PEYGAMBERLER TARİHİ -50-

Önceki sayımızda yer veremediğimiz yazımızın devamı: (P. Ta. 2. cilt s.169, 170, f71)

"Şüphe yok ki: Allah, onu, sizin üzerinize beğenip seçmiştir. O'na, bilgice, vücutça da bir üstünlük vermiştir. Allah, mülkünü kime dilerse, ona verirdir. Allah'ın rahmeti, ilmi, her şeye yaygın ve lütfu keremi boldur. Gerçek bilicidir" dedi.

Tâlût'a, boyunun uzunluğundan dolayı Tâlût denilmiştir. Omuzları ve başı, halkın üzerinde görünürdü.

Kendisi İsrailoğulları içinde, en güçlü kuvvetlisi olduğu gibi, en güzel yüzlüsü idi de. Bilgide, savaşa ait bilgilerde de herkesten üstündü. İsrailoğulları: "Yüce Allah'ın, onu, bizim üzerimize hükümdar yaptığını hangi alâmetle anlayacağız." dediler. Şemüyel Aleyhisselâm, onlara:

"Gerçekten, onun hükümdarlığının açık alâmeti, size, o Tâbüt'ün gelmesi olacaktır ki, içinde, Rabbinizden, bir sekinet ve Mûsâ Hânedânıyla Hârûn Hânedânının metrûkâtından bir bakiyye vardır. Melekler, onu, yüklenecek geciktireceklerdir. Elbette, bundan size bir alâmet ve ibret vardır, eğer, iman etmiş kimselerseniz" dedi.

TÂBÛT'UN GERİ GELMESİ VE HÜKÜMDARLIĞININ GERÇEKLENİŞİ:

Amâlıklar, İsrailoğullarını hezimete uğratmış, ellerinden, Tâbût'u alıp Filistin kariyerlerinden bir kariyeye, Ürdün'e götürmüşler, içinde taptıkları put bulunan puthanedeki en büyük putun ayağının altına koymuşlardı. Bu put, Amâlikaların en büyüğü olup altından yapılmıştı.

Fakat ertesi günü, sabaha çıkınca, put'un eli ve ayakları kırılmış ve Tâbût'un altına atılmış bulundu! Bu sefer, oradaki halk da, boyun ağrısına tutuldular. "Bu da ne!?" dediler. İsrailoğulları esirlerinden orada bulunan ve peygamberlerin oğulları soyundan gelen bir kadın: "Bu Tâbût, aranızda kaldıkça, hoşlanmadığınız şeylerin başınıza geldiğini, görür durursunuz! Onu aranızdan çıkarınız!" dedi. Amâlikalar: "Sen yalan söylüyorsun!" dediler.

Kadın: "Sözümün doğruluğuna alâmet: "Hiç bir vakit,  sabana koşulmamış olan ve buzağıları da yanında bulunan ikiz inek getirirsiniz. Onları, bir arabaya koştuktan sonra, Tâbûtu, koyarsınız. Buzağıları geride bırakıp inekleri sürersiniz.

Onlar, Tâbûtu götürürler. Sizin arazinizden çıkıp İsrailoğullarının arazisine varınca, boyunduruklarını kırdılar.  Arabayı ve arabanın üzerindeki Tâbûtu, İsrailoğullarının biçilmiş ekinleri içinde bırakarak buzağılarının yanına geldiler. Rivayete göre: inekler; İsrailoğullarının biçilmiş ekinlerine kadar dört Melek tarafından sürülüp götürülmüştü. Melekler; Tâbût'u, yüklenip halkın gözleri önünde, yerle gök arasında, Tâlût'un evine kadar taşıdılar. O'nun hükümdarlığı, böylece kararlaştı ve gerçekleşti.

KRAL TÂLÛT'UN CÂLÛT İLE ÇARPIŞMAĞA GİDİŞİ:

Yaşlı, yaşlılığından, Hasta, hastalığından, Ama amalığından, özürlü de,  özründen dolayı olmadıkça, hiç kimse geride kalmamak üzere, Tâlût'un askerleriyle birlikte Beyt-i Makdisten çıkıp Câlût ile savaşmağa gitmesi, Yüce Allah tarafından Şemuyel Aleyhisselâma emredildiği ve Tâlût'u da, gördükleri zaman, İsrailoğulları: Bize, Tâbût gelmiş olunca, o, bu hususta, hiç kuşkusuz, yardım eder!" dediler ve seğirtttiler. Çok bir sıcak günde yola çıktılar. İsrailoğulları, su azlığından şikâyet ettiler. Bize bir ırmak akıtması için Yüce Allah'a dua et!" dediler. Şemuyel Aleyhisselâm, Rabb'ine dua etti. Yüce Allah onlar için, bir ırmak akıttı. Bu ırmak: Filistin ırmağı yahut Ürdün ya da Ürdün'le Filistin arasındaki tatlı sulu Edma, yahut Ürdün'deki Sehm ırmağı idi.

Amalıkların hükümdarı Câlût, vücudca, en irisi, en güçlü ve en cesaretlisi olup askerlerinin önünde yürürdü.  Adamları, ancak, onun, düşmanını yendikten sonra, yanında toplanırdı. İsrailoğulları, Câlût'a ve ordusuna bakınca: "Bu gün, bizim, Câlût ve ordusuna dayanacak gücümüz yoktur!" dediler. Tâlût, Şemüyel Aleyhisselâmın emriyle; İsrailoğullarına: "Şüphesiz ki, Allah sizi, bir ırmakla imtihan edicidir. İşte kim, ondan kana kana içerse, benden değildir. Kim onu tatmazsa, artık, o, bendendir. Eliyle, bir avuç alanlar,  başka. Onlara. (o kadarına müsaade var) dedi. Derken, ırmağa varır varmaz, içlerinden birazı, müstesna olmak üzere ondan, bol bol içtiler.

Nihayet, o (Tâlût) ve maiyetindeki müminler, vaktâ ki, ırmağı geçtiler, beri yanda kalan, ırmağı geçemeyenler. "Bugün, bizim Câlut'a ve ordusuna karşı duracak gücümüz yoktur!" dediler.

Âhirette,  muhakkak, Allah'a kavuşacaklarını bilenler ve itaatle ırmağı geçenler ise: "Nice az bir cemaat, daha çok cemaat -Allah'ın izniyle galebe etmiştir. Allah, sabr ve sebat edenlerle beraberdir." dediler. Onlar, Câlut ile askerlerine karşı çıktıkları zaman: Ey Rabbimiz! Üzerimize yağmur gibi, sabr yağdır! Ayaklarımıza sebat ver! Bu Irmağın suyundan Kâfirler güruhuna karşı bize yardım et!" dediler!  Câlût'un askerlerinden pek çoğu, Câlûtla karşılaşmaktan korktukları için, ırmaktan içtiler. Ancak, su içmeyenler, Tâlût'la ırmağı geçtiler. Ancak, su içmeyenler, Tâlût'la birlikte ırmağı geçtiler. Avuçları ile içenler ise, suya kandılar ve susamadılar. Irmağı geçip Câlût ve onun ordusu ile çarpışanların sayısı, Eshab-ı Bedr'in sayısı kadar, üç yüz on küsürdü. Câlût ve askerleri, Tâlût ve askerleriyle karşılaşıp birbirleriyle çarpışmaya hazırlandıkları zaman, Câlût, Tâlût'a:

"Benim kavmim ve senin kavmin ne için öldürülsün? Ya sen karşıma çık, benimle çarpış! Ya da istediğin kimse, karşıma çıkıp benimle çarpışsın! Eğer, ben seni öldürürsem, senin mülk ve saltanatın, benim olsun! Eğer, sen beni öldürürsen benim mülk ve saltanatım, senin olsun!" diye haber gönderdi. Bu teklif, Tâlût'a çok ağır geldi!

Ordusunun içinde nidâ ettirerek; "Kim, Câlût'u öldürürse, kızımı onunla evlendireceğim! Mülk ve saltanatımın ve servetimin yarısını, kendisine bırakacağım!" dedi.

Câlût'la çarpışmaktan korkarak, hiç bir kimse, Tâlût'un davetine icabet etmedi.

Bunun üzerine, Tâlût; Şemüyel Aleyhisselâm'a baş vurup, onun bu hususta, Allah'a dua etmesini istedi. Yüce, Allah, Şemüyel Aleyhisselâma: "Allah, Câlût'u, filanın oğullarından, filanın eliyle öldürecektir! Câlûtu öldürecek olanın alâmeti de şu yağ boynuzu, onun başına konulunca, içindeki yağ kaynayacaktır! İşa'nın oğlu, Calût'u öldürecek kimsedir! Ben, onu, senden sonra, Halife yapacağım. O, davar çobanıdır! İşa'ya söyle, oğullarını, sana, birer birer göstersin!" diye vahyetti.

Bunun üzerine, Şemüyel Aleyhisselâm, İşa'yı çağırıp, kendisine: "Oğullarını, bana getirip göster! Yüce Allah, oğullarının içinden birisinin eliyle Câlût'u öldüreceğini bana Vahyetti!" dedi.

İşa: "Olur ey Allah'ın Peygamberi!" diyerek, Oğullarından, her biri, direğe benzeyen on ikisini getirip, Şemüyel Aleyhisselâma gösterdi.

İçlerinde en boylu boslu, güzel yüzlü ve görünüşte, en üstünü ve hoşa gider olanı da bulunuyordu. Yağ boynuzu, birer birer onların başları üzerine konulduğu halde, hiç bir şey görülmedi. Bunun üzerine, Yüce Allah, Şemüyel Aleyhisselâma: "Allah'ın, insanları suretlerine, görünüşlerine göre değil, kalplerinin iyiliğine ve düzgünlüğüne göre, üstün tuttuğunu", vahy ile bildirdi. Şemüyel Aleyhisselâm, İşa'ya: "Senin bunlardan başka oğlun var mı?" diye sordu. "Yoktur!" dedi.

Hz. Şemüyel: "Rabb'im, yalan söylediğini, bunlardan başka oğlunuz daha bulunduğunu bana haber verdi!" dedi.

İşa, "Ey Allah'ın Peygamberi! Doğrudur! Benim Davut adında bir oğlum daha vardır. Fakat, halkın, onun kısa boyluluğunu ve çelimsizliğini, görmesinden utandığım için, koyunlarımı güttürmek üzere, kendisini, geride bıraktım!" dedi. Hz. Şemüyel, "Nerede o" diye sordu. İşa; "Filan vadinin filan yerinde, filan dağın, filan yerindedir" dedi. Hz. Şemüyel, hemen, o tarafa gidip onu buldu. Kendisinin, vadide, akan sel sularına, davarların düşürmemek için, ikişer ikişer taşıyıp geçirmeğe çalıştığını görünce: "İşte, hiç şüphesiz, budur o! Hayvanlara böyle acırsa, o, insanlara, daha çok acır!" dedi.

Yağ boynuzu, onun başına konunca, içindeki yağ, kaynamaya başladı.

DEVAMI GELECEK SAYIDA; İNŞALLAH.

                                               

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Göçer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.