FUTBOL, ŞİDDET VE SİYÂSET

Bilgisayarımdaki masaüstü dosyalarımın arasında bulunan bu makalenin başlığını atalı epeyce bir zaman olmuştu ama (MKE Ankaragücü- Çaykur Rizespor maçında hakeme atılan yumruk olayından hemen sonra), Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasında çok hızlı gelişen ve değişen gündem sebebiyle yazmak bugüne kaldı. Hele de Suudi Arabistan’da oynanması plânlanan ve son anda iptal edilen “Süper Kupa” finalinin araya girmesi ve kamuoyunda yapılan yoğun tartışmalar nedeniyle artık bu makaleyi yazmak elzem oldu.

Futbolla ilgili revaçta olan iki önemli deyim vardır: “ Futbol endüstrisi” ve “Futbol, futboldan çok daha fazlasıdır.”

Evet, her iki deyim de kendi dünyasında çok doğru yargılar içeriyor ama ya insanlığın hakikat dünyasında?

Kendi dünyasında futbol

Kendi dünyasındaki futbolu felsefî olarak Eflâtun’un (Platon) “ideler âlemi”ne benzetebiliriz. Aslında görünen her şey gölgelerden ibârettir, gerçeklik diye bir şey yoktur yâni sanaldır. Her şey bir oyundur, ismiyle müsemmâ olan “futbol oyunu”nda olduğu gibi.

Bu oyunun bir tarafını futbol endüstrisi teşkil ederken, diğer tarafını interaktif bir şekilde çok komplike olan parametreler teşkil eder. Bunlar, şiddetten tutunuz da siyâsete varıncaya kadar her şeyi içine alan ve toplumu çok yakından etkilemesi sebebiyle sosyolojik bir karakter arz eden farklı paradigmalardır. İşte bu yönleriyle futbol, gerçekten futboldan çok daha fazlasıdır.

Kapitalist sistem her konuda olduğu gibi kitleleri uyutmak, zihinlerini boş şeylerle meşgûl ederek enerjilerini tüketmek ve maddeten insanları sömürmek maksadıyla öyle bir şey îcad etmiş ki, gerçekten “pes” doğrusu!

Her konuda olduğu gibi futbol konusunda da kapitalist sistem tüm dünyada örgütlenerek kurumsallaşmış yapılar oluşturmuştur. UEFA, FİFA ve her ülkenin millî futbol federasyonları ve kulüpleri gibi.

İşte bu ulusal ve uluslararası kuruluşlar eliyle kitleler kesintisiz ve sürekli olarak sömürülürler ve ceplerindeki iki kuruşu da tarafgirlik yöntemleri ve algı operasyonlarıyla ellerinden alırlar.

İşin hazin ve enteresan tarafı, beyinleri uyuşturulmuş ve mankurtlaştırılmış insanlar ve taraftarlar da bunlara gönüllü olarak çeşni olur, destek verirler. Zâten köleleştirilmiş ruhlar olmasaydı futbol baronları nasıl ayakta kalacak ve nasıl saltanat süreceklerdi ki?

Bu yapılarda ve süreçlerde öyle paralar döner ki, insanın aklı, dimağı durur. İşte bu süreçlerdeki oluşuma maddî ve kapital açıdan “Futbol endüstrisi” denilir. Bu endüstrinin sürekli olarak ayakta kalması ve bu çarkın sürekli dönmesi için ne gerekiyorsa o yapılır. Bu mânâda futbol, futboldan çok daha fazlasıdır.

Futbol ve siyâset

İşte böyle bir süreçte futbol dünyası her şeye el attığı gibi siyâsete de el atar. Neredeyse tüm siyâsetçileri tuzağına düşürür, onları taraftar, üye yapar. Hatta Sayın Cumhurbaşkanı gibi kimi siyâsetçiler de aktif olarak futbol dünyasından gelir ve gönüllerinde futbolculara özel bir yer açarlar.

Bundan sonra akan sular durur; makamın kapıları tüm kulüplere, özellikle de belli futbolculara açılır. Benim gibi eğitim, gençlik ve memleket sorunlarını kendine dert edinmiş bir akademisyenin ulaşamayacağı makam ya da makamlara futbolcular rahatlıkla ulaşır, gerektiğinde cep telefonlarıyla bile özel sohbet ederler.

Hatta kerameti kendinden menkûl, bu milletin değerlerine yabancılaşmış, ahlâkî yapıyı yozlaştırmış ve çürütmüş olan- sözüm ona- bazı tescilli sanatçılar da bu makamlara rahatlıkla ulaşır ve âlî makam sahipleriyle sohbet edip kanka olurlar.

Devlet her türlü desteği (maddî-mânevî) bunlara (futbol ve milletin değerlerine yabancılaşmış olan sanat dünyasına) verir. Halkın vergileriyle nice stadyumlar vesaire ile nice sanat merkezleri inşâ edilir. Çünkü siyâsetçilerin oya ihtiyacı vardır. Oy uğruna ne fedâ edilmez ki! Böylece alan razı, veren razı olacak şekilde halk sömürülmeye ve uyutulmaya çalışılır.

Hakikat dünyasında futbol

Hakikat dünyasında futbol şiddet ve düşmanlık üretmekten başka bir işe yaramıyor maalesef. Bir de futbol için barış ve kardeşlik oyunu denilir. Aslı astarı yoktur. Bu, sadece bir göz boyama ve aldatmacadan ibârettir. Bakın bakalım futbol târihine, nice düşmanlıkların üretildiğini ve nice ölümlü hâdiselerin vukû bulduğunu görürsünüz.

Bu meyanda yakın târihimizdeki bir futbol müsâbakasında Anadolu’daki güzide iki şehir insanının nasıl birbirine düşürüldüklerini ve otuzdan fazla insanın nasıl hayatlarını kaybettiklerini isim vermeden hatırlatmak isterim.

Neredeyse her maçta müessif olayların vukû bulduğu futbol müsâbakalarını barış ve kardeşliğin zemini olarak göstermek cehâlet değilse eğer, o zaman bunun altında başka maksatların aranması gerektiği inancındayım. İşte bunların neler olduğunu da yukarıda kısaca izah etmeye çalıştım.

MKE Ankaragücü – Çaykur Rizespor maçında Ankaragücü Kulüp Başkanı’nın hakeme yumruk atma olayı, Başkan’ın siyâset ve siyâsetçilerle olan ilişkisi, kendisine iki dönem milletvekilliği pâyesi verilerek diyetinin ödenmesi, Suudi Arabistan’daki “Süper Kupa” olayı, Antalyaspor- Trabzonspor maçında gol attıktan sonra İsrailli futbolcunun “Davut Yıldızı” sembolüyle siyâsî mesajlar vererek kitleleri tahrik etmesi ve diğerleri ne yazık ki hep bu cümledendir.

Dolayısıyla hakikat dünyasındaki futbol, sanal âlemdeki algı operasyonlarına benzemez. Futbolu allayarak pullayarak, şirin göstererek barış ve kardeşliğin sembolü olarak takdim etmek milletin aklıyla alay etmekten başka bir şey değildir.

Futbol, algı operasyonlarıyla kitleleri uyutarak- maddeten ve siyâseten- sömürmenin ve gerektiğinde toplumda siyasal kaoslar oluşturmak için yedekte tutmanın diğer adıdır. Bunun başka bir izahı yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.