Çiçek Köyü/Mahallesi

Kurban bayramının üçüncü gününe rastlayan 11 Temmuz 2022 tarihinde köyümüzde/mahallemizde yapılan program için kaleme aldığım Çiçek köyünün/mahallesinin tarihi, nüfusu, kuruluş ve konumu, isim ve lakabı, geçimi, eğitim ve okul durumu ile cami ve diğer kurumlarına ilişkin aşağıdaki yazıyı –bizzat çektiğim fotoğraflar eşliğinde– tüm hemşerilerimle paylaşmak istedim:

 

Tarihi: Adının geçtiği ilk resmî belge olan 1520 tarihli bir deftere göre 72 adet vergi mükellefiyle 48 hanenin yaşadığı Elbistan merkez nahiyesine bağlı köyümüzün o tarihte Selim/Derzi, Kesmez ve Hacı İlyas adlarında üç mezrası ile Söğütlü korusu adıyla bir de korusu bulunmaktaydı. 1530'lu yıllarda, onbeş mezrasıyla, Beştepe köyü yakınlarındaki Aynu'l-Arus nahiyesine bağlanmıştır.

1555'te, 1520 yılındaki üç mezrası ve Söğütlü korusuyla tekrar Elbistan merkez nahiyesine bağlanır. 1560'da, mezralarından Kesmez köy statüsü kazanır. 1563'te ise 106 adet vergi mükellefi ile Söğüdlüce, Kodalı, Derzi/Selim, Müezzin ve Şeyhcuğaz isimlerinde beş mezrası gözükmektedir.

Bir yerleşim birimi bir anda ortaya çıkamayacağından, 1520'de tahriri yapılacak kadar oturmuş bir köy olmasından hareketle, köyümüzün kuruluşunu Dulkadiroğulları'nın kuruluş tarihi olan 1330'lara ve hatta Elbistan'ın Türk hakimiyetine geçtiği 1100'lü yılların başlarına kadar götürmek mümkündür.

Söz-konusu tahrir defterlerinde geçen Tanrıverdi, Çalapverdi, Satılmış, Durali, Kulu, Kaya, Ayvaz, İnebey gibi eski Türk isimlerinden ve Ebubekir, Ömer, Osman gibi isimlerden Türkmen/Türk ve Sünni bir köy olduğu anlaşılan köyümüz nüfusça da Elbistan'ın en büyük köylerindendi ve gayr-i müslim nüfus bulunmamaktaydı.

Köyümüz, Kahramanmaraş'ın büyükşehir olduğu 2012'-de mahalle statüsü kazanmıştır.

Nüfusu: Tarihi boyunca nüfus bakımından Elbistan'ın en büyük köylerinden biri olma özelliğini hep koruyan köyümüzün nüfusu 1915'te 581 (144 hane); 1935'te 723; 1940'ta 816; 1965'te 1.244; 1980'de 1.370; 1990'da 1.473; 2000'de 1.957 ve nihayet 2021'de 3.032'dir.

Elbistan kökenli Nusratlar (Yinançlar), Bazarbaşılar (Saadlar ve Hakkılar) ve Mamolar (Çıkınlar) ile Til (Abekirler, Çöllolar), Eldelek ve Ambar kökenli aileler ve Erzurum-Kars muhacirleri dışında kalanlar, köyümüzün yerlileri olup son dönemde Elbistan, Ekinözü (Cela) ve Nurhak'ın uzak köylerinden gelip artık Elbistan'la birleşmiş olan köyümüze yerleşen hatırı sayılır bir nüfus bulunmaktadır.

Kuruluşu ve konumu: Köyümüzün Köseoğulları, Emir İsmailler (Emismâller), Hacı İlyaslar ve ismi belirlenemeyen bir aile olmak üzere dört aile tarafından kurulduğuna ilişkin şifahi bir bilgi dededen toruna nakledile-gelmektedir. Bu ailelerin nereden ve nasıl geldiklerine ilişkinse elde hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Bu ailelerden Köseoğulları bugün Yıldırım, Emir İsmailler Elmas soyadını taşırken Hacı İlyasların ismi Hacellezler şeklinde bir arazi parçasında yaşamaktadır.

Köyün ilk kez, bugün Konur dediğimiz mevkide, dağların arasında kurulduğu rivayet edilir, ki bugün burada eski bir mezarlığın kalıntıları ile Konur'un kuyusu denilen bir kuyu bulunmaktadır. İkinci yeri, Eski Çiçek veya Eskice Çiçek denilen, köyümüzden Elbistan'a giden eski/Aşağı yol'un üzerinde, bugünkü yeriyle Elbistan arasında ve her ikisine 2-2.5 km uzaklıkta bir yerdedir. Burada da yakın zamanlara kadar –bugün tamamen ortadan kalkmış olan– bir kuyu ile ev kalıntıları bulunmaktaydı. Üçüncü olarak da şimdiki yerine taşınmıştır.

Bu bilgiler ışığında, köyümüz, Elbistan'a en yakın köylerden biri olma özelliğini tarihin her döneminde korumuştur (bugün 5 km). Kör kuyunun yalağı olan Roma lahdinden, mezarlık yakınlarında çıkan, içerisine bir insanın sığabileceği büyüklükteki küplerden, mezarlığın Gariplik kısmında mezar kazılırken çıkan küçük küplerden ve başka buluntulardan, köyümüzün eski bir yerleşim biriminin üstüne kurulmuş olduğunu söyleyebiliriz.

Topraklarından Timur, Osmanlı, Memluk ve Şah İsmail ordularının geçtiği ve arazisinde Dadaloğlu'nun şiirlerine konu olan Cerid, Tecirli, Karalar ve Bozdoğan aşiretleri ile Reyhanlı ve Afşar aşiretleri arasındaki meşhur çatışmanın yaşandığı köyümüz Elbistan'ın hemen doğusunda yer almaktadır.

Batısında Tepebaşı-Elbistan-Kümbet, güneybatısında Ketizmen/Taşburun, güneyinde Til/Akbayır, güneydoğusunda Malap, doğusunda Ambarcık/Söğütlü, kuzeydoğusunda Geçit, kuzeyinde Çıtlık ve Kesmez, kuzeybatısında ise Akveren/Averen bulunmaktadır. Söğütlü çayı kuzeyinden geçtiği gibi güneyinde doğudan batıya Til deresiyle Killik tepesi, Yasdıdağlar, Büyük-Küçük Kepezler ve Çal/Güccük dâ uzanmaktadır

İsmi ve lakabı: Osman Necati Erginöz'ün deyimiyle “Oğuz menşeli Türklerin toplaştığı; Türk milli geleneğinin en incesinin rahatça yaşandığı; küçüklerin sayıp büyüklerin sevdiği; yiğit olmanın, insan kalmanın başlıca gayesi olduğu; yaşamış ve yaşamakta olan ağa ve efendileri ile memleketin siyasi, iktisadi hayatına müessir olmuş temel höyük köylerden” biri olan köyümüz, Türkiye'nin hemen her tarafında rastlanan bir isme sahiptir: Çiçek. Pekiyi, bu isim nereden gelmektedir? Elimizde bununla ilgili herhangi bir bilgi, belge ve şifahi aktarım bulunmamaktadır. Bu konuda, bazı afaki yorumların ötesinde birkaç ihtimalden bahsedebiliriz:

1. XVI. yüzyılda bölgede konar-göçer hayatı yaşayan ve yüzyılın sonuna doğru yerleşik hayata geçen Dulkadirli Ulusu'na bağlı Türkmen-Yörük cemaatlerinden biri olan ‘Çiçekli oymağı’ndan gelmiş olması mümkündür. Ancak, bu kadar önemli bir bilginin tamamen unutulması pek mümkün görünmediğinden bu seçeneğin zayıfça olduğunu düşünüyoruz.

2. Sipahizade olup 1520-30 yıllarında köyümüz dahil Elbistan yöresinde birçok ekinlik/mezra ve tımara  sahip olan ve yedi kardeşten oluşan Çiçekoğulları'ndan da alınmış olabilir. Köyümüzde bulunan bir kuyunun ‘Çiçek Fatması'nın kuyusu’ ismini taşıması da, bu ihtimali güçlendirmektedir.

Elbistan'ın bazı köylerinde olduğu ve mesela komşumuz Tillilere ‘Yalangıya selam veren’ denildiği gibi, köyümüzün de bir lakabı olup, bilindiği üzere Ciğerci diye anılır. Bu lakabın, köyümüzün damatlarından şehirde fırını olan birinin, bir gün, Çiçekli olmadığı halde “Çiçekliyim!..” diyen bir gencin fırına verdiği ciğeri köyümüzden Delimıstık Hüseyin Ede rahmetliye yedirmesinden dolayı verildiği malumdur.

Geçimi: Osman Necati Erginöz'ce “ovanın ağır ziraatçı ve çalışkan köylerinin başlıcaları” arasında sayılan köyümüzün eskiden beri geçim kaynakları hayvancılık, bahçecilik, bostancılık ve çiftçiliktir. 70-80 yıl öncesine kadar bostancılığın pek bilinmediği ilçemizde, Elbistan'ın ihtiyacı olan sebzeler köyümüz tarafından sağlanırdı. Onlarca dut bahçesinin yanı-sıra Aliseydilerin, Hüsne Bacı'nın, Reşid Emmi'nin (Yıldız), Kenan ve Kemalettin Edelerin meyve bahçeleri vardı. Daha eskilerde, Gavurbağları tarafında bağları olanlar da varmış. Hemen her evde ihtiyacı karşılayacak kadar hayvan bulunur; koyun sürülerinin yanı-sıra sığır, camız ve buzağılar da ayrı yayılırdı.

Sulak ve kurak arazilere sahip olan köyümüzde başından beri yoğun şekilde buğday, arpa, nohut, mercimek, küşne gibi tahılların ekimi yapılagelmektedir. 1900'lü yılların ortalarında bir ara çeltik ekimi de yapılmışsa da bilahare yasaklanmış; 1950'lerden itibaren de pancar ekilmeye başlanmıştır.

Bazı kimseler, maişetlerini, emek bir taraftan, arazi diğer taraftan olmak üzere yarıcılıkla, bazıları ise gündelikçilik ve hizmekerlikle sağlarken, 60-70 yıl öncesine kadar pamuk ve pirinç tarlalarında çalışmak üzere Aşşağı denilen Çukurova'ya, Aydın Söke'ye, Hatay Amik ovasına ve hatta Edirne'ye çalışmaya gidenler olurdu. Bu arada, kahvehane, bakkal ve berber dükkanı işletenlerle marangozluk ve yapı ustalığı yapanlar da vardı.

Günümüzde ise artık tamamen memur ve işçi köyü hüviyetine bürünmüş olup başta Maraş ve büyük şehirler olmak üzere –mesela İstanbul'da 200'e yakın hane bulunmaktadır– Türkiye'nin hemen her yerinde ve şehrinde bir köylümüze rastlamak mümkündür. Son zamanlarda Elbistan ve Maraş'ta kendi işini kurarak berberlik, elektrikçilik, tamircilik, sosyal tesis işletmeciliği, kırtasiyecilik, müteahhitlik, mimarlık, eczacılık, fırıncılık, telefonculuk, besicilik gibi serbest meslek sahipleri de çıkmaya başlamıştır. Yine son dönemlerde, dozer operatörlüğü ve kaynakçılık gibi özellikli işler için dünyanın her tarafına çalışmaya giden gençler de vardır.

Eğitim ve okul: Köyümüz, eskiden beri Elbistan'ın en okumuş ve eğitimli köylerinin başında gelmektedir. Eski dönemlerde; köy halkı, köyün imam veya hatibinden, caminin yanında bulunan ve medrese adı verilen bir hücrede Kur’ân eğitimi ala-gelmişlerdir, ki o dönemde Kur’ân okumayı öğrenenler aynı zamanda Osmanlıca okumayı da öğrenmiş oluyorlardı. Bunun dışında, köy odalarıyla bazı evlerde Ahmediye, Muhammediye ile Hz. Ali Cenkleri ve Kerem ile Aslı gibi halk hikayeleri okuna-gelmiş ve bu gelenek cumhuriyet sonrasında da bir süre devam ettirilmiştir. İmam ve hatiplerini kendisi yetiştiren köyümüzde hafızlık eğitimi de, Kur’ân öğretiminin yasak olduğu tek partili dönemde dahi kesintisiz devam etmiş ve Hafızağa ile Durmuş Hafız merhumlar, köyümüzden ve çevre köylerden pek çok hafız yetiştirmişlerdir.

Bunun yanı-sıra çok eskiden beri köyümüzden medreseye gidenlerin olduğu da bilinmektedir. Mesela Fakılar/ Bekir Hocalardan Molla Mehmed'in (Mehmed bin Mehmed bin Ahmed Çiçâkî) Elbistan'da bulunan Doğuçzade medresesinde istinsah ettiği 1838, 1840 ve 1850 tarihli Arapça-Osmanlıca yazma kitaplar bugün elimizde bulunmaktadır. Yine, köyümüzden Kayseri gibi çevre şehirlerin medreselerine devam edenlerin bulunduğu da bilinmektedir, ki  1900'lü yılların başlarında Kayseri'de medresede okurken Kahire'ye gidip Ezher medresesini bitirdikten sonra hidivin sarayında kütüphanecilik yapan ve bilahare Medine'ye geçerek, Ravza-i Mutahhara'da seccadeci-başılık görevinde bulunan –Özalp ve Köroğlu ailelerinin dayıları- Hafız Muhammed Derviş bunlardandır.

Okula gelince, köyümüzün ilkokulu 1913'te açılmış ve o zamandan beri kesintisiz gelmiştir. Önceleri eski caminin bitişiğine yapılmış hücrede, daha sonra da 1937'de, Bazarbaşılar'dan nüfus memuru Said Ünal'ın bağışladığı mezarlığın bitişiğindeki tarlaya yapılan binada hizmet veren okulda beş yıllık eğitim verilmekte olup öğretmeni de Salih Söylemezoğlu idi. Ancak, 1937'de eğitmen Hanifi Yıldırım'ın tayiniyle üç yıllığa dönüştürüldü ve 1947'ye kadar da mezun veremedi. 1948'de Eldelekli İbrahim Ödemiş'in tayiniyle, bir yıl sonra, 1949'da Akçadağ Köy Enstitüsü'ne sekiz öğrenci birden gönderdi. Bundan sonrasında ise, okuma işi her geçen sene biraz daha ileri giderek, artık neredeyse yeni neslin tamamının üniversite mezunu olmasına kadar vardı.

Dönemin müdürü Abdulvahap Özalp'ın gayretleriyle 1974'te yenilenen ve bugün orta ve ilkokuldan oluşan ilköğretim okuluna dönüşmüş olan Çiçek köyü ilk/ilköğretim okulunun bazı yıllarda verdiği mezunların sayısı: 1949-50'de 22; 1954-55'de 10; 1959-60'da 19; 1964-65'de 22; 1969-70'de 37; 1974-75'de 55; 1979-80'de 23; 1984-85'de 37; 1989-90'da 37; 1994-95'de 41; 1999-2000'de 26; 2004-05'de 22; 2009-10'da 45 mezun vermiştir.

Bugün bu okulun mezunları arasından, başta sayısız öğretmen olmak üzere araştırmacı, yazar, şair, edebiyatçı, sanatçı, bürokrat, başhekim, bölge müdürü, albay, sendika genel başkanı, emniyet müdürü, müfettiş, bilim adamı, akademisyen (doktor, doçent, profesör), tıp doktoru, avukat, eczacı, mimar, mühendis, subay, astsubay, ebe-hemşire, polis, komiser, sağlıkçı, kameraman, teknisyen, memur... çıkmıştır.

Cami ve diğer kurumlar: Osmanlı Arşivi belgelerine göre, köyümüzün eski camii Yusuf adında birinin vakfıdır. Atalarımızdan gelen şifahi rivayete göre de bu kerpiç cami ile eski ahşap minaresi –geçmiş asırlarda köyümüzün topraklarını yaylak olarak kullanan– Hataylı Mürseloğulları tarafından yaptırılmış ve birkaç da tarla bağışlanmıştır. Ancak, 1890'lı yılların sonlarına doğru, bu tarlalarla ilgili bir davada Kurdoku, Leyleksırtı ve Geçit yolu mevkilerinde bulunan söz-konusu tarlaların Türkmen Kızı diye biri tarafından vakfedildiği iddia edilmişse de, bu iddia isbatlanamamıştır. Caminin bilinen en eski imamı 1816'larda vefat eden Kadıoğulları'ndan İbrahim Efendi ile yine Kadıoğulları'ndan Mustafa Efendi, ondan sonra da Fakıların (Fakihlerin) Ahmed Efendi'dir.

Bugün Merkez camii diye anılan bu cami, 1960'lı yılların başında Abdulvahap Özalp başkanlığında Hacı Durdu Erdal, Ali Şahin, Mehmet Ali Özdemir, Yusuf Tekin, Hacı Abdullah Cin ve Hüseyin Karaca tarafından kurulan Çiçek Köyü Cami Yaptırma Derneği tarafından yenilenmiş; bilahare kubbeli olan damı –mezarlığın etrafını da çevirten– Hacı Mehmed Sarı tarafından çatıyla kapatılmıştır. Son dönemde, Yeni camii ve Şehid Osman camii isimlerinde iki cami daha yapılmıştır.

Bugün köyümüzde Merkez camii, Yeni camii ve Şehid Osman camii isimlerinde üç cami, Kur’ân kursu, sağlık evi, muhtarlık, kültür sitesi, mezarlık, fırın, birkaç bakkal ve kahvehane ile “Çiçek Köyü Camii Yaptırma-Yaşatma Derneği”, “Sınırlı Sorumlu 112 Nolu Çiçek Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi”, “Kahramanmaraş İli Elbistan İlçesi Çiçek Köyü Kültür Eğitim Dayanışma ve Kalkındırma Derneği” ve “Sınırlı Sorumlu Çiçek Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi” isimlerini taşıyan sivil toplum kuruluşları bulunduğu gibi şeker fabrikası, Elbistan şehir çöplüğü, organize sanayi bölgesi ve Elbistan İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi de köyümüzün arazisinde yer almaktadır.

Bunların yanı-sıra, bilinen yakın tarihte köyümüzde halıcılık, dikiş-nakış ve Kur’ân kursları; köy odaları, okuma odası, suyunu Ferhat pınarından alan çeşmeler, değirmen,  eski fırın, hara ve fidanlık (İmamlık'ta) ile Halkevi ve Ülkü Ocağı gibi siyasi kuruluşlar da vardı.

Bir de, zamanında, düşmanının yalın-kılıç üzerine geldiğini gören bir çobanın “Allah'ım! Beni ya kanatlı bir kuş, ya da kara bir taş yap!” diye dua edip de kara taşa dönüştürüldüğüne ve düşmanının o anda çaldığı kılıç ve vurduğu gürz yaralarını taşıdığına inanılan dikili bir siyah taştan ibaret Karadede ile doktordan dönerken yürüyemeyecek kadar halsiz düşen birinin altında yatıp uyandığında hastalığından eser kalmadığını görmesiyle bir bez parçası bağlaması üzerine insanların dilek tutarak bez bağladıkları ‘Çaputlu çalı’ diye iki ziyaret yeri vardıysa da bunlar bugün ortadan kalkmış bulunmaktadır.

 

Not: Bu bilgiler, Geçmişten Geleceğe Bütün Yönleriyle Elbistan Çiçek Köyü ismiyle hazırlamakta olduğum çalışmamdan özetlenmiştir. Ellerinde bilgi, belge ve fotoğraf gibi malzemeler bulunan değerli hemşerilerimden bunları benimle paylaşmalarını rica ederim:

[email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Hakan Özalp - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Mustafa Kök - Kutluyorum Hakan beyciğim,

Çiçek köyünüze ait verdiğiniz bu özet bilgiler bile çok değerli.İnşallah tekmil bir Çiçek köyü monogrsfisi yayımlarsınız.

Benzer bir bir çalışmayı ben de Til hakkında yıllar öce başlattığım ve tarih kısmını tamamladığım hâlde ara verdim ve çok uzadığı için akamete uğradı. Ama hep aklımda ve kısmetse yeniden dönmeyi düşünüyorum. Bu arada önceki tahrir defrlerlnde Çiçek'te gözüktüğünü söylediğiniz Hacı İlyas (Hacellez) mezrası yanılmıyorsam 1563 Tahrir defterlerinde Til karyesinde gözükmektedir. Keza Konur da öyle. Başarılar dileğiyle, selâm ve sevgiler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 23:12
02

Bilge Korkut - Cumhuriyet döneminde, çiçek köyündeki , muhtarların isimlerini , çiçek köyü okullarınnın müdürlerinin isimlerini, camilerin imamlarının isimlerini hazırladığınız kitabınızda yazarsanız daha detaylı bir çalışma olur. Okurlar da bilgilenmiş olur

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 17:52
01

Aykut Yıldırım - Çalışmanızın bilgi birikimimize etkisi büyük oldu, başarılarınız daim olsun, emeğinize sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 23:29

KİRALIK DAİRE

Kızılcoba Mah Anadolu Lisesi Civarı 3+1 doğalgazlı dairem kiralık.

0542 535 64 65

KİRALIK DAİRE

Yunus Emre Mahallesi Karanfil Sitesi Güney Cepheli 180 m2  3+1 Adliye Karşısındaki dairem kiralıktır.  KAMU PERSONELİ TERCİHİMİZDİR

0543 607 53 33

KİRALIK EV

Pınarbaşı Mah. Pınarbaşı Caddesi üzeri Pınarbaşı Camii yanında mantolu, Doğalgazlı Ev 4+1 kiralıktır. 

:0535 240 71 78

SATILIK ARAZİ

SATILIK ARAZİ YATIRIMA UYGUN BAHÇE TAPULU TARIMSAL FAALİYETLERE UYGUN HAYVANCILIK FAALİYETİNE DE UYGUNDUR. 2493 ADA 3 VE 4 PARSELLERDİR. HERBİRİ 10 DÖ...

MEHMET KAYA

Kiralık Daire

Köprübaşı Mahallesi, Gariplik Caddesi Göktürk Apartmanı No.19 Kiralık, eşyalı, doğal gazlı, güneş enerjili, okula ve çarşıya yürüme mesafesinde 2+1 da...

0(552) 881 92 84 AYŞE EKİCİ

BAYAN ELEMAN ARANIYOR

Optik sektöründe diksiyonu düzgün ikna kabiliyeti kuvvetli tecrübeli yada tecrübesiz bayan eleman aranıyor.. Müraacaatlar şahsen yapılacaktır.yer. Yaş...

413 20 00

Öğretmen aranıyor

Merkezimize ;Özel eğitim öğretmeni (Lisans) veya Özel Eğitim Alanında Destek Eğitimi Verecek Uzman Öğretici Yetiştirme Kursuna katılmış olan Sınıf Öğr...

YENİ HAYAT REHABİLİTASYON MERKEZİ

SATILIK TARLA

Çiçek mahallesinde örme yol mevki 894.parsel 5 dönüm 250 m2 olan tarlam satılıktır.Zübeyir Çoban

0505 866 66 95 - 0505 389 79 12

KİRALİIK DAİRE

Eğitim öğretim boyunca şehir dışından gelecek olan öğretmenler için kiralık 1artı 1. Şehrin göbeğinde öğretmen evininin karşısında eşyalı olarak İster...

SÜLEYMAN BEY

KİRALIK DAİRELER

Kızılcaoba Mahallesi Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi CivarıBirinci kat 2+1 Doğalgazlı, Çift Balkonlu 1800 TL Dairemiz Kiralıktır.EYLÜL 1'DEN İTİBA...

0534 013 42 46