İNSAN HAKLARI GÖLGESİNDE ÇOCUKLAR

İnsan hakları kişilere sadece insan olduğu için tanınan haklardır. Yaşama hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, adil yargılanma, işkence ve kötü muamele görmeme gibi haklardır. Geldiğimiz bu çağda tüm uluslar bu hakları kabul etmeye ve korumaya çalışmaktadır(!)Bu alanda hem ulusal kanunlarda hem de uluslararası sözleşmelerde hükümler mevcuttur. Dışardan baktığımız ve bilimsel olarak incelediğimiz zaman tüm dünya insanlarının, kadınların, çocukların sadece insan oldukları için sahip oldukları bu hakların korunduğunu, bu hakları korumanın tüm ulusların temel ülküsü olduğunu düşünür gibiyiz. Önümüzdeki resim bu çünkü. Peki, bu yemyeşil insan hakları ağacı altında salıncakta sallanan mutu dünya çocuklarına yakından bakalım mı? El ele olan mutlu dünya çocukları, her renkten, her ulustan… Gözlüklerimizi değiştirmek ve yakın gözlüğümüzü alıp bakmak zorundayız artık bu resme. Çünkü bu ağaç yapraklarını dökmüş, çocuklar artık çıplak güneş altında kavruluyor.

Masumiyet denince aklınıza ilk çocuklar gelir. Dünyayı keşfetmeye çalışan, tertemiz sayfalar, anne ve babaya muhtaç, kirlenmemiş, sevgiye muhtaç saflıklar. Çocuğun tanımı her millette aynıdır. Çocuğun dini, dili, rengi yoktur. Çocuk çocuktur. Çocuk gelecektir. Geleceğin annesi, babası, doktoru, mühendisi, askeri, yöneticisi, geleceğin adamıdır, kadınıdır çocuk. Çocuğun tanımını artık değiştirdik değil mi? Çocuk haklarının, insan haklarının tanımını değiştirdik. Duvara asılan süs eşyası gibi kaldı artık bu kelimeler ve cümleler. İnsan hakları gölgesinde yanan çocuklar diyelim biz buna. İnsan hakları ağacının yapraklarını döktüğünü, kanla sulandığı için verimini kaybettiğini, dalında sallanan çocukların olmadığını, gölge yerine yakıp kavuran ateşler altında bıraktığını görüyoruz çocukları, kadınları artık. Her gelen kesmiş dallarını, ne kendi mutlu ne de altında yaşayan gölgesine sığınan insanlar.

İnsan hakları gölgesinde çocuğu görüyor musunuz? Daha üç yaşında Aylan bebeği hatırladınız mı? Cansız bedeni kıyıya vurmuş, silahlardan kaçarken, yaşama hakkını ararken sulara gömülmüş cansız beden. Irak savaşından sonra UNICEF verilerini araştırdınız mı? Milyonlarca insan öldü. Çoğu çocuktu. Anne sütü alıp ninni ile büyümek yerine, anne sevgisi yerine soğuk silahlar, enkazlar, açlık, susuzluk ve annesizlik, babasızlıkla mücadele eden çocuklar… Çocuk olmadan asker olmak zorunda kalan, askerlik yaşının sıfıra indiği yerlerde doğan çocuklar. Daha anne karnında silah namlusu, bombalar ile tanışan çocuklar.

Afrika’ya gidelim hadi… Savaşın bir de fotoğrafını çekerler. Sanat her yerde. Fotoğrafçı Kevin Carter’ın çektiği dünyayı etkileyen, üzerine günlerce konuşulacak fotoğraf. Açlıktan ölen kız çocuğunun başında ölmesini bekleyen akbaba. Bu fotoğrafı gördüğümde çocuktum. Ne zaman Afrika geçse aklımdan, hafızama mıh gibi çakılmış bu fotoğrafı hatırlarım. İnsan olana unutmak ne mümkün. Çözülemiyor orda insanlık dramı. Hani insan hakları var ya(!)Açlıktan ölen binlerce insan... Eğitim göremeyen, yaşama hakkı elinden alınmış, çaresiz sömürülen binlerce insan.

Yaşasın insan hakları var. Doğu Türkistan’da kamplarda eğitim gören Uygur Türkleri insan hakları korunan, saygılı ve sevgili eğitimler alıyor. Yaşama hakkı, işkenceye maruz kalmama hakkı, din ve vicdan hürriyeti ne kadar çok değil mi orda(!)

Birçok ülkede hakları elinden alınan, istismar edilen, kötü muamele gören, eğitime ulaşamayan, çamur içinde, yüzüne gözüne kan bulaşmış çocuklar. İnsan hakları var merak etmeyin, ayrıca çocuk hakları diye etrafta dillerden düşürmeyen medeni toplumlar da var. Siz hep mutlusunuz, hakkınız koruma altında dünya çocukları.(!)

Her gün ölüyor çocuklar. Görmüyor musunuz? Omuzlarında bir yığın yük var. Barış yükü, savaş yükü, açlık yükü, sefalet, hastalık yükü. Filistinli bir kız çocuğunu izledim. ‘’Evimizi yıktılar. Korktuk mu sanıyorlar. Korkmadık. Ayaklarını öpeceğimizi mi sanıyorlar? Diyor. Kafa tutuyor tüm dünyaya küçücük yüreği ile. Korku ile de yüzleşmiş korkmuyor.

Korkudan tir tir titreyen minik bedenler görüyoruz. Oysa onları balonlar heyecanlandırmalı, savaş uçakları değil gökyüzünde rengârenk balonlar uçmalı. Gözyaşları değil, korku değil; gülümseme ve güven hakim olmalı küçük dünyalarında. Çünkü çocuk, çocuktur. Çocuk terörist olamaz. Çocuk asker olamaz. Çocuk düşman olamaz. Çocuklar masumdur.

Filler tepişirken arada ezilen karınca misali kaçacak yeri kalmayan masum çocuklar.

‘’Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince karıncalar balıkları yer.’’ Kimse bugünkü üstünlüğüne güvenip mazlumu ezmesin. Tarih acımasız olan, güç sarhoşu olan toplumların helakını yazmıştır. Tüm kaynaklar, destanlar, hikâyeler bunu böyle anlatır.

            Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Ağlama, gözleri kızarmış çocuk! /Tek damla yaşın düşmesin yere. /Bak, tek güzelliğimiz yokluk,/ Sana bir öğüt; ağlama boş yere./ Ne olursa olsun hiçbir şey değmez, /Senin bir damla gözyaşına.
/ Ağlayana kimse boyun eğmez./ Kimse bakmaz kimsenin yaşına./ Ne kadar kötülük, pislik varsa; / Sen herşeyi tertemiz öğren./ Eğer yüzüne gözyaşı yağarsa;/ Seni garip sanır her gören / Ağlama sakın çocuk, ağlama!/ Korkmayana zarar gelmez, bunu bil./ Sevgini hep söyle, sakın saklama./
Aklından korkuyu, gözünden yaşı sil.’’
Dizelerinde belirttiği gibi ağlamayın çocuklar, Allah büyüktür. Sizin her bir gözyaşınızın hesabını soracak Rahman vardır.

Ne kadar acımasız, gaddar, kirli bir dünyada yaşıyor olsalar da; çocukların gözlerindeki ümit, ruhlarındaki yaşama aşkı sönmez. Onlara uzanan eller elbet cezasını görür. İnsan hakları gibi, çocuk hakları gibi güzel ve saf kelimelerin arkasına saklanıp minik bedenlere silah doğrulatanlar elbet cezasını görür. Siz alın elinize mendili, dönün o ağacın etrafında :‘’Silah satarım, petrol satarım. İnsan hakları ölmüş ben satarım. İnsan haklarının kürkü yalandır. Satsam beş paradır. Zambak zumbak dön bu resme iyi bak, zambak zumbak dön arkana  iyi bak….’’ Çocuk, çocuktur. Çocukları vurmayın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.