EGO VE KİBİR  

Çağın en büyük hastalıklarından birisi de ne yazık ki ego ve kibirdir. Toplumun hemen hemen her kesiminde bu tip insanlar ile sık sık karşılaşırız. Bu insanlarda; “Küçük dağları ben yarattım, her şeyin en iyisini, en doğrusunu ben bilirim” edaları vardır. Bu tip burnu Kaf Dağı’nda insan tipleri, kendisinden başka hiç kimseleri beğenmezler. Senin yaptığın doğrular ona göre yanlış, kendisinin yaptığı yanlışlar ise kusursuz ve mükemmeldir. Bu tip insanlar zannederler ki evren onların etrafında dönüyor ve kendileri bulunmaz birer Bursa kumaşıdır. Bu tip insanlar erkek ise kendisini çok güzel ve yakışıklı görürken, sen ise onun gözünde çok çirkin ve banel bir insansındır. Şayet bu insan bir kadın ise kendisini Sindrella gibi görürken, seni de Kül Kedisi gibi görür ve her fırsatta aşağılamak için çaba sarf eder fırsat kollarlar.

Bu tip egosu tavan yapmış olan insanlar övünmekten ve övülmekten müthiş derecede zevk alırlar. Her fırsatta kendisini, yaptığı işleri, becerilerini ballandıra ballandıra anlatmaktan övmekten, oğlunu, kızını, eşini, anasını, babasını, akrabasını kısacası her kimi varsa hepsi çok değerli erişilmez ama senin değerlerin güzelliklerin içtenliğin, samimiyetin, insanlığın onun için yok hükmündedir. Evinde beslemiş olduğu evcil hayvanı olan bencil ve egosu tavan yapmış olan insan, sanki sana çok lazımmış gibi kedisinin veya köpeğinin marifetlerini sana saatlerce anlatır, bunu yapmaktan asla usanmaz ve utanmaz ama senin isterse bir uçan araban olsun, onun için senin uçan araban bile yok hükmündedir.

Bu tür insanlar yakın ilişkisi olmasına rağmen (megalomani) patoloji bir ayrıntıya sahiptir. Zihinsel bozukluk olarak da kabul edilirler. Çünkü fantezileri, büyüklük sancıları ve kendi arzularının, nefsinin esiri olma seviyesine varan şiddetli davranış biçim bozuklukları vardır. Bu tip insanlar toplum içerisinde her yola başvurur ve ne eder eder, kendisini mutlaka gösterirler.

Kibirli insanlar sosyal açıdan kendilerinin çok önemli ve vazgeçilmez olduklarını düşünürler. Kendilerinin yapmış olduğu her hangi bir işi, kendilerinden başka hiç kimsenin yapamayacağını, kendilerinin yaptığının bir daha yapılamayacak kadar muhteşem bir iş olduğunu, kendilerinin muazzam bir zenginliğe ve zekâya sahip olduklarını düşünürler. Sürekli başkaları tarafından kendilerine hayranlık duyulmasını, yüceltilmeyi onore edilmeyi isterler, çünkü kaliteli hatta eşsiz olduklarına inanırlar ve duymak istedikleri her şeyi abartılı bir şekilde yaparlar. Olan biteni başka bir kisve altında yapma eğilimi gösterirler.

Kibir; orijinal görünme korkusudur, bu nedenle gurur eksikliğidir. Fakat yine de özgürlük eksikliği değildir. (Friedrich Nietzsche)

Kibirli ve egolu insanlar asabi insanlardır ve çok çabuk sinirlenirler, kendileri ile fazla ilgilenmez, oralı olmazsanız sizin ile zıt düşmek için bahaneler arar, çatışma ortamı sağlamak için her türlü zemini hazırlarlar. Bu insan tipi yakın çevrenizde ya da yanınızda varsa hemen uzaklaşın ve uzaklaştırın. Kendisinin varlığı sizlere hiçbir değer katmadığı gibi, yoklukları da sizden hiçbir şey eksiltmeyecektir. Bu tip insanlar çevresinde bulunan insanları sinir eden insan modelidir, gönlünce her şeyden bahseder, sinir kat sayınızı oldukça yükseltirler. Hep kendini seven, kendini tepelerde gören bir insan yapısıyla yaşamak veya onunla ortak bir şeyler paylaşmak zaten normal bir insanın yapacağı bir davranış şekli değildir. Çünkü bu tip insanlara sonuna kadar dayanma gücü olan insan sayısı çok azdır diye düşünüyorum.

Dinimizde kibir; “Gerçeği inkâr etmek, hakkı kabul etmemek, insanları küçümsemek ve hor görmektir.”

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremeyecek.” (Müslüm İmam Hz.)

Öyle horozlar vardır ki her sabah kendileri öttüğü için güneşin doğduğunu sanırlar. Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü güneşin, evrenin kendisi için yaratıldığını düşünen, kendisi olmazsa evrenin de olamayacağını herkesin kendine biat etmesi gerektiğini düşünen firavun tipli düşünceli insanların var olduğunu biliyoruz. Allah bu tür insanlardan bizleri ve tüm insanlığı korusun. İnsanlara hoşgörülü olmayı, insanları, tabiatı Allah’ın yaratmış olduğu tüm canlıları sevmeyi insanlığa nasip etsin inşallah. Hiçbirimiz, hiç kimse ulaşılmaz ya da kimse kimseden üstün değildir.

Cenabı Allah herkesi bedensel olarak eşit şartlarda yaratmış elimiz, kolumuz, gözümüz, kulağımız, kalbimiz, beynimiz gibi, önemli olan uzuvlarımızı iyi kullanabilmek, güzel işler yapmak faydalı işlerde hayırlı işlerde kullanmak için de aklı vermiştir. Sonuçta Allah iki yol göstermiş ve insanoğlunu iradesinde serbest bırakmıştır, yani her şey insanoğlunun kendi elindedir. İnsanlara tabiata yakışır doğru işler yapmak, topluma faydalı olmak hiç kimseyi kendinden küçük görmeden tabiata, canlılara değer vererek yaşatmak insanlığa katkı sağlamak, bizleri ve evreni yaratan Yüceler yücesi Cenabı Allah’ın vermiş olduğu nimetlere şükrederek, gayret etme çalışma, azminde ve isteğinde olmamız gerekiyor.

Yaratan’ın hatırına tüm yaratılanları sevmek, insan olmak bunu gerektirir, Yaşantımızda kibre yer vermeden insanları sevelim sevilelim. Biz insanoğluyuz naçarız Allah Azimüșan oksijenimizi kesse, nefes alacak gücümüz yok. Neyimize güveniyoruz da insanları horluyor, küçümsüyoruz da selam vermiyoruz.

 “Kibir bele bağlanmış taş gibidir” onun ile ne yürünür ne uçulur, onun için yaratılanı sev Yaratan’dan ötürü çünkü bir insan ne kadar mütevazı ise yüreği o kadar güzeldir. Ne kadar kibirli birisi ise de o kadar kötü, fitne, fesat bir insandır. Bu doğrultuda kibirden, egodan uzak durmak ve birbirimizi sevmemiz gerekiyor bu tüm insanlığın faydasına olacaktır. İnadına kardeşlik, inadına dostluk diyelim ve hayatlarımızda umutsuzluğa asla yer vermeyelim, umutsuz olmayalım hayat kısa olsa da umudumuzu yitirmeyelim. Unutmayalım ki egolu insanlar kaybeder, haset insanlar kaybeder, kibirli insanlar kaybeder iftira atan insan, insan çöplüğünde yok olur gider. Doğru olan, doğru yaşayan hayat ile barışık kardeşlik duyguları kabarık insanlar barış ve kardeşlik huzur içinde yaşarlar. Soframızda yemeğimizi paylaşarak yüzüne bakıp derdini hissetmek ve acılarını paylaşmak beraberce emin adımlarla kardeşçe birlikte yürümek insanı mutlu eder.

Anlamsızca kıskançlık istememezlik egolu tavırlar insan bünyesindeki en büyük hastalıktır. Dünyada herkese yetecek kadar ekmek var, su var. Onun için hiç kimse nefsi davranmadan kardeşçe yaşamalı, dostça paylaşmalıdır. Siyasilerin politik davranışları, komşularımın dini, dili, ırkı ne olursa olsun beni komşularım ile asla karşı karşıya getirmemeli, bilakis daha sıkı bağlanmalıyız hırstan, egodan uzak dostlarımız ile komşularımız ile içten samimi birlikte bir yaşam sürmeliyiz.

Her insanın, her bireyin bir yaşam özlemi mutlaka vardır ama bu hayaline papatyaları ezmeden kelebekleri öldürmeden uhulet ve suhulet içerisinde ulaşması yerinde olur. Papatyaları çiğneyerek, kelebekleri ezerek öldürerek yapmış olduğu kazanımın kendisine hiçbir faydası olmayacak ve topluma kötü örnek olacak bu da toplumun gözünde insanı değersiz kılacak bir hareket olacaktır.

“Tüm insanların ruhları ölümsüzdür ancak, erdemli olanların ki hem ölümsüz hem de ilahidir” (Sokrates)

Gelecekte iyi anılmak istiyorsak toplumun men ettiği hal ve hareketlerden uzak durmalıyız. Bir babanın, annenin, çocuklarına bırakacağı en büyük servet iyi bir ahlak, topluma saygılı faydalı, egodan kibirden uzak bir yaşantı olmalıdır ve evlatlarına da her zaman bunu öğütlemelidir.

“İnsanları iyi tanıyın, her insanı fena bilip kötülemeyin. Her insanı da iyi bilip övmeyin.” (Hz. Mevlana) İnsan hayatta ne kadar zorluklar yaşarsa yaşasın, hayat her şeye rağmen yaşamaya değer ve bir o kadar da güzeldir. Hayata hep olumlu tarafından bakmak, zorluklara göğüs germek, umutsuzluklar denizini umuda, umudu da huzura çevirmek gerek. “Her şey o kadar da kötü değil” diyebilmek ve bu düşünce ile yaşayabilmek olabildiğince kimseyi kırmadan, üzmeden; egoya, kibre kapılmadan gelecekteki güzel günlerin hatırına, yok saymalı tüm kötülükleri ve kötüleri. İnsan yaşadığını hissetmeli, bakıp gökyüzüne masmavi bulutları, gökyüzünün bembeyaz gerdanlığını görebilmeli.

Dört büyük melekten biri olan doğa olaylarından sorumlu Mikail, görevini tam anlamı ile yerine getirmiş, doğa yeşermiş, dağ-bayır kekik kokularına iğde kokularına bulaşmış, kırmızı, sarı güller açmış ve kelebekler binlerce kır çiçeklerinin üzerine konmuş bir kum saati gibi akıp gidiyor zaman ve hiçbirimiz tutamıyoruz zamanı…

Mavi deniz üzerine vururken yakamozların şavkı birbiri ardına dans eden yunus balıkları, küçük sandallar, martılar, balıkçı tekneleri denize ağ atmış kısmetini bekliyor. Yelkenliler açmış kanatlarını tıpkı kelebekler gibi savruluyor dalgaların arasında oradan oraya. İşte hayat, bu dostlar, işte bütün kötülüklere inat bütün egolu, kibirli yaşamlara inat hayat devam ediyor. Tutunun hayatın etek uçlarından var gücünüz ile haykırın.“Mademki nefes alıyorum ben de varım ey hayat” diyerek…

Varsın olsun içinizde sızılarınız, varsın olsun kederleriniz, varsın olsun içinizde hüzün ne yazar sanki gelecekten hepimize mutluluk müjdeleri var. Siz içinizi ferah tutun yeter ki. Atıyorsa nabzınız ümidinizi yitirmeyin nice mutluluklar sevinçler yaşayacağız hep birlikte. Bugün güneş batıyor ama yarın güneş doğacak yine. Güneş varsa nefes de var, hayatta kötü insanlar var biliyoruz ama iyi insanlar da var görüyoruz varsın olsun o kötü insanların egoları, kibirleri ne yazar ki? Benim iyi dostlarım var ömre bedel, hepsi uzakta açarım yelkenleri o kadar. Kimsenin çekemem egolarını kibirlerini, boğulsunlar dert deryalarında hepsi. Yaşamak ağır bir yük omuzlarda. Hayat her zaman ders veren bir okul aynı zamanda lavaboya gitmeye izin vermeyen öğretmen kadar da zalim.

Hayatın bizlere öğrettiklerini hiçbir okulda öğrenemez, hiçbir okulda yüksek tahsilimizi yapamayız. Her kötü olay, her kötü arkadaş bir tecrübedir bizler için. İnsanoğlu hata yapmaya meyilli bir yaratıktır. Elbette hatalarımız da olacak kusurlarımız da. Önemli olan bu hatalarımızdan ya da çevremizdeki egosu tavan yapmış burnu Kaf Dağı’nda olan insanlardan yediğimiz kazıkların acısını unutmamak, aynı hataya bir daha düşmemektir.

İnsanoğlunun birinci yaptığı hatadır. Ders almak gerekir. İkinci yaptığı hata aptallıktır. Sonunun ne olacağını bile bile aynı hatayı tekrar yapmaya aptallıktan başka bir sıfat yakışamaz zaten. Eğer aynı hatayı üçüncü kez tekrar yapıyorsa bunun adı da kasıttır. Kasıtlı olarak birileri sizlere zarar vermeye çalışıyor ise bu insandan size ne arkadaş ne de dost olur. Bu tip insanlardan bir an önce uzaklaşmak gerekir. Selam dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyyup Ceran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.