banner136
banner191

Kenan Evren’in vefatı üzerine aklı başında insanların takındığı tavır bir şeyi kanıtladı: Artık darbe dönemi bitmiştir ve bu millet tepeden tırnağa darbeye ve darbecilere karşıdır.

Böyle olmakla birlikte maalesef kendilerini fildişi kulede oturan Bembeyaz Türk kabul edip ahkâm kesmeye, okurlarına akıl vermeye, tuttukları partilere YANDAŞLIK etmiyor gibi CANDAŞLIK etmeye çalışanlar ve onlara uyan bir avuç fikirsizler, düşüncesizler hariç tabii…

Onların çoğu bir zamanlar “Bir çobanın oyu ile bir profesörün oyu eşit olamaz” fikrini savunanlardır. Onların bir kısmı, bir zamanlar şalvarlı, yelekli oldukları için köylülerin Ankara’ya gelişini yasaklayan, yoldan geri çevirten CHP il Başkanı, Ankara valisi ve aynı zamanda Ankara Belediye Başkanı Nevzat Tandoğan zihniyetinin devamıdır. Aynı şahıs Bediüzzaman’ı tevkif etmiş ve ona odasında zorla şapka giydirmeye kalkışmıştır. Şimdi, kimlerin kimlerle dirsek temasında olduklarına bakınca… Dahası bu ittifak “Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır; Türklere hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost, düşman ve bu dağlar bu hakikati böyle bilsin.” diyen CHP Bakanlarından Mahmut Esat Bozkurt gibi ırkçıların etkisindedir. Milleti bir sürü kabul edip giyimden inancını yaşamasına, neleri okuması gerektiğinden kimleri sevip sevmeyeceğine kadar zorla, gerekirse dayakla, hapisle kabul ettirmeye çalışanlardır.

Onlar, kendileri gibi düşünmeyenleri zindanlarda inim inim inletenler, akla gelmedik işkenceleri yapanlar ve hatta “Bir sağdan bir soldan” asarak adaletli davranan, böylece halkı teskin edenlerin beyindaşlarıdır. Dengeyi sağlamak için asacak adam bulamayınca 17 yaşındaki (Erdal Eren gibi) bir delikanlının yaşını büyüterek asacak kadar kapkara vicdan taşıyanların vicdandaşlarıdır.

Bir sağdan bir soldan tokat vurmaya bile hakları ve yetkileri yokken, bir sağdan bir soldan gençleri astılar. Şimdi çok merak ediyorum; zebaniler bir sağdan bir soldan yokluyorlar mı acaba?

Bir de kafaları potinliler var ki yazıp çizdiklerine illallah dememek, yaka silkelememek mümkün değil.

Bunlardan bazılarına Ahmet Kekeç, Star’daki köşesinde (14 Mayıs Perşembe) insanın diline gelip de söyleme imkânı bulamadığı sözlerin çoğunu sahiplerine teslim etmiş. Var olsun.

Kimler olduklarını ve neler söylediklerini, dahası ne kadar demokrasi düşmanı olduklarını azıcık anlatabilmek için Ahmet Kekeç’ten birkaç cümle alıntı yapalım:

““Murat Belge’yi hatırlatmaktan sıkıldım./ Kendisi, darbeleri “güvence” olarak gören bir sosyalisttir. “Bu ordu omurgalıdır. Laikliğin zedelenmesine izin vermez, korkmayın!” diye bizi rahatlatmışlığı vardır.”

““Ömer Laçiner, geçenlerde paralel bir televizyon kanalına kurulmuş, “AK Parti yüzde 40’ı geçerse, demokrasi dışında mücadele edilmelidir” diye atıp tutuyordu.””

““Daha önce de (30 Mart yerel seçimi öncesinde de) benzer laflar etmiş, “Erdoğan’ın demokrasi dışı yollarla mutlaka indirilmesi gerektiğini” söylemişti.””

““Ömer Laçiner’in anlatamadığını (...)Soner Yalçın şöyle izah ediyordu: “Sandık Türkiye’yi gericileştiriyor. Bu halkla da olmuyor. Sil baştan halkı eğitelim.””

Peki, Nevzat Tandoğan bu konuda ne demişti: “Anadolulunun iki vazifesi vardır, birincisi çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, ikincisi askere çağırdığımızda askere gelmektir."

Görüyor musunuz yandaşları; 30’lu 40’lı yılların bakanı Mahmut Esat Bozkurt’tan, Vali ve İl Başkanı Nevzat Tandoğan’dan zerre kadar farkları yok!

Yine Ahmet Kekeç’ten, sosyalist mosyalist, ilerici milerici, aydın maydın geçinip demokratik yollarla iktidara gelemeyince (veya karşı oldukları iktidar seçimle indiremeyince) en azılı despotlara rahmet okutacak düşüncelere kapılan demokrasi karşıtlarına cevap olsun diye bir alıntıyla bitirelim: “1908’den beri siyaseten var olamadınız, bundan sonra da var olamayacaksınız... Hırsınızda boğulacaksınız... 

Öte yandan kimlerin kimlerle dirsek hatta beyin temasında olduklarını anladınız değil mi?

Yazık…

ERDOĞAN KİMİNE REHBER, KİMİNE BİR AŞILMAZ DAĞDIR

Şurası kesin ki, parti kurmadan önce de kurduktan sonra da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı saf dışı bırakma çabaları vardı, hâlâ bitmedi.

Şimdi de seçimlerde AK Parti’yi mümkün olduğu kadar küçültmeyi hedefliyorlar. Ellerinden gelse tarihten silerler. Şimdi, buna güçlerinin yetmediği gibi tek başına iktidara geleceğini anladıklarından, hiç değilse kıl payı kazansın da bizim de söyleyeceklerimiz olsun derdine düştüler.

Bir taşla vuracakları ikinci kuş da R. Tayyip Erdoğan’ın elini daraltmak.

Ne olacak eli daralınca? Sahi, ne olacak ve kimler ne kazanacak?

Mesela Çözüm Süreci tıkanırsa, yani PKK yine gemi azıya alıp ortalık kan gölüne dönerse kimler memnun olur?

40 yıl sürmüş, 40 bin insana ve 500 milyar dolara mal olmuş çatışmalara 10 yıl, 20, 40 yıl daha eklenirse kimlerin işine yarar, kimler kazanır ve kimler akbabalar gibi ülkemizin başında yere serilmesini bekler?

Ortadoğu’da kan gövdeyi götürürken ve daha götürecekken, gittikçe büyüyen, gelişen, zenginleşen; geri kalmış ülkelerin bir umudu ve örneği olan Türkiye, yine 70 sente muhtaç; yine Lüksemburg’dan alınacak 1 (bir) milyon dolar krediye muhtaç; yine çay, şeker, tüp, benzin, sigara vs kuyruklarının olduğu; pahalılığın, karaborsanın, ihtikârın alıp başını gittiği Türkiye haline gelse, o kan selinin içine gönüllü atlamış aptal durumuna düşmez mi?

Bir seçim yaklaşıyor; ama gerek siyasi partiler ve gerekse yazar-konuşur takımının muhalif kesimi seçime giren AK Parti kadar, ilk defa halkın (üstelik % 52 oyla) seçtiği Cumhurbaşkanına, “tarafsız değil” bahanesiyle saldırıyorlar.

Neden?

Çünkü anayasa değişir de Başkanlık olursa, Erdoğan’ın bu cumhurbaşkanlığı döneminin sonunda iki dönem de başkan seçilmesini engellemeye güçlerinin yetmeyeceğini çok iyi biliyorlar.

Çünkü bir önceki seçimde çok aşikâr olarak belli oldu ki, o zaman da şimdiki gibi dirsek temasına geçmiş siyasi ve onlara paralel kesimler, Erdoğansız AK Parti, Erdoğansız iktidar istediler, şimdi de Erdoğansız Cumhurbaşkanlığı istiyorlardı. Onun 2023 hedefini ondan duyup anlamışlar ve ‘o derse yapar’ korkusuna kapılmışlardı. O titreme hali devam ediyor ve bıkıp usanmadan saldırıyorlar.

Çünkü dış güçlerin, Almanya, ABD, İsrail, Fransa, İngiltere hatta İran gibi düşman ülkelerin karşı oluşlarının altında Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin şahlanmaya başladığını, gittikçe hız alan ivme ile devam edeceğini, dolayısıyla kendilerine muhtaç olmayacağını, tam aksine Ortadoğu’nun ihtiyaçlarını temin edecek hale geleceğini çok iyi biliyorlar.

Çünkü ilk defa dünya liderlerinin tümünün beynine sokarcasına, onları şoka uğratarak ”Beş, dünyadan küçüktür” diyen biri o; öyle diyen “Birleşmiş Milletler neymiş; ayrılın yeni bir birlik kuralım” da diyebilir. “Mezhepler din değildir, dinimiz tekdir ve o da İslam’dır” diyen biri, bu yolla Afganistan’dan Suriye’ye, Yemen’den Pakistan’a, Afrika’dan Uzak Doğu’daki Müslüman ülkelerde oluk oluk akan kanın bitmesini, dolayısıyla onların da güçlenip kalkınmasını, Batı dünyasına muhtaç olmaktan kurtulmasını sağlayabilir. En azından bu tohumu eker, bu fitili ateşler. Bunu senden ve benden çok, o İslam düşmanı, Müslümanların katili, geri kalmış toplumların vampiri, sömürgeci ülkeler bilir.

O zaman kimi sömürecek bu vampirler, kime silah satacak, kimi darbeyle devirecek, kimin gençliğini uyuşturacak, hangi ülkeleri bölebilecek, hangisi ile iktidar pazarlığı yapıp beş kuruşa ürettiklerini beş bin kuruşa kakalayacak? Dahası dinini nasıl yayacak, kültürünü nasıl iliklere kadar işleyecek, dilini bile diğer ülkelerin anadili haline getirecek?

Erdoğan, bir tarafa kapı iken, ümit, ışık, rehber iken diğer tarafın önüne bir dağ, bir baraj bir aşılmaz engeldir.

Bakalım, kimileri içten, kimileri dıştan yıkmak, elini daraltmak, ülkenin kalkınmasını durdurmak için daha ne kadar sınanacaklar?

-Pazartesi günü buluşalım-

ELBİSTANLI HANIM ŞAİRLER / 1847-2015

(272 Sayfa, 10 TL)

● ELBİSTANCA

(Kahkahalarla okunan sözlük… Büyük Boy, 350 Sayfa; 15 TL)

● TERK EDEN ELBİSTAN–1

● TERK EDEN ELBİSTAN–2

● TERK EDEN ELBİSTAN–3

(Üç Cilt Toplam 816 Sayfa; 25 TL)

İSTEME VE İLETİŞİM İÇİN:

İstediğiniz Kitap(lar)ın Bedelini

Arif Bilgin’in;

0199-312 78784-5001 Numaralı Elbistan Ziraat Bankası

veya 5185615 Numaralı Posta Çeki hesabına Yatırılıp

Adresinizi

aşağıdaki e-mail adresine bildirmeniz yeterlidir.

[email protected]

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Akın 6 yıl önce

Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür, desem, eski Elbistanla ilgili yazılarınızdan anlaşılıyor ki maşallah takdire şayan bir hafızanız var. Peki öyleyse bu pişkinlik neden Arif bey! Bir gazeteci olarak hayatınız da bir kez olsun güç sahiblerinin karşısında konumlandınız mı? Buna Evren ve cemaat/Akp ittifak dönemi de dahil. Mesela 92 anayasasına hayır mı dediniz? Erdal Eren asılırken yazdığınız bir satırı bize gösterebilir misiniz? Elbistan basınının Mehme

Avatar
Arif BİLGİN 6 yıl önce

Akın Bey, önce şunu belirteyim; vallahi de billahi de 92 Anayasa oylamasında sandık başkanı olduğum halde ve herkese göstererek HAYIR oyu kullandım. Hiç bir darbenin yanında ve tasvip edicisi olmadım. Hiç bir zaman güçlünün yanında olmadım; mesele Elbistan Belediyesinin geçen döneminde en az 50 eleştiri yazımı yazılarımın arasında bulabilirsiniz. memleketime kim daha çok hizmet edecekse hep onun yanında oldum. Size de tavsiyem budur...

Avatar
Arif BİGLİN 6 yıl önce

2) Akın Bey, merhum Erdal Eren asılırken köşe yazarı değildim. Buna rağmen o günden beri her yerde asanlara sözlü ve yazılı lanetimi ifade ettim. Ben asla güçlünün yanında değilim; o çeşit adam arıyorsan OY VERMEDİKLERİ HALDE geçen dönem süresince Başkanın koltuk altından çıkmayanlara bakacaksın. Şunu da yazayım: Mahir Ünal geçen çalıştayda konuşurken "Arif Bilgini kaç kere çağırdık gelmedi, gelmiyor." demiştir. Anlamanı beklemem ama durum bu!

Avatar
okur 6 yıl önce

Ortadoğu’da kan gövdeyi götürürken ve daha götürecekken, gittikçe büyüyen, gelişen, zenginleşen; geri kalmış ülkelerin bir umudu ve örneği olan Türkiye, yine 70 sente muhtaç; yine Lüksemburg’dan alınacak 1 (bir) milyon dolar krediye muhtaç; yine çay, şeker, tüp, benzin, sigara vs kuyruklarının olduğu; pahalılığın, karaborsanın, ihtikârın alıp başını gittiği Türkiye haline gelse, o kan selinin içine gönüllü atlamış aptal durumuna düşmez mi?

Avatar
Arif BİLGİN 6 yıl önce

Sayın Okur, yorumunu benden almışsın.Az üstten alsaydın yanlış anlama olmazdı.Daha önce şunlar var:Ne olacak eli daralınca? Sahi,ne olacak ve kimler ne kazanacak? Mesela Çözüm Süreci tıkanırsa,yani PKK yine gemi azıya alıp ortalık kan gölüne dönerse kimler memnun olur? 40 yıl sürmüş,40 bin insana,500 milyar dolara mal olmuş çatışmalara 10 yıl,20, 40 yıl eklenirse kimlerin işine yarar, kimler kazanır ve kimler akbabalar gibi ülkemizin yere serilmesini bekler?

Avatar
DOĞAN DOĞANCAN 6 yıl önce

SN.YAZAR DEVLET İSTATİSTİK KURUMU DERKİ; MAYIS 2015 AYI İÇİN BİR İNSANIN KARNINI DOYURMASI İÇİN 1180 TL.KAZANMASINI SÖYLER.FAKAT ASGARİ ÜCRET 965 TL GERÇEKLER BUNLAR.İNSANLAR BÖYLE OLDU,ŞÖYLE OLACAK DERDİNDE DEĞİL.... ((Sayın Doğan Doğancan, 2002'den önce daha idi de şimdi mi bu hale geldi? O zamandan çok iyi olduğu kesin. Malum 1 milyon dolar krediye muhtaçtık. Sonra inanmayın o açlık sınırına; beş kişilik aileye 1500 lira girince rahatça geçiniyorlar,

Avatar
okur 6 yıl önce

Yani Arif Hocam siz AKPye oy verin diyorsunuz ama uzun bir yazı yazayım diye şartlanmışsınız. Elinize sağlık,güzel de olmuş. Mahir Bey içinde bir yazı yazmışsınız ne güzel. Bizler sizi Elbistan tarihi ve eski anılar yazılarınızla seviyoruz. Boş verin siyaseti, şu saatten sonra size TRTde dizi ya da Yenişafakta köşe vermezler. Ayrıca 5 kişilik bir aileye 1500 lirayla geçinir demeniz çok hoş olmamış. Bence ev kirası verdiğinizi düşünüp 3 çocukla 1500

Avatar
DOĞAN DOĞANCAN 6 yıl önce

SN.YAZAR 5 KİŞİLİK AİLE 1500 TL NASIL GEÇİNİYOR.YAZSANIZDA BİZDE ÖGRENSEK.BU ÜLKEDE DÖRT ÇOCUKDAN BİR TANESİ AÇ YATIYOR (UNESCO NUN 2014 TÜRKİYE RAPORU). ... (((Ya sizin dünyadan haberiniz yok; ya bekar ve baba parası yiyorsunuz ya da çok kazanan tuzu kuru insanlarsınız. Gelin Elbistan'a bir değil yüzlerce insan göstereyim, 1.500 lira ile geçinen çocuk okutan... Sağınıza solunuza bakın, çoğunu görürsünüz.)))