ENES, NASIL ENOSİS OLDU?

Bu makalenin başlığını, “Enes, Nasıl Enosis’e Dönüştü?” şeklinde de koyabilirdim. Beni bu makaleyi yazmaya sevk eden temel saik, 18-19 2022 târihli ulusal düzeyde yayın yapan bazı internet gazetelerine düşen bir görüntü ve haber ile ilgili olmasıdır.

Haberdeki fotoğraf ve içeriğe dayalı olarak olayın özeti kısaca şöyledir:

FETÖ lideri Fetullah Gülen’in mânevî oğlu olarak addedilen ve NBA takımlarının birinde basketbol oynayan Enes Kanter Freedom (‘Freedom’ soyadını Amerikan vatandaşı olduktan sonra aldı), Atina ziyâreti sırasında gönderde sallanan Yunan bayrağının asılı olduğu direğe büyük bir sevgi ve huşû ile sarılarak poz vermişti. Üstelik giydiği tişört de Yunan bayrağı rengindeydi.

Bununla da yetinmeyerek yine Yunan bayrağı ve kalp emojisiyle birlikte İngilizce “Hello Greece” yazarak sosyal medya hesabı üzerinden bunu da paylaşmayı ihmâl etmemişti.

Haberle ilgili bu kısa bilgiden sonra, “Enosis”in ne anlama geldiğini de kısaca belirtmekte fayda vardır. “Enosis”, kelime anlamı itibariyle “katılma, birleşme, ilhak” anlamına gelmekle birlikte Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhakını savunan siyâsî ve ideolojik düşüncenin genel adıdır.

Bu düşünce, önce 1930’larda İngilizlerin yönetimi altında bulunan Kıbrıs adasını Yunanistan’a ilhak etmek, daha sonra da adadan Türkleri söküp atarak yine Yunanistan’a ilhak etmek gibi büyük bir ideal (megali/megalo idea) taşıyordu. Bu yöndeki ideallerini gerçekleştirmek için de 1960’lardan sonra EOKA silahlı terör örgütü kuruluyor ve zaman içinde bu örgüt adadaki Türklere bebekler, kadınlar, yaşlılar da dâhil olmak üzere toplu katliamlar yapıyor ve terör estirerek nice cinâyetler işliyordu.

Hatta bu “Megali idea” ve “Enosis” düşüncesi, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere Batı Anadolu topraklarını içine alan ve Mısır’ın İskenderiye şehrine kadar giden eski Roma ve antik Helen uygarlığını ihyâ etmek ve bu meyanda Bizans İmparatorluğu (İstanbul merkezli ‘Konstantiniyye’) ve Pontus Rum Devleti’ni (Trabzon merkezli) yeniden kurma hayâllerini de kapsayan köhnemiş bir anlayışa kadar gitmektedir.

İşte, Müslüman olduğunu iddia eden bu Enes Kanter Freedom, vatanımız, milletimiz ve topraklarımız üzerinde ham ve tehlikeli hayâller kuran ve dahi son zamanlarda ABD’nin Yunanistan’a ve bazı adalara yerleşmesiyle ülkemize açıkça düşmanlık yapan Yunanistan’a övgüler dizmekte ve bayrağına aşk ile sarılarak Atina’dan Türkiye’ye ve Türk milletine tahrik edici ve hakaret dolu sözler sarf etmektedir.

Ne var ki, onun ağababası (F. Gülen) da böyleydi ve bir konuşmasında o da “Yunanlılar sizin kardeşiniz, haçlılar ülkenizi işgâl etseler dahi karınıza, kızınıza ilişmezler, mâbedlerinize dokunmazlar” meâlinde sözler söylemekten imtina etmiyordu. Zâten Yunanlılar kendisinin bir kitabını seve seve Yunanca’ya çoktan çevirmişlerdi bile…

Şimdi, buraya kadar olanlar madalyonun bir yüzüydü. Madalyonun diğer yüzü ise daha acı ve maalesef daha hüzün verici bir hikâyedir.

Onun için ben makalemin başlığını bilerek “ENES, NASIL ENOSİS OLDU?” şeklinde koydum ya da “Enes, Nasıl Enosis’e Dönüştü?” dedim. Hatta bu isimleri çoğul kullanmak gerekir. Çünkü Enes, sadece sembol bir isimdir.

Yâni, “Enes’ler, Ali’ler, Veli’ler, Hasan’lar, Hüseyin’ler, Ahmet’ler, Mehmet’ler, Alihan’lar, Batuhan’lar, Furkan’lar, Aslıhan’lar, Neslihan’lar, Betül’ler, Tuğba’lar, Ayşe’ler, Fatma’lar, Emine’ler, Hatice’ler, Zeynep’ler, Sümeyye’ler ve daha niceleri nasıl Enosis’leşti, nasıl Yunanlaştı, nasıl yabancılaştı?”

İşte temel soru budur!

Biz bu soruya cesaretle özeleştiri yaparak yaklaşmazsak, tatmin ve ikna edici cevaplar bulamazsak, devekuşu misâli başımızı kuma gömerek görmezden gelirsek ya da sorunları halının altına süpürürsek, bunun gibi başımıza daha çok işler ve felâketlerin gelmesi kaçınılmaz olur. Yâni, FETÖ, FETÖ’cü gider, METÖ, METÖ’cü gelir. Zâten gidişat da bunu göstermekte değil midir?

Neden? Çünkü olayı sadece cezâî müeyyidelerle ve pansuman tedbirlerle çözmeye çalışıyoruz da onun için.

Devlet olarak, millet olarak, ilgili ve yetkili kurumlar olarak bir türlü sorunun sosyolojik, psikolojik, antropolojik, siyâsî târih, dinler ve mezhepler târihi ve en önemlisi de Kur’ân’î boyutta temellerine ve kaynaklarına inemiyoruz ya da işimize böyle geldiği için inmek istemiyoruz.

Çünkü sorunun kökleri çok daha derinlerdedir ve bu köklere ulaşabilmek için bir arkeolog titizliğiyle kazı yapmak gerekir.

Ama neticede şunu söyleyebilirim ki, dînî ve siyâsî orijinli bu gibi sorunlar bu toplumda her zaman görülebilir. Çünkü gerek dînî, gerek siyâsî, gerekse de ekonomik açıdan bedevî davranışlar sergileyen bir toplum özelliği arz ettiğimiz için, başka bir deyişle henüz medenîleşme sürecini tamamlayamadığımız için, bu sorunlara dûçar olmamız ister istemez kaçınılmaz hâle geliyor.

Diğer yandan, İslâmiyet’in temel kaynağı olan Kur’ân’ı mânâ, maksat, murad ve hikmet bağlamında terk ettiğimiz için, “hayat boşluk kabûl etmez” fehvasınca da yerine uydurma rivâyetlerle bir din algısı oluşturduğumuz için, bu başımıza gelenler sosyoloji biliminin determinizm prensibine göre son derece tabiî ve normâldir.

Daha aklın ve bilimin devre dışı bırakılmasını saymıyorum bile…

İşte saymaya çalıştığım bu hayâtî referanslar devre dışı bırakılırsa, kala kala elimizde bir “Kâinat İmamı”, “Mehdî” ve “Mesih” kalır. Onlar da işte böyle müritlerini, şâkirtlerini “Enes”ler gibi meyyitleştirir ve mankurtlaştırır.

20 Ekim 2022

İlhan AKAR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İlhan Akar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.