banner136
banner191
TBMM’nde bir milletvekili bir başka milletvekilinin bacağını ısırdı ya duyunca tam 43 yıl önceki bir anım geldi aklına. Üstelik ısıran tam benim ısırıldığım yerden ısırmış…
 
Adana’nın Tufanbeyli ilçesinin Karsavran köyünde iki yıl görev yaptım. 1974 yılında karlı kışlı bir akşam merhum muhtar Mehmet Erdal’ı ziyaret etmek amacıyla evine gidiyordum. Evi iki katlı idi. Üst katta otururdu. Dışarıdan bir merdivenle altı ahır olan dama çıkılır, dam enine kat edildikten sonra evinin cümle kapısına gelinirdi.
 
O gün de karda kayıp düşmemeye özen göstererek merdivene doğru yürürken, muhtarın pek de büyük olmayan köpeği merdiven altından çıktı, ısıracak it dişini göstermezmiş ya tıpkı öyle sessizse ama bana bakarak sol yanımdan geçmeye başladı. Ben tam bir şey yapmayacağına kani olmuş ve onu yan gözle izlemeyi bırakmıştım ki birden sol bacağımı kaptı. İrkilmemle dişlerinin acısını etimde kemiğimde hissetmem bir oldu. Çenesinin mengene gibi bacağımı sıkması da cabasıydı. Isırılan bacağımı iki üç çektiğim hatta köpeği yarı yarıya kaldırarak salladığım halde bıraktıramadım. Bunun üzerine sağ ayağımın topuğu ile kafasına vurmaya başladım. Ben vurdukça dişlerinin etimi yırtarak aşağı indiğini hissediyordum; derken acıya dayanamamış olacak bırakıp kaçtı. Her yerim titriyordu. Korkmuştum. Yukarı çıktım. Sesi duyanlardan birkaç kişi merdivenin başına kadar gelmişlerdi. İçeri girip sobanın yakınındaki bir sandalyeye oturup yaramı açtım. Bacağım kan revan içindeydi. Ben kafasına vurdukça ön tarafta kemiğime kadar oturan dişlerinin aşağı kayarken on santimden fazla yardığı görülüyordu. Muhtarın oğlu Çavuş ispirto ile pamuk getirdi. Pansuman edip sardık. Bu arada diğer misafirler aralarında konuşuyordu:
 
− Yav bu it bugün gaç gişiyi ıssırdı, gudurdu mu nettiyse!
− Hee.. Falanın oğlunu, feşmekanın gelinini de ısırmış…
 
Ben bunları duyunca iyice ikirciklendim. Ertesi günü dört bin civarında nüfusu olan Tufanbeyli’ye gidip İlköğretim Müdürüne durumu anlattım, yarayı gösterdim, doktora sevk istedim. Müdür Veli Bey uzaktan şöyle bir bakıp teşhisini koydu:
 
− Kış günü kuduz-muduz olmaz hocam, boş ver, bir merhem al…
 
Sevk etmedi. Çaresiz aksaya aksaya sadece bir tane olan sağlık ocağı doktoruna sevksiz gittim. Muayene ve pansumandan sonra ne yapmam gerektiğini söyledi:
 
− Hocam, köpeğin durumu belli değilse muhakkak aşı olman gerek. Burada aşıyı bulmak senin için zor olur, her gün gelip gidemezsin de.. Sevk al, rapor vereyim; git memleketinde vurdur.
 
Tekrar ilköğretim müdürüne gidip doktorun söylediklerini naklettim. O koskoca müdür ya, üstelik ilkokul öğretmeni iken müdür edilmişlerden ya elbette doktordan da iyi bilecek, hekimlerden de... Yine bildiğini okudu:
 
− Arif Bey kış günü kuduz-muduz olmaz dedim ya; korkma…
− Müdür Bey, ya olursa!?
 
Aynı umursamaz ve hatta ‘olursa olsun’ tavrını sergiledi:
 
− Olmaz olmaz, korkma…
 
Yine sevk verdirmedi. Çaresiz kaymakama gidip durumu anlattım. Açtı telefonu ağır bir fırçadan sonra beni tekrar gönderdi. İki daire ilçenin iki başında idi. O yaralı halimle tekrar gittim. Müdür sevk yazılması için emir verip bana dönerek “Yav niye kaymakama şikâyet ettin, ne var bunda” diye sitem etti. Ne kadar kabak varsa adam kaldırıp kaldırıp başıma atıyordu. Ben hatalıydım yani... İşin ucunda kudurup ölmek varsa da müdüre göre “Kışın kuduz olmaz” ve “Ne var bunda”…
 
Neyse doktor, üç gün rapor verdi. Elbistan’a geldim. Hastahanede muayeneden sonra raporumu üç haftaya çıkartılar ve yanılmıyorsam bir Tetanos 20 tane de kuduz aşısı vuruldu...
 
İlk iğneyi doktor bizzat yaptı. Gitmeye hazırlanırken şo müdür ile doktorun farkını belli edercesine şöyle tembih etti:
 
− Hocam, muhakkak her gün gelecek ve iğneni olacaksın. İlgili arkadaşlar kaydını tutacaklar. Eğer bir gün gelmezsen, polis ile getirtirim, haberin olsun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
DOĞAN DOĞANCAN 5 yıl önce

SİNEMA FİLM SAHNESİNE KONU OLACAK TRAJEDİ-KOMİK BİR YAZI TEŞEKKÜRLER SN.BİLGİN.

Avatar
Mustafa Atasayar 5 yıl önce

Arif Kardeşim ;
İt hıskapanmış.
Selamlar.

Avatar
M.emin ELAGÖZ 5 yıl önce

Sorumluluk sahibi yetkililerin kavrama düzeyi ve anlama düzeyini dile getirdin. Ayni olay ilköğretim müdürünün başına gelse yada ağababalarının birinin başına gelse ayni müdür ne yapardı acaba!?. Devletin tüm imkanlarını seferber ederdi. Bende benzerlerini yaşadım. Çapsızların görebilmesi için mutlaka bir başkasının sopasını görmesi gerekiyor. Diline sağlık.
Benzerlerini çok gördüm.