le­re.

130 Allah'a inan­mak­tan sonra; iş­le­rin en üs­tü­nü in­san­lar­la se­viş­mek­tir.

131- Allah'a inan­mak­tan sonra aklın başı, akıl­lı­lı­ğın alâ­me­ti in­san­lar­la se­viş­mek­tir. Hiç kimse da­nış­ma­dan ka­çı­na­maz, da­nış­ma ih­ti­ya­cın­dan kur­tu­la­maz. Ahi­ret­te iyi ki­şi­ler, dün­ya­da iyi­lik eden ki­şi­ler­dir. Ahi­ret­te kötü kişi olan­lar da; dün­ya­da kö­tü­lük­te bu­lun­muş olan­lar­dır.

132- Ulu Allah dedi ki: "Benim için se­vi­şen­ler, sev­gi­mi hak et­ti­ler. Benim için bu­lu­şan­lar, sev­gi­mi hak et­ti­ler. Benim için, bir­bir­le­ri­ni do­la­şan­lar sev­gi­mi hak et­ti­ler. Benim için bir­bir­le­ri­ne mal ve­ren­ler sev­gi­mi hak et­ti­ler. Bir­bir­le­ri­nin se­ven­ler, sev­gi­mi hak et­ti­ler. Bir­bir­le­ri­ni se­ven­ler, nur­dan mim­ber­ler­de­dir; on­la­rın yer­le­ri­ne Pey­gam­ber­ler, ger­çek­ler, şe­hit­ler bile gıpta eder­ler.

133- Ger­çek­ten bu Ulu Allah, sizin yüz­le­ri­ni­ze, mal­la­rı­nı­za bak­maz, ancak yü­rek­le­ri­ni­ze ve yap­tı­ğı­nız işe bakar.

134- Bir­bi­ri­ni­ze buğz et­me­yin, bir­bi­ri­niz­den yüz çe­vir­me­yin, bir­bi­ri­ni­ze haset et­me­yin, kin güt­me­yin, Allah kul­la­rı kar­deş olun.

135- İnsan­la­rın en ha­yır­lı­sı, in­san­la­ra en fay­da­lı olan­dır.

136- Ya­ra­tık­la­rın hepse Allah aya­li­dir; Allah'a en sev­gi­li olanı, aya­li­ne, halka en fay­da­lı olan­dır.

137- Ken­din için neyi se­vi­yor, neyi is­ti­yor­san in­san­lar için de onu sev, onu iste.

138- Her doğan çocuk, ya­ra­tı­lı­şı salim ola­rak doğar. Dili me­ra­mı an­la­tın­ca­ya dek de böyle kalır. Sonra, anası, ba­ba­sı, onu Mu­se­vi yahut Hris­ti­yan yahut da Me­cu­si yapar.

BU BÖLÜM SON-

BİLGİ VE BİLGİN'LE İLGİLİ HADİSLER; ge­lecek sa­yı­da İNŞAL­LAH!

..............................................................................................................................................................

1938'LERİN İLKO­KUL KİTABI, 1950'LERİN İLKO­KUL KİTABI VE BİR ANIM:

Doğ­du­ğum yer, Da­ren­de'nin Ye­ni­ce Köyü. 1934'te, halk ta­ra­fın­dan ya­pı­lan oku­lun, 1939 il­ko­kul öğ­ren­ci­si­yim. Öğ­ret­me­ni­miz, Ab­dul­ka­dir Koçer. Eli­mi­ze tu­tuş­tu­ru­lan, çok iri harf­ler­le ya­zıl­mış ders ki­ta­bı: "UYU, UYU, YAT UYU" diye, bana tav­si­ye edi­yor. Orası öyle.

Öğ­ret­me­ni­miz soh­be­te mey­yal ko­nuş­ma yap­mak­ta­dır, der­ken: "Ço­cuk­lar, insan nasıl mey­da­na gel­miş? Size an­la­ta­yım: "Deniz kı­yı­la­rı­na vu­ra­rak bi­ri­ken ağaç ka­buk­la­rı, bir­bi­ri­ne çar­pa­rak-vu­ra­rak, biz­ler mey­da­na gel­mi­şiz(!)

Eşim, Fatma Hanım, 1939 do­ğum­lu. Ba­la­ban oku­lu­nun 1950, 1. sınıf öğ­ren­ci­si. Ders ki­ta­bın­dan, ha­tı­rın­da kalan ŞİİR:

Hakk'a bakar gö­zü­müz

İman dolu özü­müz

Kalp­ten gelen sö­zü­müz

Bir Allah'tır, bir Allah!

Yeri, göğü ya­ra­tan,

Ağaç­la­rı do­na­tan

Çi­çek­le­ri aç­tı­ran:

Bir Allah'tır bir Allah!

Bu anı­mı­zın de­ğer­len­di­ril­me­si­ni, siz sayın okur­la­rı­mı­za bı­ra­kı­yo­rum.

Ma­as­se­lâm. Kalın sağ­lı­cak­la. 26/03/2022

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Göçer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


İçmelerde satılık pansiyon

383metre kare arsa içerisinde 7 oda, bir büro ve bir kileri mevcut. Odalarında toplam 20 yatak ,buzdolabı Ve tv mevcuttur.Çatımız 100 bin masrafla yen...

MEHMET ALİ

akaryakıt satış elemanı (pompacı)

istasyonumuzda çalıştırılmak üzere akaryakıt satış elemanı aranmaktadır. başvuru şahsen alınacaktır.

ELBİSTAN ENSAR PETROL

ETİ PLASİYER ALIMI

YÜKSELEN PAZARLAMA BÜNYESİNDE ÇALIŞTIRILMAK ÜZERE; ETİ SATIŞ PAZARLAMA ELEMANI ALINACAKTIR. TERCİHEN TECRÜBELİ ASKERLİĞİN TAMAMLAMIŞ. GÖRÜŞMELER YÜZYÜ...

0(344) 419 07 37 YÜKSELEN PAZARLAMA

İş arıyorum

İş arıyorum 30 yaşındayım daha önce muhasebe şantiye garsonluk işlerinde çalıştım sgk lı ve en az asgari ücretli olması şartı ile çalışırım

SEMİH

KİRALIK BÜRO

KİRALIK BÜROKral İş Merkezi Kat 2 2+1 doğalgazlı Büro Kiralıktır.+90 (541) 899 99 09

+90 (541) 899 99 09

NUSRET YILMAZ KÜLEKCİ

İş verenlerden SGK lı çalışabilecigim iş arıyorum NUSRET YILMAZ KÜLEKCİ

0553 301 46 07

Ufuk can batmaz

Pınarbaşı mesire alanında bulunan MİHMANDAR CAFE DE çalıştırılmak üzere BAY- BAYAN deneyimli Garson alınacaktır..

UFUK CAN BATMAZ

bayan kasiyer

akaryakıt istasyonumuzun market bölümünde çalışacak bayan kasiyer alınacaktır

TUNCAY YARBI

BAY - BAYAN ELEMAN ARANIYOR

Pınarbaşı mesire alanda çalışacak çalışma arkadaşları arıyoruz.bay- bayan garson gözleme ve börek yapacak bayan elemanlar alınacaktır.

0532 654 10 08

ERKEK ELEMAN ARANIYOR

Aranan Eleman Şartları; 1 ) Lise mezunu olması 2) 20 yaşını geçmemiş olması. 3) Ofis ortamında çalışabilecek 4) Elbistan da ikamet ediyor olması Not:...

0(344) 415 58 44 MEHMET ÜZÜM MALİ MÜŞAVİRLİK OFİSİ