DAYATAN DAYATANA

Bir şeyi dayatmak, baskı uygulamak insan psikolojisini alt üst eden, gelişimi önleyen, başarıyı etkileyen çok olumsuz bir duygudur.

Bu duygu, gerek psikolojik, gerekse de sosyal psikolojik açıdan birey ve toplumların ruh sağlığını negatif bir şekilde etkiler. Onun için bu konu son derece önemli ve hassas bir konudur.

Hürriyet ve özgürlükler ise bunun tamamen tersi bir durumdur. Yâni her türlü başarı, kişilik, karakter, şahsiyet oluşumu ve gelişimi ancak hür ve özgür ortamlarda neşvünemâ bulur.

Dolayısıyla hür ve özgür ortamlar ailede, toplumda, eğitim kurumlarında ve ülkelerin yönetim sistem ve felsefelerinde büyük bir önem arz eder.

Ancak, bazı felsefî düşünceler ve ideolojilerin iddia ettiği gibi sınırsız, sorumsuz ve kuralsız özgürlükler de yoktur. Böyle bir şeyin olması toplumsal yapıda kaosu, kargaşayı ve anarşizmi de beraberinde getirir. O zaman yeryüzü de yaşanamaz bir hâle gelir.

Diğer yandan ontolojik yapı da buna müsaade etmez. Çünkü evrende muazzam bir düzen ve intizam vardır. Bu durum İlâhî yasalarla sabittir ve muhkem bir şekilde de zapt u rapt altına alınmıştır. Kâinatın işlevi ve işleyişi bunun en açık delillerindendir.

Beşerî hayattaki düzeni ve bu düzenin kurallarını ise bizâtihî insanoğlunun kendisi koyar. Ancak bu düzen ve kurallar yaratılış kanunlarına ve fıtrata aykırı olmamalıdır. Aksi takdirde toplumsal yapı güvensiz ve korunaksız hâle gelir.

Yalnız, kural ve kanun koyucular da özgürlükler ve özgürlüklerin sınırlanması noktasındaki hassas dengeyi korumalı ve sınırları zorlayarak haddi aşmamalıdırlar. Eğer aşarlarsa işte bu tam bir felâket ve dayatma olur.

Hâlbuki, yukarıda belirttiğimiz üzere dayatmanın olduğu her yerde hiçbir şey doğal mecrasında cereyan etmez. Sağlıklı kişilik, karakter ve şahsiyet gelişimleri olmaz. Böylesi durumlarda insanlar ve toplumlar ya siner, silikleşir ya da riyâkâr, ikiyüzlü, münâfık, sözüne, özüne güvenilmeyen, birbirini aldatan, yalancı, çıkarcı, sahtekâr, menfaatçi tipler ve toplumlar ortaya çıkar. Veya aksülamel olarak başkaldırı ve isyan söz konusu olur. İran ve birçok Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde olduğu gibi.

Şimdi, herkes etrafına dönüp bir baksın bakalım ne görüyor ve ne görmektedir? Eğer ufukta görünen insan tipolojileri ve içinde yaşadıkları toplum çoğunlukla bu karakter ve yapıda ise, o zaman burada bir baskı ve dayatma durumu var mıdır, yok mudur?

Buradan hareketle bu toplumun, bu ülkenin yakın târihine bakıldığında gerek ideolojik ve politik, gerekse de dînî ve pedagojik, ayrıca da sosyolojik olarak dayatmalar olmuş mudur, olmamış mıdır?

Eğer olmuş diyorsanız, o zaman bu toplum ve bu toplumda yaşayan insanların kişilik, karakter, şahsiyet ve haysiyet durumları nasıl etkilenmiştir ve nasıl insan tipolojileri ortaya çıkmıştır?

Böylesi bir durumda ve bu tür insanlardan oluşan bir toplumda can, mal, ırz emniyeti ile düşünce, fikir, görüş ve inanç hürriyeti güvende midir, değil midir?

Baskıların ve dayatmaların olduğu toplumlarda ve ülkelerde gelişme, ilerleme, kalkınma olur mu, olmaz mı?

Bu tür toplum ve ülkelere medenî toplum ve ülkeler denilebilir mi? Veya bu tür toplum ve ülkeler, bedevîlik karakter arz eden toplum ve ülkeler sınıfına girer mi, girmez mi?

Görüldüğü gibi baskı ve dayatmalar son derece rahatsız edicidir. Gayr-i insânî ve gayr-i ahlâkîdir. Ve bu tür uygulamaların hiç kimseye de faydası yoktur. Baskı ve dayatmaların olduğu ülke ve toplumlarda da gerçek mânâda medeniyet projeleri geliştirilemez. Hele hele İslâmî ve insânî medeniyet inşâsı söz konusu dahi edilemez. Çünkü nadide çiçekler ancak has bahçelerde ve hür ortamlarda yetişir.

Hürriyet, insanın ve medenî toplumların olmazsa olmaz bir değeridir. Bu ortak değeri gözümüz gibi korumakta herkes için büyük faydalar vardır.

Onun için yaşasın hürriyet, kahrolsun her türlü baskı, zulüm ve dayatma diyoruz!

22 Kasım 2022

İlhan AKAR

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.