VASİYET ETTİ VE...

Telefonum çaldığında balkonda çiçeklerle uğraşıyordum. Üçüncü veya dördüncü kere çalarken yetiştim. Arayan saygıdeğer büyüğümüz Mehmet Göçer[¹] idi. “Alo buyur Mehmet ağabey...” derken aklımdan ‘Bugün mübarek günlerden biri mi diye geçirmiştim; zira böyle günleri kendisinden yaşça küçük olanları bile öncelikle arayan iki kişi gördüm; biri Mehmet Göçer, biri de rahmetli Sait Tokuçoğlu idi...

‒ Selamünaleyküm

‒ Aleykümselam Mehmet ağabey, buyur?

‒ Nasılsın?

‒ İyiyim hamdolsun, siz nasılınız?

‒ Çok şükür. Pek iyi değilim. Seni bu yüzden aradım...

‒ Hayrola ağabey!?

‒ Kütüphane meselesi nasıl oldu?

Mahir Bey ile yazıştık. Yeri hakkında bilgi vermedi, ama yapılacak kütüphanenin etüt proje görünümünü gönderdi. Çok da muhteşem görünüyor...

‒ Öyleyse İLK VASİYETİMİ sana yapıyorum hocam, çocuklarıma da söyleyeceğim. Benim binlerce küçük bir kamyonun yarısını dolduracak kadar kitabım var. Bunları yapılacak Elbistan kütüphanesine bağışlıyorum. Senden ricam ilgilenecek, gereken işleri takip edecek ve götürüp teslim edeceksin.

‒ Ağabey, Allah hayırlı, sağlıklı ömür versin. Başım üstüne. Üzerime düşen görevi Allah ömür verirse yerine getirmeye çalışırım...

‒ Sağ olasın. Ondan eminim... Hakkını helal et (bunları söylerken sesinin titrediğini hissettim. Benim de gözlerim nemlenmişti).

‒ Helal olsun ağabey, siz de helal edin.

‒ Helal olsun...

Konuşmanın tarih ve saatini de tespit ettim. 28 Mart, sat: 21.59.

&

Bugün, bu güzel ve vefakâr davranışı yazı konusu yapmayı düşündüm. Yazmak için izin istemeye aradığımda torunu Dr. Emre Göçer’e muayeneye gitmiş. Serum takılmış. O halde konuştuk.

‒ Ağabey kitapları kütüphaneye bağışladığını makale olarak yazmak istiyorum, izin verirsen.

‒ Tabii ki yazabilirsin. Hatta daha açılmamış paketlerde çok sayıda kitaplar, dergiler vs var. Hepsini bağışlıyorum. Kütüphanenin yeri belli oldu mu?

Bir bilgim yok. İnşallah askerlik şubesinin güney taraf yarısına yapılır. Zira orası hem 13 ayrı okulun merkezi durumunda, hem güvenli bir yer, hem de ulaşımı kolay.

‒ Allah hayırlısını versin. Allah’a emanet ol.

‒ Amin. Siz de ağabey...

..............................................................

[¹] Mehmet GÖÇER ; 1931 Darende’nin Yenice köyü Aşağı Mahallesinde, Süleyman Efendi’nin oğlu olarak, Kütükoğulları kabilesinden Semane Hanım’dan doğdu. İlk dört sınıfı köyde okudu, bitirmeden ekmek peşinde gurbete çıkmak zorunda kaldı. İş hayatında ilk besmeleyi, babasının yanında -o zamanlar- hemen her eski Darendeli gibi çerçilikle çekti.

Şairdir. Çerçilik yaparken, şiir yazıp destan da söylemeye, destanları kâğıtlara bastırıp 1950’li yılların ilk yarısına kadar gezindiği yerlerde satmaya başladı.

1953–1955 arasında askerliğini yaptı.

1959’da evlendi ve bu evlilikten 4+4 sekiz çocuğu dünyaya geldi.

1957’de de matbuat hayatına başladı ve tüm sorumluluğu oğullarına (Mustafa, Himmet, Ahmet ve Akif Göçer kardeşler) devredinceye kadar aralıksız sürdürdü…

O yıllarda Kahramanmaraş’ta gazeteci Ali AĞZIKARA yönetiminde ENGİZEK adında bir gazete neşretmektedir. Mehmet Göçer’in destanları ve birçok şiiri (1949–1951 yılları boyunca) bu gazetede yayınlanır. Ali AĞZIKARA, Mehmet Göçer ’in kafasına gazeteciliği sokan ve her türlü teşviki yapan insandır. “Gazeteyi ben basayım, sen Darende’de dağıt” der; fakat Darende’yi uygun bulmayan Göçer, Elbistan’da bu işi başlatmayı kararlaştırır.

Mehmet Göçer, Cağaloğlu yokuşunda matbaa malzemeleri satan Abbas UZMAN adlı bir esnaftan Prova Tezgâhı adındaki ilk matbaa makinelerine talip olur. Bu makine ile tüm yazıların her harfi tek tek elle dizilmektedir. Söylenen bedel 400 liradır ve o zamanlar çok önemli bir meblağdır. Parası yetmez. Ümidi kesilmek üzere iken, o zaman belediye başkanı olan Hacı Ahmet Özsoy, kendi hesabından borç vererek bu paranın ödenmesini sağlar. Nihayet, Elbistan’ın ilk gazetesi, ELBİSTAN POSTASI adıyla 23.08.1957 tarihinde yayımlanır. Daha sonra 30 Temmuz 1960’ta adı Elbistan’ın Sesi olarak değiştirilir ve o günden bu güne kadar da aynı isimle yayın hayatını sürdürür.

Mehmet Göçer, 1984–1989 yılları arası beş yıl, ANAP İl (Kahramanmaraş) Encümen Üyesi olarak görev yapar.

Gazete ve matbaa işini çocuklarına devrettiği halde kendisini o mürekkep kokusundan alamaz ve matbaada kendisine bir oda tahsis ettirerek, kitap çalışmalarına başlar. Bu güne kadar “Un Sandığı” adıyla (Birinci cildini 2003’te yayımlandı) adıyla 7 cilt kitap yayımladı. 8.’sine çalışmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Bilgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

13

Sinan Çelik - Öncelikle Sn. Mehmet Göçer Bey'e şifalar diliyorum. Günümüzde dijital ortamda sürekli servis edilen " hep aynı kalıptan-plandan çıkma / bir birinin kopyası binalar " fazla önem taşımıyor ! Önemli olan, ergonomik, kaliteli yapılarda sunulacak hizmet ve anlayıştır ! Bu tür reklam ve binalar sanki birbirinin kopyası gibi her zaman, her yerde karşımıza çıkmakta artık. Yeni kütüphane binası elbette şarttır. En uygun yer de Elbistan Müzesi arkasındaki bomboş-geniş alandır.(eski veterinerlik bina alanı ) Eski ve yeni Hükümet binası arasında en merkezi yerde olur...Müzeyi ziyaret edenlerin, kaynak kitaplardan faydalanması için de huzurlu bir dinlenme-okuma-araştırma mekanı olur. Çalışmalarınız, ilginiz için teşekkür ederim...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
12

Sinan Çelik - Sn. Bilgin ; bahsettiğiniz yer, mutlaka ki sadece öğretmenevi için çok çok fazla bir alan. O geniş alanın faydalı şekilde ikinci bir yatırımla değerlendirilmesi şarttır. Bence, mevcut durum ve yakın gelecek de düşünülerek o alanın bir ilkokul olması daha doğru olur...Maalesef, benim de ilk okulum olan "Devrim İlkokulu " binası yıkılıp, yerine garip-çok katlı-cadde kenarına yığılmış kullanışsız bir okul yapıldı. O zamanlar da ısrarla belirtmiştim ; hemen bitişiğindeki park alanına iki katlı modern bir ilkokul yapılıp, şimdiki okul-bahçe alanı da güzel bir park olabilirdi...Özellikle ilk okullar için bahçelik-yeşillik alanlar çok uygundur. Küçük öğrenciler, hem rahatlıkla geniş bahçeden faydalanır hem de ağaç sevgisini, rehberlikle daha da özümseyerek yaşar-yaşatırlar. Gönlüm, Askerlik Şube alanına ilkokul yapılmasından yanadır. Kütüphane için de bahçe lüzumludur elbette ama okul bahçesi gibi geniş olmasına gerek yoktur. İlgi ve katkılarınız ; cevabınız için teşekkürler, saygılar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
11

Arif Bilgin - Sinan Bey, kütüphane için sizin belirttiğiniz yer de çok uygun. Belki en uygun yer. Ama askerlik şubesinin 13 dönümlük arazisi öğretmenevi için gerçekten fazla ve oraya tahsisi gerçekleşirse öylece kalacak. Hiç değilse yarısını kütüphane (olmaz ise okul) olarak değerlendirme çabasındayım. Teşekkürler, selamlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
10

Gökhan - Arif abi, Rabbim sana da Mehmet amcaya da sağlık sıhhat versin inşAllah. MaşAllah dolu dolu bir hayat. Emeğinize sağlık. Gençlere örnek olur inşAllah. Öğretmen evinin yanına yapılacak kütüphaneyi de dört gözle bekliyoruz inşAllah.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
09

Hamit Güven - Sayın Mehmet ağabeyimi ilk matbağalarının olduğu yerde (foto renk} ten beri tanırım ve saygı duyduğum biridir,kendisine de geçmiş olsun dileklerimi sunarım,

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
07

Haşim Kalender - Ben Elbistana adanmış bir ömür diyorum Mehmet amca için Allah hayïrlı uzun ömürler versinin sizede onada dilinize yüreğinize sağlık ağabeyim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
06

Cumali karakoç - Mehmet ağabeye sağlık ve afiyetler diliyorum. Hayırlı ve güzel bir telefon görüşmeniz olmuş hocam hayırlı olur inşaAllah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
05

m.emin elagöz - Mehmet abiye şifalar dilerim. Elbistan için dertlendiğini görüyor ve biliyorum. Yerinde ve doğru tespitlerin yol gösteri oluyor. Görüşlerini destekliyorum.

.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
04

kerim Ünal - Arif hocam, emeklerinize sağlık. Tabi Mehmet Göçer ağabey her zaman gani gönüllüdür. İnşAllah yapılacak kütüphaneye onun isminin verilmesi çok yerinde olur. Bu sadece kitap bağışlayacağı için değil, bölgeye bağışlanmış bir ömürdür sevgili Göçer. Bendeniz de hem Kültür bakanlığı nezdinde, hem de mahir bey nezdinde takipçi olurum. Bilmeyenler için söylüyorum, Elbistandaki kütüphanenin ismi yine önemli bir Elbistan'lı milliyetçilerin Ağabeyi olan RAHMİ ERAY'ın adınadır. Eğer yeni kütüphane olacaksa Mehmet Göçer olmalı. Yok eskinin devamı olacaksa, Rahmi ERAY ismi korunmalı, Mehmet Beyin ismi, bir kata filan verilmeli. Yda Mehmet GÖÇER köşesi oluşturulabilir. Bilginize sunmak istedim. Kolay gelsin. Mehmet ağabeye ve size selam ve saygılar....Kerim ÜNAL, ANKARA

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27
03

Arif Bilgin - Kerim Bey, çok teşekkür ederim. Var olasınız.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Nisan 13:27