Mükrimin Halil Yinanç ve Türk Tarih Kurumu

               

 

Bugünlerde Mükrimin Halil Yinanç’ı anımsamak ve anımsatmak istedim. Elbistan’a gelmişken Mükrimin Halil Yinanç’ı yazmasam içim rahat etmezdi.

Sanırım Atatürk’ün bu sözünü bilmeyen yoktur:

''Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır'' Mustafa Kemal ATATÜRK.

Bu bağlamda Ord. Prof. Dr. Mükrimin Halil Yinanç, Atatürk tarafından seçilmiş yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyetin geçmişini aydınlatan tarihçilerden biri olduğu için çok önemli bir şahsiyet. Mükrimin Halil Yinanç’ın akademik yaşamındaki üstün başarısının yanında bana göre onu kıymetli kılan Yüce Atatürk ile birlikte çalışmış olmasıdır.

28 Nisan 1930 tarihinde Türk Ocakları'nın VI. Kurultayı'nın son oturumunda Gazi Mustafa Kemal’in direktifi üzerine Afet İnan, 40 imzalı bir önerge sunmuş ve bu önergede Türk tarihini bilimsel olarak araştırmak üzere bir heyet kurulması istenmişti. Oluşturulan 16 kişilik heyet ilk toplantısını 4 Haziran 1930 tarihinde yaparak yönetim kurulu ve üyelerini belirledi. Bu heyet, Türk Tarih Kurumunun temelini oluşturur. Peki bu kurucu üyeler kimlerdir:

Âfet İnan, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Hâmid Zübeyir Koşay, Halil Edhem, Ragıb Hulûsi, Reşid Safvet Atabinen, Zâkir Kadîrî, Sadri Maksudi Arsal, Mesaroş ( Ankara Etnografya Müzesi uzmanı), Mükrimin Halil Yinanç, Vâsıf Çınar ve Yusuf Ziya Özer'den teşekkül etmiştir.

Kurumun kurucu başkanı olarak  Mustafa Kemal Atatürk yapılan çalışmalar ile bizzat ilgilenmekte ve toplantılarına katılmaktaydı. 

Türk Tarih Kurumu Kurucu üyelerinin başlattığı çalışmalar sayesinde bugün ülkemizin tarih ve arkeoloji anlamında zengin bir belleğe sahip en önemli kütüphanelerinden biri Türk Tarih Kurumunun kütüphanesidir.

Gerçek bilim yapan vatan, millet için çalışan bu bilim adamlarını, liyakatli akademisyenleri özlüyoruz.

Tarihi seven bu konuda uzmanlaşmak isteyen gençlerin Mükrimin Halil Yinanç’ın çalışmalarını, akademik yayınlarını incelemesini isterim.

Gelelim Mükrimin Halil Yinanç’ın yazmazsan neden içim rahat etmezdi konusuna. Şunları dile getireyim:

Öncelikle Mükrimin Halil Bey’in ablası Hatice Hanım ile ilgili bir anektod paylaşayım:

Aile büyüklerimin anlatımıyla, Mükrimin Halil Bey’in babası Kadı Kamil’in adını dedem Kâmil Yinanç’a bırakmışlar. Dedemin adı da Kâmil.

 Mükrimin Halil Bey’in ablası Hatice Hanım büyükbabam Kâmil Yinanç’ı hem akraba olduğu için hem de babalarının adını bıraktıkları için çok sever ve bunu sık sık dile getirirmiş.

Tabii ister yakın akraba olsun ister uzak veya hiç akrabalık bağı olmasın, Mükrimin Halil Yinanç Elbistanlıların ortak değeri.

Elbette Mükrimin Halil Yinanç’ın adını yaşatmak için aile üyelerinden pek çok insanın çabasını görüyoruz, duyuyoruz. Bu çabanın içinde yani onu anımsamak, anımsatmak ve akademisyen kimliğini, milliyetçiliğini vatansever duygularını, kişiliğini anlatmak konusunda bir nebze olsa katkım olsun istedim. Sözlerime tarihe meraklı pek çok insana onun çalışmalarını hatırlatarak tamamlamak istiyorum:

Düsturname-i Enverî (1928), Düsturname-i Enverî'ye Medhal (1929), Anadolu'nun fethi (1934), Tanzimat'tan Meşrutiyet'e Kadar Bizde Tarihçilik (1940), Fezleke Ekvâl El Ahyar Hakkında (1957).

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Erden - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Okur - Yazınızı okuyunca aklıma şu geldi. Niçin ibadetlerini yapmıyorsun diye sorulduğunda benim annem hacı hoca. Ben hoca hafız torunuyum. Derler ya sürekli sanki akrabalarının yapmış olduğu ibadetlerin sevapları kendisinin ahiretini kurtaracak gibi övunup dururlar. Nedense aklıma geldi birden. İyi çalışmalar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Temmuz 13:37
03

Gamze Erden - @Okur 02 nolu yoruma cevabı: Merhabalar.. Öncelikle yazılarımı takip ettiğiniz için teşekkür ederim. Bu kişilere atıfta bulunmamın nedeni hem büyüklerimi anmak hem de aile kökenlerimin burası olduğunu dile getirmekti. Bundan sonraki yazılarımda farklı konuları işlediğimi göreceksiniz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 15:10
01

M.Reşit İNANÇ - Keşke herkes senin gibi öyle bir değeri hatırlasa.Teşekkürler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Temmuz 13:44