Asker! Kaleci! Hakem! Yönetici! Duayen! Yönder!

Hayatının özeti, spor aşkı! Meslektaşım, iyi sporcu, sahaların beyefendi hakemi! Disiplinlinden taviz vermeyen, tarafsız, yetiştirici, haksızlığa tahammülü olmayan tam bir efsane! 27 yıl Türk Silahlı Kuvvetlere hizmet etmiş; denize âşık! Yazları beyaz, kışları siyah! Tuttuğu takım gibi. Hayatını nerede mi harcadı? İki kale direği arasında.  Bir geminin  pruvasında ya da pupasında. Uzun süren görevlerde bazen denizi seyrederken dalıp giderdi. Yeşil sahaları bir de Nevin Hanımın yemeklerini özlerdi. Argun ve Aysun ayrı bir tüterdi burnunda. Denizci olmasına karşı evine çok düşkündü. Hayatı tırnakları ile kazımıştı. Ankara da amatörde oynadı. Asker olunca; Deniz Gücü’nde futbola devam etti. Futbolu bırakınca eksildi bir yanı. Hakemlere zaman zaman sitem ederdi içten içe. Hakem olmaya karar verdi. Yıl 1962. Türkiye liglerinde 1962-1985 yılları arasında yönetmediği maç, gitmediği yer kalmadı. Çocukluk sonu gençlik başı televizyondan tanıdım kendisini. Tanıdıkça saygı duydum. Siyah beyaz! yıllardı. Hakemlerin disiplin timsali, futbolcuların hakem babası, denizcilerin nezaket abidesi. Çok iyi bir Hoca ve öğretici. Hakemliği bıraktıktan sonra yine durmadı. İstanbul İl hakem komitesi, MHK üyeliği. Son nefesine kadar öğretti! Disiplini ve bilge kişiliğini herkese aktardı. Argun’da bundan nasibini aldı. Baba oğul tarihte ilkleri yaşadılar. Veda maçında oğlu Argun ve Ahmet Çakar yardımcılığını yaptı. O kadar çok hakemde emeği vardır ki! Günümüzde nesli tükenenlerden. Duayen denecekse; ilk hak edenlerden.

Öğrencilerinin dediği gibi; Hoca disiplinli, çalışkan, adil, bildiklerini öğreten, hakkaniyetli bir insandı. Gözlemciniz olmasından çok keyif alırdınız. Ondan öğrenmek çok keyifli ve güzeldi. Kendi ağzından verdiği bir röportajda “1988 yılı İstanbul amatörde çeşitli sebeplerle maçların çoğu oynanmıyordu. Maçlar tehir ediliyordu.  Oynanan maçlarda ise çok büyük olaylar oluyordu. Hakemler paralarını alamıyorlardı. Hakemlerin can güvenliği yoktu. Bütün olayları ekibimle beraber bitirdim. 5 sene daha bu görevde kalarak 1993 yılının sonun da görevimden ayrıldım. Aradan bir süre geçti ve bir yılda 630 maç tehir olunca camia beni yeniden bu kurumun başına getirdi. Ekibimle beraber en kısa sürede tehir maçları sıfıra indirerek; İstanbul’da maçların devamlılığını sağladık.”

Şu an tam da sen ve senin gibiler lazım bu camiaya!

Bir tek harf öğretenin kulu olunan yerde; hakemlik için ömrünü harcadı. Hiçbir öğrencisini oğlundan ayırmadı. Oğlu da harika bir öğrenci ve öğretmen oldu! Vatana hizmetini şerefiyle yapmış, sporcu kişiliği ile beyefendi, iyi bir aile babası tebessümüyle, 2020 yılında aramızdan ayrıldı. Işıklar içinde uyu! Güzel ve özel insan! Seni çok sevdik.

Yalçın DARICI anısına…

Ben Adnan ÖZER Saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan ÖZER - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Lütfü Onan - Adnan kardeşim kalemine saglık. Bu camiaya öz vergiyle katkıda bulunanların camiadan vede ARAMIZDAN ayrıldıktan sonra böyle hatırlanacak onurlandırılması taktire şayan bir olaydır. Sen zaten saygıda kusur etmeyen hatırşinas bir kardeşimizin. Kalemine saglık kardeşim, sagol Varol, nice yazılarına.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Aralık 17:35