banner136
banner191

İçimizdeki şeytandır o. Yavaş yavaş kemirir ruhumuzu, geriye etten kemikten yüreği olmayan bir biz kalırız. Baş ağrısı, rüyalar görme, kin, yorgunluk… Aynaya baktığımızda gördüğümüzü beğenmiyorsak vay halimize, gözler başka tarafa bakıyor, yüreğimiz hep fazlasını, başkasında olanı arzu ediyordur. Aramızda dolaşır o Habil ile Kabil’den beri… En büyük savaşlarımızdan biridir.

Haset;  kardeşi kardeşten, anayı kızdan ayıran haset. Yüreğinizin tik tak tik tak attığını ama kan pompalamak dışında hiçbir işe yaramadığını düşünün. Yaşarken ölmek gibi bir şey. Kalbi sadece kan pompalayan ama bu hasede, kıskançlığa engel olamayan insanlara yürüyen ölüler diyebiliriz. ‘’The Walkıng Dead’’  izleyenler bilir. Duygu sıfır, sadece insan eti yemeye çalışan ve sıkıcı hareketler yapan yürüyen ölüler…

Haset yerel değil, uluslararası çalışır. Çok fena bir suç örgütüdür. İnsanları ele geçirir ve kuralı kanunu olmayan, savaş hukukuna uymayan hareketlerle insanı savaşa iter. Haset eden insanları tanımanız bazen zaman alır hayatınızda. Zor gününüzde üzerinize daha fazla giderken tanırsınız kimilerini, kimilerini de iyi gününüze üzülürken görürsünüz.

Haset çok tehlikelidir. İçinde bulunduğu insanın yüreğinden doğar, tüm vücuduna dağılır, aklını, fikrini, yüreğini, bedenini ele geçirir… Artık Alâeddin’in lambası elinizdedir;  lakin bu cin lambadan çıkıp ‘’dile benden ne kötülük dilersen ‘’ diyen bir cindir. Hayırlı olsun, bu cin size ilk başta çok çekici gelir. Dilediğiniz kötülük anında gerçekleşiveriyor. Rakibiniz olarak gördüğünüz kişiler yerle yeksan oluyor.

Peki, size neler oluyor fark ediyor musunuz? Size en güzel şekilde sunulmuş, Allah’ın emaneti yüreğinizi bir çöplüğe çevirdiğinizin, metal yığınları ile yaşayan, ağır, hantal duygularınızın esareti olduğunuzun farkında mısınız? Tarifini yaparken bile yoruyor insanı. Yüreğe ağır geliyor tarifi.

Alaeddin’in cini boş durmuyor. ’’Dile benden ne dilersen, sana verdiğimin iki katını komşuna vereceğim.’’ Diyor. Bizim haset içerden sesleniyor :’’bir gözün gitse de olur, hadi komşunun iki gözü gitsin. Kör olsun, sen tek gözle yaşarsın ‘’ diyor. Değer mi? Her dilediğinde feda edecek gözünüz var mı? Tek gözle de yaşanmıyor benden söylemesi…

 Yapmayalım, kendimize bu kötülüğü yapmayalım. Yüreğimizi tüm hasetlerden arındıralım. Bırakın şöyle güzel kokular gelen gül bahçesine dönsün gönül evimiz. Bizde var olan güzellikleri komşumuz için de isteyelim. Azat edelim o lambadan çıkan cini. Başkalarıyla savaşmak yerine, kendimizle savaşalım. Çünkü insanın en iyi dostu kendisi, en kötü düşmanı da kendisi. Bu savaşın kazananı olmayacak, komşunun iki gözü gidince siz de ikinci gözünüzü feda edecek başka dilek dileyeceksiniz. Hepten kör kalacaksınız. Yüreğiniz kör, gözünüz kör, yürüyen ölüler… Oysa bu dünya yaşamak için güzel bir yer. Yüreğimizle çöplüğe çeviriyoruz. Ne kendimizle, ne de başkası ile uğraşıp haset edelim. Biz eğer savaşmayı çok seviyorsak hasede karşı savaşalım. Kimse içimizdeki haset kadar zarar vermiyor bize. Çizgimizden çıktığımız, insanlığımızı kaybettiğimiz, uçurumlara yuvarlandığımız bir yol haset yolu. Biz bu yolu değil; dostluk, sadakat, kardeşlik, sevgi, paylaşma, yaşama yolunu seçelim. Kendimize el uzatalım. Kendimize sahip çıkalım. Kendimizi hasede teslim edip de; kör kalmayalım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Misafir 2 hafta önce

O kadar haklısınız ki

Avatar
Ünlem 2 hafta önce

Bu tür yazıları iyiler okur gönlü güzeller daha iyi nasıl olurum diye okur ,o ikinci içinde de kin geçer !birkaç cümleden sonra devam edemezler,esselam olsun gönlü güzel insanlra...