TAM KARARINDA

                       

                           

                Bir baktım suyu bulanık. Ne olmuş hıyar turşusuna? Sirke ile tuzu eksik koymuşuz. Ekleyelim hadi, şöyle kütür kütür olsun ümidi ile… Turşular kışı hatırlatıyor. İnsan yazın bol olan sebzeyi kışa turşu olarak saklar. Kış zalim geçer çünkü. Öyle canının istediği her şeyi bulamazsın. Hazırda turşun varsa bir kavanoz bir bulgur pilavı yapar afiyetle yersin. İnsan günlük gülistanlık günlerinde yanında olan insanlardan sevdiklerini kışa saklar, soğuk ve yaman geçen günlerde kötü günlerde kurtarıcı olsun, ağzının tadı bozulmasın diye. İyi ve güneşli günlerde yanımızda olan o sebzelerin ise turşusunu iyi kurmamız lazım. E tabi malzeme kalitesi de önemli. Turşu kavanozuna attın mı bir çürük sebze, tüm emeklerin heba olur. Ağız tadınca yiyelim şu turşuyu dersen. Tuzunu bol koyacaksın bozulmayacak, tuz sevgidir. Sirkesiz turşu olmaz, çabuk bozulur. Sirke sadakattir. Limon tuzu sert tutar, yumuşacık erimeyen turşunuz olmasın istiyorsanız limon tuzu eksik olmayacak. Yoksa erir gider. Limon tuzu hoş görüdür. Olduğu gibi kabul edip, saygı göstermektir. Sarımsak önemlidir. Sarımsak olmazsa aromalar, tatlar olmaz. E, ağzımız tatlansın istedik. Şimdi malzemenin en iyisi elimizde ise; her şeyi kararınca koymamız lazım. Ağzını da iyi kapatmamız lazım. Bu da sır saklama, dostun sırrına sahip çıkma eylemidir. Ağzını sıkı kapatmadığın turşu kokar, bozulur. Ondan turşu olmasını beklemeyesin. Kararınca koymaz isek; kışın bir bakarız turşular erimiş, suyu bulanmış, aç kalmışız. Sevgiyi, sadakati, hoşgörüyü eksik koyduğumuz kararınca koymadığımız turşudan çok da güzel turşu olmasını beklemeyiz. Kavanozu bir açarız, tatsız yumuşacık erimiş bir turşu. Şimdi nerde hata yaptık?

            Malzeme iyi mi önce ona bir bakalım. Çürük bir sebzeye istediğin kadar tuz, sirke, sarımsak, limon tuzu koy; zaten çürümüş, ondan turşu olmaz. Malzeme iyi ise o zaman sevgi, hoşgörü, sadakatte sıkıntı var. Kararınca koyalım. Kararınca sevelim, kararınca sayalım, kararınca sadık kalalım… Kötü günde yalnız kalıp, aç kalmayalım.

            Ekmek kutsaldır bizde. Nimetlerin en yücesi ekmektir. Öper başımızın üstüne koyarız. Dostlarımız ve ilişkilerimiz de ekmek gibidir. Suyunu fazla koyduğun hamur cıvıklaşır. Eline, yüzüne bulaşır. Şekil almaz ve güzel ekmekler olmaz. Eksik koyduğumuz su hamuru katı yapar ve taş gibi ekmek yer, dişimizi kırarız. Oklavada açılmaz, şekil verilmesi zor olur. Un ana malzemedir, insandır. İlişkimiz… İçine katılan tuz sevgi, su hoşgörüdür. Suyunu fazla katarsak cıvık, az katarsak sert olur. Tuzu yoksa zaten tadı yoktur. Fazla tuz da yenmez, hasta eder. Kararınca yapar isek hamuru tadından yenmez. Lakin un bozuksa istediğin kadar suyunu , tuzunu ayarla acı bir ekmekle karşılaşırsın.

            Hepimiz aç kalmak istemiyoruz değil mi? O zaman malzemeyi kontrol edeceğiz. Her un ekmek olmaz, her sebze de turşu olmaz. En iyisini alıp, ümidimizi ona bağlayacağız. İçine katacağımız, sevgi, saygı, hoşgörü ve sadakati de kararınca katacağız. Kararınca katmaz isek malzeme boşa gider, aç kalırız…

            Kararınca yaşayın, kararınca yiyin, kararınca olun, kararınca sevin efendim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.