BUĞDAY TANESİ

Buğday tanesinin hikâyesini bilir misiniz? Toprağa düşer, saçarlar buğdayları. Toprağa aşıktır buğday tanesi, hayatı orda bulur, orda yeşerir, orda yavrular, orda aile olur… Mücadele dolu; kar yağacak, yağmur yağacak, zemheri geçecek üstünden… Ne yapsın buğday tanesi odunu yok yakacak, sobası yok içine atacak. Hep umutla doludur, güneşin kavurucu sıcağında sapsarı başakları ile dans edeceği günü bekler. Bu yol un olmak, ekmek olmak, bir iken bin olmak, öğütülmek, kavrulmak, hamken yanmak, yanmışken lokma olmak yoludur.

Kızım bir gün okuldan gelince ‘’anne ben buğday tanesi oldum ‘’ dedi. Çiftçi gelir eker, bulutlar gelir yağmuru verir, çiftçi çapa yapar ve karşınızda salınan buğday tanesi… Fotoğraflarına baktım. Nasıl da buğday tanesi olmuştu.

Hepimiz bu yolda değil miyiz? Hepimiz birer buğday tanesi. Bu yeryüzünün kimimiz kurak bölgelerine, kimimiz nemli, kimimiz humuslu, kimimiz taşlı bölgelerine düşmüyor muyuz? Düştüğümüz toprağın şartları, çiftçimizin şartları, yağmurlarımız, güneşimiz etkilemiyor mu başaklarımızı…

Buğday tanesi ayazı yemeden bahara merhaba diyor mu? Yağmur çamur içinde kalmadan yeşeriyor mu? Ya o kavurucu sıcağı, o rüzgârları yemeden başakları doluyor mu? İşte bizim yolumuzda böyle; hayatımızda kar yağacak sular altında kalacağız, kimi zaman kuraklık olacak mücadelemiz, kimi zaman sel altında kalacağız, hayat yükü altında boğulacağız. Tüm bu zorlu günleri geride bıraktığımızda başaklarımıza yel değecek içi dolacak buğday tanesinin, şen şakrak dans edeceğiz toprakta, bir iken bin olacağız…

‘’Buğday Tanesi ‘’ ni en güzel Yavuz Bingöl seslendirmiş bana göre öyle içten öyle samimi. Buğday tanesinin etrafını börtü böcek salar; bir de onlarla mücadele eder… Bizim etrafımızda kimi zaman börtü böcek ile dolmuyor mu? Hayırsız olan ne varsa mücadele etmiyor muyuz? Hayırsız eş ,evlat, akraba, dost, arkadaş…

Kimi zaman sağlığımız, kimi zaman malımız, kimi zaman en önemlisi sevdiklerimizle sınava çekiliyoruz. Ayakta kalma mücadelesi bu. Ekmek olma yolunda verilen mücadele. Değirmenlerde öğütmüyor muyuz kendimizi? Fırınlarda yanmıyor muyuz? Hamdım, piştim, yandım evresini yaşamak uğruna girmiyor muyuz bu değirmene?

Evet buğday taneleri… Hayatımızda olan tüm karlar, yağmurlar, börtü böcek olmasa biz olmayız… Eğer başaklarımız dolacaksa, dans edeceksek gün ışığında, selam vereceksek bulutlara, gökyüzüne o toprağın altındaki mücadele vız gelir bize… Şimdi tüm karlara, boranlara selam olsun diyelim…İyi ki olmuşlar, onlar olmasa nasıl gelirdik bu günlere?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.