AYDILIK MÜCADELESİ

Kim ile konuşursam, farklı medya mecralarında kimi dinlersem, kimi okursam bir de bakıyorum ki konunun sonucu aynı teşhislere- tespitlere varıp dayanıyor: Üzerine farklı yollar ile fikir yürütülen konu hakkında az bilme, klişe bilgiler sunma, bilgisizlik (cahillik), o uzmanlık alanına layık olamama. (Liyakat demiyorum çünkü dillere pelesenk olan bir fenomen kapitalizmin istediği şeydir aslında, paralize hale gelir…) Velhasıl cehalet! Cahiliz kardeşim her konuda her şeyi bilmemiz imkânsız fakat bilmesek te yorum yapıyoruz. Akıl yok ama fikir var… İşte bu dibine kadar yaşadığımız; Bir mevzu hakkında bir şeyleri bilememe durumu. Sorun bu, teşhisi de koyuyoruz hatta teşhisi artık herkes koyuyor en cahili bile! Doğrumu? Evet. Peki sorun olan konuya teşhis konulmuş ise sonra ne yapılır? Tıbben tedavi edilir, umumi tabirle düzeltilir, eksik varsa ikmal edilir vs. Bu noktada biz millet olarak ne yapıyoruz? Cevap: Hiçbir şey… Böyle durum tespitlerinde ise durumun en büyük düzelticisi, üzerine vazife alacak olan, resmi olarak üzerine vazife değilse bile ahlaki, toplumsal, evrensel ve manevi anlamda boynuna borç olan (alan) Aydın! Kesimdir efendim.

Bu millet içerisinde aydın olan tabaka (toplum katmanı) 15. Yüzyıldan itibaren içinden geldiği halk tabakasından kendisini! soyutlamıştır. İstisna olan müstesna aydınlarımız her sanat, ilim ve bilim dallarında her dönemde mevcuttur fakat bu toplum genelinin çöküşüne engel olmaya yeterli olmadığı için (Gelinen durum ortada) istisnalar kaideyi bozmaz. Türk milleti tarihi içerisinde aydın-halk birlikteliğinin yarattığı sinerji devletlerimizin parlamasını sağlamıştır ve kopukluklar da devletlerimizin çöküşüne neden olmuştur. Tarihe az biraz baktığınızda bu aydın içe kapanıklığı ve aydın yetiştirememe dönemlerinin devletleri felakete sürüklediğini en cahilimiz bile isterse! Görebilir.

Halk içerisinde doğup, halkın imkanları ile özellikle yurt dışında bilgi tahsili yapma- yaşama fırsatı bulan, döndüklerinde genelde kendilerini okullarına- kurumlarına hapsetmiş olan, orada halk ile araya ulaşılmaz duvarlar çekmiş ve içinden geldiği halka tabiri yerindeyse tiksinerek bakan bir aydın kesimi bu milletin özellikle 19. yy’dan sonra en büyük sorunudur. Öz benliğimizden çıkartıp gönderip okuttuğumuz bu çocuklarımızda neyi eksik bırakıyoruz ki bu çocuklar neredeyse okumuş birer vurdumduymaza dönüşüp toplumlarına ışık olacaklarına maddi menfaat avcısına dönüşüyorlar… Bu tabandan kopuk aydını en kısa şekilde tanımlar isek: Sahip olduğu bilgi ve yeteneklerini sadece kendine ve maddi gelir sağladığı için mensubu bulunduğu grubun ideolojik menfaatine hizmet edecek şekilde kullanan, yaralı parmağa işemekten aciz, dünyası metalara tapma üzerine kurulu düşünen canlı olarak tanımlayabiliriz. Peki bu tanımlamalardan sonra aydın olarak kendini niteleyen veya toplum tarafından aydın- alim vs. olarak kabul görmüş insanlar nasıl davranmalıdırlar?

Toplumunun- milletinin içerisinde her daim bulunmak ile! Her uygun mecliste bildiğini orada bulunanlar kim olursa olsun esirgememek ile, sorun gördüklerinde veya sahip oldukları feraset ile sorunu sezdiklerinde toplumuna: Şahsi kanaatine ve menfaatine ters düşse dahi bilime ve ilime doğru geleni anlatmak ile… Yani milletini sevmek ve samimi davranmak ile cehaleti toplumdan kovabilirler, bilgiye susamış insanlara sahip oldukları hazneden sonsuz su akıtan bir hayrat gibi... Bu mücadele kolay değildir ve kolay olacağını kimse söyleyemez. Karşınızdaki cahil her şeyi bildiğini zanneder hatta zanda dahi bulunmaz her şeyi en iyi bilir. Aydın ise bu bilginin girmediği cahil zihinlerde ``Ya bu doğru değilse başka yol var mıdır? `` Şüphesini uyandırabilendir ve görevi yılmadan toplu olarak ve defaat ile cahile karşı doğruları tatlı dil ile anlatmasıdır. Son söz olarak cahillik öyle bir şeydir ki mücadelede zaaf gördüğü anda vücutta çoğalma çabasında olan virüsler gibi göz açıp kapayıncaya kadar tüm toplumu kaplayabilme kabiliyetine sahiptir ve bir cahilin en büyük tasdikçisi bir başka cahildir! Milletin menfaatini kendi emelleri önünde tutan aydınların uyanması ve cahiliye ile savaşın bu bilgisever toplumda amansız ve zamansız devam etmesi dileklerim ile iyi okumalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.