ENERJİ DERKEN?

2020 yılı başında çıkan ve bugüne kadar hala etkisinde bulunduğumuz salgın hastalık hayatımızı şekillendiren kavram ve gerçeklerin tamamını çok derinden etkiledi. Bu büyük etkilemenin! her alanda sonuçları olacaktı ve olmaya devam edecek gibi görünüyor. İşte bu salgının sonuçlarından bir tanesi ise uluslararası anlaşmalar ile güçlü devletlerin 1945’te (Bknz. Birleşmiş milletler güvenlik konseyi üyeleri) kabul ettiğini sandığımız sınırların değişmezliği anlaşmasını, kabul edenlerden birisi olan Rusya (eski adı ile SSCB) tarafından yok sayılarak egemen bir devlete işgal harekatı düzenlemiş olması. Orta çağ da olduğu gibi devletler katma değer konusunu bilmedikleri için, kasaları boşaldığında bu boş kasayı doldurabilmek için kendilerinden güçsüz, hasım gördükleri diyarlara birtakım bahaneler ile sefer düzenleyerek o hasımlarının zenginliklerini kendi hazinelerine katarlar… Nitekim Rusya da ‘Çok daraldığını’ bahane ederek aslında pandeminin ekonomisini alt üst etmesi ve bunun altından kalkamayacağını gördüğü için çok eski bir yönteme başvurdu.

Bu işgal hareketi Rusya’nın kapasitesinden korkan ve tarihleri boyunca hep korku kültürü ile hareket eden Avrupa kıta ülkelerinde panik havası yarattı. Yaratması çok doğaldır çünkü Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan ve tüm dış stratejisini tamamen ticaret savaşları! üzerine kuran Almanya’nın doğalgaz ithalatının büyük bir kısmı; Yaklaşık %32 ile 3’te 1’ lik bölümü boru hatları ile Rusya’dan sağlanmaktadır. Avrupada bu panik haksız kalmamıştır çünkü görülmüştür ki işgale karşı çıkan ve kendisini suçlayanları Rusya ‘gaz arzında kesinti olması veya gazın fiyatlandırılmasındaki değişiklikler’ ile korkutmaktadır.

Bu olaylar zinciri yani pandemi + işgal harekatı, küresel çapta insan hareketliliğini de tetiklemiş ve devletleri oluşturan toplumlarda varoluş endişesini artırmıştır. Var olma endişesi milli politikaların gözden geçirilmesi ve sınırların kalktığı devletlerden tekrar kendi kendine yetebilme özelliğine sahip devletlere evrilme çabalarını artırmıştır. Bildiğimiz tanımı tekrar yaparsak tam bağımsız olabilme günümüzde enerjide dışa bağımlılığı sıfıra indirebilmek demektir. Fosil yakıtların bırakılıp tam elektrik toplumuna dönüşümü başarabilen toplumlar, medeniyet skalasında rakiplerinden bir adım önde olacaklardır. Tabi tamamen dış bağımlılıklarını bitirerek. Bunu yine orta çağ dan kale duvarları ile çevrilmiş ve içeride her ürünü kendisi üretip toplumuna sunabilen bir çevrimi yakalamış şehir devletlerine (site devletler) benzetebiliriz.

Almanya’dan neden örnek verdiğime gelirsek, hem çoğumuzun yakından tanıdığı bir devlet hem de bu bağımlılık sorununun bu seviyeye gelebileceğini (bu çağ da böyle bir savaşı) öngörememiş olmalı ki enerji açığının (petrol + doğalgaz) neredeyse 3’te 1’ini sadece bir ülkenin elindeki enerji ile kapatma yoluna gitmiş, yani yularını dış güçlerin eline kendi isteği ile bırakmış. Fakat uyandığının da göstergeleri enerji tablolarına yansıyor. Hatanın neresinden dönülürse kardır. Bugün G7 denilen başta ABD olmak üzere bu gelişmiş ülkeler gurubunun enerji üretim çeşitliliğine bakılırsa, yenilenebilir yani doğa güçleri (güneş, rüzgâr, dalga) ile enerji üreten sistemleri çok hızlı bir şekilde enerji altyapılarına kattıklarını ve enerji ihtiyaçlarını sınırlı miktarda olan fosil yakıtlardan yavaş yavaş arındırdıklarını görüyoruz. Amerika son 10 yılda enerji ihtiyacının %18’ ini, örnek verdiğimiz Almanya ise son 10 yılda enerji ihtiyacının %7’ si oranında sistemindeki enerji üretimini yenilenebilir kaynaklara çevirmiştir. ABD’nin %18 i dediğimiz miktar tüm Türkiye’nin elektrik üretiminin 2 katından fazladır bunu belirtmekte de fayda var. Türkiye demişken ülkemizde bu oranın sisteme yansıması son 10 yılda %1,6’dır fakat önemli ölçüde bu konuda çalışma ve dönüşümler devam etmektedir.

Yeri gelmişken makalemizin başlığında da belirttiğim enerji derken neden bahsettiğimi yukarıda özet geçerek anlatmaya çalıştım. Kardaşev endeksi denilen varsayımsal bir indeks vardır ve bir uygarlığı (tabi burada bahsi geçenler evrensel uygarlıklar) enerji kullanımı- kullanabilme miktarına göre sınıflandırır. Bizim insan uygarlığı bu skalada 2022 yılında tip 0 yani 0,81 civarı bir medeniyettir ve endekse göre 1 seviyesine yani tip 1 medeniyet olmamız için mevcut şartlar altında 2100’lü yıllar öngörülmektedir. Bu skalada göstermektedir ki insanoğlunun enerji kullanımı ve enerjiye olan ihtiyacı her geçen gün defaatle artmaya devam edecektir ve etmek zorundadır. Bunu erken gören büyük dediğimiz devletler tüm dünyadaki fosil yakıt kapasitesinin %90’ına yakınını ellerinde bulundursalar da bu enerji kaynağının sınırları olduğunun, bir gün biteceğinin ve alternatifler geliştirmeleri gerektiğinin kesin olarak farkındalar. ( CO2 emülsiyonu içinde zorunlu ancak o başka bir yazının konusu olacak) Enerji üretimi ya da bağımsız enerji üretimi, devletlerin bağımsız politikaları için zorunluluktur ve acil çözümler üretilmesi gerekmektedir. Günümüz teknolojisinde enerjinin bireyselleşmesinin de önü açılmaktadır ve destek görmesi devletlerin sırtından enerji istihsali yükünü yurttaşları aracılığı ile alabilecek durumdadır. Enerji derken işte bu konunun milletlerin istikbalini belirler bir noktaya geldiğinin açık örneklerini canlı canlı görüyoruz. İyi okumalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.