HATIRA

Hatıralar; paspas altına attığımız, kapı önüne koyduğumuz, bodrum katlara sakladığımız, çiçek diplerine ektiğimiz, sandıklara koyduğumuz, zihnimizin tozlu rafları, tarihimiz, geçmişimiz, kitap arasında kuru bir gül bazen, bazen siyah beyaz bir fotoğraf, dede korkut masallarını süsleyen anılarımız… Hayatımızın romanıdır anılar.

            Hatıra nedir? Zihne kaydedilen ve hatırda tutulan olaylar, nesneler, zamanlardır. Hayatımız hareket halinde geçer, gün doğar akşam olur ve biz bu ışık cümbüşüne göz açtığımızda hareket ederiz. Yağmur yağması, kuş uçması, önümüze bir kâğıttan uçak düşmesi, balon, horoz şekeri… Tüm bu hareketler olurken her insanın hisler dünyası ve beklentileri ışığında hareketlere yüklediği anlamlar farklıdır. Bazen gözümüzün önüne bir nesne gelir, bizi çok uzak diyarlara götürür. Bir ana, bir duruma ya da bir insana…

            Hepimizin acı ya da tatlı anıları vardır. Hani her şey geçici deriz ya; aslında hiçbir şey geçici değildir, Öylesine ya da rastlantısal değildir. Bir zamanlarda bir yerlerde yaşanan olaylar bizi biz yapar. Belleğimizi işgal eder, bir sonraki adımımızı belirler ve tarihimiz haline gelir. Biz bu kahramanı kendimiz olduğumuz romanı yazarız ve bu romanı ara ara okuruz. Hiç sıkılmadığımız her okuduğumuzda bizi duygudan duyguya iten, her yaşta farklı açıdan bakıp, ana fikre farklı anlamlar yüklediğimiz bir romandır anılarımız.

            Yaşadıklarımızın, hayatımızın soy kütüğüdür hatıralar. Hiç kimsenin ağlamadığı bir ana, olaya gittiğimizde bizi gözyaşı ile boğan, kimsenin gülmeyeceği bir olay ya da ana kahkaha ile güldüren nesnedir hatıra. Sır küpüdür hatıralar. Yenilgiler, zaferler, gözyaşları, ölümler, doğumlar, dostluklar, ihanetler, kardeşlikler, kalleşlikler… Elinizi attığınız zaman içinden sürprizler çıkacak bir kutudur hatıralar.

            İnsanoğlu zamanı saklayamıyor ya hani, bakmış zaman kaçıyor bari yaşadıklarımı kaydedeyim demiş, hatıraları oluşturmuş. Zaman zaman geçmişe yolculuk yapmış, özlediklerini yâd etmiş, hatalarını gözden geçirmiş. Böylelikle geçmiş zamanı cebinde saklamış. Çocukluğunu, gençliğini, yaşadıklarını hatıralara emanet etmiş ve yol almış.

            Hatıralar; kaybettiğimiz zamanın ve günlerin tanıklarıdır. Anıların saklanması güzeldir. Anı yaşamak daha güzeldir. Şimdi bulunduğumuz an hatıra olmadan o raflarda neyi görmek ve ilerde neyi okumak ve okutmak istiyorsak ona göre yaşayalım. Her şey öylesine geçip gitmeyecek her geçen bir iz bırakacak ve bu izler geleceğimize yön verecek. Bizim ömrümüz bir gün hatıra olacak. Arkada kalanlar arada okuyacak geride bıraktığımız o romanı. Miras olarak güzel hatıralar bırakalım. Rahmetli dünyaya ve insanlığa faydalı idi, merhametli idi, insan gibi insan idi desinler. Biz yazıyoruz, hatıralarımızı yazıyoruz. İyi de olsak kötü de olsak bir gün yaptıklarımız hatıra olacak. Geçmişe baktığımızda güzel hatıralar olması için anın değerini bilmek ve iyi bir insan olmak lazım.

            Hatıramda güzel yer edinenlere selam olsun... Tarih ve hatıralar her şeyi kaydeder. Siz isteseniz de istemeseniz de kaydeder. Oktay Rıfat Horozcu ‘nün Gün Sonu Konuşması şiirinde dediği gibi ‘’Çünkü hatıralar kuşlar gibi /Dal ister konacak/ Bir gün yaslanmak istesen pencereye/ Diz çökmek istesen nafile / İş işten geçmiş olacak…’’  Güzel hatıralarda buluşmak dileği ile…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder

# Olay

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.