MANGALDA PİŞEN ET!!!

23 Kasım 2021 günü saat 21.00'da TRT'deki bir programda öğretmenle ilgili zengin ve fakir ailelerin yaşadığı, mahalle sakinlerinin çocuklarının birlikte okumaları gereken bir okulda öğrencileri iki gruba ayırdılar. Fakir çocukların sınıfı okul idaresi ve öğrencileri istenmeyen bir sınıf OLARAK değerlendirildi. Ama ilerleyen zamanlarda öğretmenlerinin cansiperane gayret ve fedakârlıklarıyla bu öğrencilerin başarıları göz kamaştırıcı boyuta yükselecektir. Demek ki sevgiyle, adaletle, sabırla imkansızmış gibi görünen her şeyde muvaffak olunuyormuş.

"Kaybetmek çok kolay, kazanmak çok zordur "

1970'de Cumhuriyet İlkokulu'na tayinim çıkmıştı. Birinci sınıf için idare beni görevlendirdi. Sene sonu gelmişti. Öğrencilerin bir yıllık yorgunluklarının giderilmesi için okul idaresi tarafından bir gezi plânlandı. Pınarbaşı mesire alanına her sınıf ,öğretmenleri eşliğinde yaklaşık üç km.yolu yaya olarak yürüdük. Öğrenciler ve öğretmenler mesire alanına vardıktan sonra dinlendiler. Çocuklar oyun oynadılar, eğlendiler. Öğle olmuş, herkesin karnı acıkmış yemek vakti gelmişti.

Öğrencilere getirdikleri azıkları yeme talimatı verildi. Ben yemek yiyen öğrencileri görmek için gezmeye başladım. Bir kısım öğrencilerin sofrasında soğan, ekmek, salatalık, domates, peynir...vs. yiyecekler vardı. Birkaç öğrencinin sofrası böyle değildi. Mangalı kömürle doldurmuşlar, kor halindeki mangalın üzerindeki eti ellerindeki yelpazeyle havalandıra havalandıra pişiriyorlardı. Mangal ve dumanı diğer öğrencilerin de dikkatini çekmişti. Ancak canı çeken öğrenciler değil de öğretmenler mangal-kebap sofrasına buyur edilmişlerdi. Bu davet beni rahatsız etti. Diğer çocukların bu kebaptan nasiplenmemesi, onların soğan ekmek yerken bu sofradaki kebaptan mahrum kalmaları ve öğretmenlerin özellikle bu sofrayı tercih etmeleri içimi acıtmıştı!

1970-71 yılını bitirdik. Okul idaresince her sene gelenek haline gelen gezi için öğretmenlere duyuru yapıldı. Ancak " bu geziye katılmayacağımı " idareye söyledim. Müdür, "ne sebeple katılmayacağımı" sordu. Ben de "pikniğe giden öğrencilerin tamamı tek tip yemek yemezlerse bu işte olmayacağımı" belirttim. "Tek tip yemeği nasıl başaracağımı" bana sorunca ben de "bu organizeyi bana bırakırsanız ayarlarım, dedim.

Benim menüm bulgur pilavı, salata, ayran ve cacık olacak, dedim. Tüm sorumluluğu üstlendim. Geziye birkaç gün kala her öğrenci başına yüz gram bulgur, bir domates, bir salatalık, bir soğan, maydanoz ve yoğurt ... alındı.

O gün gelmiş çatmıştı. Bulgurların kaynatılacağı büyük kazandan iki kazanı mesire yerine (Pınarbaşı'na) ulaştırdım. Pilav yapılacak iki ocak kurdum. Öğrencileri ateşi yakacak çalı çırpı, odun için görevlendirdim. Kazanları kurdum. Gereği kadar su ekledim, ocağı ateşledim. Getirilen malzemeleri de hoca hanımlara hazırlamaları için rica ettim. Onlar bu işle meşgul iken, ben de kazandaki pilavla uğraşıyordum. İki kazan dolusu pilav pişmiş. Büyük leğenlere (teşlere) bölmeden önce kazanların üzerindeki pilavın ısıtılacağı tereyağını iki kazana eşit gelecek şekilde dökülüp karıştırıldı. Yağların daha iyi karışımı için teşlere bölünüp tekrar karıştırıldı. Pilav hazırlandı. Üç yüz elli öğrencinin salata, pilav ve ayranı sofraya konuldu. Sıra yemeklerin taksimine gelmişti. Öğrenciler halka halka daire şeklinde oturmuş, önlerine konan pilav, cacık ve ayranla güle oynaya yemeklerini büyük bir iştahla yemeye başladılar.

İşte, içime sinen yemek şekli buydu! Zengin ve fakir çocuk yoktu ortada. Tek yürek olmuş kardeşlik vardı soframızda.

Adaletin olduğu yerde huzur, barış, sevgi, dayanışma, kardeşlik vardır. Tıpkı pilav sofrasında olduğu gibi...

......................

Veli Yüce

(Emekli Öğretmen)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Veli Yüce - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Salih Kılınç - Yüreğinize sağlık Sayın Öğretmenim... Öğretmenlik mesleğini, sadece okuma yazma-dört işlem-ülkemizin komşuları vb. bilgilerden ibaret sanan ve maalesef bu bilgileri bile yeterince öğretemeyenlerin oldukça fazla sayıda olduğu günümüz için, adalet-eşitlik timsali insanlık örneği gayretiniz ve anınızı büyük memnuniyetle okudum ; çok takdir ettim...Öyle pisboğazlar gördüm ki " bunlar nasıl vicdanlarının sesini duymazlar ? " diye düşünmeden yapamadım...Maalesef, erdemli düşünce ve davranışlardan hızla uzaklaşan bir girdaba kapılmış haldeyiz. Her şeye rağmen bu asil duygulara sahip az sayıda da olsa " gerçek-örnek " öğretmenleri ; başta Siz olmak üzere yürekten kutluyorum. Sağlık ve huzur dolu ömür dilerim. Saygılarımla...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Kasım 13:14
03

Ali İhsan Yinanç - Değerli Öğretmen Veli Yüce'nin anı-öyküsünü zevkle okudum.

Bu makaleden alınması gereken bir deş daha var.

EĞİTİM KURUMLARINDA YÖNETİM, EMİRLE DEĞİL; ÖĞRETMENİ DİNLEYEREK olmalıdır. Öğretmene kulak verilirse, başarı artar.

Kutluyorum Veli Beyi ve müdürünü.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Kasım 13:14
01

Abdullah - Bir okul md. Personel sayısı kadar danışmanı vardır .Herbirinin değerlerini bilenler için. Veli hocama tşk.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 27 Kasım 13:14