TARIMIN GÜCÜNÜN ÖLÇÜSÜ

Tarımın ya da çağın - çağların insanoğlunu şekillendirmesi... Göbeklitepe, Çatalhöyük ve bunun gibi milattan önce 10 bin yıllarına kadar tarihinin uzandığı tespit edilmiş yerleşim yerlerine bakıldığında; İnsanlığın bu dönemlerde göçebe yaşantıdan tarım yapan ve yerleşik düzen sürmekte olan tarım toplumuna geçtiği görülmektedir. Bu geçiş tarım çağını, yerleşik düzenin keşfedilmesini ve belki de bugün dünya medeniyetini oluşturan temel bilginin, gelenek ve göreneklerin temel taşlarını oluşturmuştur.

Bu geçiş toplam bilincin( koolektif bilinç) bir eseridir…Bu geçişi fark eden insanlar ya da insan grupları belki de eski alıştıkları avcı-toplayıcı yaşamlarını sürdürebilmek için direnmişlerdir fakat toplam bilinç onların artık tarım toplumunun bir üyesi olmaya yaşamlarını tehdit ederek sürüklemiştir. Tarım toplumuna geçmeyen insan grupları yok olmuşlar- yok edilmişlerdir. Bu girişi yaptıktan sonra çağ geçişlerindeki bu acı gerçeği, tarımın insan toplumlarında nasıl önemli bir yer arz ettiğini ve dolayısıyla tarım makinelerini tarım çağındaki yerini siz değerli okurlarıma anlatacağım.

Avcılık ile geçinen insan topluluklarında birey sayıları hep düşük sayıda olmak zorundadır. Çünkü avdan elde edilen maddi tokluk getirisi her av için farklı ve bilinmez bir miktarı teşkil eder ve yaşamı tehlikeye atmak demektir. Ekip biçmeyi öğrenen insan grupları ise sabit mevsim karakteristiklerinde ekilen araziye göre alacakları ürün miktarını üç aşağı beş yukarı tahmin edebilirler. Ayrıca bunun yanında ek olarak avcılık faaliyetlerine de devam edebilirler. İşte bu temel farkındalılık insan gruplarına karınlarını daha fazla doyurabilmek için tarım yapmayı mecbur kılmıştır. Tarım yapan gruplar daha çok yiyecek sahibi olmuş ve daha fazla bireye bakabilmişlerdir. Tarım için zaten toprak, su ve bu toprakların işlenmesi, ayrıca korunması gerektiği için bu saydığımız durumlar da tarım çağının doğal bir döngüsü olmuştur. Çok sayıda bireye sahip tarım toplulukları az bireyle idare etmek zorunda olan avcı-toplayıcı grupları ya yok etmiş ya da kendilerine köle etmişleridir. Çağa ayak uyduramayan avcı gruplarda dünya yüzeyinden silinmiştir. İşte tarih boyunca insanoğlunun en büyük özelliği gelişen ve değişen durumlara ayak uydurabilme kabiliyetidir. Tarım yerleşik hayata geçiş anlamındadır çünkü ekilen ürünün hasat edilmesi için ekilen bölgeyi korumak işlemek ve beklemek gerekir. Yerleşik hayatın, köy-şehir hayatının ilkeleri gereklilikleri işte bu yerleşik hayat denemeleri sonucu tecrübe edilerek oluşturulmuştur.

Tarım çağında en önemli olan şey artık toprak olmuştur. Toprağı çok olan insan grupları daha çok ürün elde etmekte, daha çok insana bakabilmekte ve daha büyük nüfuslara sahip gruplar oluşturabilmektedirler. Bu büyük nüfus oluşunca önce köyler ardından şehir devletleri(site) ardından kaabiliyetlerde özelleşmeler (tüccar, asker, çiftçi, derebeyi gibi) oluşmaya başlamış toplum içinde sosyolojik katmanlar teşekkül etmiştir. Toprak sahibi olmanın farkındalığını gören insan oğlu bu kez önce devletleşme (Platon işin kitabını yazmıştır) mekanizmasını icat etmiş ardından topraklarını daha fazla artırmak amacı ile imparatorluklar çağına geçmiştir (Asur- Babil- Roma imparatorlukları gibi). Roma imparatorluğu bilinen dünyanın %80 ine hakimdi… İlerleyen zaman içinde toprağı daha verimli kullanan devler veya imparatorluklar askeri teşkilatlarını daha büyük kurabilmiş ve daha fazla toprak sahibi olabilmişlerdir. İnsan gücü yerine at gücü ile işlenebilen bir tarla daha hızlı ve daha önce mahsul verdiği görülmüş ve bu üçüncü farkındalık işte tarımda makineleşmenin- buhar gücünün kullanılarak en güçlü hayvanlardan bile daha hızlı bir şekilde toprakların işlenebileceğini göstermiştir. Bu da insan oğlunu tarımdan sonraki sanayi çağı- devriminin eşiğine getirmiştir. Yine yukarıda örnekler ile verdiğim gibi sanayi devrimini tarım ile birleştiren insan toplulukları (ben artık bunlara millet diyeceğim). Toprağını hayvan gücü hatta insan gücü ile işleyen milletleri boyundurukları altına almıştır ve bu değişimde insanoğlu için yine kaçınılmaz olmuştur. Anlayacağınız güçlü olan her insan grubu güçsüz olduğunu fark ettiği grup üzerinde anında egemenliğini kurmakta ve imparatorluğunu ilan etmektedir.

Bu antropolojik ve sosyolojik bölümden sonra hala keşfedildiği günden beri, hangi çağda olursak olalım tüm toplumların omurgasını oluşturan tarım sektörü hangi noktaya doğru çağ atlıyor bunu konuşalım. ABD 2021 yılında 332 milyon nüfusa sahiptir ve yine 2021 kendi tarım bakanlığının verilerine göre tarım ve hayvancılıkla uğraşan, yani tarım sektörü istihdamı yaklaşık 3,4 milyon kişidir. Bu şu demektir; Her 100 Amerikalının yalnızca 1’i çiftçilik yapıyor vekendi de dahil diğer 100 kişiyi doyurabiliyor, hatta bunun ile de kalmayıp yetiştirdiği ürünlerden başka ülkelere ihracatta bulunabiliyor demektir. ABD ‘yi örneklememin nedeni ticareti ile ordusu ile ve teknolojisi ile şu an için dünyanın tüm devletlerine üstün gelebiliyor olmasıdır. Dijital bir meta çağının eşiğine geldik ve kabul etmeyenleri yukarıda anlattığım gibi yok edecek olan sistemde ABD tarımda makinalaşmayı teknolojisi, genetik bilimi, ziraat bilimi ve çağın getirdikleri ile harmanlayarak 1 kişiyi tarım sektöründe istihdam edip 100 kişiyi doyurabiliyor. Diğer 99 kişiyi katma değeri yüksek alanlara kanalize edebiliyor, beyinlerden faydalanıyor, etnisitesine değil kendisine, bilime ne fayda sağlayacak bu kısma odaklanıyor.

Son olarak tarım istihdamı önemli fakat tarım, tarım teknolojisi, toprak, tarım yapılabilir toprak miktarı bir devletin sürdürülebilirliğinin garantisi olan en stratejik meselesidir. Bu sektörün sıkıntı yaşamaması tüm toplumun refahını garanti eder ve aklınıza gelebilecek diğer bütün alanlarda gelişme bu toplumsal refah ile başlar. Tarımı geliştirdikçe, eksiklerini giderdikçe yani güçlendirdikçe bunun üstel fonksiyonu şeklinde toplumu geliştirirsiniz. İyi okumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Üzeyir Yıldırım - Böyle önemli konulara dikkat çektiğiniz icin teşekkür ederiz devletimizden tarımsal faliyette bulunan çiftcilerimizi yakıt ve güpre giderlerinin daha aşagı makul seviyelere cekmesini diliyoruz

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 02 Ağustos 06:13