GURBET

Hiç burnunuzun direği sızlayıp, gözyaşlarınız içinize aktı mı? Hani boğazınıza düğümlenir de konuşamazsınız… İşte gurbet tam da bunları hissettiriyor insana. Kökü sılada olan bir ağacın dallarını canını yakarak taaa uzaklara uzatmışlar da ‘’hadi burada yeşermeye devam et ‘’ dercesine acı.

Kökü sılada olan ağacın dalları gurbette yaşasa da olmuyor. Yağmurlar sıladaki gibi yağmıyor, güneş sıladaki gibi gülmüyor. Özlemlerle doluyor insan. Çocukluğunun geçtiği, tüm hayallerini ilmek ilmek işlediği sokakları özlüyor. Memleket havası denen oksijeni bol, sevgi kokan sıcacık akşamları arıyor. Aynı hikâyeyi anlatıp aynı hüzünlere boğulduğu, aynı hikâyede aynı sevinçleri yaşadığı insanları özlüyor.

İnsanın karnı tok, sırtı pek olsa da dört dörtlük olmuyor. Doğduğun yer değil , doyduğun yer deseler de memleket; yüreğinin açlığı hiç geçmiyor. Hep o parlak yıldızları, omzuna sevgiyle dokunan emmi leri, dayıları, sonra tandır ekmeğini, bir lokmasını bin kişiye verecek yüreği güzel insanları, ‘’hani vardı ya…’’diye başlayan bitmek bilmez sohbetleri özlüyorsun.

Bıçak bilenir de keskinleşir ya… İnsanın hasreti de gurbette her gün bileniyor. Hele sensiz geçen dost meclisleri… Uzaktan duyuyorsun doğan bebeleri, uzaktan gönderiyorsun sevdiklerinin ruhuna Fatihaları… Mezarının nerde olduğunu bilmediğin sevdiklerin oluyor. Her anına tanık olamadan büyüyor daha dün doğan yeğenlerin. ’Ben senin çocukluğunu bilirim ‘’ diye başlayan sohbetlerin azalıyor.

Gurbet insana kendini bile özletiyor. ‘’Canı sağ olsun yeter.’’ Dediklerin var ya orda; varlığına şükrediyor, kavuşmanın hasretiyle yanıyorsun. Bayramlar başka oluyor sende. Tüm yüreğini açıp içine sığmayan özlemleri, sevinçleri paylaşmak istiyorsun. Sevdiklerinin gözünün içine bakıp hep o sevgi dolu bakışlar hafızanda çivi gibi çakılı kalsın istiyorsun…

Gurbet insanı olgunlaştırıyor. Sevdiklerinin yanında olmasının, elini omzuna koyan dostlarla acı bir kahveyi paylaşmanın kocaman bir nimet olduğunu öğreniyorsun.

Sonra gurbet yürekte olmasın. Yollar açılır, dağlar aşılır diyor ; ‘’Canları sağ olsun yeter’’ dediklerine gurbetten özlemle bakıyorsun….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazife Yetişgen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Arif Bilgin - Hoş geldiniz. Tebrik ederim. Yazılarınızı devam edeceği düşüncesi ile başarılar dilerim.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 11:30
03

veysel Tepe - Gurbet Demircilik de Sögütlü kenarinda Kavak agaclarinin gölgesinde mantar közlemeyi özletir bazi zamanlar bazida sögütlünün soguk sularinda serinlemeyi özletir.

illede Ana Baba hasreti cekmek zorgelir, neticede gurbet Türkün töresinde gelir.

Yüregine saglik Nazife hanim Almanyada sevgiler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 11:30
01

Yusuf - "KÖTÜ AVRAT KETEN DEYI ,KÖTÜ ERKEK VATAN DEYI AGLAR " DERDI ANAM.GURBETE DE ALISTIK AMA BIZDEN DOGANLARA GURBET OLDU BIZIM SILA DEDIGIMIZ YER.BUNDAN SONRASI GURBETTE DE YADIRGIYIZ , MEMLEKETTE DE ...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 11:30