BALABAN DEYİP GEÇME

DEPREM İLE HARİTADAN SİLİNEN DÜNYA KÜLTÜR MİRASI:  BALABAN  KERPİÇ EVLERİ

Değerini bilmediğimiz, ata yadigarı tarihi kerpiç evlerimize sahip çıkamadık.

1. Sebep:

bilinçsizdik,göç ve  miras sorunu  yıkımı başlattı.

2.sebep:

Sokakların kilit taş yapılmasıyla Kerpiç evlerin temelleri su doldu. Bardaktan boşalırcasına saatlerce yağmur yağıyor sokaklardan su akmıyor,

Herkes şikayetçiydi  evlerimizin alt katı rutubet almaya başladı diyorlardı. Ayrıca ben kendi evimizden biliyorum.

3. Sebep:

 70 yıllık  belediye, 4 Mahallesi olan Balaban'ın Darende'ye bağlanarak mahalle

4.sebep:

İlgisizlikten yavaş yavaş eriyen evlerimiz , Elbistan  depremi ile yerle yeksan  oldu.

Aşağıdaki yazımı 2006 yılında yazmıştım.

 Balaban'da kerpiç evler, yerleşim yerinin özelliği bozulmadan yapılan,teras evler şeklindedir. Hiçbir ev, diğerinin görüntüsünü ve ışığını engellemez. Evler taş temel üzerine kerpiç yapılardır. Kereste olarak ardıç ve çam kullanılmıştır. Bu evlerin özelliği yakın çevrede bulunmayan, birbirine bitişik evlerdir. Gerimter  inşa edilirken muhtemelen,çeşitli kültürlere ev sahipliği yapan, bu yörelerde bir kültür alışverişi yaşanmıştır. Tek usta elinden çıkmış gibi yapılan,Balaban Evler'i zamanına göre hem konforlu, hem estetik. Bu konforlu evlerinin yanında ,mütevazi evler öyle bir bütünlük içinde yapılmış ki ;uyum asla bozulmamış. Evlerin yapımındaki genel anlayışa baktığımızda, tam bir Türk-İslam sentezi fark ediliyor. Dışa kapalı 1 yaşam  tarzını benimsemişler. Bunu evlerin mimarisinde anlıyoruz. Irızalı,mandallı ,kanatlı ,devirme kapılardan geniş avlulu evlere  girilir.Dışkapı kapatılınca dış dünya ile ilgili kesiliyor. Evlerin çoğu 2=3 katlıdır. Çıkartmalı, sıra sıra pencereli, sedirli ,gömme dolaplı ,asma katlı. trabzanlı ,yüklüklü, kapıları el emeği oymalı olan misafir odaları, küçük takaları olan kış evleri ,zahirelikler,çardak ,tandırlık ,otluk, samanlık ,ahır, tuvalet hepsi bir arada olmasına rağmen ,ne tandırın dumanı ne de tuvaletin kokusunu sorun olmamıştır. Evler, birbirine bitişik olduğundan birbirine açılan küçük takalardan hem pay alınıp verilirmiş , hem de iyi ve kötü olaylar da haberleşme sağlanırmış . Sokakların üstü kapatılarak odalar yapılmış. Hem yerden tasarruf edilmişi, hem ağaçsız bir yerde olan sokaklara gölgelik kazandırılmış. Bu odalara selamlık ,altından geçen sokağa da örtme altı denir.Dış kapının İki tarafına yapılan, sekiler de dinlenme,sohbet etme yerleri olarak kullanılırdı. Bu yapılarda ahşapa önem verilmiş. Keresteler ,sütün gibi hezanlar ,direkler, dere boyundan kağnılarla Göksun ormanlarından  getirilirmiş. Damlar , yüksek süğüklerle çevrilidir. köşesinde günümüzün terası gibi ,üç tarafı kapalı,arıcılık yapmak için,damda kurtulan,yiyecek,salça ,pekmez...yağmurda korumak için  peteklik ,bir köşesinde soğan ,maydanoz veya çiçek yetiştirmek için çiçeklik yapmışlar.

Sıcak yaz geceleri, yüksek süğüklü damlar, teras gibi yapılmış. Hem oturmak, yaz sıcağında damlarda yatmak için kullanılmış. Kış odalarının duvarında gömme ocaklar, zamanımızın şöminesini aratmaz , kışın hem yemek pişer, hem oda ısıtılır,  hem de ateşin koru mangala ,kürsüye alınarak ısıtma aracı olarak kullanılırmış. Zahireliklere tahtadan, un, bulgur koymaya ambarlar yapılmış. Muntazam tandırı, ocağıyla davlumbaz görevi yapan çantısıyla sıvalı, çarpılı bembeyaz tandırlar yapmışlar. Günümüzde hala birçok evde mevcuttur. Cağ denilen banyolar ise  büyük bir sal taşını zemine koyarak etrafını bir karış yüksek sıvayıp giderini tahta oluklarla sokaktaki su harık (ark) lara verirlermiş. Tüm bunları planlı ve işi çok bilinçli yapmışlardır.

      Hatırlatmakta yarar var ki, o da tüm bu işçilikleri el emeğinin ve hayvan gücünün tek üretim yöntemi olduğu çağlarda yapılması. Taşın oyulması ,ağacın yontulması... Bir kez daha atalarımızı saygı ile anmamızı gerektiriyor.

      Balaban çarşısı  da planlı yapılaşmaya güzel bir örnektir. Birbirine bitişik yapılan evlerin alt katı dükkan olarak karşılıklı iki sıra yapılması, yerleşim yerinin orta yerinde olması da çok önemli. Alışverişe gelenlerin, savaşların ,eşkiyaların olduğu bir zamanda canlarını, mallarını korumak için orta yere uzunlamasına inşa edilmesi bence tesadüf değil. Sokak başlarındaki çarşıya açılan çıkışlarda ki selamlıklı odalar gözcülük yapmak için yapılmış gibi.

 Dükkanlar sıra sıra, tahta darabalı ,raflı , terekli, kepenkliydi. Tüm gereksinimleri karşılayacak meslekler ve sanat erbabı vardı .Tuhafiye ,kırtasiye ,köşker, terzi ,kalaycı , berber , kunduracı , kasap  ,demirci ve daha birçok meslek... Geniş kaldırımları olan çarşı, arnavut kaldırımı döşeliydi. Çarşının ortasında bir çeşme vardı. Mal pazarı , buğday pazarı, hanları hamamlarıyla çevrenin alışveriş merkeziydi. Eskiden , kervanlarla atlarla Şam'dan çeşitli mallar , kutnu kumaşlar, ipekler gelirmiş. Cuma günü kurulan büyük pazar adeta panayır gibiydi.

      Bahçelerin konumu da dikkat çekicidir. Arka vadiye açılan sokak kapılarına yakın olan bahçeler o sokaktaki, mahalledeki halkındı. Bu düzeni hala görebiliriz. İki tarafındaki dik yamacın ortasında kıvrılarak akan Gerimter Çay'ı vadi boyunca akarken etrafına hayat verirdi. Her meyvenin ,sebzenin yetiştiği bu küçük bahçeler, mesire yeri gibiydi ,doğal paktı. Göğe doğru uzanan servililer ve dutluklar yemyeşil çayırlarla kaplıydı. Şeyh Pınarı, Hamza Pınarı, Kanlıpınar , Almohu tarafından gelen sularla sulanan bahçeler ,vadi boyunca bir renk cümbüşüydü . Dört mevsimi seyrine doyum olmazdı.

     Baharda coşarak Akan çay'da, yazın da su eksik olmazdı. çay boyunca bulunan su değirmenleri , hep telaşlı koşuşturmalarla, hareketliymiş.

Çaykaradan buz gibi sular akardı. Çaydan akan suyla, pırtı, halı ,kilim ,çul ,çuval, çamaşır yıkanırken tokuç sesleri yankılanırdı. Çayda serinleyen ,dutlukta salıncakta sallanan, serviliklerde saklambaç oynayan çocukların, gençlerin sesi, kuzuların ,kuşların seslerine karışırdı.

    Bahçelerin isimlerinden bazıları şunlardı: Almohu ,Kadı'nın Yeri, Güllük Dere'si , Çayiçi , Tombak Bağı , Pınarönü , Şeyh Pınar'ı ,Hamza Pınar'ı , Üveklik , Sıradutlar , Elmalık, Pancarcı , İslimin Göl'ü , Kalaycı ...ağ Depe,avcı bağı,bostan sırtı,Paşa tarlası,gibi Türkçe isimlerdir. Bahçelerde kolcu denen bekçiler olurdu.1071( bir rivayete göre1400 lü yıllarda)

Gerimteri inşa eden Atalarımız,Emir Balaban evlatları akıllı, kültürlü ,bilgili,liderlik vasıfları olan yöneticilermiş . Halkın refahı, rahatı için gereken her şeyi düşünmüşler. Mektepler ,medreseler ,camiler ,değirmenler ,setenler ,çeşmeler yapmışlar. Gerimterliler , yüzyıllar önce mektep ve medreselerde ilim öğrenmişler. Yöremiz halkı  kültürüdür . Yardımsever, inançlı, misafir perverdir.

Geçmişten günümüze gelen görenekler hep yardımlaşmaya ve paylaşmaya dayalıdır

     Gerimter , Cumhuriyet'in ilanından önce nahiye olmuş ve Nahiye Müdürü tarafından idare edilmiş . Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonraki yıllarda açılan okullarda binlerce öğrenci okumuş. Çoğu ülke idaresinde önemli mevkilerde hizmet vermişlerdir. Balabanlılar kız çocuklarınıda tereddüt etmeden okutmuşlardır. Kız çocuklarının okutulması günümüzde bile önemli bir sorunken 1953 yılında açılan bitki dikiş kursuna gelinlerini, genç kızlarını kendi rızaları ile göndermişler. Sonraki yıllarda açılan benzer kurslara da aynı ilgi devam etmiştir.

    Gerimter ismi sonradan Balaban olarak değiştirilmiş,1954 yılında Balaban Belediyesi kurulmuştur. okul ,belediye Nahiye Müdürlüğü, karakol, postane  gibi resmi kurumlarda buraya ayrıca bir hareketlilik kazandırmıştır . Arazi suyunun yetersizliği , tarım ürünlerinin yerine kayısıcılığa önem verilmesi, alternatif ürün arayışının olmayışı  var olan göçü hızlandırmıştır . Balabanlıların çoğu okumak ,  çocuklarını okutmak veya ticaret yapmak için gittikleri gurbette büyükşehirlerin hareketli yaşam telaşı bu özel ve güzel beldemizi ihmal etmemize sebep olmuştur

Başta da yazdığım gibi üniversitelerde yurtdışında araştırma konusu olan radyo tv lerde gündeme gelen ,mimari kitaplarda yerini alan tarihi yapılar tek tek yıkıldı. Elbistanlı araştırmacı gezgin yazar,şair Mehmet Gözükara bey 1961 de Balaban için .Şehirden alınarak yolun kenarına monte edilmiş gibi yazmıştı. Bağlar bahçelerde harap oldu. Koruyamadık , kıymetini bilemedik, atalarımızın mirasına sahip çıkamadık.

Balaban evlerinin çocukluğumdan beri, farklı olduğunu bilirdim.sosyal medyayı kullanmaya başladığım 2013 yılından beri ,Balaban evlerini,kültürünü elimden geldiği kadar gazetede yazılarımda, fotoğraflarla tanıtmaya çalıştım. Balaban tarihi kenter birliğine 50.sırada üye, Dünya kültür mirası seçilmişti. ANADOLU'DA KERPİÇ MİMARİNİN BAŞKENTİ ÜNVANINI ALMIŞTI.

Depremde çok şükür   can kaybı olmadı. ama sahipsizlikten ,ilgisizlikten  bir tarih yok oldu.

Balaban tarihi evleri Haritadan silindi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nermin Yılmaz Akbalaban - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Ali Osman - İnananlar için deprem takdir ilahi geçmiştede olmuş.

Sn yazarın yazıları dikkatimi çekiyor söyle ! kendisi hep şikayetçi insan bisey okurken karşiya kalıcı faydalı bişey vermeli ….vs tamam baltayı keskinleştir de bi yandan da taşa vuruyorsun tamam bişey vurgu yapmak istiyor diyelim bi taraftan da yıkım yapıyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Şubat 04:41
01

Mehmet Avcı - Dilinize sağlık ne düzgün kaldiki heryer per perişan güzelim Elbistan bitiyor kaleminize yüreğineze sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Şubat 15:49
04

Mehmet Avcı - @Mehmet Avcı 01 nolu yoruma cevabı: Allah razı olsun cümlemize geçmiş olsun Allah birdaha yaşatmasın inşaallah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 21:29
03

Mehmet Avcı - @Mehmet Avcı 01 nolu yoruma cevabı: Evet Allah birdaha yaşatmasın cümleten yazılarını beğenerek takip ediyorum Allah razı olsun birebir gerçekleri kalemine alıyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Şubat 09:35
02

Tcnermin Yılmaz Akbala - @Mehmet Avcı 01 nolu yoruma cevabı: Çok geçmiş olsun

Elbistan Annemin memleketi bende Elbistan için çok üzüldüm .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Şubat 19:12