banner136
banner191
(Baskıya hazır bekleyen kitabım ŞECERELER-3 / TERK EDEN ELBİSTAN 6 Sayfa: 62-69 arası. Şecere ve yazı kısaltılmıştır)
 
1) Şeyh İsa
2) İlyas
3) Yemliha
4) Hüseyin
5) Ali Rıza
6) Hacı Mustafa (Göv Kadı), çocukları:
7) Hacı Mehmet (Çerçi), oğulları:
8) Çerçi Mamo; çocukları:
9) Zeynep; çocukları:
10) …… Cuma
10) Zeliha (Kara Zalha)
9) Nuriye
9) Nurişah Uğur; bu kol “NURİŞAHLAR” adıyla anılır. Çocukları:
10) Ayşe; çocukları:
11) Nurettin
11) Hacı Bayram
11) Ramazan
11) Ziya
11) Tacettin
11) Mustafa
11) Perihan
11) Leyla
10) Hacı Ahmet Efendi; çocukları:
11) Hacı Hasan Uğur; Şair. Zebik Hanım ile evlendi; Çocukları:
12) Cuma, çocukları:
12) Mehmet; çocukları:
12) Gazi; çocukları:
12) Bahtiyar; çocukları:
12) Hüseyin; çocukları:
12) Caner; çocukları:
12) Taner; çocukları:
12) Fadime
12) Cevahir
12) Zübeyde
12) Beyhan
 
BİR ULU ÇINAR HACI HASAN UĞUR
 
Hacı Hasan Uğur (2013- Arif Bilgin Arşivi)
2013 yılında bir ziyaretemiz sırasında ben sordum, o cevap verdi. Bu arada özgeçmişini ortaya çıkartmış oldum. Nakledeyim:
Ana yaşım 1926’dır. Patatalar sökülürken doğmuşum. Ebem de Cingil Zalha isimli köyde doğum yaptıran ebeymiş. Anam böyle derdi…” diyen Hacı Hasan Uğur, nüfus cüzdanına göre 1926 yılında Elbistan’ın Söğütlü (Ambarcık) beldesinde doğdu. Şair’in annesi Kozanoğlu Ali Kiya’nın kızı Zarife Hanım, babası, Nuruşahlar (Uğurlar) kabilesinden Hacı Ahmet’tir. Onun babası Nuri Şah, onun babası Mamo ve onun da babasının adı Çerçi Mehmet’tir. Çerçi Mehmet Elbistan’ın yerli ailelerinden Akatlar (Yinançlarla) amcazadedir. Bu durum her iki tarafça söylenir. Bunu ben de duydum. İki anneden olan 11 kardeşin en büyüğüdür. Aynı kabilecen Cuma kızı Zübeyde (Zebey) Hanım’la 1944 yılında 18 yaşında iken evlendi. 11 çocukları (Cuma, Fadime, Mehmet, Cevahir, Gazi, Zübeyde, Hüseyin, Bahtiyar, Beyhan, Taner ve Caner) oldu. Ambarcık’ta okul yokken Çiçek köyünde yeni açılan ilkokula 1934 yılında yaya gidip gelmeye başlar. Birinci sınıfa 10 gün gittikten sonra öğretmeni zekasını ve başarısını görünce 2. sınıfa geçirdi; böylece 3 yıllık okulu 2 yılda bitirdi. Babası, ilkokul diplomasını alması için Ulu Camii’nin yanındaki İsmet Paşa İlkokuluna kaydettirdi ve bir de ev tuttu. Yanında üvey annesi kaldı. Dayılarının hepsinin şiire meraklı ve şair olmaları onun da içindeki ateşi harlandırmış olmalı ki ilkokul çağlarında Sürmeli Bey’in ve Karacoğlan’ın tüm şiirlerin okudu ve ezberledi. Kendisi de yazmaya başladı.
Hacı Hasan Uğur’un ilk şiiri (5. sınıfta iken yazmıştır) şudur:
Aktı Söğütlü taşları
Durmaz gözümün yaşları
Ambarcığa haber saldım
Şimdi gelir kardaşları
 
Yağar karı, gıcıları
Dert oluyor acıları
Ambarcık’a haber gitti
Şimdi gelir bacıları
İlkokulu 1939’da bitirdi. Sınıflarının hepsinde de birinci oldu. Malatya’da ortaokula yazdırıldı. Okurken halasının evinde kaldı. Son sınıfı okurken Sıtma’ya yakalanınca 3 ay okula devam edemedi ve sınıfta kaldı. Utancından okulu terk edip köyüne döndü. Üçe geçtiği yaz Kur’an öğrenmesi için köy imamına gönderildi. Kısa zamanda öğrendi ve aktardı. Daha sonra eşi olacak Zübeyde (Zebik) de Kur’an okumaya gelenler arasındadır. Gelip giderken bakışırlar, derken bir süre sonra Hacı Hasan’ın gönlü düşer. Zübeyde’nin sevdası içinde bir ateş gibi yanar durur. “Bu sevda da sınıfta kalmamama ve okulu terk etmeme sebep olmuştur.” der.
Köydeki arkadaşları neden okumadığını sorunca cevabını şiirle verir:
Bir aş geldi ezberletti heceyi
Ne ferman dinledi ne de hocayı
Öyle bir ateş ki sardı bacayı
Gönlümün sultanı eşe tutuldum
Asıl geçim kaynağı çiftçiliktir. Gençlik ve orta yaş dönemlerinde çiftçiliğinin yanı sıra kamyonuyla nakliyecilik ve biçerdöveriyle biçercilik yaptı. Aynı zamanda iyi bir yapı ustasıdır. Söğütlü’de ikamet ettiği ancak maalesef 2015’te yanan iki katlı, çok odalı büyük evini, tamamen kendisi yaptı. “Günde bin kalıp kerpiç atardım” dedi.
Sohbetimiz sırasında (1 Eylül 2013) aileye, doğan torun çocuğu ile 151. ferdin katıldığını söyledi.
Hacı Hasan Uğur, yöremizde halk şiirinin bir usta temsilcisidir. İlerlemiş yaşına rağmen her fırsatta yazar. Son yıllarında şiir, onun için boş zamanları değerlendirecek bir meşgale olmaktan öte hayata tutunduğu dal, nefes aldığı pencere ve dostları ile iletişim kurduğu bir mektup, bir telefon, bir gönül güvercinidir. Şiir yazmak onun adeta tiryakiliği; kısacası olmazsa olmazıdır. Şiirlerinin büyük bölümünü Sevda Saçtım Söğütlü’den (1995), Şardağı’ndan Bâd-ı Sabâ (2001), Kervanda Zaman (2005) ve Çınarın Gölgesi (2013) isimli kitaplarında topladı. Bazı şiirleri ile son iki yılda yazdığı şiirler henüz kitap olarak yayımlanmadı.
1995’te Kültür Bakanlığı’nın açtığı yarışmada Türkiye birincisi oldu.
Şiiri yazdıktan sonra okuyucularına ulaştırmayı, dolayısıyla bir an önce Elbistanın Sesi’nde yayınlanmasını arzu ederdi.  Okuyanın ne düşündüğü muhakkak önemlidir; ancak yayınlandığını görüp şöyle dünya gözüyle okumak ona farklı bir zevk verirdi;  keyiflenir adeta sırtında biriken dağların birinin daha kalktığını hissederdi.
Şiirli, şairli toplantılara davet edildiği zaman çok ağır olmamak şartıyla hasta bile olsa kalkıp gitmek için can atardı. Okunanları dinler, kendisi okumayı sever ve güzel bir üslupla okuduğunu fark ederek ve fark ettirerek okurdu…
Hacı Hasan Uğur, yaşadığı çevrenin kültürünü iyi bilen biriydi. Gezip gördü ve yaşadı. Uzun ömrüne birçok işi, macerayı, acı ve tatlı olayları sığdırdı. Şiirlerinde bunları yeteri kadar yansıttığı söylenemez; ama kullandığı mazmunlar, benzetmeler, kelimeler, deyimler ve anlatılar temsil ettiği çevrenin kültürünü yarınlara taşıma, en azından meraklısına ipuçları verme adına çok önemlidir. Keşke dili, seçtiği konuları ve üslubu bakımından günümüz şiirine yaklaşma kaygısından uzaklaşıp kendinin ve de içinde yaşadığı toplumun harcını oluşturan kültürün dilini daha çok kullansaydı diyeyim de artık gerisini anlayın…
Hacı Hasan Uğur zeki ve hafızası çok kuvvetli bir şairdir. Baştan beri şiiri, kendine bir hedef, bir görev olarak seçmiş olsaydı da öylece yolunda bulunsaydı, Türkiye’nin asırlarca unutulmazları arasında yeri muhakkak olurdu. Maalesef hayat şartları, ekmek derdi, çeşitli sıkıntılar, eğitim ve şiirle ilgili kitap okumama gibi etkenler, diline, kalemine yani şiirine adeta kelepçe olmuştur. Buna rağmen yöremizde önemli bir soluktur, şairlere örnektir, üstattır…
• H. Hasan Uğur “Çınar Gölgesi” isimli son kitabının önsözünde benim için şunları yazması gerçekten çok duygulandırmış ve memnun etmiştir. Var olsun, ömrü uzun olsun:
 
Şiirleri yazmak bana kolay, ama derlemek, toplamak, inceleyip hatalarını yanlışlarını düzeltmek o kadar zor ki… İşte böyle zamanlarda sevgili kardeşim Arif Bilgin yetişir imdadıma. İlk kitabımı baştan sona o hazırladı, daktilo etti, “Sevda Saçtım Söğütlü’den” adını bile o verdi. Kervanda Zaman kitabımın da işçiliğini büyük ölçüde o yaptı desem yeridir. Elinizdeki (Çınar Gölgesi isimli) kitaba gelince aynı şekilde gecesini gündüzüne kattı, seçti, yazdı, düzenledi ve kitap olacak aşamaya kadar titizlikle uğraştı. Bu yüzden ona bir şiirle teşekkür etmek istiyorum.
 
ARİF BİLGİN KİMDİR?
 
Arif Bilgin Hoca kimdir diyenler
Uğrayıp bir selam versin de görsün
Gönlü bir ederek kalpten sevenler
Onunla sohbete dursun da görsün
 
Hatırdan geçirmez ne sağ ne solu
Onun arz ettiği peygamber yolu
Evin dört tarafı kitapla dolu
Her varan kapıdan girsin de görsün
 
Eşi ile hiç olmamış küsülü
Resimleri duvarlarda asılı
Osmanlıca birçok eser basılı
Arz eden evine varsın da görsün
 
Onun işi daim yazmaktır işte
Rabbim esirgesin kalmasın kışta
Birçok eserleri vardır her yaşta
Milli Eğitimden sorsun da görsün
 
Bilmem ki Uğur’um daha ne yazar
Samimi dostlara değmesin nazar
Onda da ben gibi Allah aşkı var
Bilmeyen kalbimiz yarsın da görsün
 
• H. Hasan Uğur’un merhum eşinin de şair olduğunu çok sonra öğrendik. Eğer bilseydim, Elbistanlı Hanım Şairler isimli kitapta yer verirdim. Merhumeyi rahmetle anarak şiirine burada yer vermek istiyorum:
 
HACI HASAN UĞUR’UN EŞİ ZÜBEYDE UĞUR’UN ŞİİRİ:
 
Fidanların suyun içti
Domur olup güller açtı
Koklamadan geldi geçti
Gülme, gülme ağla gönül
Dünya dönüp çark eyliyor
Ne eylerse berk eyliyor
Ruh bedeni terk eyliyor
Gülme, gülme ağla gönül
Bir gün tiken biter başta
İsmimiz dokunur taşta
Sevenlerim görür düşte
Gülme, gülme ağla gönül
Yaratanı iyi tanı
Senden öncekiler hani
Seni de görürler seni
Gülme, gülme ağla gönül
Gündeğin güne arttı sızım
Uçup gitti oğlum-kuzum
On senedir ayaksızım
Gülme, gülme ağla gönül
Kuluyun kalmadı özü
Ateşlerde yakma bizi
Budur Zübeyde'nin sözü
Gülme, gülme ağla gönül
 
 
AYRILIK ACISI YAKAR YÜREĞİNİ KOCA ŞAİR’İN
 
• Dile kolay; çocukluk denilecek yaşlardan beri birbirini tanıyan ve seven insanlardan birinin kaybına ötekinin dayanması… Hacı Hasan Uğur da bu acıyı belli etmemeye çalışsa da ta yüreğinde duydu, ateş gibi yanan gözlerinde bazen nem bazen buğu, bazen de yanağından süzülen yaşlarla belli etti. Eşi Zübeyde Hanım’ın 10 Aralık 2014 günü vefatından sonra bin an bile unutmadığı hasretini, acısını şiirlerle dile getirdi. “Aşkın Bittiği Yer” adını verdiği yedi şiir yazmıştır. Ben birincisini takdim edeyim. Diğerleri kitabımda yer almaktadır.
 
 
AŞKIN BİTTİĞİ YER - 1
 
Bunca yıldır eşim diye severdim
Sevgisin başından attı da gitti
Her gittiğim yerde onu överdim
Derdini derdime kattı da gitti
 
Bunca çiçekleri hep bana verdi
Yükledi sırtıma olanca derdi
Bir mezarı benden ileri gördü
Bir avuç toprağa sattı da gitti
 
Daha gökyüzünde yıldızlar varken
Sabah namazını kılardı erken
Şu sabah, şu öğle, ikindi derken
O bir güneş gibi battı da gitti
 
Gel kulum diyerek gelmişti çağrı
Hakka kavuşunca kalmadı ağrı
Döndürdü yönünü kıbleye doğru
Usulca toprağa yattı da gitti
 
Acımadı yetmiş yıllık eşine
Dönüp de bakmadı gözüm yaşına
Aşkımız bağlandı mezar taşına
Bana edeceğin etti de gitti
 
O anda yetiştim son nefesine
Eğilip de kulak verdim sesine
Çok bekletme beni gel dercesine
Elimin ucundan tuttu da gitti
 
Osmanlı gelini, başı ağırdı
Kötü söze kulakları sağırdı
Uğur der ki çağıranı çağırdı
Ecel şerbetini yuttu da gitti
Arif Bilgin’in 2 yeni eseri:
ÖĞRETMENİM (368 Sayfa, 15 lira)
ELBİSTANLI HANIM ŞAİRLER (272 Sayfa, 10 lira)
● ELBİSTANCA
(Kahkahalarla okunan sözlük… Büyük Boy, 350 Sayfa; 25 TL)
● TERK EDEN ELBİSTAN (3 cilt, 30 lira)
İstediğiniz kitap veya kitapların Bedelini Arif Bilgin’in;
Elbistan Ziraat Bankası, İBAN: TR 40001000199312787845001 numaralı
ya da 5185615 numaralı Posta Çeki hesabına yatırılıp adresinizi
aşağıdaki e-maile veya telefon (5054985941) ile bildirmeniz yeterlidir.
ÖDEMELİ GÖNDERİLİR
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Can Uğur 5 yıl önce

Bir arif yazardı anca ,bir şairi böyle tarif etmeyi.Bir bilgin işlerdi anca desen desen bir kilim gibi o güzel insanı yüreğinde işlemeyi.Saygıdeğer Arif Bilgin hocam sağolun Allah razı olsun.Kaleminize kuvvet yüreğinize sağlık diliyorum.

Avatar
Zübeyde Kozanoğlu 5 yıl önce

Arif Bilgin hocam.
Kaleme aldığınız bu güzel yazınızı okudum.
Babamın sizinle olan muhabbetini,sevgisini, bizlere sık sık dile getirdiğini yazmak istedim.
Çok teşekkür ederiz. Kaleminize sağlık.

Avatar
Arif BİLGİN 5 yıl önce

Kıymetli UĞUR AİLESİ. Merhum Hacı Hasan amca benim için yaklaşık 25 yıldır bir ağabey, arkadaş, dost ve üstad idi. Üç kitabına memnuniyetle katkıda bulunmam onu çok mütehassis etmişti; ben onunla birlikte Elbistan kültür ve şiirine bir görev bilerek yapmıştım. Bu yazıyı da -inşAllah- çıkacak olan kitabımdan özetleyerek aldım. Kendisinin kitaplarında yer almamış ama gazetede yayınlanmış yirmiden fazla şiirine de yer veriyorum. Bunu kendisine söyleyince ne kadar sevinmiş dua etmişti anlatamam... Bu benim için aynı zamanda bir vefa borcudur.
Sizlere tekrar baş sağlığı, Koca Şaire de rahmet diliyorum. Ruhu şad, kabri nur, mekanı cennet olsun...

Avatar
Mustafa Kök 5 yıl önce

Arif Beyciğim, yazını yeni okudum.. Koca şair için güzel bir yazı yazmışsın, onu yakından tanıyan birisi olarak bir vefa örneği olmuş bu yazın. Kutluyorum. Koca şaire bir daha rahmet ve çoğu dostumuz olan aile mensuplarına tekrar başsağlığı diliyoruz.