banner136
banner191

Ruhun yaşlanmadığı kesin. Dolayısıyla insanın bedeni ne kadar ihtiyarlasa da gönlü genç kalır.

Bu çelişki o bedeni belki zamandan daha çok yıpratır ve yaşlandırır.

Birden olmasa da yavaştan bir şeye ulaşamamak, yapamamak, başaramamak, elde edememek, gelememek, gidememek, alamamak, koruyamamak, yenememek.. gibi insanların genine işlemiş duygu ve davranışların terk ettiği fark edilir.

Uzaklardan bir selam, bir haber gelmeye başlar; ama kimin gönderdiği bilinmez gibi davranılsa da sağında solunda bir meleğin kanat çırpınışı kesinleştirir…

Ölümdür selam gönderen.

İncecik bir zar, zardan da ince bir zara yazılmış bir selamdır bu.. Bir tarafında bu dünya vardır, ışığa bile tutmadan görülen öte yanında ise öte dünya… Evet, o dünya öte yanda olduğu için öte dünya…

Tanıdık insanlar eksilir bir bir.. Eksile eksile, yani öle öle bitirirler tanışık olanlar kendilerini, sanki bir dertleri vardır; seni dünyada yalnız bırakmak, tanıdıksız bırakmak…

Yürüdüğün yollarda taşları tanırsın, evleri, köşeleri, balkonları; şuraya yatırılmış bir kalası, ötede inşaattan artmış üç taşı beride toslayan arabanın yaptığı iz sana insanlardan, kitaplardan daha çok şeyler anlatırlar. Hatta o arabanın çarparak iz bıraktığı duvarın binasından önce arsasını, arsasında yetişen bostanı, bostancı teyzeyi, çok daha öncesine gidip o zamanki bostancıdan habersiz aşırdığın salatalıkları, domatesleri hatırlatırlar. O köşe de nice sahneleri serer gözlerinin önüne; çocukken köşe kapmaca oyununda saklandığını, bir akşam karanlıkta amcanlara giderken o köşede burun buruna geldiğin için saçının telinden topuğuna kadar seni titreten sarhoşu, delikanlı olmaya başladığında duldalanıp penceresini gözlediğin sevgilini ve işin kötüsü ağabeyinden yediğin güzel bir dayağı da hatırlatır…

Hatırladıkça yaşadığını anlarsın, hayal kurduğun belli olur, birer birer gidenler yeniden yerli yerine otururlar adeta, öte dünyayı görmeden beri dünyayı daha doğrusu geri dünyayı bir daha bir daha yaşarsın…

İhtiyarlık böyle bir şeydir.

Tek elinle havalara kaldırdığın ağırlığı iki elinle yerinden kaldıramayabilirsin.

Koşarak yakaladığı tavuğu şimdi iyi pişmemişse yiyemezsin bile..

Hiç dinlenmeden beş altı saat çalıştığın inşaata gitsen içinde dolaşmaya takatin kalmamıştır..

Yazdığın kitapları bile okuyamazsın, şu kadar numaralı gözlük olmadan, hatta onlarla bile…

Seversin ama..

Bir delikanlı kadar sevebilirsin; sevdiğini görünce gözlerin daha çok nemlenir, ayrı kalınca hasretinden ne türküler dökülür dudağından…

Çocukları da seversin. Onlar sana yaşamanın var olduğunu, yaşamaya senin de ortak olduğunu kanıtladıkları için midir bilmem; ama çocukları bir başka seversin. 

İhtiyarlık… Ölenleri gördükçe ölüme aşina eder; ama sevenleri de gördükçe çok önceleri tadına varılmış bu duyguya tiryaki eder ki yüreğinde büyüyen sevgi tohumu adeta dünya kadar olur.

İnsanın gitmek istememesi biraz da dünya kadar sevgi taşıdığından mıdır yoksa?

Dünya kadar sevgi.. Sevgisi dünya kadar.. Dünya sevgisi dünya kadar olduğundan mıdır?

İhtiyar, sadece sevebilir…

-Pazartesi buluşalım-

ELBİSTANLI HANIM ŞAİRLER / 1847-2015

(272 Sayfa, 10 TL)

● ELBİSTANCA

(Kahkahalarla okunan sözlük… Büyük Boy, 350 Sayfa; 15 TL)

● TERK EDEN ELBİSTAN–1

● TERK EDEN ELBİSTAN–2

● TERK EDEN ELBİSTAN–3

(Üç Cilt Toplam 816 Sayfa; 25 TL)

İSTEME VE İLETİŞİM İÇİN:

İstediğiniz Kitap(lar)ın Bedelini

Arif Bilgin’in;

0199-312 78784-5001 Numaralı Elbistan Ziraat Bankası

veya 5185615 Numaralı Posta Çeki hesabına Yatırılıp

Adresinizi

aşağıdaki e-mail adresine bildirmeniz yeterlidir.

[email protected] 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.