YOSUN KOKUSU

Nereye giderse gitsin onun son çığlığı yankılanıyordu kulaklarında. Bu pazar da sırtladı eşyasını. Nereye gidecekti bilmiyordu ya da öyle zannediyordu.

            Alaca karanlıkta, kimsesiz sokaklardan yüzüne vuran alev çalgını rüzgâra doğru yürüdü. Her yıl bu sıcak rüzgâr uyandırırdı ayın ortasında. En yakınındakiler dahi bilmezdi içindeki yangını. Her yıl ağustosun on beşinde nereye giderdi bu adam, onca yolu nasıl yürürdü kim bilir?

            Bir kuşun sesini, bir ağacın çıtırtısını duymamıştı yol boyunca koca evrende yapayalnızdı sanki.  Ormanın derinliklerine geldiğini fark ettiğinde hava çoktan kararmaya başlamıştı. Bir an önce çadırı kurup ateşi yakmalıydı. Çantasını indirdi, çadırı kurmaya çalıştı. Eli ayağına dolaşıyor bir türlü beceremiyordu. ‘’ Lanet olsun! Yine olmadı. Her şey mi beni bulur? Her işim mi ters gider? Allah’ım benim günahım ne? ‘’ diye peş peşe soruyordu. İçten içe biliyordu cevapları yoksa neden gelsin bu dağ başına, kurdun kuşun yuvasına. Yol iz bildiği de yok zaten.

            Az ileriye gitti derede elini yüzünü yıkadı. Suya baktı yansımasını değil de bir katilin yüzünü gördü. Dalıp gitti o lanet güne…

            Ah! Zelal o ince beli, beline kadar uzana buğday başaklı saçları, açılmamış goncaya benzeyen dudakları, yürüdükçe bir sağa bir sola dans eden kalçaları… Güzel kadındı Zelal güzel! Zaten o güzelliği değil miydi onu mahveden…

            Nereden gelmişti o yabancı ne işi vardı Fırat’ın kenarında ne istemişti Zelal’dan? Zelal’ın gül cemalini gören elbet vurulurdu. O kavruk tenli yabancı ne zaman görmüştü ya da ilk gördüğü anda sevmiş miydi? Hayır, hayır onun derdi başkaydı o sebepten ayı pençesine benzeyen kocaman elleriyle kollarından kavradı, kıya yatırıp nasılda bastırdı ağzına pençesini.

            Zelal Fırat’ın kıyısında o adamın kollarında bir kuş gibi çırpınırken ben çalıların arasında titriyordum. Görüyordum, duyuyordum ama sesim çıkmıyordu. Dilimimi yutmuştum korkudan? Ağustosun ortasında zemheri vurgunu olmuş titriyordum öyle ki gözümden süzülen yaşlar yanaklarımda donmuştu. Zelal yerden bir taş aldı adamın şakağına yapıştırdı. Kendini Fırat’ın kollarına attı. Yabancı ne zaman kaçtı, nereden gitti, onca insan nasıl görmedi o canavarı? Beni kim, nasıl buldu çalıların arasında bilmiyorum. Zaten o olaydan sonra da hiç gitmedik köye.

            Ah! Zelal Fırat’ın kenarında bir gül benimse yüreğimde bir kor.

Islak saçına yapışan toprak parçaları, başına toplanan ahali, anasının benim bugün bile anlamadığım Kürtçe ağıtları…  Zelal’ın suda çırpınışları, son çığlığı ‘’ Bavo bigireee, dayeeee, bavo bigireee, bavooooo’’ beynimde koca bir uğultu şimdi.

Zelal yoktu artık yosun kokusu sarmıştı her yanı.

Ne olacaktı şimdi? Bu halde şehre mi dönecekti? Hem de ayakkabısının içinden çıkaramadığı ve çıkaramayacağı o taşla birlikte.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsüm TOPUZ - Mesaj Gönder

# dağ, Allah

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Cebrail - Fazla mı gizem taşıyor ki iki kere okuyup bir bağlantı kuramadım. Zelal saldırıya uğradığında o kalabalık nasıl görmemişti. Canlıların arasında seyreden neden müdahale etmemişti. Adam cadir kuşağı bu yere bilinçli mi gelmişti. Ve neden adam katile benziyordu.....

Gibi aklımda çılgın sorular...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Aralık 12:09
03

Gülsüm - @Cebrail 02 nolu yoruma cevabı: Tamda istenilen soruları sormuşsunuz, yazanın cevapları bildiği okuyanın tahminine bırakılan kısımlar. İlginiz için teşekkürler; doğru yolda, doğru adımlarla ilerlediğimi gösteren bir ışık da siz oldunuz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 26 Aralık 15:42