banner136
banner191
1960’lı yılların sonu olmalı…
O yıllarda Abdurrahim Karakoç Ekinözü belediyesinde muhasip olarak çalışırdı. Milliyetçi ve dini değerlere önem veren bir şair ağabey olarak bildiğimizden, sohbet edip fikirlerinden istifade etmek düşüncesiyle sıkı arkadaş grubu oluşturan bizler, (Mehmet Kahraman, Orhan Poyraz, Yalçın Bolu ve ben) onu, zaman zaman ziyaret ederdik.
O gittiğimizde, mesai saati içinde olduğu için belediyeye uğramıştık. Yoktu. Mesai arkadaşları, “Misafirleri gelmiş.  Onlar çağırınca Yukarı İçme’ye gitti” dediler. Yakın olduğunu biliyorduk, üstelik bir de kestirme yol tarif ettiler yürüyerek oraya intikal ettik.
Elbistan’dan gelip Ekinözü’nün kenarından geçerek Aşağı İçme’ye ve Ambar, Çiftlik, Nergele, Alışar Kültür gibi köylere ve daha ötelere uzanan sertleştirilmiş toprak yolla ulaşım sağlanırdı. Yukarı İçme, Ekinözü’ne çok yakındı. Yukarı İçme’nin hizasına gelince sol tarafa ayrılan kısa ve hafif eğimli yolun bitiminde belediye görevlilerinin beklediği bir iğreti kulübe vardı. Zabıtalar, gelen her araçtan içindeki adam sayısına göne TOPRAK BASTI PARASI alırlardı. Vermeyenler içeri giremezlerdi. O zaman Orta İçme yoktu; Aşağı İçme’de de aynı uygulama vardı. Yayalara kimse bir şey demezdi. Burayı geçer geçmez hemen sol tarafta, Elbistan’dan gelen toprak yola paralel olarak akan arkın kenarına dikilmiş, yaşlı kavak ve söğüt ağaçlarının gölgesiyle serinleyen çok geniş bir çayırlık vardı. (Şimdi bir hayli küçültmüşler). Bu çayırlıkta, daha çok güney illerimizden, hatta yurt dışından derdine deva aramak, acı su içmek veya günübirlik tava yeme, acı su içme ve temiz hava alıp dinlenme ihtiyacını giderme arzusuyla gelenler, sandalyelerde, kendisine ait bir serginin üzerinde veya çayıra otururlardı. Biz ilerlerken gölge alanda, sandalyelerde büyük bir halka şeklinde oturan yirmi kadar insan gördük. Bize göre sağ taraftakilerin ortalarında Abdurrahim Ağabey oturuyordu. Yaklaştık. Bizi görünce ayağa kalkıp yaklaştı, hoşbeş etti. Misafirlerle tanıştırdı ve kollarını iki yana açarak halkanın genişletilmesini istedi. Anında herkes kalkıp sandalyelerini bir metre kadar geriye alınca kendisinin iki yanında boşluklar oluştu. Bizler için sandalyeler getirtti…
Rahmetli, kara, kuru, orta boylu olmasına rağmen zayıflığından daha uzun görünen, alınlarına dökülen koyu siyah saçlı, dostlarının yanında tebessümü eksik olmayan bir yapısı vardı. Çok sigara içerdi. Sigarasından nefes çekerken dulukları ağzının içinde adeta birleşmiş gibi çukurlaşırdı…
Halka geniş, oturanlar kısmen birbirine uzak olunca, daha yakın olanlar kendi aralarında sohbete başlamışlardı. Belki bunu önlemek, belki durgunlaşan havayı neşelendirmek için, bir ara Abdurrahim Karakoç, sesini hafif yükselterek, kelimesi kelimesine şunları anlatı:
“Yıllar önce yine misafir arkadaşlarla burada oturuyorduk. Şu karşı yolda tozu dumana katan gosgoslu bir araba gelip durdu. Sanıyorum Mercedes’ti. Arabayı süren kadındı; ondan başka da kimse görünmüyordu. Onu görünce yaklaşan gence bir şeyler söyledi. O da koşarak yanıma geldi ve bana, ‘Abdurrahim ağabey, bir hanım seni istiyor, buraya kadar gelebilir mi, diyor’ dedi. Ee hanım olunca, belki gelmeye çekinmiştir diye düşündüm ve gittim. Yaklaşırken arabadan indi. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:
‒ Hoş geldiniz.
‒ Hoş bulduk; ama ben Abdurrahim Bey’le görüşecektim!
‒ Onu niye görecektiniz?
‒ Ben  şiirlerinden dolayı ona hayranım. Ankara Kayseri üzerinden Malatya’ya gidiyordum, yolumu Elbistan’a çevirerek ziyaret etmek istedim de..
Öyle deyince hoşuma gitmedi değil. Memnuniyetle cevap verdim:
‒ Hanımefendi, Abdurrahim Karakoç benim.. Buyrun bakın şurada arkadaşlarla oturuyoruz; misafirimiz olun, çayımızı için…
Ben bunları söylerken o bana bakıp duruyordu. Sözüm bitmeden hızla hemen yanında durduğu arabasının kapısını açarken son sözünü söyledi:
‒ Keşke sizi görmeseydim de hayalimdeki gibi kalsaydınız…
Biz kahkahaları atarken rahmetli Abdurrahim ağabey ağzına geleni kadına sayıştırıyordu…
Arif Bilgin’in 2 yeni eseri:
ÖĞRETMENİM (368 Sayfa, 15 lira)
ELBİSTANLI HANIM ŞAİRLER (272 Sayfa, 10 lira)
● ELBİSTANCA
(Kahkahalarla okunan sözlük… Büyük Boy, 350 Sayfa; 25 TL)
● TERK EDEN ELBİSTAN (3 cilt, 30 lira)
İstediğiniz kitap veya kitapların Bedelini Arif Bilgin’in;
Elbistan Ziraat Bankası 0199-312 78784-5001 numaralı
ya da 5185615 numaralı Posta Çeki hesabına yatırılıp adresinizi
aşağıdaki e-maile veya telefon (5054985941) ile bildirmeniz yeterlidir.
ÖDEMELİ GÖNDERİLİR
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.