ORADA BİR KÖY VARRR…DI !

Çocukluğumun bir köyde geçmesinin hep büyük bir şans olduğunu düşündüm. Şimdi büyük şehirlerde çocuklar dört duvar arasında, yanlarında ebeveynleri olmadan sokağa adım atamıyorlar. Ben gurbetçi Akbayırlı olarak, hafızamda kaldığı kadar çocukluk yıllarımı yazmaya çalışacağım. Mutlaka hatırlamadıklarım da olacaktır.

Akbayır, Elbistan ilçesine bağlı en eski köylerden bir tanesidir. Elbistan ilçesine 13 km mesafededir.

Bundan iki yıl önce uzun zaman sonra gittiğim köyümde çocukların oynadığını görünce hem çok mutlu oldum, hem de çocukluk anılarımı yeniden yaşadım.

En son iki yıl önce gittiğim köyle çocukluğumdaki köy arasında elbette çok değişiklikler var.

Hiçbir teknolojnin olmadığı gibi ne elektrik, ne de su vardı evlerde. Çamaşır, bulaşık yıkama, banyo yapma çeşmeden taşıma su ile yapılırdı. Evimiz iki katlıydı. Sabah erkenden annem kalkar koyunlara, kuzulara, tavuklara yem verirdi. Genelde evimiz kalabalık olduğu için evde iş dağılımı vardı. İki ablam öğretmendi ve onlar görevlerine giderdi. Evde olan ablamlar da anneme yardım ederdi. Ben de küçük olduğum için çeşmeden su getirirdim. Akrabalardan, eş ve dosttan bir istek olursa onları yapardım. Tavuklara, hindilere yem verirdim.

Yazları başka güzel olurdu köyümüz. Kışları daha başka olurdu. Her dönem ayrı güzel geçerdi. Yazın telaşı çok olurdu. Tarlalar ekilir, biçilirdi. Tarlalarda en çok buğday, nohut, arpa, fasulye, şeker pancarı yetişirdi. Zaman zaman bu tarlalarda çalışanlara azık götürürdüm. Arada eve dönmez onların yanında kalır ben de biraz çalışırdım. O buğdayların biçilip kapı önlerine yığılması, daha sonra bulgur kaynatılması, tarhana yapılması, imece usulü sabahlara kadar kış ekmeği yapılması hepsi ayrı bir güzellikti. Hatta yaz akşamları o buğdayları gece birisi beklerdi. Arada bekleyenin uykuya dalmasını takip eder, buğdaydan bir miktar alır; ertesi gün bakkala verir, karşılığında lokum bisküvi alır büyük bir zevkle yerdik.

Köyde akşamüstü güneş batınca evlerde bir telaş başlardı. Yine çeşmeden sular taşınır, evlerdeki su küpleri doldurulurdu. Gaz lambalarının başlıkları isli ise yıkanır, silinir, temizlenir, gazları doldurulurdu. Her evde birden fazla lamba yakılırdı evin durumuna göre. Ayrıca yataklar yapılırdı hava kararmadan. Her gün evlerde bu telaş yaşanırdı.

Kış aylarında sobalar sabah erkenden yanar sobaların üzerinde çay kaynamaya başlardı. Kahvaltı hazırlanırken dışarıda da soğuk sisli havada sabahın o çok erken saatlerinde bazen başka köylerden eşeklerin üzerinde odun getirilir, satılırdı. Gün içerisinde yine günlük işler yapılır, akşamüstü hazırlıklar tamamlanır ve kış akşamlarında ev gezmeleri daha çok olurdu. Uzun kış akşamlarında zaman ancak böyle geçerdi.

Her pazartesi Elbistan’a haftalık alışveriş için gidilirdi. Köy ile Elbistan arasında jipler çalışırdı. Traktörü olmayan jiple giderdi.

Ben Pazartesi günlerini hiç sevmezdim. Çünkü Malaplılar köyümüzden geçerdi ve her seferinde su taşırken, yolumu çevirip taşıdığım kovadaki sudan içerledi bende kovada kalan suyu döküp yeniden çeşmeye giderdim. Çocukluk bu ya, çok kızardım, arada yolumu değiştirmeye çalışırdım.

Yaz aylarında hep dışarıda oynardık. Evimizin hemen arkasında dut ağacı vardı, biz akşama kadar ağacın tepesinden inmezdik. Evden pek uzağa gidemezdik. Annemiz, babamız izin vermezdi. Onlar bize seslendiklerinde duymamız gerekirdi.

Kış aylarında evimiz kalabalık olurdu. Odaların birinde köyün öğretmenleri kalırdı. Okul yolumuz çok uzak değildi ama yol yağmurlu, karlı havalarda oldukça çamur olurdu. Ellerimizde odunlar, okula giderdik. Herkes okul çantasının yanında evden odun da getirirdi. Sınıfı gelen bu odunlarla ısıtırdık. Öyle soğuk olurdu ki sobaya yakın oturan hep şanslı olurdu.

Evettt, ‘’Orada bir köy varrr…dı’’ şimdi Elbistan’ın mahallesi oldu.

Aslında bu yazıyı yazmadım, sanki yaşadım. Hepsi gözümün önünden tek tek bir film şeridi gibi geçti. Elbette bitmedi yazacaklarım. Kalan hatıralarımı da bir sonraki yazıma bıraktım. Okuyan herkese teşekkür ediyorum.

Sağlıcakla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülser Yaman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Elbistanın Sesi Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Elbistanın Sesi Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Elbistanın Sesi Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Elbistanın Sesi Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

11

Tahsin ÖZTUNÇ - Gülser Hanımın yazılarını beğeni ile takip ediyoruz. Bu yazı da gerçekten güzel ayrıca köyde yaşamış herkes bu yazıdan kendisine bir pay çıkarır ve çocukluk dönemine götürür, Ellerine yüreğine sağlık ,başarılarının devamını diliyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
10

Yüce - O dönemlerde teknoloji pek bu kadar yok idi onun için insanlar birbirine karşı daha samimi ve dostça davranıyorlardı. Şimdi bu gibi değerler çok azaldı . Yeni yetişen teknoloji çocukları birbirine karşı pek sevecen gözle bakmıyorlar. Varsa-yoksa ellerindeki akıllı telefonlar ve bilgisayarlar. Tabi ki teknolojiyi bir kenara bırakacak değiliz. Yerinde kullanılırsa. Kalemine gönlüne sağlık hanımefendi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
09

BİRBİLEN - Sn.Gülser,köyünüze yeni bir termik santral yapılacağını;o verimli toprakların yok edileceğini,ekilemez hale geleceğini biliyorsunuz herhalde.Bu konudaki düşünce ve duygularınızı merak ediyorum doğrusu.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
08

G - Gülser hanım o çocukluk yıllarımı hatırlattın için çok çok teşekür ederim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
07

Kamuran kirilmaz - Gulser hanim o gunleri hatirlattin sana yazinizdan dolayi tesk ederim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
06

HÜSEYİN KILINÇ - BİR ELBİSTANLI OLARAK ÇOCUKLUĞUMU YAŞATTIĞINIZ YAZDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.SELAM VE SAYGILARIMLA.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
05

Adem zincirkıran - Orda bir köy var uzakta gitmesekte kalmamakta oköy bizim akbayır köyüdür dilinize sağlık gülsüm hanım çok güzel anlatmışsınız.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
04

Ramazan COŞKUN - Kaleminize dilinize sağlık o günleri yaşayan biri olarak adeta o günleri tekrar yasattigin için çok teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
03

mesut yaman - kardeş önce tebrik ederim okurken tekrar o günleri yaşadım.fakat fazla geriye gitme yaşımız meydana çıkacak.tabi ki şaka devamını bekleriz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
02

Gülser Yaman - Yazıma yorum yapan herkese çok teşekkür ediyorum..Zaman zaman benim gibi gurbette yaşayanlara özlem duyanlara, köyümüzün eski yaşam şeklini anılarımla birleştirerek kaleme alıyorum.Biliyorum ki özlem hepimizin içinde..Köyümüze santral yapılması konusundaki düşüncem asla verimli topraklara ve en en önemlisi insan sağlığına zarar gelmemesi adına karşıyım..Dilerim dikkate alınır ve bu düşünceden vaz geçilir..selamlar olsun İstanbul'dan..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29
01

Memleket sevdalısı - Bu santraller olmazsa ne kaybederiz;ne kazanırız?!!!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 12:29