BİZ NE YAPABİLİRİZ Kİ…???

Uzun ve yorucu bir günün ardından nihayet eve geldim ve tabiî ki her ev kadını gibi bende akşam yemeği için bir şeyler hazırlamalıydım.

Malum evde yapılacak en önemli işlerden ve bence en zor olanı diyebileceğim bir durum. Her gün ne pişirsem diye düşünmeyen ev hanımı yoktur sanırım. Ne kadar zor olsa da evdeki malzemelerle mutlaka bir şeyler sofraya konulur ve ev halkı doyurulur.

Zorunlu olmadıkça dışarıda, lokanta ve benzeri yerlerde yemek yemekten çok hoşlandığım söylenemez. Özellikle çocuklarıma da bu konuda üzülürüm. Malum büyükşehirde yaşamanın bir dezavantajı da çocukların sabah erken çıkıp, geç saatlerde eve gelmeleridir. Mecburen en az bir öğünü dışarıda yemek zorunda kalıyorlar.

Şimdi diyeceksiniz ki bu konu da nereden çıktı!

Aslında, benimde pek aklımda olmayan bir konuydu zira eve gelirken markete uğrayıp alışveriş yaptım. Uzun zaman aralıklarla alışveriş yaparım. Genelde eşim bu işlerle ilgilinse de son zamanlarda arada eşlik etmeye başladım. Her şeyden önce gerek pazar, gerekse market alışverişi beni oldukça şaşkına uğrattı. Neden diyeceksiniz, öncelikle temel gıdalardaki fiyatlar, daha sonra ithal yiyecekler! Neredeyse tüm bakliyatların, et ve balık ürünlerinin ithali, pazarda birçok sebzenin GDO lu, hormonlu olması vs.

Kısaca neyi nasıl alacağımı şaşırdım.

İsterseniz sizde dikkatlice bu konuyu bir düşünün!

“Marketten aldığınız gıdaları masaya dizin, büyükannem hangisini mutfağa, hangisini çöpe götürürdü diye düşünün. Doğru kararı vereceksiniz! Bizler, gıda maddesi görünümündeki fabrikasyon ürünleri, rafine ürünleri tüketerek vücudumuzu kandırdığımızı, bir şekilde beslendiğimizi, ihtiyaçlarımızı karşıladığımızı düşünebiliriz. Ama vücudu kandırmak gerçekten kolay değil. Vücudumuz bize gereken cevabı veriyor: Aşırı yağlanmayla, insülin direnciyle, diyabet başta olmak üzere hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, tiroid bozuklukları gibi metabolik hastalıklarla bize gerekli mesajı iletiyor.” Son yıllarda bu hastalıklar ne kadar arttı hiç dikkat ettiniz mi?

Ne eti yediğimizi bilmiyoruz!

Ekmeğimizde, yağımızda, yoğurdumuzda vs. bir sürü gıdalarda sağlıksız katkı maddeleri!

Peki, biz ne yiyeceğiz?

Öyle ki, bir ticari sektör daha çıktı piyasaya her şeyi organik, doğal gıdalar adı altında iki, üç katına satıyor ürünlerini sanki gerçekten doğalmış gibi…

Ne oldu bize, biz tarım ülkesiydik, hayvancılıkla geçinen bir millettik. Eğer hatırlarsanız Sosyal Bilgiler ve Coğrafya derslerimizde ülkemizi incelerken hangi bölge ne ile geçiniyor, ne yetiştiriyor kısmında tarım ve hayvancılık bir numara geçim kaynaklarımızdı. Eski günleri arar olduk. Ben köy kızıyım. Çocukluğumda tarlalarımızdan bakliyatımızı, hayvanlarımızdan etimizi, sütümüzü her şeyimizi karşılar fazlasını şehirlere satardı babam. Eskiden büyükşehirlerde de bu gıdaları kolaylıkla bulabiliyorduk.

Ama şimdi! Nerede verimli toprak varsa ya su sorunu yaşıyor, yada termik santral yapılmaya kalkışılıyor. Oysa ki termik santral yerine güneş santralı, rüzgar santralı düşünülse, ya da o araziye su kaynakları temin edilse çiftçilerde göç yerine arazisini eker biçer hem kendisine hem de ülkeye hizmet etmiş olurlar.

Bu şartlarda ne yediğimizin ne içtiğimiz suyun ne de aldığımız havanın sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.

Durum böyle olunca biz ne yapabiliriz ki!

Her gün televizyona çıkan doktorlar sağlıklı beslenin hasta olmazsınız diyorlar. Hadi gel de bu şartlarda sağlıklı beslen!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülser Yaman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Yüce - Sağlıklı beslenebilmek için köyden kente göçü durdurmak gerekir. Köylü kardeşlerimiz yumurtayı, sütü ekmeği çarşıdan almaya başladı. Üretim yok hep hazırcı. Köylü ne kadar doğal olarak ürün yaparsa insanlarda fabrikasyon mamullerinden o kadar uzak durur. Markette satılan her ürünün içeriğini okuması gerekiyor onu da okuyabilirse (Yazıların küçüklüğünden)

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 12:11
03

Kamuran kırılmaz - Modern ve luks yasama hevesleri malesf bizi dogalliktan uzak ve sagliksiz beslenmenize sebebiyet veriyor guzel anlatmisiniz anlayana

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 12:11
02

Gocmen zobasi - Fazla arastirmaya gerek yok hepimiz geberip gedecez iste, onun icin rahat olmak gerek bol bol gdo, kimyasal ne bulduysak...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 12:11
01

İlhan - Syn Gülser hanım insanlarımızın köy şehir diye ayırdımı yok şimdi köydeki kardeşim yumurtayı yağı peyniri gelip şehirden alırsa hayvan beslemez ise durumumuz vahim vAllaha Allah hayırlısını versin yazı cok güzel eline sağlık

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 12:11